SAĞLIK - 05 Ekim 2025 Pazar 13:22

Tıp öğrencileri Başkent Hastanesinde klinik eğitimi almaya başladı

A
A
A
Tıp öğrencileri Başkent Hastanesinde klinik eğitimi almaya başladı

Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi, Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi (CIU) Tıp Fakültesi öğrencilerini klinik eğitim programı kapsamında ağırlamaya başladı. Öğrenciler eğitim yılı boyunca merkezdeki farklı bölümlerde staj yaparak teorik bilgilerini pratiğe dönüştürme ve mesleki becerilerini geliştirme fırsatı bulacak.


Tanıtım toplantısında tıp mesleğinin en önemli simgelerinden biri olan beyaz önlüklerini giyen ve stetoskoplarını alan öğrenciler hem eğitimin kalitesi hem de kurumun sıcak karşılamasından duydukları memnuniyeti dile getirdiler. Toplantıda yapılan konuşmalar genç hekim adaylarına hem moral hem de rehberlik sundu.


Dönem 4 Koordinatörü Prof. Dr. İlknur Kozanoğlu; "Beyaz önlüğü giymek bir ayrıcalık olduğu kadar ciddi bir sorumluluktur. Onu taşırken her zaman bilimin ilkelerini savunmalısınız" dedi. Başkent Üniversitesi Adana Hastanesi’nin modern altyapısına, gelişmiş ameliyathanelerine, yoğun bakım ünitelerine ve son teknoloji laboratuvarlarına değinen Kozanoğlu, burada geçirilen her günün öğrencilerin yalnızca bilgi ve beceri kazanmasına değil, aynı zamanda sorumluluk gerektiren rollere hazırlanmasına katkı sağlayacağını ifade etti. Konuşmasını, "Bugün sizler de bu büyük ailenin bir parçası oluyor, kurumumuza adım atıyorsunuz. Emin olun, bu süreçte değişecek, gelişecek ve her adımda rehberlik göreceksiniz" sözleriyle tamamladı.


Dönem 5 Başkanı Prof. Dr. Emrah Koçer genç meslektaşlarına ilham vermek için ünlü İngiliz Cerrah Sir William Osler’in sözlerini hatırlatarak şöyle devam etti:


"Kitapsız çalışmak, denize hiç açılmamak; yalnızca kitap okuyup pratik yapmamak ise, denize açılmadan kıyıda kalmaktır." Bu sözlerle bilgi ve pratiğin birlikte kullanılmasının önemini vurgulayan Koçer, "Burada, bilimin ve tıp sanatının tüm yönlerini keşfetme ayrıcalığına sahip olacaksınız." Konuşmasında ayrıca Başkent Üniversitesi’nin kurucusu Prof. Dr. Mehmet Haberal’a teşekkür ederek, akademik kadronun koşulsuz desteğine değindi Prof. Dr. Özgür Özyılkan, genç hekim adaylarını Türkiye’de ve Adana’da görmekten duyduğu mutluluğu ifade etti. Öğrencilere seslenirken, doktorluğun yalnızca bir meslek değil aynı zamanda onur ve güven kaynağı bir yaşam biçimi olduğunu vurguladı. "Doktor olmak çok önemli ve değerli bir meslektir. İnsanlara anlamlı ve önemli bir şekilde yardımcı olmak, toplumda güven ve onur kazanmak bu mesleğin en kıymetli yönlerindendir" diyen Özyılkan, öğrencilerin burada geçirecekleri zamanda çok şey öğreneceklerini belirtti. Ayrıca üniversitenin kurucusu Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın Türk tıbbına yaptığı katkılardan söz ederek, onun yalnızca bir akademisyen değil, aynı zamanda Türk tıbbının öncülerinden biri olduğunu dile getirdi. Başkent Üniversitesi’nin İngiltere ve Almanya’daki ofisleriyle uluslararası bir vizyon sunduğunu hatırlatan Özyılkan, Adana Hastanesi’nin üniversitenin en büyük ve en önemli merkezlerinden biri olduğunu vurguladı.


Başhekim Prof. Dr. Ferhat Kılınç ise, "Bizim için de ilk olan bu programın heyecanı içindeyiz. Karşılaşacağınız sorunlar mutlaka olacaktır, ancak endişelenmeyin; hastane ekibimiz her zaman yanınızda olacak. Başhekim Yardımcılarımız Dr. Hasan Yeşilağaç, Dr. Cevahir Özer ve Dr. Gürhan Poçan, Başhemşiremiz Demet Bakay ve Hastane Müdürümüz Seyit Ali Gül sizlere destek olmak için burada. Bu eğitimin yalnızca teknik bilgi aktarımıyla sınırlı olmadığını belirten Kılınç, "Amacımız, sizleri hem bilgi hem de etik donanım açısından güçlü hekimler olarak yetiştirmektir" ifadeleriyle konuşmasını sonlandırdı.


