POLİTİKA - 28 Kasım 2025 Cuma 18:21

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Adana’da sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geldi

A
A
A
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Adana’da sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geldi

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Adana’da sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle bir araya geldi. Kurtulmuş, sivil toplum kuruluşlarının demokrasinin en önemli bileşenlerinden biri olduğunu belirterek, "Hangi alanda sivil toplum gerçekleştiriyor olursanız olun, aslında yaptığınız iş Türkiye demokrasisini güçlenmesine katkı sunmaktır" dedi.


Bir dizi temas için Adana’ya gelen TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, bir otelde sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle bir araya geldi. Kurtulmuş, yaptığı konuşmada, "Demokrasi sadece dört yıldan dört yıla, beş yıldan beş yıla veya belli aralıklarla sandığa gidip oy vermekten ibaret değildir. Demokrasinin en önemlisi seçimden sonraki süreçte de fikirlerini, kamuoyunun görüşlerini, halkın taleplerini ve siyasete yansıtma ve topluma karşı vazifelerini yerine getirmekle yükümlü olan sivil toplum kuruluşlarının da demokrasinin önemli, en önemli bileşenlerinden birisi olduğunun altını çizmek isterim. Bu çerçevede yaptığınız iş hangi alanda sivil toplum gerçekleştiriyor olursanız olun aslında yaptığınız iş Türkiye demokrasisini güçlenmesine katkı sunmaktır. Bu çerçevede biz de siyasi hayatımız boyunca gittiğimiz şehirlerde dostlarımızın farklı sevgi ve düşüncelerini dinlemek onlarla birlikte memleket meselelerine müzakere etmek ve önümüzde somut bazı hedefleri koyabilmek için bu tür toplantıları gerçekleştirdik" diye konuştu.



"Bölgeye ve dünyaya yön verecek siyaseti ve fikirleri ortaya koymak Türkiye’nin temel sorumluluklarındandır"


Önemli bir dönemeçten geçildiğine dikkat çeken Kurtulmuş, "Türkiye Cumhuriyeti’mizin 102. yıl dönümünü geride bıraktık. Bir asrı nice başarılarla, nice büyük mücadelelerle, nice yokluklarla, nice yoksulluklarla ama şanla şerefle geride bıraktık. Şimdi önümüzde çok daha güçlü hedeflerin koymamız gereken cumhuriyetin ikinci asrı ya da sözü güçlü, gücü tesirli Türkiye’nin yüz yılı olarak ifade ettiğimiz yeni bir dönemin kapıları açılmıştır. Bu süreçte Türkiye olarak tabii ki tek başına değiliz. Artık günümüz dünyasında hiçbir ülkenin, hiçbir bölümün kapılarını kapatarak dünyadan kendisini soyutlaması mümkün değildir. Hele hele yüksek teknolojilerin bu kadar egemen olduğu, dünyada bilginin ve enformasyonun bu kadar hızlı yayıldığı bir dönemde dünyanın öteki ucunda gerçekleşen bir olayı 2-3 dakika içinde bizi de etkilendiğini düşünürseniz, hiçbir şekilde kulaklarımızı da kapılarınızı da dünyada gelişmelerde uzak tutmak mümkün değil. Dolayısıyla bu süreçte iki temel noktada tavırların farklılaşacağını ifade etmek isterim. Ya etkin olarak yeni tabiriyle proaktif olarak karşılaştığımız sorunları hatta karşılaşacağımız sorunları çözmeye niyet edeceğiz. Ya da pasif bir şekilde başkalarının programının bir parçası haline geleceğiz. Hiç şüphesiz Türkiye gibi güçlü bir ülkeye, Türk milleti gibi büyük bir milleti, güçlü bir şekilde aktif olarak olayların önünden geçmek ve olay yönlendirmek düşer. Bunun için dünyada olup biteni çok iyi anlamak ve özellikle bölgemizdeki gelişmelerin hiçbir şekilde gerisinde kalmamak önünde gitmek ve hatta bölgeye ve dünyaya yön verecek siyaseti ve fikirleri ortaya koymak Türkiye’nin temel sorumluluklarındandır" şeklinde konuştu.


