GÜNDEM - 06 Şubat 2024 Salı 06:53

Onlar için zaman 04.17’de durdu bir daha ilerlemedi

A
A
A
Onlar için zaman 04.17’de durdu bir daha ilerlemedi

Adıyaman’da depremde yakınlarını kaybedenler, depremin yıl dönümü öncesi yeni mezarlığa akın etti. Binlerce kişinin gömülü olduğu Adıyaman Yeni Mezarlığında kabirlerin baş ucuna bırakılan eşyalar geride kalanların son 1 yılda sevdiklerini 1 an bile unutmadıklarını gözler önüne serdi.


Kimi kaybettiği torununa oyuncak bir ayı, kimi biricik oğluna en sevdiği takımın formasını, kimi avukat olacak yeğenine bir cübbe, kimi ise okula başladığını göremeyen dedesine birinci sınıfta aldığı takdir belgesini getirdi. 365 gün içinde onların düşünülmediği bir an bile olmadı.


Adıyaman’da 8 bin 387 kişinin hayatını kaybettiği 6 Şubat depreminin üzerinden tam bir yıl geçti. Ancak 635 bin nüfuslu şehirde geride kalanlar için zaman 04.17’de durdu ve bir daha ilerlemedi. Onlar için şehrin ismi ise acı hatıralar gibi Acıyaman olarak kaldı.


Depremin yaşandığı tarihten bu yana soğuk sıcak, yağmur çamur, kar kış demeden mezarlıkları boş bırakmayan Adıyamanlılar birinci yıl dönümünde de depremde kaybettikleri sevdiklerini yalnız bırakmadı. Ellerine aldıkları Kuran’ı Kerim ve Yasin’i Şeriflerle Yeni Mezarlığa akın edenler kabirleri çiçek bahçesine çevirdi. Adıyaman Yeni Mezarlığındaki o anlar ve kalabalık gökyüzünden dron ile de görüntülendi. 1 yıl geçmesine rağmen açıların halen çok taze olduğu Adıyaman’da ziyaretler sırasında gözyaşı da adeta sel oldu.


"Her gün yavrularımın kokusunu almaya geliyorum"


Kocasını, 3 oğlu ile 1 gelinini ve biri 6 aylık 3 torununu depremde kaybeden 62 yaşındaki Kadriye Çakırtaş, torunları ve çocuklarının kabri başında onların ismini sayıklayarak gözyaşı döktü. Her gün mezarlıkta olduğunu kimsesi kalmadığı için gidecek bir yerinin olmadığını anlatan acılı kadın Çakırtaş, "Acı bitmiyor. Hayat geçmiyor. Evlat giderse hayat biter, Allah’a emanet ettim onları. Her gün geliyorum. Torunlarımın yavrularımın kokularını almaya geliyorum. Kuzularım benim. Çekirdek bir aileydik. Kızım yoktu Allah’ım bana iki tane kız torun verdi. onlar geldiğinde dünyalar benim olurdu" dedi.


"Biz para mal mülk istemiyoruz. Tek istediğimiz biraz moral ve psikolojik destek"


6 aylık hamile eşi ve 4 yaşındaki çocuğu ile birlikte 4 kattan kendilerini aşağıya bırakarak depremden kurtulan Hayrullah Seçilmiş’de depremde kaybettiği arkadaş ve akrabalarından oluşan 35 yakının kabrini ziyaret etti.


