ASAYİŞ - 15 Temmuz 2024 Pazartesi 16:54

Konteyner kent yanında çıkan yangın korkuttu

A
A
A
Konteyner kent yanında çıkan yangın korkuttu

Adıyaman’da, konteyner kent yanında meydana gelen kuru ot yangını korku ve paniğe neden oldu.


Edinilen bilgilere göre, Yeni Mahallede bulunan K-29 konteyner kent yanında bulunan otluk alanda yangın meydana geldi. Henüz belirlenemeyen nedenlerden dolayı çıkan yangın kısa sürede büyüdü. Yangının konteynerlere sıçrama ihtimalinden dolayı korku yaşandı. Yangın olay yerine gelen itfaiye ekiplerinin müdahalesi sonucu söndürüldü.


Konuyla ilgili soruşturma sürüyor.



Konteyner kent yanında çıkan yangın korkuttu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul ETİ’den kurak iklim koşullarına dayanıklı yerli buğday çeşidi ETİ kurak iklim koşullarına dayanıklılığı ile öne çıkan Kanatlı Buğdayı tohumunun üretimine başladı. ETİ’nin bisküvilik buğday ununun üretiminde kullanılacak olan Kanatlı Buğdayı’ın, bisküvilik kalitesini koruyan yerli bir tür olarak tarım sektörü, çiftçiler ve tüketiciler için değer oluşturması hedefleniyor. Türkiye gıda sektörünün önde gelen markalarından ETİ, Ar-Ge alanındaki çalışmaları ve tarıma verdiği destekle sektöründe önemli markalar arasında yer alıyor. Türkiye’de bisküvilik kalitede buğday geliştirilmesi hedefiyle yürütülen kapsamlı ıslah projelerinden biri olan Kanatlı Buğdayı, geniş adaptasyon kabiliyeti ile bisküvi olabilme özelliği sayesinde diğer buğday çeşitlerinden çok farklı bir tür olarak öne çıkıyor. 2025 üretim sezonunda Orijinal-1 kademe sertifika almaya hak kazanan ve ETİ’nin üretim haklarını aldığı Kanatlı Buğdayı’nın tohumluk üretim süreci titizlikle yürütülecek. Bu kapsamda 110 dekar büyüklüğünde üretim alanında tohumluk üretim ve ekim aşamasına geçildi. Elde edilecek ürün, sertifikalı tohumluk üretiminin temelini oluşturacak ve sözleşmeli buğday üretim süreçlerinde ETİ’nin ihtiyacı olan bisküvilik buğday ununun üretiminde kullanılacak. "Ar-Ge çalışmalarımız ülkemize çok değerli bir buğday çeşidi kazandırdı" Kanatlı buğday çeşidinin tohumluk üretimine başlanmasıyla ilgili bir açıklama yapan ETİ Global CEO’su Ercan Öz şunları söyledi: "Ar-Ge çalışmalarımız ülkemize çok değerli bir buğday türü kazandırdı. Halen Türkiye’de üretilen toplam buğdayın yalnızca yaklaşık yüzde 3-4’ü bisküvilik kalite grubunda yer alıyor. Geliştirilmesine destek verdiğimiz ’Kanatlı Buğdayı’ bu sınıfta yerli üretim açığını azaltacak, sektöre sürdürülebilir ve kaliteli bir hammadde kaynağı sunacak. Kanatlı Buğdayı çeşidinin geliştirilme süreci; kamu, üniversite ve sanayi iş birliğinin başarılı bir örneğini oluşturuyor. Aynı zamanda ETİ’nin Ar-Ge gücünü ortaya koyuyor. Türkiye’de bisküvilik kalitede buğday geliştirilmesine ve üretimine yaptığımız katkıdan gurur duyuyoruz. Bu kıymetli çalışmanın kurucumuz rahmetli Firuz Kanatlı’nın ismini taşıması ise bizim için büyük bir anlam ve sorumluluk ifade ediyor." Kanatlı Buğdayı geliştirme çalışmaları, 2004 yılında Eskişehir Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından yürütülen melezleme programı ile başladı. ETİ, bisküvilik kalitede buğday geliştirme projesine, 2016 yılında TÜBİTAK ve TAGEM iş birliği ile katıldı. Proje kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğünce "Buğday Islah Projesi" ile