ASAYİŞ - 07 Ocak 2026 Çarşamba 09:07

Birlikte ava gittiği arkadaşını yanlışlıkla kafasından vurdu

A
A
A
Birlikte ava gittiği arkadaşını yanlışlıkla kafasından vurdu

Afyonkarahisar’da bir şahıs ava gittiği arkadaşım tüfeğinin yanlışlıkla ateş alması sonucu kafasından vurularak ağır yaralandı.


Olay, Çay ilçesine bağlı Eber köyü yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, A.S, (45) ile A.S.O, (43) Eber köyündeki göl çevresine avlanmaya gitti. Av esnasında iddiaya göre, A.S’nin tüfeğinin ateş alması sonucu A.S.O., kafasından vuruldu. İhbar üzerine bölgeye jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ambulansla hastaneye kaldırılan A.S.O’nun hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi.


Olay sonrası A.S., jandarma ekipleri tarafından gözaltına alınırken, olayla ilgili savcılık tarafından başlatılan soruşturmanın sürdüğü bildirildi.



Birlikte ava gittiği arkadaşını yanlışlıkla kafasından vurdu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Bursa’nın Fethi’nin 700. yılı için Ankara’ya çıkarma Bursa’nın fethinin 700. yılına dair kutlama programı için yürütülecek hazırlıklara ilişkin AK Parti Bursa milletvekilleri ve AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Ankara’da bir araya geldi. Bursa’nın fethinin yalnızca bir şehrin kapılarının açılması olmadığını vurgulayan AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, fethin bir medeniyet anlayışının, adaletin ve irfanın Anadolu’ya kök salması anlamı taşıdığını ifade etti. AK Parti Bursa Milletvekilleri Refik Özen, Ayhan Salman, Emine Yavuz Gözgeç, Emel Gözükara Durmaz, Ahmet Kılıç, Osman Mesten, Mustafa Yavuz, Muhammed Müfid Aydın ve ilgili kurum temsilcileri ile Ankara’da Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile bir araya gelen AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, Bursa’nın fethinin 700. yılında şehir adına tarihi bir sorumluluğu omuzlarında hissettiklerini belirtti. Gürkan, bu büyük mirasa yakışır bir kutlama programı için Ankara’da istişarelerde bulunduklarını söyledi. Kutlama programına yönelik hazırlıkların, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un himayelerinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın koordinasyonunda yürütüleceğini dile getiren Gürkan, değerlendirmelerin Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu ve ilgili genel müdürlerin de katılımıyla gerçekleştirildiğini aktardı. AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, "Medeniyetimizin bize yüklediği tarihi misyon ve Türkiye Yüzyılı vizyonuyla şehrimizi ve ülkemizi gelecek hedeflerine taşımak adına güçlü bir iradeyle çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Ankara temasları çerçevesinde İl Başkanı Davut Gürkan ve Bursa milletvekillerinin bir sonraki durağı Tarım ve Orman Bakanlığı oldu. AK Parti Bursa Milletvekilleri ile birlikte Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’yı da ziyaret eden Başkan Gürkan, Bakanlığın Bursa’da devam eden ve planlanan yeni yatırımlarının ve projelerinin değerlendirildiği görüşmede, geçtiğimiz yaz aylarında yaşanan yangınlarda zarar gören bölgelerin yeniden yeşillendirilmesi, ormanların korunması ve doğal yaşamın desteklenmesi gibi birçok konunun ele alındığını ifade etti. Gürkan, açıklamasının sonunda, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya, misafirperverlikleri ve Bursa’ya verdikleri destekler dolayısıyla teşekkür etti.
