POLİTİKA - 08 Ağustos 2025 Cuma 15:43

Bakan Uraloğlu: "Yaklaşık 11,5 milyon insanımız hızlı tren konforuna kavuşacak"

A
A
A
Bakan Uraloğlu: "Yaklaşık 11,5 milyon insanımız hızlı tren konforuna kavuşacak"

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Toplam 505 kilometre uzunluğunda bir kalkınma köprüsü olan Ankara-İzmir Yüksek Hızlı Tren (YHT) hattımız tamamıyla hizmete girdiğinde Ankara-Afyonkarahisar-Uşak-Manisa ve İzmir illerimizde yaşayan yaklaşık 11,5 milyon insanımız doğrudan hızlı tren konforuna kavuşacak" dedi.


Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Afyonkarahisar’da, Ankara ile İzmir’i birleştiren Ankara-İzmir Yüksek Hızlı Tren (YHT) projesinin son durumunu inceledi. Uraloğlu, ilgili kurum yetkililerinden projeyle ilgili bilgi alarak incelemelerin ardından basın mensuplarına açıklama yaptı.



"Son 23 yılda demir yollarımıza yaklaşık 64 milyar dolar yatırım gerçekleştirdik"


Ulaşımın bir milletin kalkınma, birlik ve kültür yolculuğunun anahtarı olduğunu vurgulayan Bakan Uraloğlu, "Demir yolları bu yolculuğun güçlü, çevreci ve ekonomik rotalarından biridir. Bu gerçekten hareketle Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, 2002 yılından bu yana demir yollarımızı bir devlet politikası olarak ele aldık ve ülkemizin dört bir yanını modern, hızlı ve güvenli demir yolu ağlarıyla donattık. Son 23 yılda demir yollarımıza yaklaşık 64 milyar dolar yatırım gerçekleştirdik. 2002 yılında yaklaşık 11 bin kilometre olan demir yolu uzunluğumuza; 2025 yılı itibariyle, 2 bin 251 kilometresi YHT ve hızlı tren hattı olmak üzere yaklaşık 3 bin kilometre ekledik. Demir yolu ağı uzunluğumuzu 13 bin 919 kilometreye yükselttik. Marmaray ve Bakü-Tiflis-Kars Demiryolları Hattı gibi vizyon projelerle, Türkiye’yi Asya’dan Avrupa’ya uzanan Demir İpek Yolu’nun merkezi yaptık. Hayata geçirdiğimiz bu iki proaktif projeyle demir yolu taşımacılığı alanında ülkemizin doğu-batı yönlü uluslararası yük hareketlerinde üstlendiği kritik rol ülkemizin lojistik gücüne güç katıyor. Daha yeni Çin’in Chongqing (ÇONKCİNG) ve Chengdu (ÇENGDU) şehirlerinden yola çıkan iki tren toplam 98 konteynerlik yükleriyle Halkalı İstasyonu’muzdan başarılı operasyonlarla Avrupa’ya devam etti" şeklinde konuştu.



"Yaklaşık 11,5 milyon insanımız doğrudan hızlı tren konforuna kavuşacak"


Ankara-İzmir YHT hattının Ankara- Banaz, Banaz-Sahilli ve Salihli-İzmir kesimleriyle toplam 505 kilometre uzunluğunda bir kalkınma köprüsü olduğunu belirten Bakan Uraloğlu, "Projemiz çerçevesinde; Emirdağ, Afyonkarahisar, Uşak, Alaşehir, Salihli, Manisa, Muradiye, Ayvacık, Emiralem ve Menemen İstasyonları olacak şekilde 10 istasyon tasarladık. 40,9 kilometre uzunluğunda 49 tünel, 25,5 kilometre uzunluğunda 67 viyadük, 81 köprü, 781 menfez ve 177 üstgeçit ile 244 adet altgeçit inşa ediyoruz. Ankara-İzmir hızlı tren projesinin tamamlanması ile mevcut demir yolu bağlantısıyla 824 kilometre olan mesafe 624 kilometreye inecek. Ankara-İzmir arası demir yolu ile 14 saat, kara yoluyla ise 7 saat olan seyahat süresi ise 3 saat 30 dakikaya düşecek. Tabii burada şu hususa da dikkat çekmek istiyorum, projemiz tamamlandığında Ankara-İzmir arası hat uzunluğu 624 kilometre olacak ama bizim çalışmalarımız zaten Polatlı’ya kadar olan hızlı tren hattından sonra başladığı için 505 kilometre olarak ifade ediyoruz. Hattımız tamamıyla hizmete girdiğinde Ankara-Afyonkarahisar-Uşak-Manisa ve İzmir illerimizde yaşayan yaklaşık 11,5 milyon insanımız doğrudan hızlı tren konforuna kavuşacak" ifadelerini kullandı.



"Yılda yaklaşık 13,3 milyon yolcu ve 90 milyon ton yük taşıyacağımızı öngörüyoruz"


Hızlı trenin sağladığı konfor ile birlikte seyahat süresinde konvansiyonel tren ve kara yoluna göre önemli avantajlar sağlanacağını dile getiren Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Az önce de belirttiğim üzere Ankara-İzmir arası seyahat süremiz 3,5 saate düşerken; yine Ankara-Afyon arası seyahat süresi 1 saat 40 dakikaya, Ankara-Uşak arası seyahat süresi 6 saat 50 dakikadan 2 saat 10 dakikaya, Ankara-Manisa arası 11 saat 45 dakikadan 2 saat 50 dakikaya düşecektir ve hattımız tamamlandığında yılda yaklaşık 13,3 milyon yolcu ve 90 milyon ton yük taşıyacağımızı öngörüyoruz. Bu, Afyon’un termal turizmine, Uşak ve Manisa’nın tarım ve sanayi gücüne, İzmir’in limanları ve turizm potansiyeline yepyeni bir ivme kazandıracak. Güzergâh üzerindeki şehirlerimiz, adeta birer inci gibi bu çelik raylarla birbirine bağlanacak; ticaret, turizm ve kültürel etkileşimde altın bir çağ yaşamaya başlayacaktır."



Bakan Uraloğlu: "Yaklaşık 11,5 milyon insanımız hızlı tren konforuna kavuşacak"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Eşinin dayısını bıçaklayarak öldüren sanık: "Demir sopayla saldırdı, korkutmak için bıçağı savurdum" Zonguldak’ta aralarında çıkan tartışma sonucu eşinin dayısını bıçaklayarak öldüren sanığın yargılanmasına başlandı. Sanık, maktulün demir sopayla kendisine saldırdığını iddia ederek, "Öldürme kastım yoktu. Bıçağı görür de kaçar diye düşündüm" dedi. Olay, 19 Aralık 2025 tarihinde akşam saatlerinde Zonguldak Valiliği önünde meydana geldi. Serkan Akdal (44) ile yeğeninin eşi olan Murat D. (44) arasında çıkan tartışma kavgaya dönüştü. Olayda Murat D.’nin bıçak darbeleriyle ağır yaralanan Serkan Akdal, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Olay sonrası kaçan ve kısa sürede yakalanan şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi. Zonguldak 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmaya tutuklu sanık Murat D., maktul Serkan Akdal’ın annesi Şirvan Akdal, olay anında maktulün yanında bulunan yaşı küçük yeğenleri B.A. (14) ile SEGBİS ile katılan Y.T.’nin (14) yanı sıra tanıklar ve taraf avukatları katıldı. Mahkemedeki savunmasında cinayeti kasten işlemediğini ve maktulün kendisine hakaretler ettiğini savunan sanık Murat D., "Olaydan 1 ay önce beraber sohbet etme amaçlı oturduk. Alkolün etkisiyle bana küfür etti. Eşime sesli mesajlar attı. Eşimin kendisinin öz yeğeni olduğunu, küfür etmemesi gerektiğini söyledim. Aradan 20-25 gün geçti olay günü kendisini gördüm. Bana yine küfürler etmeye başladı. ’Seninle görüşeceğiz oğlum’ diyerek bana sataştı. Oradan ayrıldım. Az ileride arkadaşımla karşılaştık, sahil kısmına gelerek alkol aldık. Telefonumda Serkan’ın çağrısını gördüm. Telefonuna geri döndüm, ’Sorun ne?’ dedim, yine küfür etti. Kendi öz yeğenine mi küfür ediyorsun dedim. Amacım eşimin kendisinin yeğeni olduğunu hatırlatırsam belki küfür etmeyi bırakırdı. Ancak küfürler etmeye devam etti" dedi. "Demir sopayla vurdu, rastgele savurdum" Telefon görüşmesinin ardından maktulün yanına geldiğini belirten Murat D., "Bana ’Bekle seni öldürmeye geliyorum’ dedi. Sahilden ayrılıp tam rampayı çıkarken tekrar arandım. Beni aradığında ’geldim oğlum seni öldürmeye geliyorum’ dedi. Endişe duydum. Cebimdeki bıçağı çıkardım. Bıçağı görünce korkar kaçar diye düşündüm. Kafamı bir kaldırdım. Aramızda 2-3 metre mesafe vardı. Kendisine ’Serkan gelme’ bağırarak diye ellerimi kaldırdım. Demir sopayla bana saldırdı. Sağ omuzuma demir sopayla vurdu. O refleksle ban uzaklaşması için bıçağı rastgele savurdum. Öldürme kastım yoktu. Son ana kadar canımı kurtarmak için müdahalede bulundum. Hamle yaptım. Aksi bir kastım olsaydı eylemime devam ederdim. Maktulün fazla yara almadığını düşündüğüm için için taksiye binerek eve gitmek istedim.Eşime kapıda merdivende olanları anlattım. Polise teslim olacağımı söyledim. O sıra kendimden geçmişim" şeklinde konuştu. "Geçmişte yaşadıklarımın üzüntüsünü yaşarken bu olay bana kambur oldu" Olayda kullandığı bıçağın akıbetini bilmediğini, olayın şokuyla kendini kaybettiğini söyleyen Murat D., "Daha sonra Fener’de kafayı dağıtıp amacım karakola gitmekti. Bıçağı ne yaptım bilmiyorum. Epilepsi hastasıyım. Polis arabalarını gördüm. Beni aradıklarını düşündüm. Polislerin yanına gidip orada onlara olayı anlattım. Ben geçmişte yaşadıklarımın pişmanlığını üzüntüsünü yaşarken bu olay bana kambur oldu. Serkan’ın ailesinin acılarını paylaşıyorum. Öldürme niyetim de yoktu. Bıçağı görürde cayar gider diye düşündüm. Olaydan büyük üzüntü duyuyorum" dedi. Telefondaki kişiye "Benim keyfimi bozma" demiş Serkan Akdal’ın annesi Şirvan Akdal ise sanıktan şikayetçi olduğunu söyleyerek "Olay günü ise oğlumu telefonla aradım. Oğlum da yeğenleriyle kavurma yediğini yarım saat sonra eve geleceklerini söyledi. Ancak eve gelmedi. Saat 21.00 sıralarında da aralarında olay olduğunu öğrendim. Hastanede oğlumun ölüm haberini aldım. Şikayetçiyim" dedi. SEGBİS ile duruşmaya katılan Y.T. ise dayısı Serkan Akdal ile yemek yedikleri sırada telefonunun çaldığını ve dayısının telefonun ucundaki kişiye "Benim keyfimi bozma, sen kimi öldürüyorsun" diye tepki gösterdiğini anlattı. Y.T., "Dayım ’Kendinizi savunun. Bana bir şey olmadan kimseye bir şey yapmayın’ dedi. Murat ile karşılaştılar. Bıçağı görünce dayım üstüne gitti. Dayım bıçaklanınca karşı kaldırıma geçti. Ardından Murat D., diğer kuzenim olan B.A.’ya bıçak salladı. Sonra bıraktık dayıma koştuk. Sanıktan şikayetçiyim" diye konuştu. Duruşmada diğer tanık Selim N.’nin yanı sıra Murat D.’nin eşi Zehra D. ve Serkan Akdal’ın yaşı küçük oğlu S.A. (16) da ifade verdi. Duruşmada ses kayıtları dinlendi. Olaya ilişkin kamera görüntüleri izlendi. KGYS kameralarına yansıyan görüntülerde Murat D.’nin önden yürüdüğü, arkadaşı Selim N.’nin ise arkasından ilerlediği; sanığın bir süre sonra durarak bıçağını düzelttiği görüldü. Serkan Akdal’ın üstüne gittiği Murat D.’nin bıçağı havaya kaldırdığı görüntülere yansıdı. Murat D.’nın demir sopa ile omzuna darbe aldığı, yaşanan boğuşma esnasında Akdal’ın bıçaklandığı kamera görüntülerinde yer aldı. Mahkeme başkanı sanığın tutukluluk halinin devamına karar verirken Cumhuriyet Savcısı’nın mütalaasını hazırlaması için duruşma ileri bir tarihe ertelendi.