SAĞLIK - 28 Aralık 2024 Cumartesi 09:14

Uzmanı açıkladı: “Yılbaşı filmleri yetersizlik ve eksiklik duygusunu tetikleyebilir”

A
A
A
Uzmanı açıkladı: “Yılbaşı filmleri yetersizlik ve eksiklik duygusunu tetikleyebilir”

Psikolog Buse Şimşek, yılbaşı temalı filmlerin mutluluk hormonlarını tetiklemesinin aksine yetersizlik ve eksiklik duygularını öne çıkartabileceğini söyledi.


Yılbaşı dönemi, çoğu kişi için bir yılın bitişiyle birlikte yeni bir yılın başlangıcını bildirir. Onma Psikoloji’den Psikolog Buse Şimşek, yılbaşı filmlerinin bazı eksik duyguları ortaya çıkartabileceğini vurguladı.



"Bireyler için, daha çok teselli veya kaçış alanı sunabilir"


İhlas Haber Ajansı’na konuşan Psikolog Şimşek, “Sıcak aile ortamı, insanlarla bağ kurmak, affetmek, affedilmek, kişisel değişimler ve başlangıçlar yılbaşı filmlerinde görmeye alışık olduğumuz temalardır. Bu temalar, kişinin iç dünyasında güven, aidiyet ve umut gibi pozitif duyguların canlanmasına yol açabilirken duygusal açıdan zorlu bir yıl geçiren bireyler için, daha çok teselli veya kaçış alanı sunabilir” dedi.



“Nostalji, duygusal olarak bizi rahatlatan bir araç görevi görür”


Yılbaşı filmlerinin hayal kurmayı da geliştirebileceğini vurgulayan Şimşek, daha sonra şunları söyledi:


“Yılbaşı filmleri genellikle masalsı ve mutlu sonla biter. Bu da, bizde “her şeyin çok güzel olabileceği” mesajını pekiştirir. Mutlu son ile biten filmler izlemek, beynimizdeki dopamin seviyesini arttırırken daha iyi hissetmemizi sağlayabilir. Özellikle de ’Yeni yıl, yeni başlangıç’ fikrine yoğunlaşan filmler, bize değişimin mümkün olduğunu hatırlatır. Ailece izlenen filmler ya da arkadaşlarla yapılan film geceleri, kişide nostaljik bir etki oluşturabilir. Bu da kişide çocukluk hatırlarını çağrıştırır. Nostalji, duygusal olarak bizi rahatlatan bir araç görevi görür. Nostalji sağlayan bu tür hatıralar daha güvende hissetmemizi ve pozitif duygulara odaklanmamızı sağlar.”



“Yılbaşı filmleri herkes için pozitif bir etki oluşturmaz”


Filmlerin negatif etkilerinin de olabileceğine dikkat çeken Onma Psikoloji’den Psikolog Buse Şimşek, “Elbette, yılbaşı filmleri herkes için pozitif bir etki oluşturmaz. Özellikle yalnızlık hissi yaşayan kişiler için bu filmler, var olan yetersizlik ve eksiklik duygusunu tetikleyebilir. Filmlerde gördüğümüz ’mükemmel yılbaşı’ senaryoları, gerçek hayatın kaotik ve eksik yanlarıyla karşılaştırdığımızda hayal kırıklığı oluşturabilir. İşte bu noktada kişinin kendini bu tür ideallerle kıyaslamaması önemlidir” dedi.


Öte yandan Psikolog Şimşek, “Yılbaşı dönemi geldiğinde televizyonlarda da sıkça rastladığımız yılbaşı filmleri, iyi hissetme, umut etme ve bağ kurma gibi duyguları harekete geçirerek üzerimizde psikolojik anlamda destekleyici bir rol oynayabilir. Bu yüzden, bu tür filmleri ’ilham kaynağı’ olarak görmeliyiz ve gerçek hayatta yapılabilecek küçük ama anlamlı değişimlere kapı aralamalıyız. Bu yılbaşında, sıcak bir battaniye altında sevdiğiniz bir filmle kendinize biraz huzur ve keyif hediye edin. Unutmayın, her yeni yıl yeni bir başlangıçtır” ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kahramanmaraş Saldırıda hayatını kaybeden Kerem’in mezarına çiçekler dikildi Kahramanmaraş’ta okulda gerçekleşen silahlı saldırıda hayatını kaybeden Kerem Erdem Güngör’ün eniştesi, "Kerem çok tatlı bir çocuktu. 11 yaşındaydı. Kimseyi kırmayan, güler yüzlü, tarif edilemeyecek ve ağzından küfür çıkmayan bir çocuktu" dedi. Kahramanmaraş’taki okul saldırısında hayatını kaybederek Şeyh Adil Mezarlığı’nda yan yana defnedilen çocukların mezarına yakınlarının ziyaretleri sürüyor. Saldırıda hayatını kaybeden Kerem Erdem Güngör’ün eniştesi Durmuş Koca ve yakınları mezar başında dua edip, mezara çiçekler dikti. "Kerem çok tatlı bir çocuktu" Enişte Durmuş Koca, Kerem’in güler yüzlü ve ağızından küfür çıkmayan bir çocuk olduğunu söyleyerek, "Sözün bittiği yer. Allah, anne babalarına sabırlar versin. Kerem’in babası, ’pilot olmak istiyordu oğlum’ diyordu. Allah sabrını versin. Ben enişteleriyim. Kerem çok tatlı bir çocuktu. 11 yaşındaydı. Kimseyi kırmayan, güler yüzlü, tarif edilemeyecek bir çocuk ve ağızından küfür çıkmayan bir çocuktu. Bizi gördüğünde çok severdi. Biz kendisine doyamadık, doyamadan gitti. Ailesine çok iyiydi sıkıntı yoktu. Ben olay yerine sonradan gelmiştim geldiğimde orada yoktu hastanede aradık. Kerem üç kardeşti ve ortanca çocuktu. İki kardeşi daha var. Kardeşleri aklı ermiyor olabilir ama abisinin yokluğunu arayacaktır. Unutulacak şey değil" dedi.
Eskişehir Rektör Adıgüzel’in katılımıyla "AUPRESS Dergi Editörleri Değerlendirme Toplantısı" yapıldı Anadolu Üniversitesi yönetimi ve dergi editörleri, yayıncılık faaliyetlerinde kurumsallaşma ve uluslararasılaşma hedeflerini değerlendirmek üzere bir araya geldi. Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel’in başkanlığında, AUPRESS yönetimi ve bünyesindeki tüm dergi editörlerinin katılımıyla gerçekleştirilen geniş kapsamlı toplantıda, akademik yayıncılıkta gelinen son nokta ve gelecek vizyonu paylaşıldı. "AUPRESS hem ulusal hem de uluslararası yayıncılık literatüründeki stratejik konumunu pekiştiriyor" Toplantının açılışında konuşan Rektör Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Anadolu Üniversitesi’nin bilimsel üretim kapasitesinin altını çizerek şunları kaydetti: "Üniversitemiz bünyesinde üretilen bilimsel bilginin küresel ölçekte karşılık bulması; yayınlarımızın niteliği ve erişilebilirliği ile doğrudan ilişkilidir. Bugün AUPRESS çatısı altında, ESCI ve Scopus gibi prestijli uluslararası dizinlerde taranan dergilerimizin varlığı, küresel bilim ekosisteminde üst sıralarda yer alma kararlılığımızın somut bir göstergesidir. Bunun yanı sıra, ulusal yayıncılık standartlarının temel referans noktası olan TR Dizin’de taranan dergi sayımızın kayda değer bir seviyeye ulaşması, AUPRESS’in hem ulusal hem de uluslararası yayıncılık literatüründeki stratejik konumunu pekiştiriyor. Gelinen bu yetkinlik aşamasında; kalitesini kanıtlamış mevcut dergilerimiz, yayın hayatına yeni başlayan dergilerimize rehberlik ederek akademik prestijimizi daha ileriye taşıma noktasında öncü bir rol üstlenecek." Toplantının ana gündem maddesini, Anadolu Üniversitesi bünyesindeki tüm süreli yayınların AUPRESS çatısı altında birleşmesiyle yakalanan ivme oluşturdu. Rektörlük ve AUPRESS yönetimi tarafından yapılan sunumlarda; 20 dergilik portföyün tek bir kurumsal şemsiye altında toplanmasının, yayın süreçlerinde standardizasyonu sağladığı ve kurumsal aidiyeti güçlendirdiği vurgulandı. "Dergilerimizin AUPRESS çatısı altında toplanması vizyoner bir adımdır" Akademik dergilerin tek bir merkezden yönetilmesinin stratejik önemine değinen Rektör Danışmanı ve ANASAM Müdürü Prof. Dr. Mustafa Bostancı konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Dergilerimizin AUPRESS çatısı altında toplanması sadece teknik bir birleşme değil; aynı zamanda yayıncılıkta kalite standartlarımızı ortak bir paydada buluşturan vizyoner bir adımdır. Bu bütünleşik yapı sayesinde editoryal süreçlerde tam uyum sağlarken, üniversitemizin entelektüel sermayesini çok daha güçlü ve organize bir biçimde uluslararası mecralara taşıma imkânı buluyoruz." Toplantıda, özellikle ESCI ve Scopus gibi prestijli dizinlerde taranan Anadolu Üniversitesi dergilerinin elde ettiği başarılar örneklerle aktarıldı. Bu başarıların, Anadolu Üniversitesi’nin bilimsel literatürdeki ağırlığını ve uluslararası sıralamalardaki konumunu doğrudan yükselttiği ifade edildi.Editörlerin görüş ve önerilerinin dinlendiği oturumlarda; niteliksel gelişimin, niceliksel artıştan daha öncelikli olduğu kararlılıkla yinelendi. AUPRESS’in önümüzdeki döneme ait stratejik yol haritasının da masaya yatırıldığı görüşmede; dijital yayıncılık teknolojilerinin optimizasyonu, açık erişim politikalarının genişletilmesi ve diğer dergilerin de uluslararası üst dizinlere kabul edilmesi için sunulacak teknik ve akademik destek süreçleri detaylandırıldı. Toplantı, bilimsel mükemmeliyet odaklı bu yapılanmanın Anadolu Üniversitesi araştırma ekosistemine sunduğu katkıların artırılarak sürdürülmesi temennisiyle sona erdi.