EKONOMİ - 10 Eylül 2025 Çarşamba 09:27

Sahte ve ayarı düşük altınlar arttı, darphane dışı ürün satışı yasaklandı

A
A
A

Yurt genelinde son dönemlerde sahte veya ayarı düşük altın satışlarının artması üzerine yaşanan mağduriyetlerin önüne geçebilmek için Adana’da kuyumcular iş yerlerine ’Bu iş yerinde sadece yeni tarihli darphane sarrafiye ürünleri satılmaktadır’ yazılı dövizler astı. Uygulamayla birlikte artık kuyumcularda sadece yeni tarihli darphane çeyrek, yarım ve tüm altın satabileceği bildirildi. Müşterilerin sattığı altınlar kesilip, eritmeye yollanırken uygulamadan hem esnaf hem de vatandaşlar memnun oldu.

Son dönemde küresel gelişmelerin de etkisiyle rekor üstüne rekor kıran altın fiyatları, iç piyasada merdiven altı altın üretim yapan sahtecileri hareketlendirdi. Güvenlik güçleri, geçtiğimiz mayıs ayında Adana’da düzenlendiği eş zamanlı operasyonda 12 milyon 253 bin TL değerinde bin 125 adet çeyrek, 98 adet yarım, 127 adet tam olmak üzere toplam bin 350 adet sahte altın ele geçirildi. Son dönemlerde birçok ilde de sahte ve ayarı düşük altınları piyasaya sürenlere yönelik operasyonlar düzenledi.

Sahte ve ayarı düşük altınlar arttı, darphane dışı ürün satışı yasaklandı

Mağduriyetler artınca sadece darphane ürünleri satılması kararlaştırıldı

Özellikle teknolojinin gelişmesiyle birlikte altınların ayarının düşürülmesi çok daha kolaylaştırıldı ve kuyumcular sadece atölyelerde analiz yaptırarak bunu anlayabilir hale geldi. Özellikle müşterilerden gelen gram, çeyrek, yarım ve tüm altınlarda ayar düşüklüğü yeniden satışta piyasada ciddi mağduriyetlere yol açınca Adana Kuyumcular Odası karar aldı. Odanın aldığı karar doğrultusunda artık müşterilerden gelen gram, çeyrek, yarım ve tüm altınlar analiz edilerek satın alınacak ancak bu altınlar kesilerek eritmeye gönderilecek. Kuyumcular ise sadece 2025 tarihli darphane gram, çeyrek, yarım ve tüm altın satabilecek. Oda tarafından üzerinde ’Bu iş yerinde sadece yeni tarihli darphane sarrafiye ürünleri satılmaktadır’ yazılı dövizler kentteki kuyumculara dağıtıldı. Uygulamadan hem vatandaşlar hem de esnaf memnun olurken bu uygulamaya uymayan kuyumcular ise şikayet edilebilecek.

Sahte ve ayarı düşük altınlar arttı, darphane dışı ürün satışı yasaklandı

"Bunları ayırt etmemiz bazen çok zor oluyor"

Konuyla ilgili İhlas Haber Ajansı’na konuşan Adana Kuyumcular Odası Başkanı Oğuz Başman, "Türkiye’de vatandaşların en fazla aldığı altınlar gram, çeyrek, yarım ve tüm altındır. Piyasaya kötü niyetli insanların sürmüş olduğu gerek ayarı düşük gerekse sahte ürünlere rastladığımız oluyordu. Bunları ayırt etmemiz bazen çok zor oluyor. Bu nedenle piyasayı hem eski mallardan temizlemek hem de vatandaşlarımızın ellerindeki altınları sıfır altınlarla değiştirmek için böyle bir uygulamaya geçtik" dedi.

Sahte ve ayarı düşük altınlar arttı, darphane dışı ürün satışı yasaklandı

"Hem vatandaşlarımızı hem de esnafımızı korumak istiyoruz"

Vatandaşlara eski tarihli altın almamalarını tavsiye eden Başman, "Vatandaşlarımız tasarruf veya hediye için mutlaka yeni tarihli ürün alsınlar. Ellerinde eski tarihli ürünler olanlar vardır. Bunları da istedikleri zaman maddi bir kayıpları olmadan bunları bozdurabilirler. Ellerindeki altınlar yine altındır ama bundan sonraki alışverişlerinde yeni tarihli ürün alsınlar. Operasyonlar yapıldı ve bizler de hem vatandaşlarımızı hem de esnafımızı korumak için böyle bir uygulamaya geçtik" diye konuştu. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’na da durumu bildirdiklerini ve şikayetçi olduklarını anlatan Başman, "Piyasaya bu altınları süren şahısları tanımıyoruz. Böyle piyasayı manipüle eden bir kesim var. Bu şahıslar için Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunduk. Sayın başsavcımız da konuyla yakından ilgileneceğini belirtti. Piyasayı tamamen bunlardan temizleyeceğiz" şeklinde konuştu.

