GÜNDEM - 02 Nisan 2026 Perşembe 15:36

Down sendromlu Gülayfer’in gelinlik hayali gerçek oldu

A
A
A
Down sendromlu Gülayfer’in gelinlik hayali gerçek oldu

Adana’da yaşayan Down sendromlu Gülayfer Akgül’ün (26) yıllardır kurduğu gelinlik giyme ve düğün yapma hayali, temsili düğünle gerçek oldu.


Merkez Seyhan ilçesine bağlı Tellidere Mahallesi’nde yaşayan Down sendromlu Gülayfer Akgül, yıllardır gelinlik giymek istedi. Akgül’ün ailesi ve yakınları, genç kız için hazırlanan temsili düğün organizasyonunda, gerçek bir düğün atmosferi oluşturdu.


Davetiye basımından gelin arabasına, kuaför hizmetlerinden kına gecesine kadar tüm detayların düşünüldüğü organizasyona mahallede geniş katılımla gerçekleştirildi.


Organizasyon kapsamında Gülayfer Akgül, düğün günü kuaföre götürülerek saç ve makyajı yapıldı. Ardından gelinliği giydirilen Akgül için süslenen araç hazırlandı. Gelin arabasıyla evinin önüne getirilen Akgül, ailesi ve yakınları tarafından alkışlarla karşılandı. Burada gerçekleştirilen gelin çıkarma töreninin ardından konvoy eşliğinde düğün salonuna geçildi. Kardeşi tarafından beline kırmızı kuşak bağlanan Gülayfer Akgül, alkışlar eşliğinde salona giriş yaptı. Kadınlara özel gerçekleştirilen organizasyonda müzik eşliğinde eğlence düzenlendi, pasta kesimi yapıldı ve kına yakıldı. Salonun tamamen dolduğu gecede davetliler, genç kızın mutluluğuna ortak olurken zaman zaman duygusal anlar yaşandı. Katılımcılar, Akgül ile birlikte oyunlar oynayıp halay çekti.


Gülayfer Akgül’ün annesi Filiz Akgül, kızının uzun süredir böyle bir hayal kurduğunu belirterek, "Gülayfer’in en büyük isteği gelinlik giymekti. Biz de bu hayalini gerçekleştirmek için böyle bir organizasyon yaptık. Onun mutlu olduğunu görmek bizi de mutlu etti" ifadelerini kullandı.



