MAGAZİN - 10 Haziran 2019 Pazartesi 12:46

Afyonkarahisar’da manda varlığı arttı

A
A
A
Afyonkarahisar’da manda varlığı arttı

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın destek ve teşvikiyle Afyonkarahisar’da manda varlığı arttı.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın destek ve teşvikiyle Afyonkarahisar’da manda varlığı arttı. 8 yıl önce bin civarında olan anaç manda sayısı 2 kart artarak 2 bine yaklaştı.


2011 yılında Tarım ve Orman Bakanlığı tarafında başlatılan teşvik sayesinde Afyonkarahisar’da manda varlığında yüzde 100 artış yaşandı. Sütü inek sütünden 4 kat daha pahalı ve değerli olan bu açıdan üreticisinin de yüzünü güldüren manda yetiştiriciliği destekleme projeleriyle gün geçtikçe artmaya devam ediyor. Sütünden yapılan eşsiz lezzet kaymağıyla da kenttin tanıtımına katkı sağlayan manda kaymağının ilerleyen dönemlerde sayılarının artış göstermeye devam etmesi bekleniyor. Afyonkarahisar’da 2011 yılında sadece bin anaç manda varken şimdi bu rakam 2 binlere kadar ulaşmış durumda.


MANDALARIMIZI YAYACAK YER BULAMIYORUZ


Afyonkarahisar Merkeze bağlı Küçükçobanlar Köyü’nde manda yetiştiriciliğiyle uğraşan üreticiler, hayvanların yayma alanı bulamadıkları konusunda sıkıntı çekiyor. Son yıllarda şehirleşmenin arttığı Afyonkarahisar’da Uydukent TOKİ civarında mandalarını yayan köylüler TOKİ’nin yeni 750 konutluk projesi hayata geçtiğinde mandaların yayacak hiçbir alanlarının kalmayacağını söyledi. Bu konuda yetkilerden destek bekleyen manda üreticileri, manda sayısının artması ve çiftçinin mutlu olması için buna bir çözüm getirilmesi gerektiğini söyledi.


1800 PROJELİ MANDA VAR


Damızlık Manda Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ömer Kelem, şuanda Afyonkarahisar’da manda sayısında artış yaşandığını söyledi. Türkiye genlinde 80 binlere düşen rakamların 180’binlere çıktığını ifade eden Kelem şöyle devam etti;


“2011 yılında Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü ve Tarım Bakanlığı’nın manda varlığının yok olmaması için Türkiye genelinde uyguladığı Anadolu Mandasının Halk Elinde Manda Islahı projesi desteklemeleri sayesinde oldu. Afyonkarahisar’da 1800 projeli mandamız var. Yaklaşık 2500 civarında da toplam anaç manda vardı. Popülasyonumuz genel itibariyle yavrularıyla beraber yaklaşık 4 bin civarında. 2011 yılında başladığımızda 1000 proje için anaç mandayı biz zor bulmuştuk. 2011 yılından bugüne kadar yaklaşık yüzde 100 manda sayısında Afyonkarahisar’da artış var.”


MANDA KAYMAĞI AFYON’U TANITIYOR


Manda kaymağının Afyonkarahisar’ın tanıtımında katkısının yüksek olduğunu belirten Kelem; “Manda kaymağı Afyonkarahisar’ın tanıtımında 1 numaralı tanıtımın aracıdır. Afyonkarahisar kaymak deyince akla manda kaymağı gelir. Zaten manda kaymağı yapmıştır o işi. O yüzden Afyonkarahisar’ın tanıtımında manda kaymağının katkısı çoktur. Her toplantıya gidiyoruz. Devlet büyüklerimizin söyledikleri Afyon deyince akla kaymağı sucuğu geliyor diyorlar. Ya 1’incidir, ya 2’incidir Afyonkarahisar’ın tanıtımında. O yüzden manda kaymağı bizim için çok önemlidir” dedi.


YETİŞTİRİCİLER BİLGİ SAHİBİ OLDU


2011 yılında başlatılan projeyle birlikte manda yetiştiricileri kendi mandalarının ne kadar süt verdiğini, kaç litre süt vereceğini rahatlıkla tahmin edebildiğini açıklayan Kelem; “Biz burada kayıtlar tutarak ıslah projesi sayesinde şuanda yetiştirdiğimiz 1 mandanın bir sağım döneminde ne kadar süt vereceğini her ay kayıtlar altına alarak öğrendik. Yetiştirici elinde malın kalitelisini ve kalitesizini ayırmayı öğrendi. Biz bu veri kayıtlarına bakarak da yetiştiriciye damızlık yavruları seçimini sağlattık. Projenin maddi kaynağı da oldu. Devletin verdiği teşvikin katkısıyla beraber yetiştiricileri de bunun farkına varınca sütü de ticari anlamda iyi değerlendirildiği için sayı arttı” ifadelerini kullandı.


10 LİTRE MANDA SÜTÜ 40 LİTRE İNEK SÜTÜNDEN DAHA DEĞERLİDİR


10 litre manda sütünün 40 litre inek sütünden daha değerli olduğunu kaydeden Kelem; “Manda sütü diğer hayvanların sütüne göre yağ ve protein oranları 2-3 katı yüksektir. İnek sütünde 3-4 gibi yağ oranı varken, manda da 11-12’lere çıkar bu oran. Yani manda sütü çok değerli bir süttür. Birde beyazdır. Hayvan yeşil yer ne yerse yesin bembeyaz sütü olur. Kaymağının da zaten özelliği beyaz olmasıdır. Damak tadının farklı olması ve kalitesinin yüksek olması her zaman kendisini fark ettirir. Manda yaklaşık 8-10 litre civarında süt verir, fakat 40 litre inek sütünden daha değerlidir” şeklinde konuştu.


ANAÇ MANDA SAYIMIZ 6’DAN 23’E ÇIKTI


Manda Yetiştiricisi Fatih Yılmaz ise, devletin verdiği destek ve teşvikle birlikte 6 olan anaç manda sayılarını 23’e çıkardıklarını söyledi. Yılmaz şöyle devam etti;


“Mandacılığın dedelerimizden gelen bir meslektir. Biz kaymak ve yoğurtçuluk yapıyoruz. Biz bu işi ailecek seviyoruz. Devlet desteklerinden faydalanıyoruz. 2011 yılında proje başlatıldığında bizde 6 manda vardır. Bu devletimizin verdiği destekler sayesinde şuanda sayımız 23’e ulaştı. Şuanda 23 anaç mandamız var. Manda sütünü ağırlıkla kaymak ve süzme yoğurt yapıyoruz. Bu şekilde sütlerimizi değerlendiriyoruz.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."