Sahte ve ayarı düşük altınlar arttı, darphane dışı ürün satışı yasaklandı

"Artık mağduriyetlerimiz ortadan kalkacak"

Esnaf Latif Mengi, "Bu uygulamadan oldukça memnunuz. Uzun zamandan bu yana bu konudan çok rahatsızdık. Adana’nın itibarı artık yeniden yerine geliyor. Sahte ve ayarı düşük altınlar çok artmıştı. Vatandaşlarımız ve esnaflarımız çok mağdur olmuştu. Artık mağduriyetlerimiz ortadan kalkacak" ifadelerini kullandı. Altın almaya gelen Nur Er ise uygulamadan memnun olduğunu, bildiği kuyumculardan altın aldığını ve darphane dışı ürün talep etmediğini söyledi.

Umutcan İşledici - Elif Ayşenur İşledici

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Karabük Karabük’te trafik denetimleri yoğunlaştırıldı Karabük Belediyesi şehir içi trafikte düzeni sağlamak amacıyla park ihlallerine yönelik denetimlerin sıkılaştırılacağını açıkladı. Belediye, özellikle ikinci sıra park, yaya geçitlerinin kapatılması ve kaldırım işgallerinin trafik akışını olumsuz etkilediğini vurguladı. Karabük Belediyesinden yapılan açıklamada şehir merkezinde yapılan yanlış park uygulamalarının trafik akışını aksattığı ve güvenliği tehlikeye attığı belirtildi. Özellikle ikinci sıra park, yaya geçitlerinin araçlarla kapatılması, tretuvar (kaldırım) üzerine park edilmesi ve yanlış yerde duraklama gibi ihlallerin kent içi ulaşımda ciddi sorunlara yol açtığı ifade edildi. Açıklamada kaldırımların araçlar tarafından işgal edilmesinin engelli bireyler, yaşlı vatandaşlar ve çocuklu aileler için yaya ulaşımını zorlaştırdığına dikkat çekildi. Tretuvar üzerine park edilmesinin yaya güvenliğini tehlikeye düşürdüğü ve kamusal alan kullanımını kısıtladığı kaydedildi. Şehir genelinde yapılacak denetimlerde trafik düzenini bozan uygulamaların tespit edilmesi hâlinde ilgili mevzuat kapsamında idari cezaların uygulanacağı ve kurallara aykırı davranışlara taviz verilmeyeceği bildirildi. Öte yandan sürücülere şehir merkezinde park için belediyeye ait Eski Balık Pazarı ve Eski Valilik binası yerinde bulunan açık otoparkların kullanılabileceği hatırlatıldı. Belediye yetkilileri, şehir içi trafik düzeninin sağlanabilmesi için sürücülerin trafik kurallarına hassasiyetle uymalarının büyük önem taşıdığını ifade etti.
Karabük KBÜ Orman Fakültesi’nden "Yeşil Vatan" vizyonuna akademik katkı Karabük Üniversitesi(KBÜ) Orman Fakültesi Akademisyenleri Batı Karadeniz’de düzenlenen "Yeşil Vatan" programında gençlere çevre ve sürdürülebilirlik konularında rehberlik etti. Programda orman ekosistemleri, biyoçeşitlilik ve sürdürülebilir üretim başlıklarında akademik sunumlar gerçekleştirildi. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında geliştirilen "Yeşil Vatan" vizyonu doğrultusunda Batı Karadeniz Bölgesi’nde gençlerin araştırma-geliştirme çalışmalarına yönelik akademik rehberlik programı düzenlendi. Programda Karabük Üniversitesi Orman Fakültesi akademisyenleri çevre, sürdürülebilirlik ve bilimsel üretim konularında değerlendirmelerde bulundu. Karabük İl Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Genç AR-GE Grubu tarafından yürütülen programda gençlerin çevre, enerji verimliliği, geri dönüşüm teknolojileri ve yeşil üretim alanlarında proje geliştirmesi teşvik edildi. Etkinlikte Orman Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Yörür ile Dekan Yardımcıları Prof. Dr. Cumhur Güngöroğlu ve Doç. Dr. Ahmet Duyar da yer aldı. Akademisyenler konuşmalarında çevre odaklı bilimsel çalışmaların önemine dikkat çekti. Program kapsamında öğretim üyeleri tarafından "Yeşil Vatan" teması doğrultusunda çeşitli sunumlar gerçekleştirildi. Sunumlarda orman ekosistemleri, biyoçeşitlilik, sürdürülebilir kaynak yönetimi ve çevre temelli bilimsel çalışmalar ele alındı. Akademisyenler ayrıca genç araştırmacılara yönelik proje önerileri, su ekosistemlerinin korunması, ormanların su kaynakları üzerindeki etkisi, fitoremediasyon uygulamaları ve sürdürülebilir ormancılık konularında değerlendirmelerde bulundu. Programda "Yeşil Vatan" vizyonunun yalnızca çevreyi koruma anlayışıyla sınırlı olmadığı; bilimsel araştırmalar, sürdürülebilir üretim ve çevre temelli inovasyon süreçlerini kapsayan çok boyutlu bir yaklaşım olduğu vurgulandı.
Ankara RTÜK Başkanı Daniş’ten İslamofobiyle Mücadele Uluslararası Günü paylaşımı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Mehmet Daniş, 15 Mart İslamofobiyle Mücadele Uluslararası Günü’ne ilişkin paylaşım yaptı. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Mehmet Daniş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda 15 Mart İslamofobiyle Mücadele Uluslararası Günü’nün uluslararası toplumun ortak vicdanını harekete geçirmek ve nefret, ayrımcılık ve önyargıya karşı güçlü bir farkındalık oluşturmak amacıyla ilan edilmiş önemli bir gün olduğunu vurgulayarak şu ifadelere yer verdi: "Yakın tarih, nefretin ve ön yargının insanlığa nasıl ağır bedeller ödetebileceğini acı örneklerle göstermektedir. Avrupa’nın ortasında, Bosna-Hersek’te yaşanan Srebrenitsa katliamı, inancı ve kimliği nedeniyle hedef alınan binlerce masum insanın acısıyla insanlık hafızasında derin bir yara bırakmıştır. Yıllar sonra dünyanın başka birçok köşesinde yaşanan, 2017 yılında Kanada’nın Quebec kentinde bir camiye yapılan saldırı, 2019 yılında Yeni Zelanda’nın Christchurch kentindeki iki camiye düzenlenen saldırı, 2021 yılında Kanada’nın Ontario eyaletinde Müslüman bir ailenin araçla hedef alınması, 2022 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde Albuquerque Müslüman Cinayetleri, 2023 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde Müslüman bir çocuğun nefret saldırısında hayatını kaybetmesi, 2023-2024 yıllarında Avrupa’da Cami Saldırıları Dalgası 2024 yılında Kanada’da Ottawa Camii Kundaklama Girişimi gibi saymakla bitiremeyeceğimiz İslamofobik saldırılar tüm dünyaya nefretin ve aşırıcılığın küresel ölçekte ne kadar yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini tüm dünyaya göstermiştir. Bugün ise Gazze’de yaşanan trajediler, sivillerin, kadınların ve çocukların maruz kaldığı ağır insani tabloyla uluslararası toplumun ortak vicdanını derinden sarsmaktadır. İnsan hayatının ve insan onurunun korunması, hangi coğrafyada yaşarsa yaşasın herkes için ortak bir sorumluluktur. Bosna’dan Kanada’ya, Yeni Zelanda’dan Gazze’ye kadar dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan bu acı olaylar, nefretin sınır tanımadığını açıkça göstermektedir. Nefret söylemi yalnızca sözlerden ibaret değildir; zamanla ayrımcılığa, ayrımcılık ise insan hayatını tehdit eden şiddet ortamlarına dönüşebilmektedir. Bu noktada medya ve yayıncılık, toplumların birbirini anlamasında ve doğru bilginin yayılmasında kritik bir role sahiptir. Yayıncılık faaliyetlerinin ön yargıları büyüten değil, empatiyi güçlendiren; ayrıştıran değil, birleştiren bir anlayışla yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu olarak bizler; insan onuruna saygıyı esas alan, nefret söylemine karşı duyarlı, farklı inanç ve kültürlere saygıyı güçlendiren sorumlu yayıncılık anlayışının geliştirilmesini temel bir sorumluluk olarak görmekteyiz. Bu anlayış doğrultusunda Kurulumuz öncülüğünde; 25-26 Mayıs 2021 tarihlerinde ‘Uluslararası Medya ve İslamofobi Sempozyumu’, 15 Mart 2022 tarihinde ‘İkinci Uluslararası Medya ve İslamofobi Forumu’, 10 Nisan 2023 tarihinde ‘Uluslararası Medya ve İslamofobi’ programının üçüncüsü ve 14 Mart 2024 tarihinde ‘Küresel ve Yerel Boyutlarıyla İslamofobi’ temasıyla dördüncü forum gerçekleştirilmiştir. Söz konusu programlarla, İslamofobi ile mücadele yollarının akademisyenler, bürokratlar ve medya uzmanları nezdinde ele alınması; medya odaklı farkındalığın ve kurumsal iş birliğinin güçlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu vizyon ile 2025 yılı içinde Uluslararası Medya ve İslamofobi Forumu’nun beşincisine yönelik hazırlık çalışmaları da sürdürülmektedir. İslamofobi ile mücadele; yalnızca Müslümanların değil, insanlığın ortak sorumluluğudur. Karşılıklı saygının, empati kültürünün ve doğru bilginin güçlendiği bir iletişim ortamı, daha adil ve daha barışçıl bir dünyanın kurulmasına katkı sağlayacaktır. Bu vesileyle Radyo ve Televizyon Üst Kurulu olarak; ayrımcılığa, nefret söylemine ve ötekileştirici yaklaşımlara karşı sorumlu yayıncılık anlayışının güçlendirilmesi yönündeki çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiririz."