SPOR - 12 Mart 2026 Perşembe 09:31

Aral Şimşir: "Trabzonspor’un teklifi beni motive etti"

A
A
A

Danimarka temsilcisi Midtjylland’da forma giyen milli futbolcu Aral Şimşir, kış transfer döneminde Trabzonspor’dan teklif aldığını ve bu teklifin kendisini motive ettiğini söyledi. Aral, futbol hayatına Avrupa’da devam etmek istediğini de sözlerine ekledi.

Danimarka ekibi FC Midtjylland’da top koşturan milli futbolcu Aral Şimşir, bu sezon gösterdiği performanstan kariyer hedeflerine, Trabzonspor’dan aldığı transfer teklifinden milli takıma kadar birçok konuda İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. 9 yaşında futbol hayatına başladığını ve 15 yaşına kadar alt yaş kategorilerinde farklı takımlarda top koşturduğunu belirten Aral, daha sonra Kopenhag, Brondby gibi kulüplerin de kendisini istemesine rağmen Midtjylland’ı tercih ettiğini söyledi.

"Bu sezon bu seviyede oynamamda etken sakatlanmamam"

Bu sezon Midtjylland ile tüm kulvarlarda çıktığı 41 maçta 11 gol ve 18 asiste imza atan, ayrıca Danimarka Süperliga’da ise 21 müsabakada ortaya koyduğu 8 gol, 13 asistlik performansla birlikte ‘Şubat ayının oyuncusu’ da seçilen 23 yaşındaki futbolcu, kariyerinin en skorer dönemini yaşıyor. Aral, geçmiş sezonlara göre neleri daha farklı yapıp bu istatistiklere ulaştığına dair görüşlerinin sorulması üzerine, "Tek sebep sakatlanmamam. Geçen sezon çok fazla sakatlık geçirdim aynı yerden. Ondan önceki sezon da aynısı oldu. Bu sezon bu seviyede oynamamda etken sakatlanmamam. Tabii ki bazı şeylerde daha profesyonelim, bazı şeyleri daha ciddiye alıyorum ama sakatlanmamam büyük etken" cevabını verdi.

"Danimarka’da Osimhen, Sane gibi futbolcuları getiremiyorlar"

Midtjylland’ın altyapıya verdiği öneme değinen Aral Şimşir, Danimarka futbolunu diğer ülkelerden ayıran en büyük farkın ise ‘disiplin’ olduğunu vurguladı. Milli futbolcu, "Danimarka’nın ekonomisi Türkiye’nin ekonomisi gibi değil. Onlar Osimhen, Sane gibi futbolcular getiremiyorlar. Takım olarak ofansif ve defansif anlamda çok disiplinliler. Burada o kadar büyük bir disiplin var ki kimse takımın üstünde değil. Hiç kimse. Buraya gelen herkes ne kadar iyi bir oyuncu olursa olsun savunma konusunda elinden geleni yapma isteğine sahip oluyor. İlk geldiğimizde inanılmaz oyunculara sahiptik. Öyle futbolcular vardı ki Barcelona, Real Madrid istiyordu. İyi olsalar bile defansif olarak antrenörün istediğini yapmıyorsan oynatmıyordu. Ofansif olarak ne kadar iyi olursan ol, hiç fark etmez. Defansif olarak antrenörün istediğini yapmıyorsan oynamıyorsun. Burada çok disiplin var. Buranın sadece Türkiye’den değil, birçok yerden farklı olduğunu söyleyebilirim. Çok zor ve disiplinli bir lig" ifadelerini kullandı.

"İspanya liginde oynamayı çok isterim"

Aral, küçüklüğünden itibaren Avrupa’nın büyük takımlarında forma giymeyi hayal ettiğini dile getirdi. Futbol stiline İspanya’yı daha yakın bulduğunu da aktaran başarılı futbolcu, "İspanya liginde oynamayı çok isterim. Ama babam ‘Nerede mutluysan orada oyna’ der hep. O da bende biraz takıntı oldu. Mutlu olduğum bir yere gitmeyi isterim. Mutlu olduğumda daha iyi performans gösteriyorum" şeklinde konuştu. Aral Şimşir, İspanya’da da Barcelona veya Real Madrid’de oynamayı hedeflediğini belirtti.

"Messi ve Hazard’ı örnek alıyorum"

Ay-yıldızlı futbolcu, örnek aldığı futbolcuların başında Lionel Messi’nin geldiğini söylerken, "Ama Eden Hazard’ı da örnek alıyorum. Oyun stilimizde biraz benzerlik var. Onun da kalçası biraz büyük, benimki de öyle. Vücut olarak kendimi onunla kıyaslıyorum. Aktif oynayanlardan da Rayan Cherki olur. Onu da çok beğeniyorum" dedi.

"Trabzonspor’un benimle ilgilenmesini motivasyon olarak gördüm"

‘Kış transfer döneminde Trabzonspor’dan teklif aldın mı? sorusuna Aral, şöyle cevap verdi:

"Teklif geldi. En büyük hayallerimden biri daha iyi bir lige, daha büyük bir kulübe gitmek. O ara sıcak bakıyordum. Trabzonspor, Türkiye’de çok büyük bir kulüp. Ben bunu daha çok motivasyon olarak gördüm. Öyle büyük bir kulübün beni istemesi, daha çok motive etti. Midtjylland’ın satmayacağından emindim. Çünkü çok iyi bir dönemdeyiz. Hem Avrupa Ligi, hem kupa hem ligde çok iyi gidiyoruz. Sıcak bakmadıklarını biliyordum. Trabzonspor’un benimle ilgilenmesini motivasyon olarak gördüm. Tabii ki yaza nasıl olacak orasını bilemem."

"Avrupa’da oynamaktan yanayım"

23 yaşındaki oyuncu, Avrupa’da futbol oynama isteğinin daha ağır bastığından da bahsetti. Şimşir, "Hayalim Avrupa’da, büyük kulüplerde oynamak. Futbol o kadar hızlı gidiyor ki ne olacağını bilemiyorum. Ama tabii ki biraz daha Avrupa’dan yanayım" cümlelerine yer verdi.

"Büyük ihtimalle Midtjylland’da son sezonum"

Büyük ihtimalle Midtjylland’da son sezonunu geçirdiğini sözlerine ekleyen Aral, "Zaten kulüple de görüşmüştük. Yakında 24 yaşına gireceğim. En mantıklısı yaza ayrılmak. Tabii ki o da kendime bağlı. Böyle yüksek seviyede tutarsam kendimi çok daha kolay olur. İnşallah sezonun geri kalanı sakatlıksız geçer. Ondan sonra Allah’ın izniyle güzel bir transfer olur" değerlendirmesinde bulundu.

"Milli takıma hiç düşünmeden ‘evet’ dedim"

Aral Şimşir, milli takım tercihini Türkiye’den yana kullandığı sürecin nasıl geliştiğini de anlattı. Aral, "Aradılar, hemen ‘evet’ dedim. O zaman Trabzonspor’a karşı Youth League oynamıştık FC Midtjylland ile. Birkaç gün sonra Tolunay Kafkas hoca aramıştı. O ara U21 takımının antrenörüydü. ‘Aral, seni U21 Milli Takımı’na istiyorum. Biz her şeyi halledeceğiz. Gelmek ister misin?’ dedi. Bir saniye düşünmedim. O da benim için büyük bir hayaldi. Süreç çok kısaydı. Hiç düşünmeden ‘evet’ dedim. Ondan sonra kamptaydım" diye konuştu. Türkiye U21 Milli Takımı’na gittikten sonra Danimarkalı yetkililerden telefon aldığını söyleyen Şimşir, "‘U21 takımında oynadıktan sonra Danimarka Milli Takımı’na geri geçemezsin’ demek için aradılar. Ben de kuralın nasıl olduğunu bildiğimi söyledim" dedi.

"Dünya Kupası’na gideceğimizden çok eminim"

Milli oyuncu, A Milli Takım’ın, 2026 FIFA Dünya Kupası Elemeleri play-off turu yarı finalinde Romanya ile ardından da finali kalınması halinde Slovakya-Kosova eşleşmesinin galibiyle oynayacağı maçlar hakkında görüşlerini, "Yüzde 100 geçeceğimizi söylemek isterim. Takımda o kadar kaliteli, iyi futbolcular var ki ben de Allah’ın izniyle gitmeyi isterim. Ama olmazsa da elbet vardır bir hayır. Ben kendime odaklanıyorum; nasıl daha iyi oynarım, nasıl daha profesyonel olurum diye. Bu performansımı devam ettirirsem en kısa zamanda milli takıma gideceğim inşallah. İnşallah da Dünya Kupası olur. İlk gittiğimde orada bulunmak öyle bir duyguydu ki.. O kadar kaliteli futbolcular var ki Dünya Kupası’na gitmeyeceğimizi düşünemiyorum. O yüzden çok eminim gideceğimizden" şeklinde aktardı.

Aral Şimşir:

"Kamptan sonra Montella ile iletişimim olmadı"

Milli takıma katıldığı son kampın ardından A Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella ile iletişim kurmadığını hatırlatan Aral, "Geçen sefer de beni aramadı. Birden bire babam aradı ve A Milli Takım’a gideceğimi söylemişti. Ama kampta çok iyi iletişim vardı. Bazı şeyleri daha iyi yapabilelim diye o anlamda iletişim vardı. Kamptan sonra iletişimim olmadı henüz" dedi.

"Takım her geçen gün daha iyiye gidiyor"

Aral Şimşir, 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda (EURO 2024) milli takımın çok iyi bir performans gösterdiğini ve o günden bu yana takımın daha da iyiye gittiğini belirtti. 23 yaşındaki futbolcu, "Bunun çok büyük bir turnuva olduğunu söyleyebilirim. Ama Türkiye Milli Takımı’nın daha da ileriye gitmesini umuyordum. Hollanda’ya karşı oynadıkları maçı düşündüğümde bence Hollanda’dan çok daha iyiydiler. Bunu açıkça söyleyeceğim; Hollanda’dan daha iyiydiler. Hollanda’nın sahip olduğu oyuncularla Türkiye Milli Takımı’nın oyuncularını kıyasladığınızda elbette bir fark var. Ama bu farkı sahada hissetmiyorsunuz çünkü biz de onlar kadar iyiyiz. Büyük bir fark olduğunu düşünmüyorum. Genel olarak Türkiye Milli Takımı için çok güzel bir turnuva olduğunu düşünüyorum. O zamandan bu yana sürekli daha iyiye gidiyorlar. Macaristan’a karşı oynanan maçı milli takımla beraberken izlediğimi hatırlıyorum. Gürcistan’a karşı oynanan maçı da izledim. Birçok maçı takip ettim. Takım her geçen gün daha iyiye gidiyor. Çok gol atıyorlar ve çok fazla gol yemiyorlar. Bu yüzden çok iyi olduğunu söyleyebilirim" açıklamasını yaptı.

‘3 yıl içinde kulüp ve milli takım düzeyinde hedeflerin ne?’ şeklindeki soruyu Aral, "Kulüp için; dünyanın en iyi 10 kulübünden birinde olmak. Milli takım için de Türkiye Milli Takımı için çok önemli bir oyuncu olmak" diye cevaplandırdı.

"Fenerbahçe’nin olmasını isterdim"

Şimşir, UEFA Avrupa Ligi son 16 turunda karşılaşacakları Nottingham Forest’in, bir önceki turda Fenerbahçe ile oynadığı müsabakayı izlemediğini dile getirdi. Aral, "Fenerbahçe’nin olmasını isterdim. Geçen sezon da Fenerbahçe’ye karşı oynamıştık. Maalesef evimizde oynamıştık. Dışarıda oynamayı denemek isterdim. Büyük bir taraftarın önünde, 50 bin kişinin önünde oynamak isterdim" ifadelerini kullandı.

En iyi 11

Aral Şimşir, kedisi için tarihin en iyi 11’inden oluşan kadroyu ise şu şekilde belirledi:

"Gianluigi Buffon - Dani Alves, Sergio Ramos, Carlos Puyol, Marcelo - Xavi, Mesut Özil, Andres Iniesta - Cristiano Ronaldo, Lionel Messi, Luis Suarez."

Uygar Aydın

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Danilo Zanna, gastronomi kariyerine dair deneyimlerini öğrencilerle paylaştı İstanbul Gelişim Üniversitesi, gastronomi dünyasından Danilo Zanna’yı öğrenciler ve akademisyenlerle buluşturan özel bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Üniversite bünyesinde düzenlenen Gastrotalks etkinliği, gastronomi alanına ilgi duyan öğrenciler için ilham verici bir söyleşiye sahne oldu. Yoğun katılımla gerçekleşen etkinliğin moderatörlüğünü, İstanbul Gelişim Üniversitesi Genel Sekreteri Doç. Dr. Serdar Egeli üstlendi. Samimi ve dinamik atmosferde gerçekleşen söyleşide Danilo Zanna, gastronomi kariyerine dair deneyimlerini, mutfak kültürüne bakışını ve genç şef adaylarına tavsiyelerini paylaştı. Gastronomi söyleşisi öğrencilerden yoğun ilgi gördü Etkinliğe İstanbul Gelişim Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Abdülkadir Gayretli, İGÜ akademisyenleri, MasterChef 2025 şampiyonu Sezer Dirican ve çok sayıda öğrenci katılım sağladı. MasterChef 2025 şampiyonu ve İstanbul Gelişim Üniversitesi mezunu Sezer Dirican’ın etkinlikte yer alması öğrenciler için ayrı bir motivasyon kaynağı oldu. Gastronomi alanında kariyer hedefleyen öğrenciler, sektörün önde gelen isimlerinden biri olan Danilo Zanna’yı dinleme fırsatı buldu. Dalino Zanna’dan öğrencilerle sohbet ve ilham veren mesajlar Etkinlik kapsamında, ünlü şef Danilo Zanna iyi bir aşçının dikkat etmesi gereken püf noktaları vurgulayarak, mutfağın sadece teknik bilgi değil aynı zamanda tutku, disiplin ve kültür gerektirdiğini ifade etti. Şef Zanna, gastronominin farklı kültürleri bir araya getiren evrensel bir dil olduğunu belirterek genç şef adaylarına sürekli öğrenmenin önemini hatırlattı. Söyleşinin keyifli anlarından biri ise Danilo Zanna’nın Türk mutfağına dair düşüncelerini paylaşması oldu. Ünlü şef, en sevdiği Türk yemeğinin Cağ Kebabı olduğunu belirterek Türk mutfağının zenginliğine olan hayranlığını dile getirdi.
Ankara Pursaklar’da minikler camileri tanıyor Pursaklar Belediyesine bağlı Merkez Nezaket Okulu öğrencileri Yavuz Sultan Selim Camii’ni ziyaret etti. Pursaklar’da Ramazan ayı etkinlikleri kapsamında Merkez Nezaket Okulu öğrencileri Yavuz Sultan Selim Camii’ni ziyaret etti. Minikler, caminin bölümlerini incelerken Ramazan’ın manevi atmosferini de yakından deneyimledi. ‘‘Çocuklarımızın küçük yaşlardan itibaren manevi değerlerimizle büyümesi bizim için çok kıymetli’’ Çocukların küçük yaşlardan itibaren cami kültürünü öğrenmesi, ibadet mekânlarına saygı duyması ve toplumsal değerleri benimsemesi gelecek adına büyük önem taşıdığını belirten Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, ‘‘Ramazan ayı; paylaşmanın, birlik ve beraberliğin, manevi değerlerimizi hatırlamanın en güzel zamanlarından biridir. Çocuklarımızın küçük yaşlardan itibaren camilerimizi tanıması, ibadet kültürünü öğrenmesi ve manevi değerlerimizle büyümesi bizim için çok kıymetlidir. Merkez Nezaket Okulumuzda eğitim alan evlatlarımızın hem ahlaki hem de kültürel açıdan gelişimini destekleyen bu tür etkinlikleri sürdürmeye devam edeceğiz’’ dedi. Ramazan ayının ruhuna uygun gerçekleştirilen bu etkinlikte öğrenciler hem camiyi yakından tanıdı, hem de cami adabı hakkında bilinç kazandı. Manevi atmosferi yerinde deneyimleyen çocuklar, ziyaret boyunca merak ettikleri soruları sorarak keyifli ve öğretici bir gün geçirdi.
