GÜNDEM - 20 Eylül 2024 Cuma 10:28

Eşine vermek istediği böbrek başkasına takıldı, kendisine yüzde 7 çalışan böbrek takıldı iddiası

A
A
A
Eşine vermek istediği böbrek başkasına takıldı, kendisine yüzde 7 çalışan böbrek takıldı iddiası

Adanalı Feyyaz Sevimli; Medicana International İstanbul Hastanesinde eşinden nakille takılması gereken böbrek yerine ‘Çapraz nakile’ zorlanarak başka bir böbrek takıldığı öne sürerken, takılan böbreğin de bir süre sonra rejeksiyona uğrayıp sadece yüzde 7 çalıştığını, eşinin sağlam böbreğinin ise başka birine takıldığını iddia etti. Sevimli eşinin sağlam böbreğinin ise kime takıldığını bilmediklerini belirtti. Sağlık Bakanlığı doktorlar hakkında soruşturma izni verdi.


Adana’da yaşayan böbrek hastası 3 çocuk babası Feyyaz Sevimli’nin (65) 2021 yılında böbreği tamamen çalışmaz hale geldi. Kuyumculuk yapan Sevimli, diyalize bağlanırken Ankara’da bir doktorun tavsiyesi üzerine İstanbul’da ki Medicana International İstanbul Hastanesine başvurdu.



Eşinin böbreği uydu


Medicana International İstanbul Hastanesin Prof. Dr. M.T.’nin ve Prof. Dr. M.S.’nin Feyyaz Sevimli ve eşi Sonay’a (38) yaptığı tetkikler sonucu genç kadının böbreği eşine uygun çıktı ve çift ameliyat gününü beklemeye başladı.


Çapraz nakile zorlandılar iddiası


Ancak bu sırada iddiaya göre, hastanedeki doktorlardan O.S., çiftin yanına giderek, ‘Sizin çocuğunuz var. Bu nakil olursa Feyyaz beyin spermleri biter, Sonay hanımda bir daha anne olamaz. Karı-kocanın böbrek nakli uygun değil. Bu böbrek atar, iyi çalışmaz. Sizi çapraz nakil yapalım’ dedi. Şüpheye düşen Sonay Sevimli, yine de eşinin sağlığı için bu durumu kabul etti.



Ameliyat oldu, yüzde 7 çalışan böbrek takıldı iddia edildi


Gerekli onayların verilmesinin ardından Feyyaz Sevimli’ye M.G.’nin böbreği, Sonay Sevimli’nin böbreği ise başka bir böbrek hastası olan M.G.’nin eşi G.G.’ye takıldı. Ameliyatın ardından taburcu olan Feyyaz Sevimli, aynı yıl Haziran ayında böbrek hastalığı şikayetlerinin devam etmesi üzerine Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvurdu. Burada yapılan tetkiklerde Sevimli’nin nakil olan böbreğinin rejeksiyona (böbrek reddi) uğradığı ve yüzde 7 çalıştığı söylendi.



Yeniden nakil oldu


Feyyaz Sevimli, bu sonuçlar üzerine İstanbul’daki Medicana International İstanbul Hastanesine tekrardan başvurduğunu ancak doktorların böyle bir durumun mümkün olmayacağını söyleyerek konuyu kapattığını öne sürdü. Tekrardan Adana’ya gelen Sevimli, hastane ve doktorlar hakkında şikayetçi olurken Antalya’da ki özel bir hastanede 2022 yılında yeniden böbrek nakli oldu ve sağlığına kavuştu.



Doktorlar hakkında soruşturma izni verildi


Şikayet üzerine Sağlık Bakanlığı konuyla ilgili inceleme başlattı. Sağlık Bakanlığı, geçtiğimiz Haziran ayında konuyla ilgili ön incelemeye tamamladı ve raporunda; “Feyyaz Sevimli’nin eşinin böbreği uygun olmasına rağmen doktor O.S. tarafından daha uyumlu denilerek çapraz nakil önerilmiştir. 09.12.2022 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Organ Hizmetleri Yönetmeliği incelendiğinde çapraz naklin hangi şartlarda ve kimlere yapılacağı komisyon kararı gerektirmektedir. Feyyaz Sevimli’ye yapılan nakilde eşininkinden daha uyumlu bir böbrek nakledilmiş olsa da öncelikle nakile uygun eşin böbreği kullanılması gerekirdi. Çapraz nakil komisyon kararına tabi tutulmalıydı” denildi.