Özellikle bu dönemde dünyada fevkalade büyük değişimlerin yaşandığı bir süreci idrak ettiklerinin altını çizen Kurtulmuş, "Ekonomi değişiyor, güç dengeleri değişiyor, siyaset değişiyor. Teknoloji çok hızlı değişiyor. Hatta tüm bunlara bağlı olarak sosyal hayattaki alışkanlıkları çok köklü bir şekilde değiştiğini hep beraber her gün yaşıyoruz. Gençlerin, toplumların beklentileri ve talepleri değişiyor. Bütün bunlarda Türkiye olarak bizim etken bir şekilde, ön açıcı bir şekilde önümüze konulan meseleleri çözmek ve bütün bunlarla birlikte güçlü büyük Türkiye olarak sağlam bir şekilde yürümek zorundayız" diyerek sözlerini tamamladı.



TBMM Başkanı Kurtulmuş, Adana’da sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geldi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Kasktan ceza yememek için plakasını kapattı, yediği cezayı görünce hayatının pişmanlığını yaşadı Antalya’nın Manavgat ilçesinde trafik polisinin durdurduğu plakası kağıtla kapatılmış motosikletin sürücüsüne 140 bin TL para cezası uygulanırken, motosiklet 30 günlüğüne trafikten men edildi. Kaskının çalındığını ve ceza yememek için kapattığını belirten motosiklet sürücüsü, "Plakanızı kapatmayın, kasktan cezanızı yiyin" nasihatinde bulundu. Aşağı Hisar Mahallesi Gülveren Caddesi üzerinde devriye görevi yapan Manavgat Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Büro Amirliği’ne bağlı Şahin ekibi, plakası beyaz bir kağıtla kapatılmış olan motosikleti durdurdu. 07 BDL 674 plakalı motosikleti kullanan Dilek Yıldız’a ’Araç plakasının farklı okunmasına veya okunamamasına bilerek neden olacak şekilde plakasında değişiklik yapmak suçundan’ 140 bin TL idari para cezası uygulanırken motosikleti otuz gün süre ile trafikten men edilerek yediemin otoparkına çekildi. "Vallahi bugün kaskım çalındı" Kaskını çaldırdığını belirten motosiklet sürücüsü Dilek Yıldız, trafiğin arkadan ceza yazmaması için plakayı kapattığını belirterek, "Benim yaptığımı başkaları yapmasın" dedi. Yıldız "Vallahi bugün kaskım çalındı. Ehliyetim, muayenem her şeyim tam. Kasktan ceza yemeyeyim diye, ergenlere uydum, ergenler kapatıyor ya plakayı. Ceza 150 bin lira. Plakanızı kapatmayın, kasktan cezanızı yiyin" derken gülmeyi de ihmal etmedi.
Sivas Uzmanı uyardı: "Dikkat edilmezse mide kanaması geçirebilirsiniz" Ramazan ayında bilinçsiz ve ani yemek tüketiminin sindirim sistemini zorladığına dikkat çeken Sivas Medicana Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. İbrahim Emre Kurtça, geçmişinde mide rahatsızlığı bulunan kişilerin mide kanaması riskiyle karşı karşıya kalabileceğini belirtti. Ramazan ayında değişen beslenme düzeni, sindirim sistemi üzerinde önemli etkiler oluşturuyor. Gün boyu süren açlığın ardından iftar sofralarında birden ve fazla miktarda yemek tüketilmesi mide ve bağırsak sorunlarını beraberinde getirebiliyor. Özellikle sahurun atlanması durumunda, uzun süre aç kalan mideye bir anda yüklenilmesi ciddi sindirim problemlerine neden olabiliyor. Uzmanlar, işlenmiş ve ağır yağlı gıdaların özellikle iftar sofralarında sınırlandırılması gerektiğini