Yozgat Doç. Dr. Mustafa Özalp: "ABD, Orta Doğu bataklığında duvara tosladı" Doç.Dr. Mustafa Özalp, ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan savaşla ilgili olarak Amerika’nın büyük bir hesap hatası yaptığını söyledi. ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın geldiği son durumu değerlendiren Bozok Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr. Mustafa Özalp, ABD’nin evdeki hesabının çarşıya uymadığını belirtti. Özalp, "Trump ilk etapta 2001 yılında Afganistan’a gidip işgal ettiği gibi veya 2011 yılında Libya’da Kaddafi’yi, Suriye’de Esad’ı, Venezuela’da Maduro’yu etkisiz hale getirip ardından ucuz çok kolay ve maliyetsiz şekilde zafer elde ederek benzerini İran’da yapabileceğine yönelik yorumlar yürüttü. Hamaney’i öldürüp daha sonra İran halkının Amerika’ya teslim olabileceğini hesapladı. Geldiğimiz süreçte sonuç Trump’ın istediği gibi neticelenmedi. Hamaney’in ölümünün sonucunda İran halkında rejim yanlısı olarak birlik beraberlik arttı. Hamaney’in ölümü sonrasında rejimin çökmemesi Amerikan ekonomisine ağır yükler getirmekte. Askeri anlamda Orta Doğuda Amerika büyük kayıplar vermekte. Trump Orta Doğuda büyük bir hesap hatası yapmıştır ve Orta Doğu bataklığında duvara toslamıştır. Trump’ın istediği neticeyi alması şu konjonktürde mümkün gözükmemekte" dedi. "Enerjinin güvenli kaynak ve güzergahlardan temin edilmesi lazım" Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının petrol fiyatlarına etki edeceğini ifade eden Özalp, "Hürmüz Boğazı’nın kapanması petrol fiyatlarının tavan yapmasına belki de önümüzdeki haftalarda 200 dolara çıkmasını göreceğiz. Dünyada tüketilen enerjinin yüzde 50 ile 55 arası petrol ve doğalgazdan sağlanmakta. Biz dünyalılar olarak tüketmiş olduğumuz enerjinin yaklaşık olarak yüzde 80-85’ini kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıtlardan karşılamaktayız. Toplumların refah seviyelerinin yükselebilmesi için enerjinin kesintisiz sürdürülebilir bir şekilde çeşitliliğini arttırarak depolama kapasitesinin yükseltilerek makul fiyatlarda enerjinin tedarik edilmesi lazım. Enerjinin güvenli kaynak ve güzergâhlardan temin edilmesi lazım" diyerek enerji kaynaklarının geçiş noktalarının önemine değindi. "Amerika’nın savaşı kazanabilmesi Hürmüz Boğazı’nı ele geçirmesine bağlı, bu da mümkün değil" Dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20’si Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğini söyleyen Özalp, "Dünyada toplamda yaklaşık olarak 100 milyon varil üretilip tüketilmekte. Ayrıca Hürmüz Boğazı’ndan 300 milyon metreküp doğalgaz taşınmakta. Bu da dünya enerji ticaretinin yüzde 20’sine tekabül etmekte. Hürmüz Boğazı’ndan geçen enerjinin yaklaşık yüzde 80’i Asya Pasifik ülkelerine yani Çin, Güney Kore, Hindistan, Japonya, Malezya gibi ülkelere akmakta. Diğer yüzde 20 ise Avrupa ülkelerine doğru gitmekte. Burada Amerika’nın bu savaşı kazanması mümkün değil. Amerika’nın İran Savaşı’nı kazanabilmesi için mutlaka Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü ele geçirmesi lazım, bu da mümkün değil" ifadelerini kullandı. "Hürmüz Boğazı’nda ABD uçak gemisinin batması ABD kamuoyunda infiale sebep olur" Hürmüz Boğazı’nda ABD kontrolünün gerçekleşme ihtimalini değerlendiren Özalp, "Trump geçtiğimiz günlerde askeri gemileriyle Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü sağlayacağını söyledi. Fakat ABD’nin askeri gemileri Hürmüz Boğazı’na tam yaklaştığında İran füzelerinin hedefi olacaktır. Hürmüz Boğazı’nda bir veya birden fazla ABD uçak gemisinin batması Amerika iç kamuoyunda büyük bir infiale sebebiyet verecektir. Petrol fiyatlarının yükselmesi Amerika’da hayat pahalılığını beraberinde getirmekte. Türkiye’de Avrupa’da Çin’de Hindistan’da Asya Pasifik ülkelerinde olduğu gibi dolayısıyla petrol fiyatlarının Amerikan iç kamuoyunda yüksek seyretmesi hayat pahalılığının artması ve önümüzdeki Kasım ayında ABD’de ara seçimler var, bu seçimlerde Trump’ın kaybetmesi yüksek ihtimal dahilinde. Savaşın seyrinin henüz nereye evrileceğini kestirmek mümkün olmamakla birlikte bu savaş üzerinden dünyada hegemonya savaşları yürütülmekte. Devletler birbirlerine karşı üstünlük sağlamaya çalışmakta. Yani 20.yüzyılda kurulan o denge çökmüş durumda. 21.yüzyılda henüz bu denge kurulmadığından dolayı savaş yürütülmekte" şeklinde konuştu.
