SAĞLIK - 13 Temmuz 2025 Pazar 11:09

Prof. Dr. Özkan: "Diş koltuğunda öğürme refleksi mi yaşıyorsunuz? Nedeni bağırsaklarınız olabilir"

A
A
A
Prof. Dr. Özkan: "Diş koltuğunda öğürme refleksi mi yaşıyorsunuz? Nedeni bağırsaklarınız olabilir"

Diş hekimliğinde hastaların yüzde 15’inde görülen şiddetli öğürme refleksi, birçok diş tedavisinin yarım kalmasına, genel anesteziye ihtiyaç duyulmasına, hastalarda kalıcı diş hekimi korkusuna ve ağız sağlığının bozulmasına neden olduğunu anlatan Uzman Diş Hekimi ve Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan bu sorunun çoğunlukla sadece psikolojik olmadığını belirterek, "Özellikle gut hastalarında, bağırsak duvarına saplanan ürik asit kristalleri, vagus siniri yoluyla beyin sapındaki öğürme merkezini uyarıyor. Bu da diş koltuğunda kontrol edilemeyen öğürme krizlerine neden olabiliyor. Sorun, bağırsak-beyin ekseniyle doğrudan ilişkili" dedi.


Özkan, yaptığı açıklamada öğürme refleksinin dil kökü, yumuşak damak ve boğaz gibi bölgelerin istemsiz uyarılmasıyla gelişen, doğal bir korunma mekanizması olduğuna değinerek, "Ancak refleksi aşırı duyarlı kişilerde şu durumlara yol açar: Tedavi yarım kalır. Kusma, nefes darlığı ve panik hissi gelişebilir. Diş hekimi korkusu kalıcı hale gelir. Çürükler ve diş eti hastalıkları ilerler. Genel anestezi riskleriyle başbaşa kalır" diye konuştu.


Özkan’a göre öğürmeyi etkileyen en önemli tetikleyiciler ise şöyle :


"Bağırsak beyin ekseni. Gut hastalarında bağırsaktaki iltihap ve kristaller, vagus siniriyle beyne refleks uyarımı gönderir. Nörolojik ve anatomik duyarlılık. Bazı kişilerde yumuşak damak ve dil kökü sinirleri aşırı hassastır. Basit bir temas refleksi tetikleyebilir."


Özkan bundan kurtulmanınn önerilen 5 etkili çözüm yöntemini ise şöyle sıraladı:


"Temassız lazer destekli tedavi. Fiziksel temas minimuma indirilir. Kanamasız ortam sağlanır. Refleks tetikleyici koku ve sıvılar oluşmaz. Çürük temizliği, kanal tedavisi, doku kesimi ve implant işlemleri hassasiyetle ve tek seansta tamamlanabilir sayesinde korku azalır. Sessiz motorlu el aletleri. Yüksek frekanslı sesler yerine ses desibeli düşük el cihazları (airatör ve mikromotorlar) kullanılır. Bu sayede işlem sırasında sessiz ortam sağlanır. Bu, hastanın kaygısını ve refleks yanıtını yüzde 90 oranında azaltır. Blok anestezi. Dil kökü ve yumuşak damakta bölgesel anestezi uygulanarak dil öğürme refleksi ve ağrı baskılanır. Sprey kullanılmaz çünkü öğürmeyi tetikleyebilir. Dil ekartasyonu ve ağız açıklığını sınırlama. Tedavi sırasında dile baskı uygulanmaz, dilin kontrollü ekarte edilmesiyle hareket sınırlandırılır. Ağız, mümkün olan en az açıklıkla tutulur; bu sayede refleks baskılanır.


Tedavi aralıklarıyla dinlendirme protokolü. Seans boyunca çene eklemi korunur, hastanın refleks eşiği gözetilerek sık aralıklarla dinlendirme uygulanır. Aksi takdirde beynin stres merkezi olan hippokampus uyarılarak öğürme artar. El cihaz ve narin alet kullanımı. Küçük başlıklı el cihazları ve narin el altlerinini ağız içinde kullanılması ağzı içinde fazlalık hissini sonlandırır, dil yanak ve boğaz temasını minimumam indirir. Bu sayede konforlu ve öğürmeden kaçındıran bir tedavi yöntemi benimsenir."