Kayseri Camikebir’deki dönüşüme Kent Konseyi’nden inceleme Kayseri Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde yürütülen ve ulusal ödülle taçlandırılan Suriçi Camikebir Kentsel Dönüşüm Projesi, Kayseri Kent Konseyi’nin düzenlediği yerinde inceleme programıyla değerlendirildi. İncelemede, tarihî dokunun korunarak çağdaş ve güvenli bir şehir merkezi oluşturulması hedefi bir kez daha vurgulandı. Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç yönetimindeki Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğünde hayata geçirilen Camikebir Kentsel Dönüşüm Projesi, tarihî dokuyla uyumlu mimarisi ve sürdürülebilir şehircilik anlayışıyla Kayseri’nin merkezinde örnek bir dönüşüm modeli olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda, Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle faaliyetlerini sürdüren Kayseri Kent Konseyi, şehrin tarihî ve kültürel mirasını koruma vizyonu doğrultusunda önemli bir etkinliğe daha imza attı. Ulusal ödüle layık görülen Suriçi Camikebir Kentsel Dönüşüm ve Tarihî Bölge Düzenleme Projesi, Kent Konseyi üyelerinin katılımıyla yerinde incelendi. Cumhuriyet Mahallesi sınırları içerisinde yer alan ve Cumhurbaşkanı Kararı ile "Riskli Alan" ilan edilen bölgede uygulanan proje kapsamında gerçekleştirilen inceleme programına; Kayseri Kent Konseyi Başkanı Ahmet Serdar Altuntuğ, Kayseri İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Kentsel Dönüşüm Daire Başkanı Hasan Cihat Türkmen, Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Daire Başkanı Gürcan Senem ile Kayseri Kent Konseyi üyeleri katıldı. Kent Konseyi bünyesinde faaliyet gösteren Tarih ve Kültürel Miras Çalışma Grubu ile Kültür Sanat Çalışma Grubunun birlikte gerçekleştirdiği programda, Camikebir ve çevresinde yürütülen kentsel dönüşüm çalışmaları hakkında teknik ve tarihî bilgilendirme yapıldı. Projenin, Kayseri’nin tarihî kimliğini koruyarak güvenli, estetik ve yaşanabilir bir şehir merkezi oluşturma hedefi doğrultusunda titizlikle sürdürüldüğü ifade edildi. Kayseri Kent Konseyi Başkanı Ahmet Serdar Altuntuğ, bu tür iyi çalışmaları hep beraber desteklerini vurgulayarak, bölgenin tamamen kültürel ve turizm etkinliklerinin olacağı bir alan haline getirildiğini kaydetti. Tarih Araştırmacısı Halit Erkletlioğlu ise bölgenin tarihi ile ilgili üyelerle önemli bilgileri paylaşırken, konsey üyeleri de yapılan bu projede emeği geçen başta Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç olmak üzere herkese teşekkür ettiler. Kayseri Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi Tanıtım ve Turizm Daire Başkanı Gürcan Senem, Kayseri Kent Konseyi heyetine bölgedeki medrese buluntusuna dair bilgiler aktararak, "Haritalar Genel Müdürlüğü’nden 1944 yılı hava fotoğraflarına bakıldı, yeri tespit edildi" dedi. Medresenin çalışmalarda bulunan bir köşesini yerinde gösteren ve yapının hatları hakkında da bilgiler veren Senem, "Medresemiz burada köşe yapıyor. Buradan caminin köşesine, kütüphaneyle birleştiği yere böyle bir istikamet var. Bir de doksan derece yapacak şekilde bu yönde istikamet var. Doksan derecelik bir açıyla caminin mihrap duvarına paralel şekilde medrese duvarını tespit ettik. Tabii güvenlik amacıyla kapattık. Raporlamasını yaptık, müzeye bilgi verdik. Müzemiz raporunu tuttu, koruma bölge kuruluna gönderdi. Biz de koruma bölge kuruluna bilgisini yazdık. Bu ayın sonunda inşallah burasıyla ilgili kazı iznini alacağız" ifadelerini kullandı. Senem, medrese bulunan alan mülkiyetinin Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne ait olduğunu ve gerekli yazışmalar neticesinde Mart-Nisan aylarında kazı işlemlerine başlamayı planladıklarını belirterek, "Bize, yapacağımız kazı yapının aslında özgün kodunun neresi olduğu hakkında da fikir verecek. Kazılar sonuçlandıktan sonra daha net konuşabileceğiz" diye konuştu. İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun da Kayseri Kent Konseyi heyetine planlanan çalışmalara dair bilgiler verdi. Büyükşehir Belediyesi Kentsel Dönüşüm Daire Başkanı Hasan Cihat Türkmen ise projeyi etap etap hayata geçirdiklerini belirterek, proje hakkında katılımcılara önemli bilgiler verdi. Yapılacak projenin tarihi dokuyu ön plana çıkaracağını kaydeden Türkmen, projenin tasarımları üzerinden sunum yaptı. Türkmen Kent Konseyi üyelerinin sorularını da samimiyetle cevapladı. Kayseri Kent Konseyi, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’ın talimatlarıyla yeniden yapılandırılırken, konsey 22 farklı alanda yaklaşık 333 temsilciyle aktif olarak çalışmalarına devam ediyor. Gerçekleştirilen bu tür yerinde inceleme ve bilgilendirme programları, şehrin kültürel ve bilimsel mirasının korunması ve gelecek nesillere aktarılması açısından büyük önem taşıyor.