Elazığ "Oğlumu bıçakladığı için öldürdüm" iddiasına mağdur aileden yalanlama Elazığ’da bir kişi, oğlunu bıçakladığını iddia ettiği şahsı av tüfeğiyle vurarak öldürmüştü. Bıçaklanma olayının gerçek dışı olduğunu dile getiren Avukat Muhammet Kaya, tutanaklarda ise söz konusu bıçakta herhangi bir kan izinin bulunmadığı ve aynı zamanda hastaneye yapılan başvuru neticesinde tutulan raporlarda ise herhangi bir iz bulunmadığını ifade etti. Olay, 5 gün önce Maden ilçesine bağlı Gezin köyünde bir lokantada meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Ertuğrul Koç (45) ile bir şahıs arasında başlayan tartışmaya lokanta sahibi A.K. de dahil oldu. Henüz nedeni bilinmeyen tartışmanın büyümesini engelleyen vatandaşlar tarafları ayırdı. Ardından gece saatlerinde yaşanan olaylarda A.K., oğlunu bıçakladığını iddia eden Koç’u tüfekle vurarak öldürdü. Olayın ardından açıklamalarda bulunan Koç ailesinin avukatı Muhammet Kaya, bıçaklanma olayının gerçeği yansıtmadığını söyledi. Bıçaklandığı iddia edilen şahsın hastaneye yapmış olduğu başvuru neticesinde tutulan raporlarda da herhangi bir kavga izinin bulunmadığını aktaran Kaya, karşı tarafın Koç’a bizzat araçla çarparak sendelettiklerini ardından sırtından silahla 2 el ateş ettiklerini ifade etti. "Söz konusu bıçakta herhangi bir kan izinin bulunmadığı sabittir" Söz konusu olayın gerçeği yansıtmadığını dile getiren Avukat Muhammet Kaya, "Olay bağlamında oğul, bıçaklandığını iddia etmektedir. Ancak bu durum gerçek dışıdır. Oğul bıçaklandığını iddia ettikten sonra, söz konusu bıçağı kendi lokantasına götürmüştür. Ardından ilgili bıçağı bizzat kendi eliyle jandarmaya teslim etmiştir. Jandarmaya teslim edildikten sonra tutulan tutanaklarda ise söz konusu bıçakta herhangi bir kan izinin bulunmadığı sabittir. Aynı zamanda bıçaklandığını iddia eden oğulun hastaneye yapmış olduğu başvuru neticesinde tutulan raporlarda da herhangi bir kavga izinin bulunmadığı sabittir" dedi. "Aracıyla çarparak ilk başta sendelettiriyor, ardından sırtından silahla 2 el ateş ediyor" Avukat Kaya, "Olay yaşanmadan bir gün önce doğrudan doğruya ilgili aile tarafından değil, müvekkilimin bir başka 3. kişi ile tartışması sonucu söz konusudur. Bu tartışma sadece sözlü düzeyde kalıyor. Ardından karşı taraf bu tartışmaya dahil oluyor. Durum sadece bundan ibaret. Doğrudan doğruya karşı tarafa yansıyan herhangi bir müdahale yok. Müvekkilimin yaşamış olduğu tartışmadan sonra aile büyükleri bizzat karşı taraf ile iletişime geçmiştir. Gerekli özürler dilenmiş olup, karşı taraf tarafından müvekkilimin ailesine birlikte iftar yapma teklifi gelmiştir. Ardından yaklaşık 2-3 saat sonra söz konusu bu olay meydana gelmiştir. Karşı tarafın evinin ve işletmesinin bulunduğu konum itibariyle müvekkilimin evinin konumu birbirine tamamen zıttır. Uzaklık bakımından çok ciddi mesafeler söz konusudur. Müvekkilim akşam teravih namazına gitmek amacıyla yola çıkıyor. Dosya kapsamında elde edilen bilgilere göre karşı taraf camiye gidip müvekkilimi arıyor. Ardından araca binip camiden uzaklaşıyorlar. Daha sonrasında karşı taraf, müvekkilimi bizzat aracıyla çarparak ilk başta sendelettiriyor, ardından sırtından silahla 2 el ateş ediyor. Dosya kapsamında elde edilen bilgilere göre karşı tarafın arabasının da çeşitli yerlerde silahların ve bıçakların bulunduğu mevcuttur" diye konuştu.