Özkan, tedavi öncesi hastaların, hafif bir öğünle gelmesi, burun tıkanıklığı varsa deniz suyu spreyi kullanması, derin nefes almayı (diyafram nefesi) öğrenmesi, kaygıların hekimle paylaşılması gerektiğini ve seans sırasında burundan yavaşça nefes alınması gerektiğini söyledi.


Artık öğürme refleksi diş tedavilerine engel değil


Özkan, "Lazer destekli işlemler, sessiz cihazlar, narin el aletler, kısa işlem süreleri ve kişiselleştirilmiş tedavi protokolleriyle gut hastalarında ve refleksi hassas bireylerde öğürme refleksini yüzde 83’e varan oranlarda baskılayabiliyoruz. Tedaviler tek seansta tamamlanabiliyor, diş hekimi korkusu sona eriyor. Refleksin nedenlerini hedef alarak çalışan bu yaklaşımlarla, hem fizyolojik hem psikolojik düzeyde çığır açan bir konfor sağlanmasını öneriyor" dedi.



Prof. Dr. Özkan: "Diş koltuğunda öğürme refleksi mi yaşıyorsunuz? Nedeni bağırsaklarınız olabilir"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Başkan Dal şampiyonluğu vefat eden annesine armağan etti Trendyol 1. Lig’in 36. haftasında Bodrum FK ile 1-1 berabere kalarak Süper Lig’e çıkmayı garantileyen Erzurumspor FK’da başkan Ahmet Dal, şampiyonluğu vefat eden annesine armağan etti. Karşılaşma sonrası basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Başkan Ahmet Dal, "Öncelikle böyle bir şampiyonluktan dolayı Allah’a şükürler olsun, hamdolsun. Rabbim bize bu güzelliği yaşattı. Bütün Erzurumsporluları, bütün Erzurumluları, bizi takip eden başka şehirde yaşayan ama Erzurumspor’un mücadelesini gerçekten alkışlayan, destekleyen, geçirmiş olduğu süreçlerin farkında olan, bizi uzun süredir takip eden insanlar var; bu şampiyonluk onlara armağan olsun. Tabii kolay bir süreç değil; 2021-2022 sezonu devre arasında başlayan, 5 dönem boyunca 2,5 yıl transfer yasağı olan, 2-3 sezon puan silme cezası alan, transfer yapamayan, mevcut kadrosundaki oyuncuları her sezon kaybeden, yeni transfer yapamadığı için altyapıdan; U19, U18 ve U17’den takviyelerle ligde kalan bir Erzurumspor... O günlerden bugünlere Erzurumspor’un gelişi, dünya futbol tarihinde çok anlamlı ve çok özel bir şampiyonluk olarak yerini aldı" dedi. "Erzurumspor’umuz tarihe geçecek sonuçlara imza attı" Dal, takımın performansına ilişkin değerlendirmesinde, "Tabii ki Erzurumspor her sene bir rekor kırıyor. Bu sene de gerçekten çok üst düzey maçlar, üst düzey futbol ve elde edilen puanlarla, özellikle ligin ikinci yarısında Erzurumspor’umuz tarihe geçecek sonuçlara imza attı. Ben hocamız Hakan Kutlu ve ekibine, futbolcularımıza, kaptanlarımıza, yerli-yabancı bütün oyuncularımıza, gençlerimize, oynayan oynamayan, kenarda bekleyen, yedek olan, kadroda olan olmayan bütün arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bu şampiyonlukta herkesin payı var. Tabii ki taraftarımız bizi en dar günde, en zor günde yalnız bırakmadılar. Ve tabii ki Erzurumspor’un bugünlere gelmesinde, son 10 yılda olduğu gibi 3. defa Süper Lig’e çıkışında olduğu gibi bu kulübe 5. kupayı kazandırmamıza vesile olan en başta Onursal Başkanımız