Ayrıca raporda 3 doktor hakkında soruşturma izni verilmesine karar verildi.


Aynı raporda ifadesine başvurulan Prof. Dr. M.T.’nin, “Böbrek naklinde rejeksiyon riski hasta ile de bilimsel veriler ışığında paylaşılmış hastanın onayı da alınarak çapraz nakil tercih edilmiştir” dediği, diğer doktorlarında benzer ifadeler verdiği öne sürüldü.


Bu karar üzerine aile avukatları aracılığıyla hastane ve doktor hakkında şikayetçi oldu.



“Böbreğim yüzde 7 çalışıyormuş”


İhlas Haber Ajansı’na konuşan Feyyaz Sevimli, “İlk başta çok sevinmiştik ancak sonra doktor gelip ‘Eşinden böbrek alırsan atar’ dedi. Bizi çapraz ameliyata ikna ettiler. Prosedürleri tamamladık ve çapraz ameliyatımızı olduk. Buraya geldikten sonra rahatsızlandım. Hastaneye gidip kontrollerimi olduğumda böbreğimin yüzde 7 çalıştığını söylediler” dedi.



“Bize evrakları göstermediler”


Ameliyatlar sırasında işinden olduğunu ve binlerce lira parasını harcadığını belirten Sevimli, “Eşimin sağlam böbreğini alıp, bana ölü takmışlar. İstanbul’a gittik görüşmeye ve bize evrakları göstermediler. Sana takılan böbrek eşinin böbreğinden daha iyi dediler. Biz kabul etmedik evraklara bakmak istedik ama resmen bizden evrakları kaçırdılar. Biz daha da şüphelendik. Şuan soruşturmaya izin verildi. Ben kuyumculuk yapıyordum. Evimi, arabamı ve yazlığımı kaybettim. Biran önce gerekenin yapılmasını istiyorum” ifadelerini kullandı.



“Şuanda tek böbrekliyim”


Sonay Sevimli ise eşine vermek istediği böbreğini başkasına verdiği için üzgün olduğunu anlatarak, “Ben eşime böbreğimi vermek istiyordum. Benim böbreğim şimdi hiç tanımadığım birinde. Böbreğimi sattılar mı ne yaptılar bilmiyorum. Ben eşime gönüllü böbrek vermek için gittim. Çapraz ameliyata zorladılar bizi. Benim böbreğimin kimde olduğunu bilmiyorum. Eşime de çalışmayan böbrek takıldı. Maddi manevi çok zorluklar atlattık. Hakkımızın aranmasını çok istiyorum ve devletime güveniyorum. Bende böbreğimden oldum. Şuan da tek böbrekliyim” diye konuştu.



Eşine vermek istediği böbrek başkasına takıldı, kendisine yüzde 7 çalışan böbrek takıldı iddiası

