GÜNDEM - 24 Haziran 2024 Pazartesi 11:39

Yumurtalık Belediye Başkanı Altıok, "Yumurtalık yepyeni bir çehreye kavuşuyor"

A
A
A
Yumurtalık Belediye Başkanı Altıok, "Yumurtalık yepyeni bir çehreye kavuşuyor"

Yumurtalık Belediye Başkanı Erdinç Altıok, daha güzel bir Yumurtalık için çalışmalara deniz sahilinden başladıklarını belirterek, “Yumurtalık’ı Güney’in parlayan yıldızı haline getireceğiz” dedi.


Adana’nın denize açılan kapısı, sahil ilçesi Yumurtalık, yepyeni bir çehreye kavuşuyor. Akdeniz’ in ünlü bir ticaret limanı olma özelliğini sürdüren Yumurtalık, yeni dönemde Adana’da deniz olmadığını düşünenlerle ilgili tüm algıları bitirecek. Belediye Başkanlığı’nı 65 yıl sonra Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) kazandıran Başkan Erdinç Altıok, hemşehrilerine verdiği sözleri hayata geçirmeye başladı.


Yumurtalık ilçesini “Güney’in Parlayan Yıldızı” yapmak için çalışmalara; ilçeyi baştan başa süsleyen deniz sahilinden başlayan Yumurtalık Belediye Başkanı Erdinç Altıok, “Yumurtalık ilçemiz, tarihi dokusu, coğrafi yapısı, eşsiz sahilleri ve kültürel zenginlikleriyle sadece Adana’nın değil Türkiye’nin en kıymetli, en gözde ilçelerinden birisidir. Vatandaşlarımızla el ele verip güzel ilçemizi, Güney’in parlayan yıldızı haline getireceğiz. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın” diye konuştu.


“Sahillerin her metrekaresi halkımızındır”


31 Mart yerel seçimlerinde Yumurtalık Belediye Başkanı seçilen, mazbatayı aldığı günden bu yana ilçeyi karış karış dolaşıp eksikleri rapor eden Yumurtalık Belediye Başkanı Erdinç Altıok, Yumurtalık sahillerini güzelleştirmek için kolları sıvadı. Göreve gelir gelmez sahilleri işgalden kurtarmak için düğmeye basan Başkan Altıok, öncelikle Zeytinbeli, Küçük Yumurtalık ve Ayas sahillerini vatandaşların gönül rahatlığıyla gidebilecekleri bir yapıya kavuşturdu. Sahillerde görüntü kirliliğine yol açan onlarca kaçak konteyner, çadır, baraka gibi yapıları kaldırarak sahilleri halkın kullanımına açan Altıok, “Sahillerin her metrekaresi halkımızındır. Kimse sahilleri kendi özel malı gibi kullanmamalı. Görevde olduğumuz sürece bu konudaki hassasiyetimiz devam edecek, Yumurtalık sahillerini güzelleştirmek ve ilçemize yakışır bir hale getirmek için canla başla çalışmaya devam edeceğiz” dedi.


Sürpriz projeler var


Göreve geldiklerinde sahildeki lavabo ve tuvaletlerin çok kötü durumda olduğunu belirten Başkan Erdinç Altıok, “Üzülerek belirtmeliyim ki; yıllardır ilçemizin güzelleşmesi adına pek de bir şey yapılmamış. Sahil ilçemiz Yumurtalık’ın ülkemizde daha çok dikkat çekmesi için gerekli altyapı ve kaynak oluşturulmamış. Maalesef hâlâ Adana’da deniz olduğunu bilmeyen vatandaşlarımız var. Biz, bu algıyı yerle bir edeceğiz. Adana’da deniz var, Adana’da Yumurtalık var. İlçemizi tarih, doğa, deniz ve turizm platformlarında öne çıkaracağız” diye konuştu.


“Türkiye’nin örnek sahillerinden birisi yapmaya çalışacağız”


Belediyeyi 200 milyon Türk Lirası borçla devraldıklarını, ellerinde sihirli değnek olmadığını ancak tüm bu çalışmalar için kararlı bir süreç başlattıklarını dile getiren Başkan Altıok, “Çok ağır bir yükü olan ve finansal olarak oldukça zor durumdaki bir belediye söz konusu. Fakat şartlar ne kadar zor olursa olsun sahillerimizi güzelleştirmek için kaynaklar oluşturmaya ve sahillerimizi Türkiye’nin örnek sahillerinden birisi yapmaya çalışacağız. Henüz yolun çok başındayız. İlk etapta işe lavabo, tuvalet ve duşlarımızı yenilemekle başladık. Ardından halkımıza yakışır şezlong ve şemsiyelerle denizimizin kenarlarını ilçemize yakışır hale getireceğiz. Temizlik öncelik verdiğimiz konulardan birisi. Sahillerimizi temiz tutmak için ekiplerimiz gece gündüz çalışıyor. Tabii ki burada halkımıza da görev düşüyor. Biz belediye personelimizle gece gündüz demeden temizlik çalışmalarımıza devam ediyoruz. Sahiller hepimizin ortak değeridir, sahillerimizi ziyaret eden misafirlerimizden de ricamız, sahillerimizi temiz tutalım, çöplerimizi denize veya deniz kenarına atmayalım” ifadelerini kullandı.


2025 yılı yaz dönemi için sürpriz projeler hazırladıklarını dile getiren Yumurtalık Belediye Başkanı Erdinç Altıok, “Henüz yolun çok başındayız. Sahillerimizi güzelleştirmek için hazırlıklarını sürdürdüğümüz çok güzel ve özel projelerimiz var. 2025 yılının yaz ayında Yumurtalık sahilleri Türkiye’nin en güzel sahilleri arasındaki yerini alacak. Hemşehrilerimize verdiğimiz sözleri bir bir yerine getireceğiz” dedi.



Yumurtalık Belediye Başkanı Altıok, "Yumurtalık yepyeni bir çehreye kavuşuyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Genel Cerrahi Uzmanı Baysal: "Makatta ağrılar ve apseler crohn hastalığının belirtisi olabilir" Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Feridun Baysal, "Makatta ağrılar, akıntılar ve apseler crohn hastalığının belirtisi olabilir. Bunun haricinde makattan balgamsı ve sümüksü akıntıların olması, kanamaların gelmesi, şişkinlikler ve karın ağrıları iltihaplı bağırsak hastalığını düşündüren bulgulardır. Bu tür durumlarda derhal kolonoskopi yapılmalıdır" dedi. Elazığ Medilines Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Feridun Baysal, bağırsak hastalıkları hakkında değerlendirmelerde bulunarak makattan gelen sıvıların dikkate alınarak hemen doktora başvurulması gerektiğini belirtti. İltihaplı bağırsak hastalıkları olarak temelde iki türlü hastalığın olduğunu aktaran Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Feridun Baysal, "Bir tanesi crohn yani regional iletis, diğeri de kolitis ülseroza diğer bir adıyla ülseratif kolit hastalığıdır. Bu iki hastalık birbiriyle çok karşılaşabildiği gibi, bu iki hastalığın arasında yer alan indetermine kolit dediğimiz bir başka grup daha vardır. Bu iki hastalığın da genel cerrahide yeri vardır. Özellikle kalın bağırsak kanseri gelişimi açısından ülseratif kolit oldukça önemlidir. Özellikle 8 yıldan uzun süredir tanı konulmuş olan ülseratif kolit vakalarında kalın bağırsak kanseri gelişimi riskinde çok ciddi bir artış olmaktadır. O nedenle 8 yıldan uzun süredir tanısı olan tüm hastaların yılda bir kere kolonoskopi olmalarını öneriyoruz. Hatta bu hastaların uygun bir anda hastalıkları aktif olmadığı bir süreçte ileal J-Poş ve total kolektomi dediğimiz bir ameliyat geçirmeleri, ülseratif kolitten ömür boyu kurtulmalarını sağlayacaktır. Bu nedenle ülseratif kolitte 8 yıldan uzun süredir tanınız varsa, çok dikkatli olmanızda büyük bir fayda var" diye konuştu. Baysal, "Crohn hastalığını ise ince bağırsakların son kısmına özellikle yerleşen bazen kalın bağırsakta da aralıklı olarak seyreden, ağızdan makata kadar olan tüm sindirim sistemine tutabilen bir hastalıktır. Bu hastalıkta kanser gelişim riski düşüktür ama bu hastalıkta makatta apseleri, fissürleri, fistülleri olan hastaların mutlaka kolonoskopi yaptırmaları gerekiyor. Kolonoskopide ince bağırsakların son kısmına baktırmaları ve orada gelişen bir crohn hastalığı varsa tekrarlayan apseler ve fistüller oluşur. Bundan dolayı da uyanık olmaları gerekmektedir. Crohn hastalığında bağırsaklar birbirine yapışarak fistüller ve bazı başka cerrahi problemler ortaya çıkartabilirler. Bu yönden crohn hastalarının uyanık olmaları gerekiyor. Düzenli tedavi kullanmaları gerekiyor. Bu iki hastalık genel cerrahide bizim en çok önem verdiğimiz bağırsak hastalığıdır. Ülseratif kolit kalın bağırsak gelişimi riskini arttırdığı için, kron hastalığı ise genellikle makat üzerinde apseler ve fistüller, fissürler geliştirdiği için bizim için çok önemlidir" ifadelerini kullandı. İltihaplı bağırsak hastalıkları hakkında bilgi veren Baysal, "İltihaplı bağırsak hastalığından şüphelenmek için makatta ağrılar fistüller ve apseler olması crohn hastalığını şüphelendirir. Bunun haricinde makattan balgamsı ve sümüksü akıntıların olması, kanamaların gelmesi, şişkinlikler ve karın ağrıları iltihaplı bağırsak hastalığını düşündüren bulgulardır. Bu tür durumlarda derhal kolonoskopi yapılmalıdır. Bunların ilaç tedavileri de vardır. Bu ilaç tedavileriyle hastalar tedavi olabilirler ama en önemli şey, bunların oluşturduğu komplikasyonlardır. Bu hastalıklar sebebiyle oluşan rahatsızlıklardır. Bu hastalıkların karaciğer, safra, göz, eklemler ve cilt üzerine de bazı komplikasyonları ve bulguları vardır. Bunlar açısından da hastaların kontrol edilmeleri gereklidir. Makattan gelen balgamsı, sümüksü ve kanlı akıntılar, çok önemli akıntılardır. Karın ağrısı, kramp tarzında ağrılar çok önemlidir. Böyle durumlarda derhal bir doktora başvurmalarında fayda var" ifadelerini kullandı.
Bursa Şehitlerin adı Esentepe’de yaşatılacak Nilüfer Belediyesi’nin, Çanakkale Savaşı’ndan günümüze vatan uğruna hayatını kaybeden tüm Nilüferli şehitlerin adını yaşatacağı Şehitler Anı Parkı, bu yıl Esentepe Mahallesi’nde Nilüferlilerle buluşacak. Şehitlerin aziz hatırasını yaşatmak amacıyla hayata geçirilecek parkta yer alacak abide de, tüm Nilüferli şehitlerin isimlerini onlara yakışır bir vefa ile geleceğe taşıyacak. Nilüfer Belediyesi’nin, ilçedeki tüm şehitlerin hatırasını yaşatmak amacıyla hayata geçirdiği Şehitler Anı Parkı projesinde çalışmalar sürüyor. Şehitlerin aziz hatırasını tek bir anı mekânında yaşatmayı amaçlayan park, yalnızca bir anıt alanı değil; ailelerin bir araya gelip ortak hafızayı yaşatabileceği anlamlı bir buluşma noktası olacak. Esentepe Mahallesi’nde inşa edilecek olan parkta, Çanakkale Savaşı’ndan Milli Mücadele’ye, Kore Savaşı’ndan Cumhuriyet dönemine kadar vatan uğruna hayatını kaybeden tüm Nilüferli şehitlerin isimlerine yer verilecek. Kent dokusuna nefes aldıracak nitelikte 2 bin 956 metrekarelik bir alanda planlanan parkın bin 960 metrekaresi yeşil alan olacak. Park içinde şehit anıtı, tören alanı, amfi düzenlemesi, açık kütüphane, okuma alanları Nilbel Kafe, dinlenme alanları, yürüyüş alanları, bisiklet park alanı ve otopark bulunacak. Yıl boyunca anma törenleri ve resmi programlara ev sahipliği yapabilecek şekilde planlanan Şehitler Anı Parkı, 24 saat güvenlik önlemleri ile korunacak. Şehitlerin hatırasını yaşatmanın kendileri için bir borç olduğunu dile getiren Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, "Bizler için şehitlerimizin aziz hatırası ve ailelerin talepleri her zaman ilk sıradadır. Bu vatan için toprağa düşen hiçbir kahramanımızın adını güvenliği tam sağlanamayan, zamanla yıpranma riski olan sokak arası parklara hapsetmek istemedik. Onlara olan minnet borcumuzu; 24 saat korunan, kütüphanesiyle ve dev anıtıyla gençlerimize ilham verecek, ailelerimizin her daim başköşede ağırlanacağı Şehitler Anı Parkı ile ödemeyi görev bildik. Bu projeyi en başından beri şehit ailelerimiz ve gazilerimizle kurguladık; çünkü o isimlerin nasıl yaşatılacağına dair en doğru cevabı yalnızca onlar verebilirdi. Her bir Nilüferli şehidimizin adı bu parkta; çocukların sesiyle, ailelerin dualarıyla yaşamaya devam edecek" dedi.
İstanbul Hemoroidde ’ekran bağımlılığı’ etkisi: "Son zamanlarda 20’li 40’lı yaşlarda oldukça pik yaptı" Ekran bağımlılığının tuvalette de sürmesinin burada kalınan süreyi uzattığını söyleyen uzmanlar, hastalıklara karşı uyardı. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Sürek, "Son yıllarda özellikle genç yaşlarda dijital bağımlılık oldukça arttı, artık insanlarımız tuvalete bile telefonlarıyla gidip çok fazla vakit geçirmekte. 3-5 dakikanın üzerinde vakit geçirme olduğunda hemoroit veya makat bölgesinin hastalıklarında artış meydana geliyor. Sık görülen bir hastalık, yaklaşık yüzde 30-40’larda. Hemoroit bir anatomik yapı, hastalığa hemoroidal hastalık diyoruz. Son zamanlarda 20’li 40’lı yaşlarda oldukça pik yaptı. Hemoroidal hastalık, makat çatlağı, alt gastrointestinal sistem hastalıklarından başvurular oldukça fazla, dikkat etmeliyiz" dedi. Halk arasında ’basur’ olarak bilinen makat bölgesindeki hemoroit dokusunun sarkması, genişlemesiyle kaşıntı, kanama, ağrı gibi şikayetlerle kendini gösteren hemoroidal hastalığa karşı uzmanlar uyarıyor. Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği Eğitim Sorumlusu Doç. Dr. Ahmet Sürek de yaşam şeklinin değişmesi, yoğun işlenmiş gıda tüketimi, aşırı acı ve baharatlı gıdaların tüketilmesi, tuvalette uzun süre kalınması, ıkınma, hareketsizlik gibi nedenlerle hemoroidal hastalığın daha sık görüldüğünü belirtti. Doç. Dr. Sürek, son dönemde özellikle genç yaş grubunda ekran bağımlılığının tuvalette de sürmesinin hastalık üzerinde etkili olduğunu söyledi, önemli uyarılarda bulundu. "Sıklığının artışının ana nedenlerinden biri; ekran bağımlılığı" "Son yıllarda özellikle genç yaşlarda dijital bağımlılık oldukça arttı artık insanlarımız tuvalete bile telefonlarıyla gidip telefonla çok fazla vakit geçirmekteler" diyen Doç. Dr. Ahmet Sürek, "Bu da tabii çeşitli sağlık problemlere yol açmakta. Uzun süre tuvalette, telefona bakarak vakit geçirmek, bağırsağımızın alt noktasında makat dediğimiz bölgede kan akımının durmasına neden oluyor. Kan damarlarında kan birikmesine neden oluyor. Bu da hemoroit, anal fissür dediğimiz makat çatlaklarına yol açabiliyor, kas disfonksiyonları (kas yapısındaki bozulmalar), ıkınmalarla prolapsuslar (dışarı çıkma, sarkmalar) meydana geliyor. Daha çok genç yaşlarda gördüklerimiz; anal fissür ve hemoroit olarak söyleyebilirim. Ekran bağımlılığı çok önemli bir konu, tuvalette çok fazla vakit geçiriyorlar hem de maalesef Z kuşağımız, gençlerimiz biraz daha artık aktivite, spor yerine herhalde bilgisayar başında vakit geçiriyor. Oyunlar oynuyorlar, devamlı oturarak vakit geçirdikleri için bu hastalıkların şu an görülme sıklığının artışının ana nedenlerinden biri aslında bu; ekran bağımlılığı. Alt bölgedeki damarlarda basınç artışı sağlayarak bu hastalıkların genç yaşlarda görülmesine olanak sağlamaktadır" şeklinde konuştu. "Telefonumuzu yanımıza almayalım" Sözlerini sürdüren Doç. Dr. Sürek, "Bu hastalıkların en büyük nedenlerinden biri kabızlık, tuvalete girdiğimizde çok ıkınmamız, ekran başında veya iş yerinde çok fazla oturmak, hareketsizlik, tuvalette 3-5 dakikanın üzerinde vakit geçirme olduğunda hemoroit veya makat bölgesinin hastalıklarında artış meydana geliyor. Makat bölgesinde her kanama hemoroit olmayabilir. En büyük önerilerimden biri; tuvalete gidiyorsak telefonumuzu yanımıza almayalım. Hemoroit sık görülen bir hastalık, yaklaşık yüzde 30-40’larda hemen hemen herkesin etkilendiği bir hastalık. Hemoroit zaten herkeste olan kan damarları, bağ dokusu ve düz kaslardan oluşan, büyük abdestimizin, gazımızın makat çevresini kaplayarak kaçmasını önleyen bir anatomik yapı. Yediğimize, içtiğimize, hareketlerimize çok dikkat etmemiz gerekiyor. Hastalığa hemoroidal hastalık diyoruz çünkü hemoroit bir anatomik yapı. Evresine göre tedavi uyguluyoruz, 4 evreye ayrılıyor. Yaşam tarzını değiştirme, bol su içme, lifli gıdalar yeme, yürüyüşlerini artırması belki bir spor fiziksel aktiviteyi artırmasını öneriyoruz, bunlarla zaten çoğu geçebiliyor. Geçmezse medikal ilaçlar verebiliyoruz. Etkili olmazsa endoskopik müdahalelerimiz oluyor, en son aşamada artık hiçbir tedaviden fayda görmüyorsa cerrahiye hastaları yönlendirebiliyoruz" dedi. "Kabızlık uzun sürüyorsa mutlaka doktora gidip nedeni araştırılmalı" Hastalıkların oluşmaması için yapılması gerekenleri sıralayan Doç. Dr. Sürek, "Engellenmesi için şunu söyleyebilirim; hareketli bir yaşam, çok ekran başında veya işyerinde oturarak çalışıyorsak da mutlaka kısa bir yürüyüş yapmayı öneriyorum. Lifli gıdaları bol tüketmemiz gerekiyor hem bağırsak sağlığımız hem de bağırsak hareketleri, büyük abdestin formundaki yumuşaklıklarla bu hastalıklara yakalanmayı azaltmakta. Toplardamarlarda kan birikir ve bu hastalıklar meydana gelir, hemoroidin içinde kan birikirse hemoroidal hastalık meydana geliyor. Kabızlığı yenebilmemiz için aktiviteyi artırmamız, bol su içmemiz, lifli gıdalar yememiz gerekiyor. Uzun sürüyorsa mutlaka bir doktora gidip nedeninin araştırılması gerekiyor. İşlenmiş gıdalar hem kabızlık artışına hem de bağırsak floramızın bozulmasına, hastalıkların gelişmesine neden olabiliyor. Bağırsak sağlığımızı korumak için tahılları ön plana almamız gerekiyor, taze sebze, meyveleri bol tüketmemiz gerekiyor. Z kuşağı fast foodu aşırı seviyor, tüketiyor. Bu da bu hastalıkların gelişmesinde ve oluşmasında büyük etkenlerden biri" ifadelerini kullandı. "Son zamanlarda 20’li 40’lı yaşlarda oldukça pik yaptı" "Kesinlikle sosyal medyadan hasta kendini tedavi etmemeli" diyerek sözlerine devam eden Doç. Dr. Sürek, "İnternetten araştırıp tedavisini kendisi yapmamalı, bazen bunların altından kanserler de çıkabiliyor, özellikle 45 yaşından yüksek insanlarımızın mutlaka bir hekime başvurması gerekiyor. İnternette yazan her şey kişi için doğru değil. Kolorektal kanseri artık 20’li 30’lu yaşlarda da görüyoruz. Geçmeyen bir kanama, kronikleşmiş bir kabızlığı varsa vatandaşlarımızın mutlaka bir hekime başvurması gerekmekte. Belki kolonoskopi belki başka görüntülemeler yapılacak. Bu hastalıkların da yaşı biraz daha düştü, sebebi de yaşam tarzındaki değişiklik. Son zamanlarda 20’li 40’lı yaşlarda oldukça pik yaptı. 20 ile 40 yaş arasında bayağı bir hastamız özellikle genç 20, 30 yaş arasında daha da fazla hastamız bize başvuruyor. Hemoroidal hastalık, makat çatlağı, alt gastrointestinal sistem hastalıklarından başvurular oldukça fazla. Bağırsak sağlığımız çok önemli, insanın ikinci beyni derler, bütün vücudu etkiliyor, bağırsağımıza çok iyi bakmamız gerekiyor" diye konuştu.
İstanbul Merkez Bankası anketinde yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 28,94 oldu Cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 27,53 iken, bu anket döneminde yüzde 28,94 oldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Mayıs ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’ni yayımladı. Anket, reel sektör ve finansal sektör temsilcilerinden oluşan 72 katılımcı tarafından yanıtlandı ve sonuçlar katılımcıların yanıtları toplulaştırılarak değerlendirildi. Yıllık enflasyon beklentileri Katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 27,53 iken, bu anket döneminde yüzde 28,94 oldu. 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 23,39 iken, bu anket döneminde yüzde 23,82 oldu. 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 18,02 iken, bu anket döneminde yüzde 18,43 olarak gerçekleşti. 12 ay sonrası enflasyon beklentileri 2026 yılı Mayıs ayı anket döneminde, katılımcıların 12 ay sonrasına ilişkin olasılık tahminleri değerlendirildiğinde, TÜFE’nin ortalama olarak yüzde 16,60 olasılıkla yüzde 19,00 - 21,99 aralığında, yüzde 45,20 olasılıkla yüzde 22,00 - 24,99 aralığında, yüzde 22,30 olasılıkla ise yüzde 25,00 - 27,99 aralığında artış göstereceği öngörüldü. Aynı anket döneminde nokta tahminler esas alınarak yapılan değerlendirmeye göre ise, katılımcıların yüzde 17,46’sının beklentilerinin yüzde 19,00 - 21,99 aralığında, yüzde 41,27’sinin beklentilerinin yüzde 22,00 - 24,99 aralığında, yüzde 28,57’sinin beklentilerinin yüzde 25,00 - 27,99 aralığında olduğu gözlendi. 24 ay sonrası enflasyon beklentileri 2026 yılı Mayıs ayı anket döneminde, katılımcıların 24 ay sonrasına ilişkin olasılık tahminleri değerlendirildiğinde, TÜFE’nin ortalama olarak yüzde 13,92 olasılıkla yüzde 12,00 - 15,99 aralığında, yüzde 47,79 olasılıkla yüzde 16,00 - 19,99 aralığında, yüzde 20,20 olasılıkla ise yüzde 20,00 - 23,99 aralığında artış göstereceği öngörüldü. Aynı anket döneminde nokta tahminler esas alınarak yapılan değerlendirmeye göre ise, katılımcıların yüzde 14,04‘ünün beklentilerinin yüzde 12,00 - 15,99 aralığında, yüzde 49,12‘sinin beklentilerinin yüzde 16,00 - 19,99 aralığında, yüzde 24,56‘sının beklentilerinin yüzde 20,00 - 23,99 aralığında olduğu gözlendi. Faiz beklentileri Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde olduğu gibi bu anket döneminde de yüzde 40,00 oldu. Haziran ayı Para Politikası Kurulu toplantısı için TCMB politika faiz oranı beklentisi bu anket döneminde yüzde 37,00 olarak gerçekleşti. Döviz kuru beklentileri Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 51,23 TL iken, bu anket döneminde 51,57 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 53,62 TL iken, bu anket döneminde 54,69 TL olarak gerçekleşti. GSYH büyüme beklentileri Katılımcıların GSYH 2026 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 3,5 iken, bu anket döneminde yüzde 3,3 olarak gerçekleşti. GSYH 2027 yılı büyüme beklentisi ise bir önceki anket döneminde olduğu gibi bu anket döneminde de yüzde 4,1 olarak gerçekleşti.