Down sendromlu Gülayfer’in gelinlik hayali gerçek oldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muş Bulanık’ta masa tenisi turnuvası coşkuyla başladı Muş’un Bulanık ilçesinde gençleri spora teşvik etmek ve sosyal dayanışmayı artırmak amacıyla düzenlenen masa tenisi turnuvası, yoğun katılımla başladı. Bulanık Kaymakamlığı ile İlçe Gençlik ve Spor Müdürlüğü iş birliğinde organize edilen turnuva, ilçe genelinden büyük ilgi gördü. Bulanık Gençlik ve Spor Müdürlüğü salonunda gerçekleştirilen ve farklı yaş gruplarından toplam 100 sporcu katıldığı turnuvanın açılışı Bulanık Gençlik ve Spor Müdürü Serhat Akkaya’nın ilk servisi atmasıyla yapıldı. Gençlerin yanı sıra yetişkinlerin de ilgi gösterdiği organizasyon, ilçede spor kültürünün gelişmesine katkı sunmayı hedefliyor. Katılımcılar, turnuva boyunca hem rekabetin hem de dostluğun ön planda olacağı müsabakalarda mücadele edecek. Açılış programında konuşan Bulanık Gençlik ve Spor Müdürü Serhat Akkaya, sporun bireylerin fiziksel ve ruhsal gelişimi açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Akkaya, "Bu tür organizasyonlar gençlerimizi kötü alışkanlıklardan uzak tutmak, onları spora yönlendirmek ve sosyal açıdan gelişimlerine katkı sağlamak adına büyük önem taşıyor. Turnuvaya katılan tüm sporcularımıza başarılar diliyorum" dedi. Öte yandan turnuvaya katılan sporcular, böyle etkinliklerin ilçede daha sık düzenlenmesini istediklerini ifade ederek, kendilerine bu imkânı sunan yetkililere teşekkür etti. Turnuva boyunca yaşanan heyecan dolu karşılaşmalar, izleyicilere keyifli anlar yaşatmaya devam ediyor.
Düzce Düzce Üniversitesi’nde Dünya Otizm Farkındalığı DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Engelsiz Üniversite Koordinatörlüğü ile Kariyer Geliştirme ve Mezun İzleme Uygulama ve Araştırma Merkezi iş birliğiyle, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü etkinlikleri kapsamında düzenlenen "Otizmle Yaşamın İçinden: Bir Annenin Deneyimleri" adlı söyleşi gerçekleştirildi. Sağlık Bilimleri Konferans Salonu’nda ki etkinliğe Düzce Üniversitesi akademisyenleri ve çok sayıda öğrenci katılarak otizm konusundaki farkındalık çalışmalarına destek verdi. Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Düzce Üniversitesi Engelsiz Üniversite Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Hakan Özak, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’nün Birleşmiş Milletler tarafından otizme dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla ilan edildiğini hatırlattı. Otizmin bir eksiklik değil, farklı bir gelişimsel yolculuk olduğunu vurgulayan Özak, her bireyin kendine özgü güçlü yönleri olduğunu belirtti. Özellikle Özel Eğitim Bölümü öğrencilerine ve öğretmen adaylarına seslenen Özak, bu farkındalığın meslek yaşamlarında çok kıymetli bir karşılığı olacağını ifade ederek, daha kapsayıcı bir toplum için empati kurmanın ve bilimle alakalı bilgiyle donanmanın önemine değindi. Programın davetli konuşmacısı Tuğba Topal, "Otizmle Yaşamın İçinden: Bir Annenin Deneyimleri" başlıklı konuşmasında, iki çocuk annesi ve bir Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak yaşadığı 20 yılı aşkın deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Çocuklarının tanı alma süreçlerinden eğitim aşamalarına kadar karşılaştığı zorlukları samimiyetle anlatan Topal, otizmin çok geniş bir yelpaze olduğunu ve bu yelpazenin farklı noktalarında yer aldıklarını belirtti. Ailelerin en çok "yargılanma" ve "yalnızlık" duygularıyla mücadele ettiğini vurgulayan Topal, toplumun ve eğitimcilerin bu süreçte sergileyeceği şefkat ve merhametin aileler için en büyük destek olduğunu ifade etti. Söyleşisinin devamında eğitimcilere ve öğrenci adaylarına önemli tavsiyelerde bulunan Tuğba Topal, çocukları sadece masa başında değil, hayata hazırlayacak şekilde eğitmenin gerekliliğine dikkat çekti. "Siz bu mesleği tercih ettiniz, lütfen işinizi kalbimize dokunarak ve şefkatle yapın." diyen Topal, otizmli bireylerin sosyal hayata adaptasyonu için market alışverişinden para hesabına kadar günlük becerilerin öğretilmesinin hayati önem taşıdığını sözlerine ekledi. Kendi çocuklarıyla olan iletişiminden örnekler vererek duygusal anlar yaşatan Topal, her bir farklılığın bir zenginlik olduğunu ve anlayışla karşılanmayı beklediklerini dile getirdi. Program, teşekkür belgesi takdimi ve günün anısına hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
