SAĞLIK - 14 Ocak 2026 Çarşamba 10:22

Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarıyla sağlığa bütüncül yaklaşım

A
A
A
Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarıyla sağlığa bütüncül yaklaşım

Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının modern tıpla birlikte kullanıldığında yaşam kalitesini artırdığını belirten Geleneksel ve Tamamlayıcı Tedavi Ünitesi Sorumlu Hekimi Uzman Dr. Zeynep Cengiz Süner, "Kişiye özel planlamalarla, güvenilir ellerde uygulandığında sağlığı kaybetmeden korunmasına yardımcı olur" dedi.


Geleneksel ve Tamamlayıcı Tedavi Ünitesi Sorumlu Hekimi Uzman Dr. Zeynep Cengiz Süner, Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin, modern tıbbın yanında bilimsel temellere dayanan geleneksel ve tamamlayıcı tıp (GETAT) uygulamalarıyla da hastaların yaşam kalitesini artırmayı hedeflediğine dikkat çekti. Dr. Süner, "GETAT modern tıbbın alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. Bilimsel çalışmalarla etkinliği kanıtlanmış yöntemleri kapsar. Dünya Sağlık Örgütü de bu uygulamaları desteklemektedir. Amacımız, bütüncül bir yaklaşımla kişinin sağlığını korumak, yaşam kalitesini artırmak ve gerektiğinde tedaviye yardımcı olmaktır" ifadelerini kullandı.


Türkiye’de GETAT alanındaki ilk düzenlemenin 1991 yılında yayımlanan Akupunktur Tedavi Yönetmeliği ile yapıldığını söyleyen Uzman Dr. Süner, "2012 yılında ise Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Daire Başkanlığı kurularak bu alandaki çalışmalar kurumsal bir yapıya kavuştu. Günümüzde ülkemizde 15 farklı GETAT uygulaması yasal çerçevede yürütülüyor. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde ise bu yöntemlerden özellikle ozon tedavisi, akupunktur ve mezoterapi uygulanıyor. Modern tıpta kullandığımız tedavilerin yanında, hastanın yaşam kalitesini artırmaya ve tedaviye destek olmaya yönelik uygulamalar yapıyoruz" şeklinde konuştu.



Uygulamalarda güvenlik öncelikli


GETAT yöntemlerinin çok geniş bir yelpazede kullanıldığını ve güvenli olduğunu belirten Dr. Süner, "En önemli nokta uygulamanın kim tarafından ve hangi şartlarda yapıldığıdır. Akupunktur, steril ve tek kullanımlık iğnelerle yapılan, herhangi bir kimyasal madde içermeyen bir uygulama. Örneğin, gebelik bulantısı ve kusması yaşayan bir kişide ağızdan ilaç alımı kısıtlı olabiliyor. Bu durumda akupunkturla, kimyasal madde vermeden hastaya destek olabiliyoruz. Ozon tedavisinde ise kanla işlem yapıyoruz, bu nedenle sterilizasyon ve doz ayarı çok önemli. Yanlış uygulamalar ciddi sağlık riskleri doğurabilir. Ozon tedavisinde hastanın kanı alınır, belirli dozda ozonla etkileştirilir ve tekrar hastaya verilir. Doğrudan ozon verilmez. Bu işlem sırasında amaç, ozonun başlattığı biyolojik reaksiyonlardan fayda sağlamaktır. Bu nedenle uygulamaların mutlaka hekim tarafından, uygun hastane şartlarında yapılması gerekir" diye konuştu.