geliştirilen hatlar kullanıldı. Üç yıllık deneme çalışmaları sürecinde kullanılan hatlar teknolojik kalite, agro-morfolojik, hastalıklar ve moleküler özellikleri test edildi. Tüm parametreler bakımından öne çıkan buğday hattı "Kanatlı" olarak isimlendirilerek tescillendi. Geçtiğimiz sene "Özel Sektör Tarımsal Araştırma Kuruluşu" belgesi alarak tohum tescillendirme statüsüne kavuşan ETİ, tohum üretimlerinde yüksek kademeli tohum tedariki sağlama hakkı kazanmıştı. Neden ’Kanatlı’ adı verildi? ETİ’nin kurucusu merhum Firuz Kanatlı’nın, Eskişehir’in kalkınmasına yaptığı katkılar, Eskişehir Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü ve burada yürütülen projelere verdiği destek nedeni ile ıslah edilen buğday çeşidine "Kanatlı" adı verildi.
Kastamonu Kilo vermek için başladı, şimdi taekwondoda dünya şampiyonu olmayı istiyor Kastamonu’da kilo vermek için ailesi tarafından taekwondoya başlatılan 16 yaşındaki Berat Talha Yavuz, dünya şampiyonu olabilmek için tatamide ter döküyor. Kastamonu’da yaşayan 16 yaşındaki Berat Talha Yavuz, 8 yıl önce ailesi tarafından kilo vermesi için taekwondoya yöneltildi. Antrenör İsmail Arıkan ile tanışan Berat Talha Yavuz, fazla kilolarından kurtuldu. Antrenörü tarafından taekwondodaki yeteneği tespit edilen Berat Talha, daha sonra müsabakalara katılan ekibe alındı. 8 yıldır ulusal ve uluslararası müsabakalara katılan Berat Talha, 2025 yılında katıldığı Bulgaristan’daki VT Başkanlık Kupası’nda 3. oldu. Bu başarısıyla Ümitler Avrupa Şampiyonası için kota alan Berat Talha Yavuz, aynı yıl milli takım adına Avrupa şampiyonasında Türkiye’yi temsil etti. Kendisini geliştirmek için haftanın üç günü tatamide ter döken Berat Talha Yavuz, en büyük hayalinin Avrupa ve dünya şampiyonluğu olduğunu ifade etti. Berat Talha Yavuz: "Kilo vermek için başladım, sonra çok sevdim" Taekwondo ile tanışma sürecini anlatan Berat Talha Yavuz, "Taekwondoyla 8 yıldır uğraşıyorum. Başta kilo vermek için annemin tavsiyesi ile başlamıştım. Daha sonra hoşuma gitmeye başladı. İsmail Arıkan hocam da benim yetenekli olduğumu fark etti. Ben de bu işi biraz daha iyi yapabilmek için kendimi geliştirmeye, ağırlık antrenmanları yapmaya başladım" dedi. "Bu yılki hedefim şampiyonalardan şampiyon olarak dönmek" Bu yıl da mili takıma katılarak uluslararası müsabakalardan şampiyon olarak dönmek istediğini dile getiren Yavuz, "İlk milliliğimi 2022 yılında ’Türkiye Yıldızlar Seçmesi’nde şampiyon olarak aldım. Daha sonra Avrupa Yıldızlar Şampiyonası’na katıldım. Bulgaristan’daki Başkanlık Kupası’nda üçüncü oldum. Oradaki üçüncülüğüm sayesinde Ümitler Milli Takımı’na girmeye hak kazandım. Daha sonra Ümitler Avrupa Şampiyonası’nda dövüştüm. Bu yılki hedeflerim hem ulusal hem de uluslararası şampiyonalara milli takım adına katılıp şampiyon olarak geri dönmek" diye konuştu. Taekwondo antrenörü İsmail Arıkan ise Berat’ın taekwondoya başladığında kısa boylu ve kilolu bir çocuk olduğuna değinerek, "Ailesi, Talha’yı kilo vermesi için başlatmıştı. Aradan zaman geçtikten sonra hem gelişim açısından hem de fiziki olarak güzel bir şekilde kilo verdi, boyu uzamaya başladı. Talha belli bir süre spor yaptıktan sonra baktık ki yeteneği var, becerisi var ve severek yapıyor. Biz de ’değerlendirelim’ dedik ve Talha’yı müsabaka ekibimizin