GÜNDEM - 19 Şubat 2026 Perşembe 13:08

Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi Ramazan’ın ruhunu sınıflara ve evlere taşıdı

A
A
A
Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi Ramazan’ın ruhunu sınıflara ve evlere taşıdı

Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi, Ramazan ruhunun daha iyi kavranması için kent merkezindeki okullarda öğrencilere led ışıklı mahyalar ve görseller dağıttı.


Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi, Ramazan ayının başlaması vesilesiyle düzenlenen etkinlik kapsamında, öğrencilerin Ramazan’ın ruhunu daha iyi kavraması için kent merkezindeki okullarda öğrencilere led ışıklı mahyalar ve görseller dağıttı.


Ramazan’ın toplumsal dayanışmayı güçlendiren, paylaşmayı ve empatiyi öne çıkaran bir dönem olduğunu vurgulayan Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi Başkanı Mustafa Sarıgeçili, "Ramazan bir eğitim ayıdır. Nefsini eğitmenin ve kul olma bilincini idrak etmenin ayıdır" diyerek tüm Müslümanların Ramazan’ını tebrik etti ve gençlerin bu ayı doğru anlamasının önemine işaret etti.


Semerkant İlkokulu, Öğretmen Hıdır Ünverdi Ortaokulu, DSİ Baraj Ortaokulu ve Sosyal Bilimler Lisesi’nde mahyalar ve görsellerin öğrencilere dağıtıldığını ve onların da hem sınıflarını hem de evlerini süslediklerini ifade eden Sarıgeçili, etkinlikle amaçlarının öğrencilerde paylaşma, sabır ve dayanışma duygusunu pekiştirmek olduğunu, gençlerin Ramazan’ı yalnızca oruç tutmak olarak değil; yardımlaşma, sabır, empati ve toplumsal sorumluluk olarak anlamalarını hedeflediklerini belirtti.


Etkinlik kapsamında, öğretmenler tarafından öğrencilere kısa bilgilendirmeler yapıldı, paylaşmanın ve ramazan bilincinin önemine dair örnekler anlatıldı.


Yerel düzeyde başlatılan bu uygulamanın, Millî Eğitim Bakanlığının "Maarifin Kalbinde Ramazan" temasıyla örtüştüğü; şubenin açıklamasında bu kapsamlı yaklaşımın çocukların değerler eğitimi açısından isabetli bulunduğu da belirtildi.



Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi Ramazan’ın ruhunu sınıflara ve evlere taşıdı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bayburt 76 yaşındaki Bayburtlu üretici ata tohumları için zirai don nöbetinde Bayburt’un Aslandede köyünde sebze ve meyve yetiştiriciliği yapan 76 yaşındaki çiftçi İsmail Öksüz, sıfırın altına düşen hava sıcaklıkları nedeniyle serasındaki ata tohumu fidelerini korumak için ikinci örtü, dumanlama ve ısıtıcıyla önlem aldı. Gerekirse geceyi serada geçireceğini belirten Öksüz, yerli ve ata tohumu fideleri zarar görmesin diye tüm imkanlarını devreye soktu. Geçen yıl mart ayında etkili olan yoğun kar yağışı nedeniyle seraları çöken Öksüz, bu kez zirai don tehlikesine karşı ata tohumlarını korumak için harekete geçti. Yılların emeğini verdiği seralarında büyük zarar yaşayan üretici, aynı kaybı yeniden yaşamamak için fidelerin başında nöbete hazırlanıyor. Daha önceki uygulamalarından edindiği tecrübeye göre seranın belli bir seviyeye kadar koruma sağladığını, ikinci örtülerin de soğuğa karşı ek koruma sunduğunu anlatan Öksüz, bu gece beklenen hava şartlarında bunların yeterli olamayacağını söyledi. "Üçüncü bir tedbire başvuruyorum" Ata tohumu fidelerini korumak için ikinci bir aşama olarak seraya duman vereceğini anlatan Öksüz, ateş ve odun yakarak içerideki sıcaklığı dengelemeye çalışacağını dile getirdi. Bu yöntemin de yetersiz kalması halinde serada kalacağını ve üflemeli ısıtıcıyı kurarak fideleri kurtarmaya çalışacağını belirten Öksüz, "Zirai dona karşı önlem almamız gerekiyor. Bu sera belli bir dereceye kadar ürünleri koruyor o yüzden ikinci örtüleri örtüyoruz. Daha önce yaptığım uygulamalardan bunu biliyorum. Görünüyor ki bu geceki soğuğa ikinci örtülerimiz de yetmeyecek. Bunun için ikinci bir tedbire başvuruyorum. O da seraya duman vermek. Ateş yakarak, odun yakarak inşallah önlemimizi alacağız. Eğer o da yetmezse bu gece burada kalmayı düşünüyorum. Isıtıcı kullanacağım. Üflemeli ısıtıcı var, onu da kuracağım" dedi. "Amacım para kazanmak değil" Verdiği mücadelenin ticari kazançtan çok ata tohumlarını yaşatma düşüncesine dayandığını vurgulayan Öksüz, bu yaşta serada nöbet tutmasının sebebinin memlekete faydalı olmak olduğunu ifade etti. Öksüz, söz konusu olanın yerli, ince kabuklu ve lezzetiyle öne çıkan ata tohumları olduğunu dile getirerek, "Bir şekilde bu tohumları, fideleri kurtarmaya çalışacağım. Bu yaşta bu mücadeleyi vermemin bir amacı var. Amacım para kazanmak değil. Vatana, millete hayırlı bir iş yapmak istiyorum. Bu tohumlar çok özel. Eğer sıradan bir tohum olsaydı bu kadar da önem vermezdim. Burada olmasa Antalya’da olur, fazla bir zarar olmazdı derdim ama bunlar çok özel tohumlar, ata tohumları. Yerli, kabuğu ince, çok lezzetli tohum bunlar" diye konuştu. "Tarım bakanının benden isteği var" Ata tohumlarının yaşatılması ve yaygınlaştırılması için çalışmalarını sürdürdüğünü anlatan Öksüz, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın kendisinden bu üretimi bir süre daha devam ettirmesini, uygulamaları çevresindekilere öğretmesini ve tohumları dağıtmasını istediğini söyledi. Bu konuda söz verdiğini belirten Öksüz, yaşı ilerlemesine rağmen üretimden vazgeçmeyeceğini dile getirerek, "Tarım ve Orman Bakanımızın benden isteği var. 1-2 sene daha bu işi devam ettir, uygulamaları etrafındaki insanlara öğret, tohumları dağıt diye istekte bulundu. Ben de yapacağıma söz verdim . Bu yaşta biraz zorlansam da bunu yapmaya devam edeceğim" ifadelerini kullandı. "Ata tohumlarını üşütmemiz çok büyük zarar demek" Serasında 6 çeşit biber ile 4 çeşit ata tohumu ve yerli domates bulunduğunu belirten Öksüz, fidelerin henüz 3-5 santimetre boya ulaştığını, bu dönemde yaşanacak donun, büyük kayıp anlamına geldiğini söyledi. Tohumları korumak için elinden geleni yaptığını, aynı işi yapan kişilere de tecrübelerini aktarmaya çalıştığını anlatan Öksüz, "Çok değerli tohumlar. Bunları üşütürsek yazık olur. Burada 6 çeşit biber, 4 çeşit ata tohumlardan, yerli tohumlardan domates var. Şu an 3-5 santim boyuna geldiler. Bunları üşütmemiz demek çok büyük bir zarar bana göre. O yüzden tohumları korumak için elimden geleni yapıyorum ve bu işi yapan insanlara öğretmeye çalışıyorum" dedi. "Bu işi canım sağ oldukça yapmaya çalışacağım" Yıllardır üretimin içinde olduğunu söyleyen Öksüz, çiftçiliğin artık hayatının bir parçası haline geldiğini ifade etti. Üretmeden rahat edemediğini kaydeden Öksüz, sağlığı el verdiği sürece ata tohumları için çalışmayı sürdüreceğini ifade ederek, "Bu mesleğe alışmışım, bunu yapmadan da pek rahat edemiyorum. Bu işi canım sağ oldukça yapmaya çalışacağım" şeklinde konuştu. Geçen yıl yaşadığı büyük kayba rağmen üretimden vazgeçmeyen Öksüz, bu kez zirai don tehlikesine karşı ata tohumu fidelerini korumak için serasında yeniden mücadele veriyor.