ve bunun yerine sebze ağırlıklı ve hafif beslenmenin sindirim sistemini rahatlattığı aktarıyor. İftar ile sahur arasında su tüketiminin kademeli olarak artırılması da önem taşıyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi’nde görevli Gastroenteroloji Uzmanı Dr. İbrahim Emre Kurtça eğer oruç tutan hastanın geçmişinde mide rahatsızlıkları varsa iftar zamanı yemek yerken dikkat etmesi gerektiğini söyleyerek, "Eğer hastanın altta bir mide rahatsızlığı varsa özellikle bir reflüsü, mide fıtığı dediğimiz ya da bir ülseri varsa asit salgısı da attığı zaman hem semptomlarımızı arttırır hem de ülsere sebep olup ülserin de bir komplikasyonu olan kanamaya yol açabilir" dedi. "Ciddi sindirim problemleri oluşmaktadır" İftarda yemek yerken hafif gıdalar ile başlanması gerektiğini söyleyen Kurtça, "Şu anda on bir ayın sultanı Ramazan ayının içerisindeyiz. Bu ayda da dikkat etmemiz gereken hususlar var. Çünkü yaşam tarzımız ve beslenme alışkanlıklarımız değişmektedir. Burada da uzun süre aç kalmaktayız. Özellikle sahur yapılmadığı dönemlerde oruç tutan hastalarımızda ciddi sindirim problemleri oluşmaktadır. Bu konuda da dikkatli olmalıyız. Uzun süre aç kalıp daha sonra birden yemek yenildiği zaman midenin de bir sindirim hacmi bulunuyor. Eğer bu hacminin üzerinden fazla bir giriş olursa da sindirim problemleriyle karşılaşmaktayız. Bunu açısından da önce bir ılık bir çorba içilmesi, su içmeyi unutmamak çok önemli. Hafif bir yemekle başlanmalı, ağır bir yağlı yiyecek, kızartmalardan da uzak durmamız gerekiyor. Ön planda kızartma yediğimiz zaman mide olduğundan aşırı bir tepki vermektedir. Bununla beraberde midedeki asit salgısı artmaktadır. Bu da hasta tarafından, oruç tutanlar tarafından aşırı bir yanma, hazımsızlık, şişkinlik rahatsızlık hissi oluşturmaktadır. Özellikle böyle işlenmiş gıdalar, yağlı gıdalar, kızartılmış besinlerden uzak durulması gerekiyor" dedi. "Kanamaya yol açabilir" Bol miktarda su tüketilmesi gerektiğini belirten Kurtça, "Ramazan ayı boyunca sahuru olabildiğince yapmamız gerekiyor. Çünkü en azından iki öğün yemiş oluyoruz. Bununla beraber de bol miktarda su tüketilmeli. Yani bizim iftar zamanımızdan başlayıp sahur zamanımıza kadar kademeli olarak su tüketmemiz gerekiyor. Yeşil gıdalar ile beslenip, hafif şeyler tüketmemiz gerekiyor. Bir de elimizden geldiğince bir hareket katmalıyız. Eğer oruç tutuyoruz diye hiç hareket etmezsek bu sefer kendi vücut metabolizmamız da yavaşlar ve sindirim sistemimiz de yavaşlar. Eğer hastanın altta bir mide rahatsızlığı varsa özellikle bir reflüsü, mide fıtığı dediğimiz ya da bir ülseri varsa asit salgısı da attığı zaman hem semptomlarımızı arttırır hem de ülsere sebep olup ülserin de bir komplikasyonu olan kanamaya yol açabilir. Sahurda da böyle çok hızlı yemek yemeden, suyumuzu tüketerek, sıvı gıdamızı alarak bir kendimize de sindirim zamanı sağlamamız açısından da çok önemli. Bu süre zarfında susuz kalmaktayız. O onun için su alma miktarımız da saatimizi de ne kadar arttırırsak vücudumuzun sindirim sistemine de o kadar yardımcı oluruz" diye konuştu.