Program süresince öğrenciler aile hekimliği, dahiliye, cerrahi, pediatri, kadın hastalıkları ve doğum gibi birçok klinik branşta rotasyon yapacak. Modern sağlık hizmetleriyle donatılmış merkezde, yalnızca klinik bilgi ve becerilerini geliştirmekle kalmayacak, aynı zamanda hasta güvenliği ve etik değerler çerçevesinde hekimlik mesleğini deneyimleyecekler. Bu süreç, onların yalnızca doktor değil, aynı zamanda toplumlarına güven ve umut veren bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlayacak.


Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi, güçlü akademik kadrosu, modern tıbbi altyapısı ve uluslararası bağlantılarıyla öğrencilere dünya standartlarında bir eğitim sunmayı amaçlıyor.



Tıp öğrencileri Başkent Hastanesinde klinik eğitimi almaya başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Başkan Çetindağ: "2026 yılında su sıkıntısı yaşanmayacak" Sivas Ziraat Odası Başkanı Hacı Çetindağ, karların büyük bölümünün eridiğini ve kalan kısmını da baharda barajları dolduracağını ifade ederek, "Mevcut verilere göre bu yıl su sıkıntısı yaşanmayacak" dedi. İklim değişikliği ve kuraklığın vurduğu barajlardaki doluluk oranları, bu yıl yağışların artmasıyla yeniden gündeme geldi. Özellikle kış aylarında etkili olan kar yağışı ve sonrasında yağan yağmurların, barajları ne ölçüde dolduracağı merak konusu oldu. Bu yıl kent genelinde etkili olan yağışlar, su kaynaklarına da olumlu yansıdı. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hacı Çetindağ, kış aylarında yağan karın önemli bir bölümünün erimesiyle birlikte barajlara ciddi miktarda su girişi olduğu belirterek, kalan kar kütlesinin de erimesiyle baraj doluluk oranlarının daha da artmasını beklediğini ifade etti. Çetindağ, bu yıl yağışların oldukça verimli geçtiğini belirterek, "İklim değişikliklerinden dolayı son yıllarda en çok konuşulan konulardan bir tanesi barajların doluluk oranıydı. Barajlarda su bittiği zaman ne olacak diye çok konuşuluyordu. 2026 yılında şu anda aldığımız verilere göre barajlarımızın doluluk oranı yaklaşık yüzde 90 civarında. Baharda karların tamamen erimesiyle birlikte barajlarımızın taşacak seviyeye geleceğini düşünüyoruz" dedi. "2026 yılından su sıkıntı yaşanmayacak" Bu sene yağışların güzel olduğunu söyleyen Hacı Çetindağ, "Şu anda Sivas’taki barajlarda herhangi bir sıkıntı yok. İnşallah bu sene dolu dolu geçecek. Karların yüzde 60’ı eridi ve yüzde 40’ı duruyor. Bunlarda yine barajlarımıza doğru gelecek. Yani 2026 yılında barajlarımızda su sıkıntısı yaşanmayacak ve bu şu anda öyle görünüyor. Aynı zamanda Kızılırmak üzerindeki kurulan diğer barajların da onların da dolu olduğunu biliyoruz. Çünkü Kızılırmak, bu sene dolu dolu akıyor. 2026 yılında vatandaşımız ve çiftçimiz herhangi bir sıkıntı yaşamayacak inşallah. Bu yağışlar, çok hızlı bir şekilde yağmadı. 11’inci ayda çok güzel yağışlar oldu ve toprak suya doydu. Toprak tamamen suya doyduktan sonra yavaş yavaş kendini dışarıya bırakıyor. Tabii ki bizim barajlarımıza ve göletlerimizde bu şekilde doluyor. Bunun yanında arazilerde sel baskınları yani taşkın su baskınları da oluyor. Şu ana kadar da Sivas’ta da 6 bin dönüm civarında bir su taşkını olduğunu biliyoruz. O suların hiçbir bir damlası dahi devletimiz tarafından boşa gönderilmiyor. Çünkü Kızılırmak üzerine barajlar yapıldı. Bu da ülke ekonomisine hem elektrik hem sulama hem de içme suyu olarak tüm vatandaşımıza geri dönüyor" diye konuştu.
Çanakkale Çanakkale’de 111 yıllık ’Zafer’ coşkusu Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü kutlamaları ve 18 Mart Şehitleri Anma Günü’nü içeren ’Zafer Haftası’ etkinlikleri başladı. Çimenlik Kalesi içindeki açılış töreninde büyük coşku yaşandı. ’Zafer Haftası’ açılış töreni, Çanakkale’de 111 yıl önce, 8 Mart gecesi boğaza döktüğü mayınlarla Deniz Savaşları’nın gidişatını değiştiren Nusret Mayın Gemisi’nin aslına uygun olarak yapılan TCG Nusret’in bağlı bulunduğu Çimenlik Kalesi’nde yapıldı. Çanakkale Valisi Ömer Toraman, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Mustafa Biçen, Çanakkale Belediye Başkanı Av. Muharrem Erkek, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Cemalettin Akyüz, Güvenlik Batı Marmara Grup Komutanı Yarbay Orhan Öğrenci, askeri erkan, gaziler, şehit