Sağlığı korumak tedavi kadar önemli


Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının yalnızca hastalıkların tedavisinde değil, sağlığın korunmasında da önemli bir rol oynadığını kaydeden Dr. Süner, "Sağlık bir bütündür, sadece hastalıkları tedavi etmek değil, sağlığı korumak da çok önemlidir. GETAT yöntemleri modern tıpla birlikte kullanıldığında yaşam kalitesini artırır. Kişiye özel planlamalarla, güvenilir ellerde uygulandığında sağlığı kaybetmeden korunmasına yardımcı olur. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde, bilimsel temellere dayalı, güvenli ve bütüncül yaklaşımlarla hastalara modern tıbbın yanı sıra geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarıyla da hizmet veriyoruz" diyerek sözlerini tamamladı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Niğde Niğde elmasından ’katkısız’ cezerye Niğde’de Şef Mevlüt Ölmez, kentin yöresel ürünlerini kullanarak tamamen doğal ve katkısız elmalı cezerye üretti. Niğde mutfağı ve yerel ürünlerle ilgili Ar-Ge çalışmaları yapan Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Aşçılık Bölümü Öğretim Görevlisi Şef Mevlüt Ölmez, Niğde’nin yöresel ürünlerini kullanarak tamamen doğal ve katkısız elmalı cezerye üretti. Niğde’nin rekoltesi yüksek ürünü olan elma ile yörede yetiştirilen ceviz ve badem kullanılarak hazırladığı katkısız cezeryenin sağlıklı ürün olarak paketli gıdalara alternatif olabileceğini ifade eden Ölmez, elma ve patates gibi yerel ürünlerin mutfağa taşınarak katma değerli ve sürdürülebilir ürünler haline getirilmesini amaçladıklarını ifade etti. Üretim sürecine ilişkin bilgi veren Ölmez, kabukları soyulan elmaların rendelendiğini, kısık ateşte sotelenerek suyunu çekmesinin sağlandığını kıvamına göre şeker ilave edilen karışıma tarçın, hibiskus ve nar çiçeği eklenerek doğal renklendirme yapıldığını anlattı. Ölmez, son aşamada badem ve ceviz içi eklenen cezeryenin, soğutulup dinlendirildikten sonra Hindistan ceviziyle kaplanarak servise hazır hale getirildiğini belirtti. Üründe hiçbir katkı maddesi, koruyucu veya yapay renklendirici bulunmadığını vurgulayan Ölmez, özellikle çocuklar için paketli ürünlerin sık tüketilmesini önermediklerini dile getirdi. Elmalı cezeryenin evde de rahatlıkla yapılabilecek sağlıklı bir alternatif olduğuna dikkat çeken Ölmez, bu tür ürünlerin gastronomi turizmine de katkı sağlayacağını söyledi. Şef Mevlüt Ölmez, Niğde mutfağı ve yerel ürünlerle ilgili Ar-Ge çalışmalarına devam edeceklerini, yöresel lezzetleri hem akademik hem de uygulamalı olarak geliştirmeyi sürdüreceklerini kaydetti.
İstanbul İstanbul’da gıda güvenliğine yönelik yeni önlemler: İşletmelere kamera, seyyar satılıcılara izin belgesi şartı getirildi İstanbul Valiliği, gıda güvenliğini artırmak amacıyla bir dizi yeni tedbir aldı. Bu kapsamda gıda işletmelerinde üretim ve satış alanlarına kamera sistemi kurulacak ve tüm kayıtlar 30 gün süreyle muhafaza edilecek. İzin belgesi bulunmayan seyyar satış aracının faaliyetine izin verilmeyecek. Konuya ilişkin valilikten yapılan açıklamada gıda güvenilirliğinin sağlanmasına ilişkin yetki, görev ve sorumlulukların, "1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu", "5393 sayılı Belediye Kanunu ve 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri", "Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu" ile belirlenmiş olduğunun, gıda işletmelerinin birincil üretimden tüketime kadar tüm aşamalarda uyması gereken hijyen kuralları ile sorumluluklarının Gıda Hijyeni Yönetmeliği kapsamında düzenlendiği belirtildi. Gıda işletmelerine kamera zorunluluğu getirildi Bu kapsamda belirtilen esaslar çerçevesinde İstanbul’da ’Gıda konusunda sıfır tolerans’ ilkesinden hareketle gıda kaynaklı hastalık vakalarına engel olmak amacıyla bazı önlemlerin alındığının ifade edildiği açıklamada, "Gıda İşletmelerinin Kayıt ve Onay İşlemlerine Dair Yönetmelik kapsamında istisnai hükümler arasına giren seyyar satış araçlarına, Belediye Başkanlıkları tarafından titizlikle incelenerek izin belgesi verilecektir. İzin belgesi bulunmayan hiçbir seyyar satış aracının faaliyetine izin verilmeyecektir. İzin belgesi verilen seyyar satış araçları, izni veren makam tarafından gıda güvenilirliği açısından takip edilecektir. Gıda işletmelerinde üretim ve satış alanlarına kamera sistemi kurulacak ve tüm kayıtlar 30 gün süreyle muhafaza edilecektir. İlaçlama hizmeti veren firmalar ve ilaçlamanın uygulandığı işletmeler denetlenecek, Biyosidal Ürünlerin Kullanım Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında İl-İlçe Sağlık Müdürlükleri tarafından idari işlem başlatılarak gerekli görülmesi halinde Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulacaktır. Alınan tüm önleyici tedbirlere rağmen muhtemel bir zehirlenme vakasının meydana gelmesi durumunda; Güvenlik Acil Durumlar ve Koordinasyon Merkezi’nden sorumlu Vali Yardımcısı başkanlığında, GAMER sekretaryası aracılığıyla ilgili kurumlar arasında gerekli koordinasyon oluşturularak hızlı bilgi akışı sağlanacaktır. Yapılan denetimler sonucunda mevzuata aykırı hareket ettiği anlaşılan işletmeler, zabıta veya ilgili birimlerce mühürlenerek kolluk birimlerine bildirilecektir. Başta çarşı ve mahalle bekçileri olmak üzere ilgili kolluk birimlerince görevlendirilen personel tarafından mühür fekki yapılıp yapılmadığı düzenli olarak takip edilecektir. İşletme sahipleri, çalışanlar veya üçüncü kişiler tarafından mührün bozulması suretiyle işletmenin izinsiz olarak faaliyetine devam ettiğinin tespit edilmesi halinde, denetimi gerçekleştiren ya da ihbarı alan kurum tarafından gerekli işlemler yapılarak sorumlular hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulacaktır" denildi.