Benim arkadaşlarımla birlikte hayallerim vardı. Ancak kurduğumuz hayallerimiz bile hayal oldu diyen Seçilmiş, "Deprem bizde çok büyük bir iz bırakmış ki biz 11 aydır halen mezarlıklardayız. Burayı bırakamıyoruz. Sil baştan bir Adıyaman istiyor insanlar. Bir insan için memleketinin ölmesi demek çok büyük bir acı. Anne, baba, kardeş bir yana memleket öldükten sonra insanın hayalleri bile ölüyor. Ben şehri terk etmeyenlerdenim ilk günden bu yana bir yere gitmedim. İnşallah gidenler bir an önce Adıyaman’a döner sahipsiz bırakmaz. Devletimizden şunu istiyorum çok insanımızın psikolojisinin bozuk olduğuna kanaat getiriyorum çünkü bakıyorsun mezarlıklarda akşama kadar soğuk sıcak dinlemeden insanlar burada mezarların başından ayrılmıyor bir psiko desteğe ihtiyacı var insanların. Eğer Adıyaman’da iş sahaları bir an önce açılırsa gençlerimizin psikolojileri bozulmaz ve kendilerini işe verip normale daha çabuk dönerler. Ben memleketimdeki insanlarımın akıl sağlıklarının bozulmamasını istiyorum. Çok sayıda insanın yaşadıklarını içine atıp da konuşmadığını, çarşıda tanıdığım olduğu için selam verdiğim fakat beni gördüğü halde tanımayan insanları da gördüm. Bu insanlara biran önce destek verilmeli. Bizler maddi yardım istemiyoruz. Bizlerin istediği sadece biraz moral hani derler ya ağaçtan düşenin halini ağaçtan düşen anlar onun gibi bizim derdimizi anlayıp dertlenecek insanlar istiyoruz" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Gürlek: "27 Nisan E-muhtırası, hukuk devletine karşı bir müdahale girişimiydi" Adalet Bakanı Akın Gürlek, "27 Nisan E-muhtırası, seçilmiş hükümeti hedef alan ve doğrudan milletimizin egemenlik hakkına ve hukuk devletine karşı bir müdahale girişimiydi" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "27 Nisan E-muhtırası, seçilmiş hükümeti hedef alan ve doğrudan milletimizin egemenlik hakkına ve hukuk devletine karşı bir müdahale girişimiydi. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın millet iradesine dayanan kararlı duruşu, tarihi bir dönüm noktası oldu ve bu girişimi boşa çıkardı. Bugün Türkiye; rotası bildirilerle çizilen değil, iradesini sandıkta ortaya koyan milletin yön verdiği bir hukuk devleti ise, bu Cumhurbaşkanımızın 27 Nisan’da sergilediği güçlü liderlik ve aziz milletimizin bu iradeye verdiği sarsılmaz destekle mümkün oldu" ifadelerini kullandı. "Demokrasimize sahip çıkma kararlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz" Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın duruşunun Türkiye’de darbe ve muhtıra zihniyetine karşı verilen mücadelenin en önemli kırılma anlarından biri olarak tarihe geçtiğini belirten Bakan Gürlek, "27 Nisan’da ortaya konan irade, 15 Temmuz’da milletimizin destansı direnişiyle daha da güç kazandı. Adalet Bakanlığı olarak milli iradeyi esas almaya, demokrasimizin üzerinde hiçbir vesayet gölgesine izin vermemeye kararlılıkla devam ediyor; 27 Nisan E-muhtırasının yıl dönümünde demokrasimize sahip çıkma kararlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz. Bu vesileyle her türlü anti-demokratik girişimin karşısında olduğumuzu; hukuktan, adaletten ve milli iradeden asla taviz vermeyeceğimizi; vesayet ve darbe dönemlerinin artık tamamen geride kaldığını en güçlü şekilde ifade ediyoruz" dedi.