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Yüksek ses cinayetinde sanığa ’kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis talebi Zonguldak’ın Gökçebey ilçesinde araç park etme ve yüksek sesle müzik dinleme meselesi yüzünden çıkan kavgada 24 yaşındaki komşusu Dilara Yıldırım’ı bıçaklayarak öldüren ve Faruk B.’yi yaralayan tutuklu sanık Serdar S.’nin yargılanmasına devam edildi. Zonguldak 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görülen duruşmada iddia makamı esas hakkındaki mütalaasını açıklayarak, sanığın ’kadına karşı kasten öldürme’ suçundan cezalandırılmasını talep etti. Duruşmada tanık olarak dinlenen mahalle muhtarı Aydın K., olay gecesi sanık Serdar S.’nin kendisini aradığını belirterek, "Serdar bana gece saatlerinde telefon etti. Dilara’nın kazaen yaralandığını, üç kez aramasına rağmen ambulansın gelmediğini söyledi. Bunun üzerine ben 112’yi aradım, ambulansın çıktığını öğrendim ve konumu verdim. Ambulans ters yönde evimin önünden geçince komşuları arayıp ambulansı karşılamalarını söyledim" dedi. Sanık ile maktul arasında daha önceden bir husumet duymadığını ifade eden Aydın K., "Serdar ve ailesi tarafından Dilara’nın evine gelenlerden dolayı herhangi bir şikayet olmamıştı. Ancak sanığın evinin bir altında oturan başka bir mahalleli, ’Benim genç kızlarım var, gelenleri bir daha buraya park etmeyin diye uyardım’ şeklinde bana dert yanmıştı" ifadelerini kullandı. Tanık beyanlarına karşı bir diyeceği olmadığını belirten tutuklu sanık Serdar S., "Yaşlı annem, babam ve bakıma muhtaç çocuklarım var. Tahliyemi istiyorum" diyerek serbest bırakılmasını talep etti. Sanık avukatı ise müvekkilinin olayın başından beri samimi ikrarlarda bulunduğunu ve eylemin kazaen gerçekleştiğini öne sürerek, "Suçun vasfının değişmesi ihtimali ve tutuklulukta geçirdiği süre göz önünde bulundurularak müvekkilimin adli kontrol şartıyla tutuksuz yargılanmasını talep ediyoruz. Ayrıca iddia makamının esas hakkındaki mütalaasına karşı savunma hazırlamak için mahkemeden süre talep ediyoruz" dedi. Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık avukatına esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasını hazırlaması için süre verilmesine ve sanık Serdar S.’nin tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Antalya Göç İdaresi’nden basın mensuplarına dezenformasyon eğitimi İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı, göç haberlerinde doğru ve güvenilir bilginin yaygınlaştırılması amacıyla basın mensuplarına yönelik "Göç Haberlerinde Yanlış Bilgi ve Dezenformasyonla Mücadele" başlıklı bir medya semineri düzenledi. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği tarafından Antalya’da düzenlenen seminerin ilk oturumu, Başkan Yardımcısı Niyazi Ulugölge ile Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Ömer Çetin’in açılış konuşmalarıyla başladı. Dijital mecralarda hızla yayılan yanlış bilgi ve manipülasyonlara değinen Ulugölge, kaynağı belirsiz içeriklerin toplumsal hassasiyetleri tetikleyebildiğini belirterek, bu süreçte basın mensuplarının kritik bir rol üstlendiğini vurguladı. "Yanlış kullanılan tek bir kelime bile kamuoyunda ciddi bilgi kirliliğine yol açabiliyor" Programda konuşan Göç İdaresi Başkan Yardımcısı Niyazi Ulugölge, göç alanında yürütülen çalışmalar kadar medyanın doğru bilgilendirme görevine dikkat çekerek, "Sahada verdiğimiz mücadele ne kadar hayatiyse, sizlerin kamuoyunu doğru bilgilendirme çabası da o kadar önemlidir. Yanlış kullanılan tek bir kelime bile kamuoyunda ciddi bilgi kirliliğine yol açabiliyor" diye konuştu. Basın mensuplarının soruları da yanıtlandı Seminer kapsamında gerçekleştirilen sunumun ardından düzenlenen soru-cevap bölümünde, Ulugölge’nin yanı sıra Yabancılar Genel Müdürü Fatih Ayna, Sınır Yönetimi Genel Müdürü Ozan Gazel ve Göç Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mustafa Karataş basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bu bölümde; göç olgusu özelinde ve göç haberlerinde veriye dayalı, güncel, doğru ve sorumluluk bilinciyle sürdürülmesi gereken bilgi akışının sağlanmasında medya ile kurulacak iletişimin önemine bir kez daha vurgu yapıldı.
