ASAYİŞ - 14 Nisan 2026 Salı 09:24

Kahraman işçi iyilik yaparken az kalsın canından oluyordu

A
A
A

Adana’da yangında baba ve bebeğini kurtararak gündeme gelen ve "kahraman işçi" olarak anılan genç, mahallede çıkan kavgayı ayırmak isterken bıçaklanıp bir hafta yoğun bakımda kaldı. Genç, "İyilik yapmadan duramıyorum. Hastaneden çıktıktan sonra bir kavgaya daha müdahale ettim" dedi.

İnşaatlarda kalıp ustası olarak çalışan 23 yaşındaki Muhammet Figen, yaklaşık 1,5 ay önce Sarıçam ilçesinde çıkan yangında apartmanın 13’üncü katında mahsur kalan baba ve bebeğini yük asansörüyle kurtarmıştı. Figen, bu kez de mahallede çıkan kavgayı ayırmak isterken bıçaklandı. Olay, merkez Yüreğir ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, mahallede çıkan kavgayı gören Muhammet Figen, tarafları ayırmak için araya girdi. Bu sırada savrulan bıçak Figen’e isabet etti. Ağır yaralanan genç, kaldırıldığı hastanede bir hafta yoğun bakımda tedavi gördü. Hayati tehlikeyi atlatan Figen, tedavisinin ardından taburcu edildi.

"İyilik yapmadan duramıyorum"

Kahraman işçi iyilik yaparken az kalsın canından oluyordu

Yaşadıklarını anlatan Figen, iyilik yapmanın karakteri olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Kahvehanede kavga çıktı. İki tarafta da tanıdığım kişiler vardı; araya girip ayırmak istedim. O sırada bir bıçak sallandı, bana isabet etti. Bir hafta hastanede yattım. Hayati tehlikem vardı ama iyileştim. Ne gelirse başıma iyilikten geldi. Ama bıkmadan ve usanmadan devam ediyorum. Daha önce de bir bebeği kurtarmıştım. Bıçaklandıktan sonra yine bir kavga oldu, oraya da müdahale ettim. Görünce dayanamıyorum. Hatta daha dikişlerim bile alınmamıştı. Hep iyilik peşindeyim çünkü yapımda bu var. Bu olaylarda ölümü hiç düşünmedim. Ölürsem de ne yolunda öldüğüm belli en azından." Genç işçinin hem yangındaki cesareti hem de kavgayı ayırmak isterken yaralanması, çevresinde "kahraman işçi" olarak anılmasına neden oldu.