Sivas Otizmde kritik uyarı: "6 aylık bebeklerde bile görülebilir" Sivas Devlet Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıklarından Uzm. Dr. Beyza Karataş Bozok, otizmin yalnızca 3 yaşından sonra anlaşılabileceği yönündeki yaygın inanışın gerçeği yansıtmadığını söyledi. Uzm. Dr. Beyza Karataş Bozok, otizm spektrum bozukluğuna ilişkin önemli açıklamalarda bulunarak toplumda doğru bilinen yanlışlara dikkat çekti. Otizm belirtilerinin çok daha erken dönemlerde ortaya çıkabileceğini vurgulayan Bozok, "Bazı bebekler 6. aydan itibaren akranlarından farklı gelişim gösterebilir. Bu nedenle erken belirtilerin gözden kaçırılmaması büyük önem taşıyor" dedi. Tanı sürecine ilişkin de bilgi veren Bozok, "Otizm tanısı herhangi bir kan, idrar tetkiki ya da görüntüleme yöntemi ile konulmaz. Tanı, çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı tarafından yapılan ayrıntılı klinik değerlendirme ile konulur" diye konuştu. Ailelere erken dönem belirtiler konusunda ayrıntılı uyarılarda bulunan Bozok, "Erken dönemde bazı gelişimsel işaretlerin dikkatle izlenmesi gerekir. Örneğin 6 ay civarında sosyal gülümsemenin ya da duygusal yüz ifadelerinin olmaması, 9 ayda ses çıkarma, gülücük ve mimiklerin sınırlı kalması önemli bir uyarı olabilir. 12 ayda ismi söylendiğinde tepki vermeme dikkat edilmesi gereken hususlardır. Bunun yanı sıra işaret etme, gösterme, el sallama gibi jestlerin gelişmemesi de erken belirtiler arasında yer alır. 24 ay civarında çocuğun iki kelimeli spontan cümleler kuramaması ya da gelişimin herhangi bir döneminde konuşma ve sosyal becerilerde gerileme görülmesi mutlaka değerlendirilmelidir. Bu belirtilerden herhangi biri varsa zaman kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır" ifadelerine yer verdi. Erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayan Bozok, "Erken tanı ve erken müdahale, çocuğun gelişimsel kazanımları açısından belirleyicidir. Özellikle 2,5 yaş öncesinde başlanan özel eğitim ve destek programlarının çok daha etkili olduğu bilinmektedir" dedi.
Tokat Plevne direnişinin arkasındaki liderlik Tokat’ta ele alındı Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesinde düzenlenen panelde Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşa’nın hayatına dair yeni keşifler ve askeri başarılarının stratejik yönleri ele alındı. Tokat’ta, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Tokat Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından, Gazi Osman Paşa’nın vefatının 126. yıl dönümü dolayısıyla anma paneli düzenlendi. 15 Temmuz Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programa; rektör yardımcıları Prof. Dr. Rasim Koçyiğit ve Prof. Dr. Mücahit Eğri, Genel Sekreter Prof. Dr. Muhittin Demiray, İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdi Dölek, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı. Programın açılışında konuşan TOGÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Rasim Koçyiğit, Gazi Osman Paşa’nın yalnızca bir asker değil, aynı zamanda azim ve kararlılığın simgesi olduğunu belirterek, Plevne’de gösterdiği direnişle tarihe adını altın harflerle yazdırdığını ifade etti. Panelin moderatörlüğünü Prof. Dr. Murat Hanilçe üstlenirken, Doç. Dr. İbrahim Aykun, Doç. Dr. Yunus Emre Tekinsoy ve Doç. Dr. Necati Çavdar konuşmacı olarak yer aldı. Aile geçmişine dair yeni keşifler paylaşıldı Panelde ilk olarak söz alan Doç. Dr. İbrahim Aykun, "Yeni Bilgiler Işığında Gazi Osman Paşa’nın Ailesi" başlıklı sunumunda, Paşa’nın aile yapısına ilişkin dikkat çekici veriler paylaştı. Osmanlı arşiv belgelerine dayanan araştırmalarda, bugüne kadar annesi olarak bilinen Şakire Hanım’ın aslında ablası olduğu, öz annesinin ise Vahide Hanım olduğu ortaya konuldu. Ayrıca babası Hacı Mehmed Bey’in gümrükte değil, Mekteb-i Harbiye-i Şahane’de "Ser Hademe" olarak görev yaptığı ve ailenin İstanbul Cihangir’de yaşadığı bilgisi paylaşıldı. Nüfus kayıtlarına göre Paşa’nın doğum yılının da 1832 olduğu ifade edildi. Plevne savunmasının askeri yönü ele alındı Doç. Dr. Yunus Emre Tekinsoy ise "93 Harbi’nde Plevne Savunması ve Gazi Osman Paşa" başlıklı sunumunda, dünya askeri tarihine geçen Plevne direnişinin stratejik boyutlarını anlattı. Tekinsoy, Osmanlı ordusunun savunma taktikleri ile Paşa’nın liderlik özelliklerini detaylı şekilde değerlendirdi. Saraydaki etkisi ve devlet içindeki konumu anlatıldı Panelin son konuşmacısı Doç. Dr. Necati Çavdar da "Yıldız Sarayı’nda Gazi Osman Paşa" başlıklı sunumunda, Paşa’nın savaş sonrası yaşamına ve Osmanlı bürokrasisindeki yerine değindi. Çavdar, Rus esaretinden dönen Paşa’nın II. Abdülhamid tarafından takdirle karşılandığını belirterek, 22 yıl boyunca Hassa Müşirliği ve Mabeyn Müşirliği görevlerinde bulunduğunu söyledi. Gazi Osman Paşa’nın, devlet yönetiminde etkin rol üstlendiğini ve padişaha en yakın isimlerden biri olarak görev yaptığını ifade eden Çavdar, Paşa’nın hayatı boyunca çeşitli iddialara rağmen saraydaki güvenini koruduğunu vurguladı. Panel, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.