Burdur Burdur’da 2000 yılı öncesi yapılar ciddi risk taşıyor Doç. Dr. Hakan Ulutaş, Burdur’daki özellikle 2000 yılı öncesi yapıların ciddi risk taşıdığını vurgulayarak, güçlendirme ve kentsel yenilenmenin hayati önemine dikkat çekti. Burdur’da deprem gerçeği bir kez daha bilimsel veriler ışığında masaya yatırıldı. Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Bilim İletişimi Koordinatörlüğü tarafından düzenlenen "Bilim Kafe" buluşmaları çerçevesinde gerçekleştirilen programda, kentin yapı stoku ve deprem güvenliği tüm yönleriyle ele alındı. 12 Mayıs 1971 Burdur Depremi’nin yıl dönümü anısına düzenlenen etkinlik, AFAD Burdur İl Müdürlüğü toplantı salonunda yapıldı. Programa konuşmacı olarak katılan Mühendislik-Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Ulutaş, Burdur şehir merkezindeki yapıların mevcut durumuna dair önemli değerlendirmelerde bulundu. 2000 yılı öncesi binalar ciddi risk barındırıyor Ulutaş, özellikle 2000 yılı öncesinde inşa edilen binaların ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti. Bu yapılarda düşük malzeme kalitesi, yetersiz denetim süreçleri ve mühendislik hatalarının öne çıktığını belirten Ulutaş, "güçlü kiriş-zayıf kolon" gibi yapısal düzensizliklerin muhtemel bir depremde hasarı artırabileceğini vurguladı. Ayrıca bitişik nizam yapılaşmada kat seviyelerinin uyumsuz olmasının çekiçleme etkisine yol açabileceğini ifade etti. Yeni yapılar da tamamen güvenli değil Yeni yapıların da tamamen güvenli olmadığına değinen Ulutaş, özellikle ağır çıkmalar ve yaygın şekilde kullanılan asmolen döşeme sistemlerinin risk oluşturabileceğini söyledi. Yapılaşma süreçlerinde mühendislik ilkelerine daha sıkı bağlı kalınması gerektiğinin altını çizdi. Etkinliğe Burdur ve çevre ilçelerde görev yapan mimar, inşaat mühendisi ve farklı meslek gruplarından çok sayıda kişi katıldı. Program, kentteki özellikle eski yapıların yenilenmesi ya da güçlendirilmesinin hayati önem taşıdığı mesajıyla sona erdi.
İstanbul Flash Haber Tv’nin sahibinin de bulunduğu yasadışı bahis davasında 3 sanık tahliye edildi Pozitifbank Payfix Ödeme Kuruluşu ve Göktuğ Multimedya Yayıncılık Anonim Şirketi bünyesinde bulunan Flash Haber Tv’nin sahibi Erkan Kork’un da aralarında bulunduğu 55 sanığın yargılandığı yasadışı bahis davasının görülmesine devam edildi. Mahkeme, 3 sanığın tahliyesine hükmetti. Pozitifbank Payfix Ödeme Kuruluşu ve Göktuğ Multimedya Yayıncılık Anonim Şirketi bünyesinde yer alan Flash Haber Tv’nin sahibi Erkan Kork dahil 55 sanığın yargılandığı yasadışı bahis davasının görülmesine devam edildi. İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmada, aralarında Erkan Kork’un da bulunduğu bir kısım tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları hazır bulundu. Bir kısım sanıklar ise duruşmaya, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Duruşmada savunma yapan sanıklar, mahkemeden beraatlarını ve tahliyelerini talep ettiler. 3 sanık tahliye edildi Alınan savunma ve bayanların ardından ara kararını açıklayan mahkeme, tutuklu sanıklarından Hülya Turan, Arzu Tepe ile Hamza Kork’un tahliyesine hükmetti. Heyet, sanık Erkan Kork’un tutukluluk halinin devamına da hükmederek, eksik hususların giderilmesi için duruşmayı erteledi. İddianameden: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Erkan Kork’un yasa dışı bahis gelirlerinin aklanmasına yönelik çok katmanlı bir şirket yapılanması oluşturduğu, doğrudan veya dolaylı şekilde çok sayıda şirketin sahibi, ortağı veya yöneticisi konumunda bulunduğu aktarıldı. İddianamede, Erkan Kork’a yönelik düzenlenen MASAK raporları ve Merkez Bankası (MB) denetimlerine göre, Kork’un bu şirketler aracılığıyla örgütsel faaliyetleri yönettiği, finansal yapıyı kurduğu ve kontrol ettiği aktarıldı. 21 yıla kadar hapis cezası talebi İddianamede, Erkan Kork hakkında, ’suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ’suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’ ile 7258 sayılı ’futbol ve diğer spor müsabakalarında bahis ve şans oyunları düzenlenmesi’ suçlarından 21 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.
