SAĞLIK - 05 Mayıs 2025 Pazartesi 09:39

Çocuklar bile kullanıyor, elektronik sigara tehlikesi büyüyor

A
A
A

Elektronik sigarayı gençlerin dışında ilkokul ve ortaokul çağındaki çocukların bile kullanmaya başladığına vurgu yaparak tehlikeye dikkat çeken Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Fındıkçıoğlu, elektronik sigaraların sanıldığı kadar masum olmadığını, ’patlamış mısır akciğeri’ olarak isimlendirilen hastalığa neden olduğunu söyledi.

Kullanımı yaygınlaşan elektronik sigaralar giderek daha popüler hale geliyor. Başta gençler olmak üzere artık birçok kişi, sağlığa daha az zararlı olduğunu düşünerek elektronik sigara içmeyi tercih ediyor. Oysaki elektronik sigaralar, nikotin bağımlılığını devam ettirdiği gibi akciğer hasarı, kalp hastalıkları ve gençlerde beyin gelişimini olumsuz etkileme gibi çeşitli sağlık sorunlarına neden oluyor. Bu sigaralar üzerine yapılan birçok araştırma da vücut üzerinde başka olumsuz etkileri olduğunu gösteriyor.

"Sigara değil ama sigara kadar zararlı"

Konuyla ilgili Acıbadem Adana Hastanesi’nden Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Fındıkçıoğlu, İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Farklı tatları ve sigara gibi kokusunun olmaması nedeniyle zararsız bir ürün gibi algılanan elektronik sigaraların masum olmadığını anlatan Prof. Dr. Alper Fındıkçıoğlu, "Yapay meyve aromaları nedeniyle zararsız bir ürün gibi sunuluyor. Ancak bu konuda dikkatli olmak lazım. Sigara değil ama sigara kadar zararlı. 10-15 yaş civarındaki çocuklar çok rahat kullanabildiği için ciddi çok genç yaşta olmalarına rağmen akciğer, kalp damar ve birçok hastalığın görülmesi mümkün" dedi.

Çocuklar bile kullanıyor, elektronik sigara tehlikesi büyüyor

"İlkokul, ortaokul çağındaki çocuklar bile içebiliyor"

Uyarılarına devam eden Prof. Dr. Fındıkçıoğlu, "Elektronik sigaralar aslında normal tütün mamulü sigaradan farklı bir şey değil. Maalesef ki, farklı bir ürün veya daha az zararlı gibi lanse ediliyor. İnsanlar da buna inanıyor. Son 10-15 yıldır giderek daha çok kullanılmaya başladığını görüyoruz. Toplumsal olarak ciddi bir sağlık problemi oluşturabilecek yeni bir alışkanlık ortaya çıkıyor. Tüketiciler için duman kokusunun olmaması çekici hale getiriyor. Sigara birçok yerde yasak ya da özel bir alanda içilebilirken elektronik sigaraların kokusunun olmaması nedeniyle her yerde içilebiliniyor. Bu da içme oranını da artıyor. Üzülerek görüyüz ki, bırakın gençleri, ilkokul, ortaokul çağındaki çocuklar bile kullanıyor. Böylece çok kişi genç yaşta, zararlarına maruz kalıyorlar. Bu yüzden çok genç yaşlarda ciddi akciğer hastalıklarıyla karşılaşmaları mümkün" ifadelerini kullandı.

"Patlamış mısır akciğeri hastalığı, KOAH’a benzer semptomlarla kendini belli ediyor"

Elektronik sigaraların birçok batı ülkesinde ’patlamış mısır akciğeri’ olarak bilinen hastalığına sebep olduğunun altını çizen Prof. Dr. Fındıkçıoğlu, "Patlamış mısır akciğeri ismi, Amerika’da ilk olarak patlamış mısır fabrikası işçilerinde görülmüş. Mısıra tereyağı tadı vermesi için kullanılan tatlandırıcılı bir kimyasal olarak deacety’i solumaları sonucunda akciğerlerinde bu hastalık tespit edilmiş. Günümüzde kullanılan elektronik sigaralarda veya buharlaştırıcı sıvılarında aromalar için yine bu tehlikeli madde diacetyl kullanılıyor. Elektronik sigaraların içerisine vanilya, Hindistan cevizi, akçaağaç gibi aromaları sigaranın sıvısına ekliyorlar. Böylece daha çekici hale getiriyorlar. Bunlar tehlikeli kimyasallar aslında. İçicilerin buhar yoluyla doğrudan akciğerlerine çektikleri bu kimyasallar ciddi zarar veriyor ve yol açtığı hastalık, ’patlamış mısır akciğeri’ ismiyle biliniyor. Akciğerde Kronik Obstrütif Akciğer Hastalığının (KOAH) semptomlarına benzeyen bir şekilde, hırıltılı nefes darlığı, öksürük gibi şikayetleri olan önemli bir akciğer hastalığı oluşuyor. Başta Amerika olmak üzere elektronik sigaraların yaygınlaşmaya başlamasıyla birçok ülkede bu hastalık görülüyor. Yaygınlaşması, çok ciddi bir toplumsal sağlık sorunu oluşturabileceğinin de işareti. Öncelikle şunu vurgulamak gerekir, elektronik sigaranın, normal sigaradan farkı yok. Bir başka sorun da, sigarayı bırakmak isteyenler, elektronik sigarayı, sanki sigarayı bırakmak için bir geçiş yolu gibi görüyorlar. Bu da yanlış bir inanış. Ne zararından kaçabiliyorlar, ne de sigaraya duydukları bağımlılıktan kurtulabiliyorlar" diyerek sözlerini tamamladı. 