Fatih Keçe - Serkan Çetinkaya

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Uzman tavsiyesi: "Ayıyla karşılaşınca kaçmayın, ondan büyük görünmeye çalışın" Prof. Dr. Yusuf Ziya Oğrak, kış uykusundan uyanan ayıların tehlikeli olabileceğini belirterek, ayı saldırılarına karşı alınabilecek tedbirlerden bahsetti. Oğrak, karşılaşıldığında ayıdan ondan büyükmüş gibi görünmenin ayı saldırıcını önleyebileceğini söyledi. Baharın gelmesiyle kış uykusundan uyanan ayılar doğada sıklıkla görülmeye başladı. Karınlarını doyurmak için doğada besin arayan ayılar beraberinde birtakım riskleri de getiriyor. Uzun süren uykularından uyanan ayılar oldukça gergin ve saldırgan olabiliyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Ziya Oğrak, bu dönemde insanların ayıların doğal yaşam alanlarında daha dikkatli olması gerektiğini belirtti. Doğaya bırakılan gıdaların ayıları cezbedebileceğini ifade eden Oğrak, bu durumun ayılarla insanları karşı karşıya getirebileceğini söyledi. Ayıların sosyal canlılar olmadığını ve genellikle insanlardan uzak durduklarını vurgulayan Oğrak, karşılaşma anında panik yapılmadan bölgeden uzaklaşılması gerektiğini vurguladı. Oğrak, uzaktan fark edilmesi durumunda ise cüssenin büyük gösterilmesi ve ses çıkarılarak ayıların uzaklaştırılabileceğini ifade etti. Ayıların kendilerinden daha büyük cüsseli canlılarla mücadeleden kaçındığını da belirten Oğrak, bu nedenle cüssenin olduğundan büyük gösterilmesinin caydırıcı olabileceğinin altını çizdi. "Ayıları rahatsız etmeyin" Ayıların rahatsız edilmemesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Yusuf Ziya Oğrak, "Ayıların kış uykusu beş ile yedi ay arasında sürebilir ve bu süre bölgelere göre değişir. Ancak ayıların kış uykusu, sincaplarda olduğu gibi gerçek ve derin bir kış uykusu değildir, daha hafif bir uyku halindedirler ve kolayca uyanabilirler. Bu nedenle insanların, ayıların bulunduğu bölgelerde dikkatli olması ve onları rahatsız etmemesi gerekir. Ayılar kış boyunca uzun süre beslenmeden yaşamlarını sürdürür. Özellikle yavrulu dişi ayılar bu süreçte doğum yapar ve yavrularını emzirir, bu yüzden vücut ağırlıklarının yarısını kaybedebilirler. Erkek ayılar da bu dönemde vücut ağırlıklarının yaklaşık yüzde otuzunu kaybeder. Mart ve nisan aylarında başlayan uyanma sürecinde önce yalnız erkekler ve yavrusuz dişiler, ardından yavrulu dişiler uyanır. Bu dönemin ardından üreme süreci başlar ancak öncesinde yoğun bir beslenme dönemine girerler. İnsanların ayıların yaşam alanlarına yerleşmesi ve çeşitli faaliyetlerde bulunması, ayılarla karşılaşma ihtimalini artırır. Oysa ayılar doğası gereği çekingen hayvanlardır ve insanlara saldırmaları nadirdir. Ancak besin kaynaklarının azalması onları insanlarla karşı karşıya getirebilir" dedi. "Doğu Karadeniz’de ayı popülasyonu arttı" Oğrak, Doğu Karadeniz bölgesinde ayı popülasyonunun arttığına dikkat çekip, "Koku alma duyuları çok gelişmiş olduğu için doğaya bırakılan yiyecek artıkları ayıları cezbedebilir ve bu da karşılaşma riskini artırır. Türkiye’de yaklaşık beş bin ayının yaşadığı tahmin edilmektedir. Bu popülasyonun büyük kısmı Doğu Anadolu’nun kuzeydoğusu ve Karadeniz Bölgesi’nde, özellikle Doğu Karadeniz’de yoğunlaşmıştır. Trakya, İç Anadolu’nun orta kesimleri ve Güneydoğu Anadolu’da ise ayı varlığı oldukça azalmış durumdadır." "Koşarak kaçmayın, ondan büyük görünmeye çalışın" Oğrak, ayıyla karşılaşıldığında koşarak uzaklaşmanın doğru bir tercih olmadığını, ondan cüsseli görünmenin saldırıyı önleyebileceğini vurgulayarak şunları söyledi: "Ayılar genellikle yalnız yaşar. Anne ayılar yavrularıyla üç ila dört yıl birlikte kalır ve üreme hızları oldukça düşüktür, memeliler arasında en yavaş üreyen türlerden biridir. Türkiye’de koruma altında oldukları için sayılarında artış gözlemlenmektedir. Bir ayı ile karşılaşıldığında sakin kalmak ve panik yapmadan bölgeden uzaklaşmak gerekir. Koşarak kaçmak doğru değildir çünkü ayılar saatte elli kilometre hıza ulaşabilir. Aynı zamanda iyi yüzücüdürler ve çoğu tırmanma yeteneğine sahiptir. Görme duyuları zayıf olduğu için uzaktan fark edildiklerinde vücudu daha büyük göstermek ve ses çıkararak onları uzaklaştırmak etkili olabilir. Sosyal canlılar olmadıkları için genellikle insanlardan uzak durmayı tercih ederler ve karşılaşma durumunda mücadeleden kaçınma eğilimindedirler" dedi.