içerisine aldık" şeklinde konuştu. "Bayrağımızı en iyi şekilde dalgalandırmak istiyoruz" Talha’nın aldığı derecelerden bahseden Arıkan, bu yılki hedeflerinin hem gençler hem ümitler kategorisinde Avrupa şampiyonasına katılmak olduğunu belirterek, "Bir sonraki hedefimiz dünya şampiyonası ve sonrasında olimpiyat şampiyonluğu. Haftanın 6 günü çalışıyoruz, 3 günü müsabaka antrenmanı, 3 günü fiziksel güç antrenmanı yapıyoruz. Çalışmalarımız verimli geçiyor, sonuçlarını da maçlarda alıyoruz. İnşallah hem ilimize hem ülkemize altın madalya kazandırarak bayrağımızı en iyi şekilde dalgalandırmak istiyoruz" ifadelerini kullandı.
Adana Adana’da şehit annesinin dramı: "Can verdim, evimde oturamıyorum" Şırnak’ta 2006 yılında şehit olan Uzman Çavuş İsa Çiçek’in yaşarken aldığı iki katlı evin yerine apartman yapıldı. Şehidin ailesine 2 daire 1 iş yeri sözü verildi ancak daha sonra sadece bir daire verildi. 68 yaşındaki şehit annesi Emine Çiçek, verilen bu daireye de yaşanan aksaklıklar nedeniyle bir türlü oturamayınca gözyaşları içinde rezil olduğunu anlatarak baygınlık geçirdi. Uzman Çavuş İsa Çiçek (26), Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesinde bölücü terör örgütü PKK ile girilen çatışmada şehit olup 13 Nisan 2006 yılında memleketi Adana’nın Ceyhan ilçesinde toprağa verildi. Uzman Çavuş İsa Çiçek şehit olmadan önce kredi çekip merkez Sarıçam ilçesine bağlı Gültepe Mahallesi’nde iki katlı ev satın aldı. İddiaya göre 2022 yılında söz konusu arsada apartman yapımı için müteahhitle anlaşma sağlandı. Müteahhit, şehit ailesine 2 daire ve 1 iş yeri verme vaadinde bulundu. Ancak inşaat süreci beklenildiği gibi ilerlemedi. İlk müteahhit projeyi yarım bırakarak ortadan kayboldu. Daha sonra işi devralan kadın müteahhit de inşaatı tamamlayamadı. Son olarak kadın müteahhidin kardeşi çalışmaları sürdürse de apartmanın yalnızca kaba inşaatı tamamlandı, iskan ve ruhsat işlemleri yapılmadı. Tüm bu süreçte hem arsa sahipleri hem de daire satın alan vatandaşlar mağdur olurken, bazı kişiler eksiklerine rağmen apartmana taşınmak zorunda kaldı. Ancak yaşanan anlaşmazlıkların ardından müteahhit, binanın iskan ve ruhsatının olmadığını belirterek şikayette bulundu. Bunun üzerine apartmanın elektriği kesildi. Yaklaşık 7 aydır elektriksiz kalan bina sakinleri, jeneratörle hayat mücadelesi veriyor. "Vatana can verdim" Yaşananlardan en çok etkilenen isim ise şehit annesi Emine Çiçek oldu. Oğlundan kalan evde bir gün bile oturamadığını belirten anne Çiçek, hem vaat edilen daire ve iş yerinin verilmediğini hem de mağdur edildiğini söyledi. Şu anda çocuklarının yanında kalmak zorunda olduğunu ifade eden Çiçek, yaşadığı sıkıntılar nedeniyle sağlık sorunları da yaşamaya başladığını dile getirdi. Gözyaşları içinde konuşan şehit annesi Emine Çiçek, "Ben şehit anasıyım, bu vatana can verdim. Ama kendi evimde oturamıyorum. Evin hali ortada, hiçbir ilerleme yok. Müteahhit bizi mağdur etti. Şimdi oğlumun, kızımın yanında kalıyorum. Elim ayağım titriyor, hastalandım. Yazık değil mi bana" diyerek tepki gösterdi. Konuşması sırasında fenalaşan ve baygınlık geçiren anne Çiçek’e yakınları müdahale etti. Apartman sakinleri ve arsa sahipleri ise sorunun çözülmesini ve duruma el atılmasını bekliyor. Şehit annesinin yaşadığı mağduriyet ise vicdanları sızlattı.