İzmir Önlem alınmazsa 50 yıl içinde deniz suyu Basmane’ye kadar ilerleyebilir Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, İzmir’de yeraltı sularının kontrolsüz kullanımıyla kentin çöküşe sürüklendiğini ifade ederek, önlem alınmazsa 50 yıl içinde deniz suyunun Basmane’ye kadar ilerleyebileceği uyarısında bulundu. Temiz Toplum Temiz Gelecek Platformu üyeleri, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar ile bir araya gelerek İzmir ve Türkiye’nin giderek büyüyen su ve enerji krizini masaya yatırdı. Platform Başkanı Yunus Karakaya, yöneticiler Oktay Karaçelik, Tekin Alptekin ve Cem Şeker ile birlikte gerçekleştirilen toplantıda, özellikle İzmir’i tehdit eden kuraklık, yer altı suyu kullanımı ve çökme riski konusunda çarpıcı değerlendirmeler yapıldı. Toplantıda konuşan Prof. Dr. Doğan Yaşar, İzmir’in uzun vadede karşı karşıya olduğu en büyük tehlikenin "çökme" olduğunu vurgulayarak, bugüne kadar kentin bu gerçeği görmezden geldiğini söyledi. Ahmet Piriştina’dan bu yana göreve gelen belediye başkanlarının su tasarrufu ve Körfez konularında yeterli adım atmadığını dile getiren Yaşar, Aziz Kocaoğlu, Tunç Soyer ve Cemil Tugay ile görüşme imkânı bulamadığını, uyarılarını mektup yoluyla iletmek zorunda kaldığını ifade etti. 42 yıldır denizler ve İzmir Körfezi üzerine çalışan bir akademisyen olduğunu hatırlatan Yaşar, Körfez’le ilgili en kapsamlı bilimsel çalışmayı 1998 yılında yaptıklarını, 1999’dan bu yana da kamuoyunu sürekli uyardığını söyledi. Büyük Kanal Projesi sonrasında Körfez’in temiz suyla beslenmesi halinde yüzülebilir hale geleceğini ancak derelerin betonlanması ve yanlış çevre uygulamaları nedeniyle bunun mümkün olmadığını vurguladı. İzmir’in çok ciddi bir su kriziyle karşı karşıya olduğunu belirten Yaşar, 2000 yılında yüzde 60 olan su kayıp-kaçak oranının yıllar içinde düşürülmesine rağmen halen yüzde 35 seviyesinde olduğunu söyledi. Kentte kullanılan suyun yaklaşık yüzde 80’inin yer altı kuyularından çekildiğine dikkat çeken Yaşar, kuyu derinliklerinin 600 metreden 1200 metreye kadar indiğini, bunun Manisa Ovası başta olmak üzere tüm bölgenin altını boşalttığını ifade etti. Kuraklığın yalnızca çevresel bir sorun olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Yaşar, "Enflasyon, ekonomik kriz, enerji krizi, balıkların yok oluşu ve hatta savaşların temelinde kuraklık yatıyor" dedi. Tarihî süreçte büyük göçlerin ve toplumsal kırılmaların da kuraklık dönemlerinde yaşandığını hatırlattı. "Deniz suyu Basmane’ye kadar gelebilir" İzmir’de çökme sürecinin sessiz ama sürekli ilerlediğini belirten Yaşar, çarpıcı bir uyarıda bulunarak, "İzmir’in en büyük sorunu ne ulaşım ne Körfez’in kokması ne de kirlilik. Uzun vadede tek bir sorun var: Çökme. Eğer önlem alınmazsa 50-60 yıl sonra deniz suyu Basmane’ye kadar gelebilir. Alsancak’ta bugün hissedilen kanalizasyon kokularının nedeni de boruların deniz seviyesinin altına inmeye başlamasıdır" diye konuştu. Cakarta ve Mexico City örneklerini veren Yaşar, bu kentlerde yılda 10-15 santimetre çökme yaşandığını, çözüm olarak bazı bölgelerin tamamen boşaltıldığını söyledi. Yer altı sularının stratejik bir rezerv olduğuna dikkat çeken Yaşar, kaçak kuyuların mutlaka engellenmesi gerektiğini, Türkiye genelinde tahminen 550 bin kuyu bulunduğunu, bunların 120 bininin kaçak olduğunu ifade etti. Toplantıya ilişkin değerlendirmede bulunan Temiz Toplum Temiz Gelecek Platformu Başkanı Yunus Karakaya, uyarıların artık görmezden gelinemeyecek noktaya geldiğini söyledi. Karakaya, "Bu mesele siyasi tartışmaların ötesindedir. İzmir’in altı boşalıyor ve biz hâlâ günü kurtarmaya çalışıyoruz. Bilimin söylediğini dikkate almazsak, çocuklarımıza yaşanabilir bir şehir bırakamayacağız" dedi. Karakaya ayrıca, suyun plansız kullanımının sadece bugünü değil, geleceği de ipotek altına aldığını vurgulayarak, "Bugün atılmayan her adım, yarın çok daha ağır bedellerle karşımıza çıkacak" ifadelerini kullandı.