ve Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanımız Mehmet Sekmen Bey’e teşekkür ediyorum. Burada birinci sıraya yazılacak isim odur. Hem tesisleşme hamlesiyle ki bu sene alttan ısıtmalı antrenman sahamızın çok ciddi faydasını gördük. Stadımızın zemini değişti, hibrit çime döndü. Bu anlamda Gençlik ve Spor Bakanlığı yetkililerimize, Erzurum Gençlik ve Spor İl Müdürlüğümüze, stat personelimize teşekkür ediyoruz. Bize gerçekten çok katkı sağladı. Çünkü geçen sene hatırlarsanız bazı maçlarımızı dışarıda oynamak zorunda kaldık. Deprem nedeniyle ilk sene, ilk deprem olduğunda ligin ikinci yarısını dışarıda oynamak durumunda kaldık. Düşünsenize; stat arıyorsunuz, tesis arıyorsunuz, otel arıyorsunuz, sürekli deplasmandasınız. O günlerde Erzurumspor düşmedi ve ben bugünlerin hayalini kurmuştum. Bu sezonun başında da o parolalarla çıktık ve Erzurumspor’umuz şu anda tarihe geçen bir şampiyonluk elde etti" diye konuştu. "Bu şampiyonluğun çok büyük bir hikayesi var" Şampiyonluğun arkasında büyük bir hikaye olduğunu vurgulayan Dal, "Tabii ki kolay değil. Bu şampiyonluğun çok büyük bir hikayesi var. Tüm futbolseverlere; içimizde yaşadığımız, dışarıya yansıtamadığımız, belirli sebeplerle de yansıtmadığımız ama içeride yaşadıklarımızı, bir futbol takımının dününü, bugününü ve yarınını en güzel şekilde anlatacak bir kısa film veya bir belgeselle tüm futbol kamuoyuna anlatacağız. ‘Öze dönüş’ dedik; kulübümüzün adını değiştirdik, logosunu değiştirdik, anlayışını, mantalitesini değiştirdik, kurumsallaştık ve daha da ileriye gideceğiz. Ve her şeyden önemlisi; herkesin, taraflı tarafsız takdirini kazanan saha içerisindeki duruşuyla, tribünde taraftarıyla, bizler yönetici olarak yaptıklarımızla Erzurumspor’u ve Erzurumluları en güzel şekilde temsil edecek bir takım olma hedefimiz vardı ve bu hedefe ulaştık. ‘Küllerimizden doğuyoruz’ dedik, küllerimizden doğduk. ‘Öze dönüş’ dedik, öze döndük. Ve tabii ki en çok biz üzüldük; hele ki transfer yasakları ve küme düşme tehlikeleri taraftarımızı çok üzdü ama bugün geldiğimiz noktada elhamdülillah, Allah’a şükürler olsun o çektiğimiz sıkıntıların karşılığında çalışarak, sebat ederek, hiç vazgeçmeyerek ve kenetlenerek bu noktaya geldik" ifadelerini kullandı. "Bu şampiyonlukta herkesin katkısı var" Açıklamasının devamında Dal, "Transfer yasağı olduğu dönemde başta Eren Tozlu, Orhan Ovacıklı ve Mustafa Yumlu olmak üzere Sefa’yı sayabilirim. Önceki yıllarda Batuhan, Süleyman, aramızda olup da ayrılan arkadaşlar var; onların da katkısı var. Çalışan teknik direktörlerimiz; Hakan Hocamız, ondan önce Muzaffer Bilazer Hocamız; onların çok büyük katkısı var. Yani bu şampiyonlukta herkesin katkısı var, kimseyi dışarıda bırakmıyorum. Tabii ki şehrimizin büyükleri var; Valimiz, önceki Valimiz, şimdiki İçişleri Bakanımızın destekleri oldu. Şu an halihazırda Erzurum milletvekillerimiz, önceki dönem İçişleri Bakanımız Selami Altınok Bey; onların çok ciddi katkısı oldu. Bizi hep desteklediler, olumsuz sonuçlarımızda arayıp motive ettiler. Tabii ki uzar