Umutcan İşledici - Elif Ayşenur İşledici

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir 5 kuşaklık Kızıklı mirası yok olmak üzere Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde dünyaca ünlü "Kızıklı işi" bıçak ustalığı, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. 5 kuşaktır dededen toruna aktarılan bu kadim zanaatın son temsilcisi Tanju Pulat, ateş ve örs başında zamana direniyor. Yarım asırlık bileme görmeden hala kullanılan satırları ve el işçiliği işlemeli dualı bıçaklarıyla tanınan Pulat, "Çırak bulamıyoruz, bu ateş sönmek üzere" diyerek sitem etti. Balıkesir’in Burhaniye ilçesine bağlı Kızıklı Mahallesi’nde, beş asırdır yankılanan çekiç sesleriyle yapılan bıçaklar artık son kalan atölyede yapılıyor. Babasından devraldığı mesleği 5. kuşak olarak omuzlayan Tanju Pulat, fabrikasyon üretime inat, çeliği geleneksel yöntemlerle çekiçle şekillendiriyor. 52 yıllık satır, hiç bilenmeden hala kesiyor Usta Tanju Pulat’ın atölyesindeki en dikkat çekici parça, babasının 1974 yılında çeliğini elleriyle dövdüğü kurban satırı. Yarım asrı devirmesine rağmen keskinliğinden hiçbir şey kaybetmeyen satırın özelliğini açıklayan Pulat, "Bu satır yapıldığı günden bu yana birçok kurban kesip parçaladı. Hala ilk gün ki gibi bir kez bile bileme yüzü görmedi. Eski ustaların çeliğe su verme ve dövme tekniği böyle belli oluyor. Biz hala bu satırı bilemedik. İlk günkü gibi kullanıyoruz" dedi. Bıçaklara işleme yapıyor Kızıklı işi bıçaklarını diğerlerinden ayıran en büyük özellik, üzerindeki sanatsal derinlik ve sağlam dayanıklı olması diyen Pulat, Bıçakların işlemeleri hakkında bilgiler veriyor. "Günümüzde bıçak çeliği üzerine el işçiliğiyle yazı ve motif işleyen belki 5 kişi kalmadık" şeklinde konuşan Pulat, bu geleneği şu sözlerle anlatıyor: "Babam kurban bıçaklarının üzerine kurban figürleri yapar, kurban duasını ayrıca kurbanın nasıl kesileceğini anlatan resim, figür ve yazılar işlerdi. Bu konuda daha sanatkârdı. Ben de bu geleneği yaşatan son kişilerden biriyim. Bu bıçaklar sadece birer araç değil, her biri birer sanat eseri" dedi. "Çırak bulamıyoruz, bu sanatın sonu geliyor" Beş kuşaktır aile mirası olarak sürdürülen zanaatın geleceği ise karanlık. Ağır işçilik ve sabır gerektiren mesleğe gençlerin ilgi göstermediğini vurgulayan son usta Pulat, bu konu hakkında dert yandı. "Bu meslek bize babalarımızın dedelerinden kaldı, biz beşinci kuşağız. Birileri zahmet edip 5 kuşaktır bu mesleği birilerine öğretmiş. Ama bende tıkandı. Son ustayım, meslek benle birlikte ölecek. Bu işi öğrenmek isteyen kimse çıkmıyor. Çırak bulamıyoruz. Ben bu kapıyı kilitlediğimde, Kızıklı’nın asırlık bıçak kültürü de tarih olacak. Ya öbür tarafta dedelerim, babam bana hesap sorarsa, niye bu mesleği öğretmedin derse" diyerek sitem etti. Burhaniye’de ki mütevazı atölyesinde, kor ateşin başında ter dökmeye devam eden Tanju Pulat, bir taraftan mesleğini yaparken diğer taraftan da mirasını devredecek bir el arıyor.