Samsun Makineleşen insan eleştirisi tuvale yansıdı: "Transhüman-izm" Samsun’da açıldı Teknolojinin insanı dönüştüren değil, dönüştürülmüş bir varlığa indirgeyen yönüne dikkat çeken çarpıcı bir sergi Samsun’da sanatseverlerle buluştu. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Engin Güney’in "Transhüman-izm" adlı resim sergisi açıldı. Sergi, teknolojinin kendisinden çok, kullanım amacı ve arkasındaki ideolojik yönelimlerin insanı nasıl makineleştirdiğini eleştirel bir bakışla sorguluyor. Kontrolsüz dijitalleşme ve popüler kültürün, insan kimliğini adeta programlanmış bir robota dönüştürdüğüne vurgu yapılan sergide toplam 29 eser yer alıyor. Serginin 10 gün boyunca açık olacağını belirten Doç. Dr. Engin Güney, günümüzdeki teknolojik dönüşümün paradoksal bir noktaya ulaştığını ifade ederek, "Makine insansılaştırılırken insan makineleşiyor. Sanal olan gerçekmiş gibi sunulurken, gerçek olan da giderek sanallaştırılıyor. Doğal olanın tahrip edildiği bu süreçte insan, vicdan ve merhamet gibi öz değerlerinden uzaklaştırılıyor" dedi. "Transhüman-izm" başlığındaki ‘izm’ ifadesinin bilinçli olarak ayrıldığını dile getiren Güney, bu tercihle değişimin ideolojik boyutuna dikkat çekmek istediğini söyledi. Teknolojinin faydalarının yanı sıra bağımlılık üretme ve çıkar odaklı kullanım risklerine de işaret eden Güney, dijital oyunlar, sosyal medya, yapay zeka ve sanal gerçeklik uygulamalarının yanlış kullanımının insan üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Serginin iki bölümden oluştuğunu belirten Güney, ilk bölümde "dijitopik" yaşam modelinin eleştirildiğini, ikinci bölümde ise renk ve doku üzerinden geleceğe dair alternatif bir yaşam önerisi sunduğunu ifade etti. İnsan davranışlarına dair karamsar bir tablo gördüğünü söyleyen Güney, bu tablonun ancak ortak bir bilinçle değiştirilebileceğini vurguladı. Güzel Sanatlar Fakültesi Sanat Galerisi’nde düzenlenen serginin açılışına OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Alper Kesten, OMÜ Genel Sekreteri Prof. Dr. Erhan Burak Pancar, OMÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Seylan, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
İstanbul Beylikdüzü’nde tır kazasında faciadan dönüldü İstanbul Beylikdüzü’nde arıza nedeniyle duraklayan tır yokuş aşağı kaydı. Muhtemel bir faciayı önlemek için aracı 10 metrelik uçuruma yönlendirip, aşağı atlayan şoför hafif şekilde yaralandı. Kaza, saat 17.00 sıralarında Beylikdüzü ilçesi Kavaklı Mahallesi Kavaklı Caddesi’nde yaşandı. İddiaya göre, arıza nedeniyle sağ şeritte duraklayan tır kendiliğinden hareket etti. Hareket eden araç, sol şeritte seyreden başka bir tıra çarptı. Şoför, daha büyük bir facianın önüne geçmek için aracı yolun yanındaki 10 metrelik uçuruma doğru yönlendirerek, araçtan aşağı atladı. Hafif yaralanan şoför, ihbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından ambulansla hastaneye kaldırıldı. "Kahramanlık yapmış, kendini feda ederek tırı uçuruma yönlendirdi" Kazaya ilişkin konuşan esnaf Lokman Kondi, "Bizim 200-300 metre ileride dükkanımız var. Çok büyük bir gürültüye koştuk. Ben dedim her halde bina çöktü. O kadar gürültülü bir ses geldi ki, buradan 200 metre ilerideki toprak titredi. İnsanların koştuğunu görünce biz de yardım için koştuk. Tır şoförü araç kaymaya başlayınca kendisin kurtarmak için aşağıya atlamış. Ayağını burkmuş ama ucuz atlatmış. Burada yoğun bir trafik var, aşağıya gitse daha büyük bir facia olabilirdi. Aslında şoför kendisine göre bir kahramanlık yapmış. Bu bölgeden kendisini buraya atmış. Allah razı olsun, duyarlı vatandaşmış. Kendini feda ederek aracı uçuruma yönlendirmiş" dedi. Polis ekipleri ise kazayla ilgili inceleme başlattı.