gider bu liste, unuttuklarım affetsinler. Ve tabii ki en önemlisi, bugünlere gelmemizde beni hep destekleyen, en çok arkamda duran babama ben bu şampiyonluğu armağan ediyorum. Babam yalnız kaldı; annemi kaybettik üç gün önce. Annem de futbolu bizimle takip ederdi. Onlar öyle açıp maç izleyen insanlar değillerdi ama benim başkanlığım döneminde sadece o da değil, bütün akrabalarımız, herkes, arkadaşlarımız Erzurumspor’u takip ettiler. Tabii ki üzücü bir hafta oldu benim için. Transfer yasağını açtığım hafta annemin kanser olduğu haberini almıştım. Bu hafta da şampiyonluk yaşarken, üç gün önce annem vefat etti. Ben anneme ve babama bu şampiyonluğu armağan ediyorum. Tabii ki benim hep yanımda olan yönetici arkadaşlarım var, hiç incitmediler beni. Hep yanımda oldular; içeride, dışarıda, bütün deplasmanlarda güçleri yettikçe, imkanları yettikçe bu şampiyonluğa katkı sağladılar. Kulüp personelimiz, medya sorumlumuz, kulüp müdürümüz; bütün arkadaşların hepsinin emeği var. Ben hepsine teşekkür ediyorum. Bu şampiyonluk Erzurumspor’umuza hayırlı olsun. Erzurum kazandı diyorum" şeklinde konuştu.
Şanlıurfa Şanlıurfa Valiliği’nden okullara güçlü güvenlik desteği Şanlıurfa Valiliği, Siverek ilçesi ile Kahramanmaraş’ta meydana gelen okullara yönelik silahlı saldırı olaylarının ardından okullarda güvenlik önlemlerinin artırılması için çalışma başlattı. Şanlıurfa’nın Siverek ilçesi ile Kahramanmaraş’ta meydana gelen okullara yönelik menfur silahlı saldırı olaylarının ardından Şanlıurfa Valiliği, ilgili kurumlarla yakın iş birliği içerisinde yoğun bir çalışma gerçekleştirdi. İçişleri Bakanı ve Milli Eğitim Bakanı’nın 81 il valisi ile uzaktan gerçekleştirdiği toplantının ardından güvenlik birimlerinin yöneticileri ve kaymakamlar ile toplantılar düzenleyen Vali Hasan Şıldak, okullarda güvenlik tedbirlerinin arttırılması konusunda güvenlik birimlerine ve eğitim kurumlarına iki ayrı yazı göndererek, izlenecek yol haritası konusunda kurumları talimatlandırdı. Okullarda güvenli ve huzurlu bir eğitim ortamı sağlanabilmesi amacıyla Şanlıurfa Valiliği tarafından 18 Nisan Cumartesi günü yayınlanan genel emir ile öğrenci velileri ve ziyaretçilerin okullara girişi kurallara bağlanarak, kontrollü hale getirildi. Düzenlemede Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullardaki nöbet uygulamalarını içeren mevzuat ve genelgelerine atıf yapılırken, okulların bahçesinde, önlerinde ve çevresinde okul ile ilgisi olmayan kişi ve grupların bulunması, beklemesi ve toplanması da yasaklandı. Şanlıurfa Valiliği, kaymakamlıklar, İl Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma Komutanlığı ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile birlikte yaptığı değerlendirme sonucunda 20 Nisan Pazartesi gününden itibaren çok sayıda okula ilave kolluk personeli görevlendirmesi gerçekleştirdi. Polis memuru ve jandarma personelinin yanı sıra çarşı ve mahalle bekçilerinin de görevlendirildiği uygulama kapsamında ayrıca okulların çevresinde alınacak güvenlik önlemlerinin güçlendirildiği ifade edildi.