SAĞLIK - 17 Şubat 2026 Salı 11:21

Ramazan’da bağırsak sağlığınıza dikkat edin

A
A
A
Ramazan’da bağırsak sağlığınıza dikkat edin

Klinik Diyetisyen Duygu Özbay, iftarda uzun süre aç kalmanın ardından yemekleri hızlı yemenin sindirimi zorlaştırdığını belirterek, "İftara çorba ile başlamak, ardından 10-15 dakika ara verip ana yemeğe geçmek ise sağlıklı bir yöntem olacaktır" dedi.


Ramazan ayı, beslenme alışkanlıklarının değiştiği ve vücudun yeni düzene uyum sağlamaya çalıştığı özel bir dönemi ifade ediyor. Öğün sayısının azalması, gün içinde su içilememesi ve beslenme düzeninin değişmesi nedeniyle birçok kişi kabızlık sorunundan yakınıyor. Özellikle sahurun atlanması, iftarda hızlı ve ağır yemek tüketimi, yeterince sebze-meyve yenmemesi bağırsak hareketlerini yavaşlatabiliyor.


Kabızlık; karın şişkinliği, gaz, mide rahatsızlığı ve halsizlik gibi sorunlara yol açarak oruç sürecini normalden daha zor bir hale getirebiliyor. Medline Adana Hastanesi’nden Klinik Diyetisyen Duygu Özbay, Ramazan’ı mümkün olduğunca rahat geçirmek için sindirim sistemini destekleyen bir beslenme düzeni oluşturmak gerektiğini söyleyerek uyarı ve önerilerde bulundu.


Diyetisyen Özbay, önerilerini şu şekilde sıraladı:



"Sahuru atlamak bağırsakları yavaşlatabilir


Sahur, gün boyu enerjiyi korumanın yanı sıra bağırsakların düzenli çalışması açısından da önemli bir öğündür. Sahura kalkmamak ya da sadece çay, su içip geçiştirmek uzun süre aç kalınmasına neden olur ve sindirim sistemi daha da yavaşlar. Kabızlık yaşamamak için protein, lif ve sağlıklı yağ dengesi sağlanmalıdır. Sahurda yapılacak doğru besin tercihleri, kabızlık riskini önemli ölçüde azaltır.



Lifli beslenme kabızlığa karşı en etkili destektir


Kabızlıkla mücadelede en etkili yöntemlerden biri lif tüketimini artırmaktır. Lif, bağırsak hareketlerini hızlandırarak dışkının daha kolay atılmasını sağlar. Beyaz ekmek, pirinç pilavı, makarna gibi lif oranı düşük besinlerin fazla tüketilmesi kabızlığı artırabilir. Bunun yerine tam buğday ekmeği, yulaf, bulgur, kuru baklagiller ve sebze yemekleri sofralarda daha sık yer almalıdır. Ayrıca kabuklu meyveler ve salatalar da lif açısından oldukça zengindir.



Bol su tüketimi ihmal edilmemeli


Kabızlığın en önemli nedenlerinden biri de yetersiz sıvı tüketimidir. Lifli beslenme tek başına yeterli olmaz; lifin bağırsaklarda etkili olabilmesi için suya ihtiyaç vardır. İftar ile sahur arasında en az 8-10 bardak su içmeye özen gösterilmelidir. Su yerine sadece çay-kahve tüketmek doğru değildir çünkü bu içecekler vücuttan su atımını artırıp susuzluğu derinleştirebilir. Bu nedenle özellikle sahurdan önce mutlaka yeterli miktarda su içilmelidir.



İftarda hızlı yemek kabızlığı artırabilir


İftarda uzun süre aç kalmanın ardından yemekleri hızlı yemek sindirimi zorlaştırır. İftara çorba ile başlamak, ardından 10-15 dakika ara verip ana yemeğe geçmek ise sağlıklı bir yöntem olacaktır. Sofrada mutlaka sebze yemeği veya salata bulunmalı, ekmek ve pide tüketimi ise kontrollü olmalıdır. Aşırı kızartma ve hamur işi tüketimi bağırsakları daha da yavaşlatabilir.



Hareket ve yürüyüş bağırsakları çalıştırır


Ramazan’da kabızlık yaşamamak için sadece beslenme değil, günlük hareket de önemlidir. İftardan 1-2 saat sonra yapılacak 20-30 dakikalık hafif yürüyüş bağırsak hareketlerini artırır ve sindirimi rahatlatır. Gün boyu hareketsiz kalmak kabızlık riskini yükselteceği için mümkün olduğunca aktif olunmalıdır.



Kuru kayısı ve yoğurt doğal destek sağlar


Kabızlık şikayeti yaşayanlar için kuru kayısı, erik, incir gibi doğal lif kaynakları faydalı olabilir. Özellikle sahurda 2-3 adet kuru kayısı tüketmek bağırsakları destekler. Ayrıca yoğurt gibi probiyotik içeren besinler de bağırsak florasını güçlendirerek sindirimi kolaylaştırır.



Gerekir ise bir doktora başvurun


Kabızlık şikayeti birkaç gün içinde düzelmiyor, karın ağrısı ve şişkinlik gittikçe artıyorsa mutlaka uzman desteği alınmalıdır. Çözüm için bilinçsiz şekilde laksatif (müshil) kullanımının ise bağırsak tembelliğini artırabileceği unutulmamalıdır."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Adana’nın sıra dışı yöresel lezzetlerinin gastronomi turizmini canlandırılması bekleniyor Adana’nın sıra dışı yöresel lezzetlerinden olan kelle, paça, şırdan, mumbar, billur ve beynin gastronomi turizmini canlandırması için çalışmalar başlatıldı. Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (ATÜ) Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü tarafından hazırlanan "Türkiye’nin Sıra Dışı Lezzetleri" basın tanıtım programı, ATÜ Merkezi Kafeterya’da gerçekleştirildi. Anadolu’nun köklü mutfak mirasını bilimsel bir perspektifle ele alan program, ATÜ Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen, rektör yardımcıları, dekanlar ve basın mensuplarının katılımıyla düzenlendi. Tanıtım programında konuşan Rektör Prof. Dr. Adnan Sözen, gastronominin yalnızca beslenme alanı olmadığını toplumların tarihini, yaşam biçimini ve sürdürülebilirlik anlayışını yansıtan çok disiplinli bir bilim dalı olduğunu vurguladı. Uluslararası literatürde "strange food" olarak tanımlanan sıra dışı yiyeceklerin, aslında toplumların kıtlık dönemlerinde dahi kaynakları ne kadar verimli kullandığının bir göstergesi olduğunu ifade eden Sözen, Türk mutfağının asırlardır sıfır atık ve sürdürülebilirlik felsefesini benimsediğini belirtti. Program kapsamında Adana mutfağıyla özdeşleşen paça, dil, beyin, kelle, billur, mumbar ve şırdan gibi lezzetler tanıtıldı. Modern kültürlerde kimi zaman "sıra dışı" olarak değerlendirilen bu ürünlerin, Türk mutfağında hayvanın tamamını değerlendirme anlayışının bir parçası olduğuna dikkat çekildi. Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü tarafından yürütülen çalışma, Adana’nın turizm potansiyeline ve Türkiye’nin uluslararası tanıtımına stratejik katkı sunması açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi. Program, katılımcıların geleneksel lezzetleri deneyimlemesi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.