Bursa Yıldırım’da Erguvan Bayramı coşkusu başlıyor Bursa’da Yıldırım Belediyesi; bahar aylarının müjdecisi, huzur ve kardeşliğin simgesi olarak kabul edilen 600 yıllık Erguvan Bayramı geleneğini bu yıl da yaşatmaya hazırlanıyor. Yıldırım Belediyesi, 600 yıllık Erguvan Bayramı geleneğini günümüze taşıyor. Yıldırım Belediyesi, baharın müjdecisi Erguvan Bayramı’nı bu yıl da çeşitli etkinliklerle kutlayacak. Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid’in damadı ve Bursa erenlerinden Emir Sultan’ın, erguvanların açtığı dönemde Bursa’da sevenleriyle buluşmasıyla başlayan bu anlamlı gelenek, Yıldırım’da yeniden hayat buluyor. Yıldırım Belediyesi tarafından geleneksel hale getirilen Erguvan Bayramı, bu yıl 8-9-10 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek. Baharın bereketini ve paylaşma kültürünü yansıtan Erguvan Bayramı, Emir Sultan Meydanı’nda gerçekleştirilecek programla başlayacak. Üç gün boyunca birbirinden zengin etkinlikler Bursalılarla buluşacak. Erguvan Bayramı kapsamında sempozyumlar, söyleşiler, tasavvuf musikisi konserleri, şiir ve Mevlid programları düzenlenecek. Ayrıca geleneksel olarak hazırlanan Eşrefi çorbası da vatandaşlara ücretsiz olarak ikram edilecek. Yıldırım’ın önemli parçası Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Erguvan Bayramı’nın Bursa ve Yıldırım’ın en önemli manevi zenginliklerinden olduğunu belirtti. Başkan Yılmaz, "Erguvan birliktir, beraberliktir, kardeşliktir. Erguvan bahardır, berekettir, paylaşmaktır, hoşgörüdür. Erguvan, bu şehrin duayla, irfanla ve çiçekle inşa edildiğinin göstergesidir. Erguvan Bayramı, Yıldırım’ın kültürü ve manevi kimliğinin önemli bir parçasıdır. Emir Sultan Hazretleri ile özdeşleşen ‘Erguvan Bayramı’nı Yıldırım’da yaşatıyoruz. Yeşiliyle, tarihi ve kültürel değerleriyle şehrimizin geçmişinden güç alarak geleceğe yürüyoruz. Bursa’nın en köklü geleneklerinden olan birliği ve beraberliği pekiştiren, aynı zamanda baharı müjdeleyen Erguvan Bayramı’na tüm Bursa halkımızı bekliyoruz" dedi.
İstanbul İşadamı baba ve oğlu arasındaki "dronla taciz" olayında yeni gelişme İşadamı Yüksel Mermer ve oğlu Zafer Murat Mermer arasında devam eden arazi kavgası geçtiğimiz günlerde kamuoyunda "dronla taciz" başlığıyla gündeme gelirken oğul Mermer’in babası Yüksel Mermer’i dronla izlettiği iddia edilmişti. Konuyla ilişkin yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Soruşturma sonucunda, Zafer Murat Mermer hakkında 1 Mart 2026 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. Cemiyet hayatının önde gelen isimlerinden Zafer Murat Mermer işadamı babası Yüksel Mermer’le arazi kavgası nedeniyle yaşadığı anlaşmazlıklara dron tacizi iddiası eklenmişti. İşadamı Yüksel Mermer, oğlunun dronla kendisini izlediği iddialarıyla mahkemeye başvurmuştu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gerçekleştirilen soruşturma sürecinde elde edilen bulgular, söz konusu iddiaların somut delillere dayanmadığını ve kamuoyunda oluşturulan algının gerçeği yansıtmadığını ortaya koydu. Verilen kararla birlikte, Mermer’in olayla ilişkilendirilmesinin hukuki bir dayanağı olmadığı, bu nedenle kovuşturmaya gerek olmadığı kararı çıktı. Öte yandan, işadamı Yüksel Mermer ve oğlu Zafer Murat Mermer arasında uzun süredir devam eden ticari anlaşmazlıklar ve şirket hisselerine ilişkin ihtilafların bulunduğu; aile içerisindeki farklı bireyler ve sonraki nesiller arasında da benzer uyuşmazlıkların mahkeme safhalarının devam ettiği öğrenildi. Söz konusu ihtilaflara ilişkin olarak kamu makamları nezdinde dava açılmış, devam eden ve sonuçlanmış çok sayıda dava bulunduğu; bazı dosyaların ise istinaf incelemesi aşamasında olduğu öğrenildi. Bu davaların yalnızca tek bir tarafla sınırlı olmayıp, aile içerisindeki farklı bireyler tarafından da açılmış olması, sürecin çok yönlü bir hukuki uyuşmazlık niteliği taşıdığı iddialar arasında.