SAĞLIK - 27 Mart 2024 Çarşamba 09:56

Dr. Deniz: “Doğum kontrol yöntemleri için doktor görüşü alınmalı”

A
A
A
Dr. Deniz: “Doğum kontrol yöntemleri için doktor görüşü alınmalı”

Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Bölümünden Uzm. Dr. Şirin Aydın Deniz, çiftlerin istedikleri zaman istedikleri sayıda çocuk sahibi olmaları anlamına gelen doğum kontrolünde en önemli konunun hangi doğum kontrol yönteminin kullanılacağına karar verilmesi olduğunu söyledi.


Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Bölümünden Uzman Doktor Şirin Aydın Deniz, doğum kontrol yöntemine karar verilirken yöntemin etkinliği, çiftler tarafından uygulanabilirliği, maliyeti, ulaşılabilirliği, kişinin adet döngüsünün düzeni, kanama miktarı, miyom ya da ek hastalık varlığı, partner sayısı gibi detayların önemli olduğunu belirterek, yöntemlerle ilgili bilgiler verdi. Doğum kontrol yöntemlerinin geleneksel ve medikal olarak ikiye ayrıldığını ifade eden Dr. Deniz, “Geleneksel yöntemler geri çekme, takvim takibi ve vajinal duş olmak üzere üç çeşittir. Geri çekme toplumumuzda çok sık kullanılan bir doğum kontrol yöntemidir ancak güvenilir bir yöntem değildir. Takvim yöntemi ise daha çok 28 günde bir düzenli adet gören kadınların kullanabileceği bir yöntemdir. Adetin 14. gününde yumurtlama olduğunu varsayarsak bu dönemlerde birliktelikten uzak kalarak korunma sağlanabilir. Ancak yine çok güvenilir bir yöntem değildir. Çünkü her kadın her adet döngüsünde düzenli ve günü gününe adet görmez. Daha erken ya da bir sebeple daha geç yumurtlama olduğu takdirde bu döngü gebelikle sonuçlanabilir. Geleneksel yöntemlerin koruyuculuğu ortalama yüzde 75’tir. Yüzde 25 civarında gebelikle sonuçlanabileceğinden hekimler arasında çok fazla önerilen yöntemler değillerdir” dedi.


Dr. Şirin Aydın Deniz, doğum kontrol haplarının en sık önerilen medikal yöntem olduğunun altını çizerek şunları söyledi:


“Doğum kontrol hapları üç çeşittir. Birincisi sadece progesteron içeren, emzirme döneminde de kullanılabilen ilaçlardır. İkincisi klasik östrojen ve progesteron içeren, koruyuculuğu yüzde 99 civarında olan ve daha çok tercih edilen haplardır. Üçüncüsü ise acil kontrasepsiyonda kullanılan haplardır ancak yine güvenilir bir korunma yöntemi değildir. Toplumda çok fazla kullanılan bir diğer medikal korunma yöntemi ise spirallerdir. Spiraller (rahim içi araçlar) bakırlı ve hormonlu olmak üzere iki çeşittir. Bakırlı olanların koruyuculuğu 10 yıldır. Hormonlu olanlar ise 5 yıla kadar hormonal açıdan, 8 yıla kadar da doğum kontrolü açısından koruma sağlar. Spiraller ve doğum kontrol hapları kadar güvenilir ve koruyuculuğu yüksek olan bir başka doğum kontrolü yöntemi ise cilt altı implantıdır. Cilt altı implantı, bir kibrit çöpü büyüklüğünde olan, kolun iç yüzüne uygulanan, progesteron içeren ve emzirme döneminde de kullanılabilen bir doğum kontrol yöntemidir. Ülkemizde çok sık kullanılmamasına rağmen son dönemde popülaritesi giderek artmaktadır. Dördüncü yöntem ise aylık ve 3 aylık iğnelerdir. Bu iğnelerin yan etkileri anormal kanama ya da hiç adet görmeme şeklinde olabilir.”