Antalya Miran’dan taban aylığa seyyanen zam çağrısı Memur-Sen Antalya Temsilcisi Eyüp Bülent Miran, enflasyon verileri baz alındığında taban aylığa seyyanen zam yapılması gerektiğini söyledi. Memur-Sen Antalya Temsilcisi ve Eğitim Bir Sen Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı aralık ayı enflasyon verilerinin ardından belirlenen kamu görevlileri ve emeklilerinin maaş artışlarına ilişkin değerlendirmede bulundu. Yılın ilk yarısında yüzde 18,60 olarak şekillenen memur zam oranının kısa sürede eriyeceğini savunan Miran, taban aylığa seyyanen zam çağrısı yaptı. Memur-Sen olarak ilk beklentilerinin geçmiş kayıpları ve Hakem Kurulu’nun hatalı kararlarını telafi edecek, emekliliğe de yansıyacak şekilde taban aylığa seyyanen zam yapılması olduğunu söyleyen Miran, ikinci olarak çalışma barışının sağlanması ve ücret dengesinin kurulması için kamu personel sistemi üzerinde kapsamlı bir düzenleme yapılması gerektiğini dile getirdi. "Bu parayla geçinmek mümkün değil" En düşük memur maaşının 47 bin 500 liradan 58 bin 300 liraya yükseldiğini ve 30 yıllık hizmetlinin emekliliğe ayrıldığında 983 bin lira ikramiye alacağını söyleyen Miran, bu parayla geçinmenin ve ev almanın mümkün olmadığını ileri sürdü. Miran, "Geçmiş kayıplarımızı ve hakemin hatasını da telafi edecek, emekliye de yansıyacak şekilde taban aylığa seyyanen ivedi zam yapılmalıdır" dedi. "Seyyanen zamda bizim rakamımız toplu sözleşme döneminde söylediğimiz cümledir" diye devam eden Miran, ’en düşük memur maaşının, yanında aynı işi yapan en düşük işçi maaşından yüksek olacağı’ bir dengenin sağlanması gerektiğini savunarak, "Rakamlar ortada. Bu rakamlara göre bu dengeyi sağlayacak seyyanen zam istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Sosyal maliyetin artmasına müsaade edilmemelidir" Miran, sözlerini şöyle sürdürdü: "Emeklilere ilişkin ise 8 bin 77 liralık seyyanen iyileştirme 2023’te emeklilere ’vereceğiz’ denildiği halde verilmedi. Bu rakam 20 bin rakamının üstüne çıktı. Onun için önce bunu vererek başlamalı diye buradan ifade ediyoruz. Ekonomik maliyeti göğüslemek, sosyal maliyeti üstlenmekten çok daha kolaydır. Onun için sosyal maliyetin daha fazla artmasına asla müsaade edilmemelidir. Bir diğer husus da gelir vergisi matrahlarıdır. Bu konuda kapsamlı çalışmalar yaptık, gündeme getirdik, toplu sözleşme masasına da taşıdık. ’Burada sorun nedir?’ diye kamu işvereni cümle kurmuyor, konuyu görmezden geliyor. Asgari ücretin yüzde 20’lik dilime girdiği bir sistem olur mu? Vergi matrahının birinci dilimi 190 bin TL değil, en az bunun üç katı olmalı. Nimet-külfet dengesi en önce vergide gözetilmeli."