SAĞLIK - 26 Mart 2024 Salı 10:05

Prof. Dr. Torun: “Beslenmeyle ilişkili hastalıklar toplum sağlığını tehdit ediyor”

A
A
A
Prof. Dr. Torun: “Beslenmeyle ilişkili hastalıklar toplum sağlığını tehdit ediyor”

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Nur İzol Torun, obezitenin basit bir kozmetik sorunun ötesinde, şeker hastalığı, tansiyon yüksekliği, kalp ve damar hastalıkları ve kanser gibi ölümcül hastalıklara da neden olduğunu vurgulayarak, "Obeziteyi önemli bir toplum sağlığı sorunu olarak görmek gerekiyor" dedi.


Yapılan araştırmaların Türkiye’de obezite sıklığının her geçen gün arttığını ve toplumdaki obezite sıklığı açısından Avrupa ülkeleri arasında birinci sırada olduğumuzu gösterdiğini işaret eden Medical Park Adana Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Nur İzol Torun, açıklamalarda bulundu.



“Obezite ile mücadelenin ekonomik ve eğitim boyutu da ele alınmalı”


Obeziteyi sadece sağlık sistemi içinde çözmenin mümkün olmadığını, işin sosyal, ekonomik ve eğitim boyutu ile de ele alınacak programların hızla geliştirilerek, bir an önce hayata geçirilmesinin en önemli önceliklerden biri olması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Ayşe Nur İzol Torun, obezite ile mücadelenin önem sırasının en üst sıralarda olduğunu ve bunun en önemli parçalarından birisinin de obezitenin önlenmesi olduğunun altını çizdi.



“Sağlıklı yaşam tarzı alışkanlığı kazandırmak için eğitimler yapılmalı”


Besinlerin hem enerji vermesi hem de vücudun dışarıdan almak zorunda olduğu vitamin, mineral, protein gibi önemli öğeleri içermesi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Torun, şunları söyledi:


“Obezitesi olan bireylerin çoğunlukla yüksek enerji içeriği olan ancak besin öğe içeriği açısından fakir yiyecekler tükettiği bilinmektedir. Bu yönüyle obezite, varlık içinde bir yokluk durumu olarak da tanımlanmaktadır. Bu açıdan sağlıklı bireyler, çocuklar ve gençler hedef kitlesi olarak belirlenip, sağlıklı yaşam tarzı alışkanlığı kazandırmak, sürdürmek açısından geniş çaplı eğitimler yapılmalı, okul kantinleri başta olmak üzere, toplu olarak yemek yenilen merkezler sağlıklı gıda tüketimi açısından düzenlenmelidir. Toplumun egzersiz yapabileceği uygun alanlara ulaşımı açısından düzenlemelerin yapılması da bir diğer önemli çalışma alanı olmalıdır. Sağlıklı beslenmek ve sağlığı sürdürmek, özetle sağlık hakkı bir insan hakkıdır.”



“Obezitede pek çok faktör iç içe girerek etkili olabiliyor”


Bir sağlık sorunu olarak obezite bazı endokrinolojik hastalıkların bir sonucu olarak görülebilse de, çoğu bireyde tek bir nedenden bahsetmenin mümkün olmadığını dile getiren Prof. Dr. Ayşe Nur İzol Torun, “Çoğu zaman psikiyatrik, metabolik, yaşam tarzı, sosyal çevre, stres, uyku bozuklukları gibi pek çok faktör iç içe girerek etkili olabilmektedir. Bu karmaşık sorunun çözümü için bireylerin obezite olgularını çok yönlü değerlendirme deneyimine sahip olan merkezlerde değerlendirilmesi en ideal olandır. Bu merkezlerde hekimin yanı sıra, psikolog, egzersiz ve diyet uzmanları obezitesi olan bireyi olması gerektiği gibi çok yönüyle değerlendirmekte ve tedavi sürecini düzenlemektedir. Ülkemizde de bu açıdan geliştirilen ve geliştirilmekte olan merkezlerin sayısı hızla artmaktadır” şeklinde konuştu.



“Öncelik toplum sağlığını koruma hedefi olmalı”


Obezite ile mücadelede birey bazında ilaç tedavilerinin de gündeme geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Ayşe Nur İzol Torun, "Ülkemizde ve dünyada uzun süredir kullanılmakta olan ya da henüz kullanıma giren anti-obezite ilaçlarına gerekmesi halinde bir uzman tarafından başlanması, tedavi açısından umut vermektedir. Nihayetinde tüm bu yaklaşımların başarısız kaldığı bireylerde, özellikle de obezite ilişkili yandaş hastalığı olanlarda cerrahi tedavi de gündeme gelmektedir" dedi.