Bir başka yöntem olan bariyer yönteminin kadınlar için diyafram veya servikal başlık, erkekler için ise prezervatif olduğunu belirten Deniz, prezervatiflerin sadece bir doğum kontrol yöntemi olarak değil, ayrıca kadınları cinsel yolla bulaşan hastalıklara ve enfeksiyonlara karşı korumak için de diğer doğum kontrol yöntemleriyle birlikte kullanılması gerektiğini vurguladı. Doğum kontrolünün cerrahi yöntemlerinden de bahseden Doktor Şirin Aydın Deniz, daha çok fertilitesini tamamlamış ve tekrar çocuk sahibi olmayı düşünmeyen çiftler için tubal ligasyon yani tüplerin bağlanması veya erkekler için vazektomi yani sperm kanallarının bağlanması yöntemini önerildiğini, hiçbir doğum kontrol yönteminin yüzde yüz koruyucu ve mükemmel olmadığını belirterek, kullanılacak yönteme karar vermek için mutlaka bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı görüşünün alınması gerektiğini vurguladı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Annesinin güvenli diye gönderdiği ev, duvarın çökmesiyle 15 yaşındaki çocuğa mezar oldu Hatay’da aşırı yağışla birlikte oluşan heyelana dayanamayan müstakil evin duvarları çöktü. Afete uykusunda yakalanan 15 yaşındaki Abdulhanan Elmuhammed hayatını kaybetti. Olay yerindeki aileye yardıma koşan Mehmet Ceylan, "Çocuğumuz çekyatın altında sıkışarak havasızlıktan hayatını kaybetmişti" dedi. Kentte etkili olan şiddetli yağışla birlikte yaşanan heyelan, Antakya ilçesi Hacı Ömer Alpagot Mahallesi’nde, dağ yamacında bulunan müstakil bir evin duvarlarının çökmesine neden olmuştu. Heyelana uykuda yakalanan ev halkından 4 kişi yaralanmıştı. Hastaneye kaldırılan 15 yaşındaki Abdulhanan Elmuhammed yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı. Olayda Abdulhanan’ın 10 yaşındaki kardeşi Abdulcelil Çelik Elmuhammed de ağır yaralanmıştı. Olayda yaralanan 2 kardeşin, anneleri tarafından evlerinin güvenli olmadığı düşünülerek akşamüzeri ablalarına misafirliğe gönderildiği anlaşılmıştı. Abdulhanan Elmuhammed’e mezar olan ve kardeşi Abdulcelil Çelik Elmuhammed’in ağır yaralanmasına neden olan müstakil evin heyelanla birlikte duvarlarının çöktüğü ve tavanın sağlam olduğu görüldü. Olayın ilk anında aileye yardıma koşan Mehmet Ceylan, yaşananları anlatarak yağmur suyunun gidecek yer bulamayınca evin duvarını patlattığını söyledi. Olayda hayatını kaybeden 15 yaşındaki çocuğun çekyat altında sıkışarak can verdiğini anlatan Mehmet Ceylan, "İlk etapta geldiğimde aşağısının bayağı kötü olduğunu gördüm. 3 kişi çıkarılmıştı, 1 kişi ise bulunamamıştı. Anneyle karşılaştığımda şoktaydı. Duvarların patlamış olduğunu gördüm. Yağmur suyunun, toprağın birikintisinin gidecek yeri olmadığından duvarları patlatıp, heyelanı oluşturduğunu gördük. Çevreye baktık bulamadık. En son çocuk, yağmur sularının gittiği derede bulundu. Çocuğumuz çekyatın altında sıkışarak havasızlıktan hayatını kaybetmişti" dedi.
Ankara Özel: "Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz" Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğu ile yaptığı telefon görüşmesine ilişkin, "Cevabım nettir, tavizim yoktur. Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz" dedi. Özgür Özel, Cumhuriyet Halk Partisinin 38’inci Olağan Kurultayı hakkında verilen mutlak butlan kararı sonrası CHP Genel Merkezinde düzenlenen, ‘Partimize, İrademize Sahip Çıkıyoruz’ buluşmasında konuştu. Özel, "Değerli dostlarım, büyüklerim, akranlarım, sevgili kardeşlerim, değerli gençler aile her şeydir. Ne zaman başımız sıkışsa, yüzümüzü ailemize döneriz. Aile, düştüğümüzde kolumuzdan tutandır. Sendeleyince omuzumuza dokunandır. Yokluğuna katlanmak zordur. Ama zoru göğüsleriz. Yükü paylaşır, acıyı bölüşürüz. Ama ailemizin yokluğuna, hasretine, acısına dayanırız da haysiyetinin çiğnenmesine asla izin vermeyiz. Siz benim ailemsiniz. Siz birbirinizin ailesisiniz. Bize oy versin, vermesin bu ülkenin tüm demokratları bizim ailemizdir. Bu ülkenin geleceğinden kaygı duyanlar, yarınları için mücadele edenler, birilerinin yanına sığınıp da onlarla gününü gün edenler değil; birbirinin omzuna tutunup da yarınlar için direnenler bizim ailemizdir. İşte bizler ailesine sahip çıkanlarız. Biz yoksulları, emekçileri, emeklileri, esnafı, çiftçiyi, gençleri ailemiz bildik" şekilde konuştu. "Bizim suçumuz, seçim kazanmak" Son yerel seçimleri kazandıkları için haksız ilan edildiklerini söyleyen Özel, "Bizim suçumuz, seçim kazanmak ya da seçimi kazanacakları aday yapmak. Bizim suçumuz, müesses nizama baş kaldırmak. Bizim suçumuz, kontrollü muhalefet olmayı reddetmek. Bizim suçumuz, paşa paşa konforlu muhalefet koltuğunda oturmayıp millet için iktidar hedeflemek. Bu yüzden mesele, Cumhuriyet Halk Partisi meselesi değildir. Mesele, milletin meselesidir, halkın meselesidir, halkların meselesidir." ifadelerini kullandı. "Türkiye değil, dünya hukuk tarihinde olmayacak bir karar" Özel, "Malum dün Türkiye değil, dünya siyasi tarihinde, hukuk tarihinde olmayacak bir kararla bambaşka bir hukuk dalının bir kuralını getirip de bir siyasi partinin 2,5 yıl önce yapmış olduğu bir kurultaya uygulayarak; hem de o kurultay ile ilgili yürüyen davaları perişan olmuş şahitlik edenlerin hakim önünde ifadelerini geri çektikleri, savunamadıkları. Elbette buna susacak, teslim olacak halimiz yoktu. Bir yandan da bu cenderenin içinden çıkmak gerekiyor. Ama bunu gidip de rejimle uzlaşacak, aparatlarıyla uzlaşacak ya da olmadık temaslar, olmadık pazarlıklar, bekledikleri gibi tavizler vererek yapacak halimiz yoktu. İşte o yüzden buradayım, işte o yüzden buradayız, işte o yüzden buradasınız. İyi ki buradasınız." "O telefona bakmadık, bakamadık" Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı telefon görüşmesinden bahseden Özel, "Milletin, halkın gücüyle; sizlerin emeğiyle, kararlılığıyla birlikte bir büyük mücadeleyi başlattık. Günün şartları, günün psikolojisi içinde bir telefon geldi. O telefona bakmadık, bakamadık. Bugün akşamüstü o telefon görüşmesini gerçekleştirdik. İşte buradaki bütün dostlara ne konuştuğumu ne olacağını, ne olmayacağını söylemek boynumun borcudur. Bugün dedim ki ‘Sokağı görüyor musun?’ Dedim ki ‘Sokağı görüyor musunuz? Milleti duyuyor musunuz? Bu partinin, bu baba ocağının bahçesinde yan yana ağlayan 80 yaşında teyzemi, 15 yaşında evladı görüyor musunuz? Türkiye’nin dört bir yanından yükselen isyanı duyuyor musunuz? Bugün Türkiye’den 65 baro isyan ediyor. Bugün Türkiye’nin tüm meslek örgütleri, tüm sendikaları, tüm siyasi partileri, en sağdan en sona tüm dostlar yan yana duruyor. ‘Bu CHP meselesi değil, bu Türkiye meselesidir’ diyor ve sizden bir şey bekliyor.’ Bir soru aldım. ‘Siz ne diyorsunuz?’ diye. Cevabım nettir, tavizim yoktur. Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz. İki şeye ömür vermeye, gerekirse iki şeye can vermeye razı olmuşum. Buradan sizin önünüzde ifade ediyorum. Bunlardan birincisi, Cumhuriyet Halk Partisi üyesinin, delegesinin önüne Atatürk’ün partisinin sandığı gelecek. İkincisi, bu milletin önüne seçim sandığı gelecek, bu iktidar değişecek." dedi.