ÇEVRE - 28 Kasım 2025 Cuma 09:47

Uzmanından korkutan su krizi uyarısı: "5-10 sene içerisinde su sıkıntısı çekmeye başlayacağız"

A
A
A
Uzmanından korkutan su krizi uyarısı: "5-10 sene içerisinde su sıkıntısı çekmeye başlayacağız"

Küresel iklim değişikliğine bağlı kuraklığın etkisini gösterdiği bu günlerde Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (ATÜ), su tasarrufu ve geri dönüşüm uygulamalarıyla ‘Su Ayak İzi Belgesi’ aldı. Doç. Dr. Tuğçe Demirdelen, "En iyi ihtimalle Adana’da 5-10 sene içerisinde su sıkıntısı çekmeye başlayacağız. Bu ’Su Ayak İzi Belgesi’ni belediyeler almalı, yağmur suyu ve atık suları geri dönüştürerek ana şebeke suyumuzu kullanmayı azaltmalıyız" dedi.


Su tüketiminin küresel ölçekte öneminin arttığı günümüzde ATÜ, çevresel sürdürülebilirlik ve doğal kaynak yönetimiyle ‘Su Ayak İzi Belgesi’ aldı. Dünyada ilk kez bir üniversite tarafından uygulanan model olma özelliği taşıyan çalışma kapsamında toplam yüzey suyu kullanımı 46 bin 659 metreküp, kirlilik seyreltme ihtiyacı ise 41 bin 993 metreküp olarak hesaplandı. Bu verilere göre kişi başına düşen yıllık su ayak izi 7,05 metreküp olarak belirlendi. Kampüs genelinde mavi ve gri suya ilişkin envanterler çıkarılırken, tüketim analizleri, geri kazanım planları ve uzun vadeli tasarruf stratejileri belirlendi. Çalışmanın ulusal ölçekte örnek teşkil etmesi bekleniyor.



"Önce envanter çıkarttık"


ATÜ Sürdürülebilir Kampüs Koordinatörü Doç. Dr. Tuğçe Demirdelen, konuyla ilgili İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Demirdelen, "Bu sene itibarıyla sadece karbonun değil, suyun da önemini belirtmek için dünyada ilk kez gerçekleştirilen bir çalışmaya imza attık. Su ayak iziyle ilgili ilk başta envanter çıkarttık. Bunların raporlamalarını yaptık; bunlar mavi su, gri su ve yeşil suyu içeriyordu. Üniversitemizde yeşil su ile alakalı çalışmalar olmadığı için mavi ve gri suyun envanterini oluşturduk. Daha sonra da bunu belgelendirdik" ifadelerini kullandı.


Kendilerinin Türkiye’de örnek olduklarını, birçok kamu kurumu ve üniversitenin belgeyi almak için kendilerinden fikir almak istediklerini belirten Doç. Dr. Demirdelen, "Mavi su olarak kullandığımız şebeke suyunun gri su olarak yani evsel atık su olarak çıktığı, bu atık suyun tekrar geri değerlendirilmediği, çeşitli analizlerin yapılmadığı, analizler yapılarak ne kadar tasarruf sağlayacağımız ve kampüsümüzün ileride ne kadarlık bir su ayak izi azaltım faaliyetleriyle ilgili stratejik plan ortaya çıkarttık. Bu çalışmayı dünyada ilk kez kamu kurumu olarak biz yapınca çeşitli devlet üniversitelerinden, belediyelerden bize başvurular geldi. Onlar da nasıl bu su ayak izini alacaklarıyla ilgili bizden dönüş bekliyor" diye konuştu.



"5-10 sene sonra Adana’da su sıkıntısı çekmeye başlayacağız"


Belediyelerin özellikle yeşil su, yani yağmur sularını yeniden kullanıma kazandırması gerektiğine vurgu yapan Doç. Dr. Demirdelen, şunları söyledi:


"Yeşil su, yani yağmur sularının yeniden elde edilip kullanılmasını belediyelere artık aşılamamız gerekiyor. Belediyeler yağmur suyuyla ilgili çalışmalar yapıp, su ayak izini azaltmalılar. Gri suyla ilgili olarak da normalde evsel veya endüstriyel çıkan sularımızı tekrar dönüştürüp, arıtma tesisleriyle kazandırmalıyız. Mavi su, yani kuyu ve şebeke suyumuzu ne kadar az kullanırsak su ayak izimizi o kadar azaltmış oluruz. Eskiden Adana’da 5-8 metreden çıkan su, artık 25-30 metrelerden çıkıyor. Demek ki en iyi ihtimalle 5-10 sene sonra Adana’da su sıkıntısı çekmeye başlayacağız. Mavi suyu, sadece kullanmakla değil, gri suyu tekrar dönüştürerek, yeşil suyu da kullanarak mavi suyu ne kadar azaltırsak o kadar yer altı ve doğal kaynaklarımızı korumuş olacağımızı belirledik."



Uzmanından korkutan su krizi uyarısı: "5-10 sene içerisinde su sıkıntısı çekmeye başlayacağız"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Kasktan ceza yememek için plakasını kapattı, yediği cezayı görünce hayatının pişmanlığını yaşadı Antalya’nın Manavgat ilçesinde trafik polisinin durdurduğu plakası kağıtla kapatılmış motosikletin sürücüsüne 140 bin TL para cezası uygulanırken, motosiklet 30 günlüğüne trafikten men edildi. Kaskının çalındığını ve ceza yememek için kapattığını belirten motosiklet sürücüsü, "Plakanızı kapatmayın, kasktan cezanızı yiyin" nasihatinde bulundu. Aşağı Hisar Mahallesi Gülveren Caddesi üzerinde devriye görevi yapan Manavgat Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Büro Amirliği’ne bağlı Şahin ekibi, plakası beyaz bir kağıtla kapatılmış olan motosikleti durdurdu. 07 BDL 674 plakalı motosikleti kullanan Dilek Yıldız’a ’Araç plakasının farklı okunmasına veya okunamamasına bilerek neden olacak şekilde plakasında değişiklik yapmak suçundan’ 140 bin TL idari para cezası uygulanırken motosikleti otuz gün süre ile trafikten men edilerek yediemin otoparkına çekildi. "Vallahi bugün kaskım çalındı" Kaskını çaldırdığını belirten motosiklet sürücüsü Dilek Yıldız, trafiğin arkadan ceza yazmaması için plakayı kapattığını belirterek, "Benim yaptığımı başkaları yapmasın" dedi. Yıldız "Vallahi bugün kaskım çalındı. Ehliyetim, muayenem her şeyim tam. Kasktan ceza yemeyeyim diye, ergenlere uydum, ergenler kapatıyor ya plakayı. Ceza 150 bin lira. Plakanızı kapatmayın, kasktan cezanızı yiyin" derken gülmeyi de ihmal etmedi.
Sivas Uzmanı uyardı: "Dikkat edilmezse mide kanaması geçirebilirsiniz" Ramazan ayında bilinçsiz ve ani yemek tüketiminin sindirim sistemini zorladığına dikkat çeken Sivas Medicana Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. İbrahim Emre Kurtça, geçmişinde mide rahatsızlığı bulunan kişilerin mide kanaması riskiyle karşı karşıya kalabileceğini belirtti. Ramazan ayında değişen beslenme düzeni, sindirim sistemi üzerinde önemli etkiler oluşturuyor. Gün boyu süren açlığın ardından iftar sofralarında birden ve fazla miktarda yemek tüketilmesi mide ve bağırsak sorunlarını beraberinde getirebiliyor. Özellikle sahurun atlanması durumunda, uzun süre aç kalan mideye bir anda yüklenilmesi ciddi sindirim problemlerine neden olabiliyor. Uzmanlar, işlenmiş ve ağır yağlı gıdaların özellikle iftar sofralarında sınırlandırılması gerektiğini ve bunun yerine sebze ağırlıklı ve hafif beslenmenin sindirim sistemini rahatlattığı aktarıyor. İftar ile sahur arasında su tüketiminin kademeli olarak artırılması da önem taşıyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi’nde görevli Gastroenteroloji Uzmanı Dr. İbrahim Emre Kurtça eğer oruç tutan hastanın geçmişinde mide rahatsızlıkları varsa iftar zamanı yemek yerken dikkat etmesi gerektiğini söyleyerek, "Eğer hastanın altta bir mide rahatsızlığı varsa özellikle bir reflüsü, mide fıtığı dediğimiz ya da bir ülseri varsa asit salgısı da attığı zaman hem semptomlarımızı arttırır hem de ülsere sebep olup ülserin de bir komplikasyonu olan kanamaya yol açabilir" dedi. "Ciddi sindirim problemleri oluşmaktadır" İftarda yemek yerken hafif gıdalar ile başlanması gerektiğini söyleyen Kurtça, "Şu anda on bir ayın sultanı Ramazan ayının içerisindeyiz. Bu ayda da dikkat etmemiz gereken hususlar var. Çünkü yaşam tarzımız ve beslenme alışkanlıklarımız değişmektedir. Burada da uzun süre aç kalmaktayız. Özellikle sahur yapılmadığı dönemlerde oruç tutan hastalarımızda ciddi sindirim problemleri oluşmaktadır. Bu konuda da dikkatli olmalıyız. Uzun süre aç kalıp daha sonra birden yemek yenildiği zaman midenin de bir sindirim hacmi bulunuyor. Eğer bu hacminin üzerinden fazla bir giriş olursa da sindirim problemleriyle karşılaşmaktayız. Bunu açısından da önce bir ılık bir çorba içilmesi, su içmeyi unutmamak çok önemli. Hafif bir yemekle başlanmalı, ağır bir yağlı yiyecek, kızartmalardan da uzak durmamız gerekiyor. Ön planda kızartma yediğimiz zaman mide olduğundan aşırı bir tepki vermektedir. Bununla beraberde midedeki asit salgısı artmaktadır. Bu da hasta tarafından, oruç tutanlar tarafından aşırı bir yanma, hazımsızlık, şişkinlik rahatsızlık hissi oluşturmaktadır. Özellikle böyle işlenmiş gıdalar, yağlı gıdalar, kızartılmış besinlerden uzak durulması gerekiyor" dedi. "Kanamaya yol açabilir" Bol miktarda su tüketilmesi gerektiğini belirten Kurtça, "Ramazan ayı boyunca sahuru olabildiğince yapmamız gerekiyor. Çünkü en azından iki öğün yemiş oluyoruz. Bununla beraber de bol miktarda su tüketilmeli. Yani bizim iftar zamanımızdan başlayıp sahur zamanımıza kadar kademeli olarak su tüketmemiz gerekiyor. Yeşil gıdalar ile beslenip, hafif şeyler tüketmemiz gerekiyor. Bir de elimizden geldiğince bir hareket katmalıyız. Eğer oruç tutuyoruz diye hiç hareket etmezsek bu sefer kendi vücut metabolizmamız da yavaşlar ve sindirim sistemimiz de yavaşlar. Eğer hastanın altta bir mide rahatsızlığı varsa özellikle bir reflüsü, mide fıtığı dediğimiz ya da bir ülseri varsa asit salgısı da attığı zaman hem semptomlarımızı arttırır hem de ülsere sebep olup ülserin de bir komplikasyonu olan kanamaya yol açabilir. Sahurda da böyle çok hızlı yemek yemeden, suyumuzu tüketerek, sıvı gıdamızı alarak bir kendimize de sindirim zamanı sağlamamız açısından da çok önemli. Bu süre zarfında susuz kalmaktayız. O onun için su alma miktarımız da saatimizi de ne kadar arttırırsak vücudumuzun sindirim sistemine de o kadar yardımcı oluruz" diye konuştu.