Ankara Türk üniversitelerinin uluslararası sıralamalardaki yükselişi sürüyor Türkiye’den toplam 11 üniversite, Quacquarelli Symonds’un (QS) 2026 Alan Bazlı Dünya Üniversite Sıralamasında ilk 500’de yer aldı. Londra merkezli yükseköğretim derecelendirme kuruluşu QS, 2026 Alan Bazlı Dünya Üniversite Sıralaması sonuçlarını açıkladı. 100 ülkeden bin 900’ü aşkın yükseköğretim kurumunun değerlendirildiği sıralamada, Türkiye’den toplam 11 üniversite farklı alanlarda dünyada ilk 500’e girmeyi başardı. Ankara Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), İstanbul Üniversitesi (İÜ), Koç Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), Sabancı Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ), farklı alanlarda ilk 500’de yer alan Türk üniversiteleri oldu. Sıralamada ‘Beşeri Bilimler ve Sanat’, ‘Mühendislik ve Teknoloji’, ‘Fen Bilimleri ve Tıp’, ‘Doğa Bilimleri’ ve ‘Sosyal Bilimler ve İşletme’ olmak üzere 5 ana alan ve 55 alt bölüm değerlendirildi. Değerlendirme, ‘akademik itibar’, ‘işveren itibarı’, ‘makale başına araştırma atıf sayısı’, ‘H indeksi’ ve ‘uluslararası araştırma ağı’ olmak üzere beş gösterge baz alınarak yapıldı. Sanat ve Beşeri Bilimler alanında 9 Türk üniversitesinden derece QS Alan Bazlı Dünya Üniversite Sıralamasında, ‘Sanat ve Beşeri Bilimler’ alanında ilk 500’de 9 Türk üniversitesinin sıralamaya girdiği belirtilirken, ODTÜ 242, İÜ 279, İTÜ 284, Hacettepe Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi 305, Koç Üniversitesi 383, Ankara Üniversitesi 391’inci olarak listeye girdiği açıklandı. Bilkent Üniversitesi 401-450, Gazi Üniversitesi ise 451-500 bandında yer aldı. Mühendislik ve Teknoloji alanında İTÜ 91’inci oldu ‘Mühendislik ve Teknoloji’ alanında İTÜ 91’inci olarak dünyada ilk 100’e girme başarısı gösterirken, ODTÜ 103, Boğaziçi Üniversitesi 236, Koç Üniversitesi 243, Sabancı Üniversitesi 266, YTÜ 273, Bilkent Üniversitesi 290’ıncı olarak ilk 300’de yer aldı. Hacettepe Üniversitesi de 364’üncü sırada yer alarak, bu alanda ilk 500’e giren 8’inci Türk üniversitesi oldu. Sosyal Bilimler ve İşletme alanında ODTÜ 173’üncü oldu ‘Sosyal Bilimler ve İşletme’ alanında ODTÜ 173, Boğaziçi Üniversitesi 217, Koç Üniversitesi 252, Bilkent Üniversitesi 278, İstanbul Üniversitesi 346, İTÜ ve Sabancı Üniversitesi 353’üncü oldu. Hacettepe Üniversitesi 401-450, Ankara Üniversitesi 451-500 bandında yer aldığı açıklanırken, böylece bu alanda toplam 9 Türk üniversitesi ilk 500’e girdi. Fen Bilimleri ve Tıp alanında Hacettepe Üniversitesi 308’inci sırada ‘Fen Bilimleri ve Tıp’ alanında Hacettepe Üniversitesi 308’inci sırada yer alırken, onu 390’ıncı sırada Ankara Üniversitesi takip etti. İÜ de 451-500 bandında yer alarak bu alanda ilk 500’e girmeyi başaran 3 Türk üniversitesinden biri olduğu belirtildi. Ayrıca ‘Doğa Bilimleri’ alanında da İTÜ 251, ODTÜ 300’üncü olarak ilk 300’e girmeyi başarırken, Ankara Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi 451-500 bandında kendilerine yer bularak bu alanda ilk 500’e giren 4 Türk üniversitesi arasında yer aldığı ifade edildi. "Türk yükseköğretimi, küresel rekabette üst sıralara yükselmeye devam edecektir" Türk üniversitelerinin uluslararası alandaki başarılarının artarak sürmesinden memnuniyet duyduğunu belirten Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, "Türk yükseköğretimi küresel rekabette üst sıralara yükselmeye devam edecektir. Hep birlikte daha büyük hedeflere ulaşmak için planlı ve kararlı çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sıralamalarda yer alan tüm üniversitelerimizi kutluyorum" ifadelerine yer verdi.