Obezitenin ülkemiz için önemli bir toplum sağlığı sorunu olduğunu ve giderek daha da büyük boyutlar kazandığını vurgulayan Prof. Dr. Torun, “Obezite ile mücadelede önleme amaçlı çalışmalar, öncelikli toplum sağlığını koruma hedefi olmalıdır. Bir diğer hedefimiz de obezitesi olan bireylerin hak ettikleri uygun tedavi şansına kavuşacakları obezite tedavi merkezlerinin yaygınlaştırılmasıdır” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Özel: "Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz" Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğu ile yaptığı telefon görüşmesine ilişkin, "Cevabım nettir, tavizim yoktur. Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz" dedi. Özgür Özel, Cumhuriyet Halk Partisinin 38’inci Olağan Kurultayı hakkında verilen mutlak butlan kararı sonrası CHP Genel Merkezinde düzenlenen, ‘Partimize, İrademize Sahip Çıkıyoruz’ buluşmasında konuştu. Özel, "Değerli dostlarım, büyüklerim, akranlarım, sevgili kardeşlerim, değerli gençler aile her şeydir. Ne zaman başımız sıkışsa, yüzümüzü ailemize döneriz. Aile, düştüğümüzde kolumuzdan tutandır. Sendeleyince omuzumuza dokunandır. Yokluğuna katlanmak zordur. Ama zoru göğüsleriz. Yükü paylaşır, acıyı bölüşürüz. Ama ailemizin yokluğuna, hasretine, acısına dayanırız da haysiyetinin çiğnenmesine asla izin vermeyiz. Siz benim ailemsiniz. Siz birbirinizin ailesisiniz. Bize oy versin, vermesin bu ülkenin tüm demokratları bizim ailemizdir. Bu ülkenin geleceğinden kaygı duyanlar, yarınları için mücadele edenler, birilerinin yanına sığınıp da onlarla gününü gün edenler değil; birbirinin omzuna tutunup da yarınlar için direnenler bizim ailemizdir. İşte bizler ailesine sahip çıkanlarız. Biz yoksulları, emekçileri, emeklileri, esnafı, çiftçiyi, gençleri ailemiz bildik" şekilde konuştu. "Bizim suçumuz, seçim kazanmak" Son yerel seçimleri kazandıkları için haksız ilan edildiklerini söyleyen Özel, "Bizim suçumuz, seçim kazanmak ya da seçimi kazanacakları aday yapmak. Bizim suçumuz, müesses nizama baş kaldırmak. Bizim suçumuz, kontrollü muhalefet olmayı reddetmek. Bizim suçumuz, paşa paşa konforlu muhalefet koltuğunda oturmayıp millet için iktidar hedeflemek. Bu yüzden mesele, Cumhuriyet Halk Partisi meselesi değildir. Mesele, milletin meselesidir, halkın meselesidir, halkların meselesidir." ifadelerini kullandı. "Türkiye değil, dünya hukuk tarihinde olmayacak bir karar" Özel, "Malum dün Türkiye değil, dünya siyasi tarihinde, hukuk tarihinde olmayacak bir kararla bambaşka bir hukuk dalının bir kuralını getirip de bir siyasi partinin 2,5 yıl önce yapmış olduğu bir kurultaya uygulayarak; hem de o kurultay ile ilgili yürüyen davaları perişan olmuş şahitlik edenlerin hakim önünde ifadelerini geri çektikleri, savunamadıkları. Elbette buna susacak, teslim olacak halimiz yoktu. Bir yandan da bu cenderenin içinden çıkmak gerekiyor. Ama bunu gidip de rejimle uzlaşacak, aparatlarıyla uzlaşacak ya da olmadık temaslar, olmadık pazarlıklar, bekledikleri gibi tavizler vererek yapacak halimiz yoktu. İşte o yüzden buradayım, işte o yüzden buradayız, işte o yüzden buradasınız. İyi ki buradasınız." "O telefona bakmadık, bakamadık" Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı telefon görüşmesinden bahseden Özel, "Milletin, halkın gücüyle; sizlerin emeğiyle, kararlılığıyla birlikte bir büyük mücadeleyi başlattık. Günün şartları, günün psikolojisi içinde bir telefon geldi. O telefona bakmadık, bakamadık. Bugün akşamüstü o telefon görüşmesini gerçekleştirdik. İşte buradaki bütün dostlara ne konuştuğumu ne olacağını, ne olmayacağını söylemek boynumun borcudur. Bugün dedim ki ‘Sokağı görüyor musun?’ Dedim ki ‘Sokağı görüyor musunuz? Milleti duyuyor musunuz? Bu partinin, bu baba ocağının bahçesinde yan yana ağlayan 80 yaşında teyzemi, 15 yaşında evladı görüyor musunuz? Türkiye’nin dört bir yanından yükselen isyanı duyuyor musunuz? Bugün Türkiye’den 65 baro isyan ediyor. Bugün Türkiye’nin tüm meslek örgütleri, tüm sendikaları, tüm siyasi partileri, en sağdan en sona tüm dostlar yan yana duruyor. ‘Bu CHP meselesi değil, bu Türkiye meselesidir’ diyor ve sizden bir şey bekliyor.’ Bir soru aldım. ‘Siz ne diyorsunuz?’ diye. Cevabım nettir, tavizim yoktur. Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz. İki şeye ömür vermeye, gerekirse iki şeye can vermeye razı olmuşum. Buradan sizin önünüzde ifade ediyorum. Bunlardan birincisi, Cumhuriyet Halk Partisi üyesinin, delegesinin önüne Atatürk’ün partisinin sandığı gelecek. İkincisi, bu milletin önüne seçim sandığı gelecek, bu iktidar değişecek." dedi.