aileleri ve öğrenciler katıldı. Şehitler için saygı duruşunda bulunuldu, ardından İstiklal Marşı eşliğinde, Türk bayrağı göndere çekildi. Vali Doç. Dr. Ömer Toraman törende yaptığı konuşmada, "Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümünü hep beraber idrak ediyoruz. Çanakkale Savaşı hem mahiyeti itibariyle hem de neticeleri itibariyle dünya harp tarihinin çok müstesna örneklerinden bir tanesi oluşturmaktadır. Bu savaşta yenilmez orduların kesin mağlubiyeti, Türk ordusunun da kesin zaferiyle neticelenmiştir. Hem deniz savaşı safhası hem kara savaşı safhası aynı zaferle neticelenmiştir. Bugüne kadar yenilmez olarak görülen orduların ve donanmaların çaresizliğinin sahnelendiği yerdir. Bu bütün dünyaya örnek teşkil etmiş ve bu güçlü orduların, donanmaların yenilebileceğini bütün dünyaya Türk ordusu göstermiştir. Bunu mümkün kılan şüphesiz Mehmetçiğin direnci, kararlılığı, kahramanlığı ve vatan sevgisidir" dedi. Konuşmanın ardından Vali Ömer Toraman tarafından Kıbrıs Gazisi İzzet Küçük’e Milli Mücadele Madalyası’nın tevcihi yapıldı. Kutsal emanetler yola çıktı Daha sonra halk oyunları ve mehter gösterisi sergilendi. Şehitler diyarı Gelibolu Yarımadası’ndan alınan toprak, zaferin kazanıldığı Çanakkale Boğazı’ndan alınan deniz suyu ve rengini şehitlerimizin kanından alan Türk bayrağından oluşan kutsal emanetler, Vali Ömer Toraman tarafından bu yıl Ankara’ya götürecek olan atletler Hüseyin Ege Arslan ve Şimal Alkan’a teslim edildi. Çimenlik Kalesi’ndeki programın ardından, protokol üyeleri ve katılımcılar, Çanakkale Valiliği önüne kadar ’Halk Yürüyüşü’ gerçekleştirildi. Yürüyüşe katılanlar, ellerindeki Türk bayrakları ile Zafer coşkusunu yaşadı. Valilik önünde düzenlenen törende ise, atletler, emanetleri Ankara’ya götürmek için 29’uncu ’Zafer Koşusu’na başladı. Kutsal emanetler sırasıyla Balıkesir, Bursa, Bilecik, Eskişehir ve Ankara illerinin sınırlarından geçirilerek, 18 Mart günü Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teslim edilecek. Şehitleri Anma Günü ile Çanakkale Deniz Zaferi kutlamaları, hafta boyunca çeşitli etkinliklerle devam edecek.
Bayburt Vali Eldivan: "İstiklal Marşı milli şuurun ve ortak değerlerimizin en önemli sembollerinden biridir" Bayburt Valisi Mustafa Eldivan, İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, İstiklal Marşı’nın milletin bağımsızlık iradesini ve vatan sevgisini nesilden nesile taşıyan en önemli değerlerden biri olduğunu belirtti. İstiklal Marşı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilişinin 105’inci yıl dönümünün milletçe gururla idrak edildiğini belirten Eldivan, yayımladığı mesajında şu ifadelere yer verdi: "Milli Mücadelemizin ruhunu, milletimizin bağımsızlık azmini ve vatan sevgisini en güçlü şekilde ifade eden İstiklal Marşı’mızın, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilişinin 105’inci yıl dönümünü milletçe gurur ve derin bir hissiyatla anıyoruz. Aziz milletimizin Kurtuluş Savaşı yıllarında verdiği destansı mücadelenin en güçlü nişanelerinden biri olan İstiklal Marşı, milletimizin imanını, cesaretini ve bağımsızlık uğruna gösterdiği sarsılmaz iradeyi yürekten gelen dizelerle ebediyete taşımıştır. Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, bu ölümsüz eserle tarih boyunca hür yaşamış bir milletin karakterini, vatan sevgisini ve istiklal uğruna ortaya koyduğu büyük fedakârlıkları destansı bir anlatımla milletimizin ortak hafızasına kazımıştır. ’Korkma!’ hitabıyla başlayan bu kutlu marş; milletimizin hiçbir şart altında esareti kabul etmeyeceğinin, bağımsızlık ve istiklalinden asla vazgeçmeyeceğinin en güçlü ifadesi olmuştur. Her mısrasında vatan sevgisini, fedakârlığı, inancı ve millet olma bilincini barındıran İstiklal Marşı, nesilden nesile aktarılan milli şuurun ve ortak değerlerimizin en önemli sembollerinden biridir. Bugün bizlere düşen en büyük sorumluluk; ecdadımızın büyük fedakârlıklarla emanet ettiği bu aziz vatanı aynı kararlılık ve inançla korumak, birlik ve beraberliğimizi daima güçlü tutmak ve ay yıldızlı bayrağımızı ilelebet göklerde gururla dalgalandırmaktır. Bu duygu ve düşüncelerle Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u, vatan uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum."