EKONOMİ - 21 Nisan 2026 Salı 09:44

Zeytinyağında üreticileri heyecanlandıracak makine: Soğuk sıkımda sıcak sıkım verimi

A
A
A

Zeytinyağı üretiminde ezberleri bozma amacıyla sürdürdüğü AR-GE çalışmalarını tamamlayan BSTM firması, devrim niteliği taşıyan makinelerini OLIVETECH 2026 fuarında yerli üreticiyle buluşturmaya hazırlanıyor. Zeytinyağı dünyasında bir ilke imza atarak, "Soğuk sıkımda sıcak sıkım verimi" iddiasını ortaya koyan firma, geliştirdiği yenilikçi teknolojilerin patent başvurularını tamamlamış durumda.

Geleneksel yöntemler, üreticileri yıllardır verim ve kalite arasında seçim yapmak durumunda bırakıyor. Daha fazla verim için zeytin hamuru yüksek ısıda yoğuruluyor, fakat zeytinin içerisinde bulunan fenoller ve aromalar buharlaşıp yok oluyor. Düşük ısıda yapılan soğuk sıkımda ise yararlı antioksidanlar ve hassas lezzetler korunuyor, ancak bu sefer de verimde düşüş yaşanıyor.

Bilimin ışığında yaptığı çalışmalarla bu ikilemi bozmayı amaçlayan BSTM adlı firma, soğuk sıkımın üstün kalitesini koruyup geliştirirken, sıcak sıkımın yüksek verim değerlerine ulaşmayı başarmış durumda. Zeytinyağı endüstrisinde çığır açacağına inandıkları yenilikçi makineler, zeytinin sahip olduğu polifenolleri ve aromatik lezzetleri en az kayıpla koruyarak zeytinyağına aktarabilme kabiliyetine sahip.

Zeytinyağında üreticileri heyecanlandıracak makine: Soğuk sıkımda sıcak sıkım verimi

400'ün üzerinde deneyde 500 tondan fazla zeytin sıkıldı

Maksimum verimlilik sağlamak, kullanılan makine ve proseslere bağlı olduğundan, yıkama yönteminin, doğru tip kırıcı ve pompa ile çalışmanın, özellikle de dekanter ve malaksörün kritik önem taşıdığı bilinciyle yürtütülen AR-GE çalışmaları 6 yıldan fazla sürdü. 400'ün üzerinde deneyde 500 tondan fazla zeytin sıkıldı, sadece 2025'te TÜBİTAK desteğiyle 40'ın üzerinde deneyde 60 tondan fazla zeytin işlendi.

"Bilimsel sürecin keşif, uyum ve problem çözme yolculuğu" olduğuna inanan firmanın AR-GE ekibi, veri toplandıkça ve lojistik problemlerle karşılaştıkça deney protokolü ve metodolojisini değiştirip geliştirdi. Hasat ve sıkma sezonunun kısalığı karşısında derin dondurucular kiralayarak yıl boyu deney yapan ekip, 20 yıla yakın AR-GE çalışması kaydettiklerini belirtti. Yoğun çalışmalar neticesinde, özellikle kendi malaksör, dekanter ve kırıcı modellerini tasarlayan ve patent başvurularını yapan BSTM, zeytinyağı sektöründe büyük yankı uyandıracağına inandığı gelişmelere imza attı.

"Yüksek verim-kalite sağlayan yenilikçi tasarımlar"

Patentli, özel tasarım karıştırıcı kanatlara sahip, yüksek vakumlu LETO malaksör, yoğurma işlemini düşük ısıda ve kısa süre tamamlayarak, polifenol ve aroma bakımından üstün kalite zeytinyağı elde ediyor. Yenilikçi teknolojisi sayesinde, kırıcı ile malaksör arasında uygulanan ultrason, elektrik şoku gibi kompleks ve maliyetli işlemlere gerek duyulmadan yüksek verim vaad ediyor. Ayrıştırma işleminde yağın kalitesini düşüren seperatör kullanımını ortadan kaldıran yüksek kapasiteli ANTA dekantör ise, patentli teknolojisi sayesinde dekantöre su eklenmeden berrak zeytinyağı çıkışı sağlıyor.
Yağ veriminden ödün vermeden, hatta artırarak, yüksek polifenol değerlerine ve üstün duyusal özelliklere sahip, geleneksel yöntemlerle elde edilemeyen yüksek kaliteli zeytinyağı üretiminin önünü açan yenilikçi makineler, her seviyedeki üreticinin farklı ihtiyaçlarını karşılamak için hazır.

Zeytinyağında üreticileri heyecanlandıracak makine: Soğuk sıkımda sıcak sıkım verimi

"Fabrikalar için yeni dönem kapıda"

Fabrikaların, yüksek kaliteli, sağlıklı zeytinyağını daha verimli, daha kârlı ve daha kolay elde edebilmelerinin artık mümkün olduğunu vurgulayan firma yetkilileri, geliştirdikleri makinelerin zeytinyağı endüstrisi için bir dönüm noktası olacağına inanıyor. Üreticilerin erken hasat ve soğuk sıkım taleplerini karşılayabilecekler. Düşük ısıda ve su kullanmadan gerçekleşen işlemler sayesinde enerji maliyetlerinde tasarruf edebilecekler. Tüm bunlara ek olarak, fabrikalar, geç hasat Gemlik'i su kullanmadan, daha kısa sürede sıkarak yüksek verim elde edebilecekler. Soğuk sıkımın önündeki engellerin kalktığının, makine yükseltme yatırımlarının aslında bir iş modeli dönüşümü olduğunun altını çizen yetkililer, fabrikaların önünde karlı ve prestijli yeni pazarlara girme ve rekabette kendilerini farklı bir lige taşıma fırsatları olduğunu belirtiyor.

"Çiftçinin kaliteye yatırımı kazanca dönüşüyor"

Yıllardır süregelen "en yüksek miktarda yağı al, toptancıya sat" alışkanlığı ve toplanan hasadın çuvallarda bekletilip sıcak sıkım yapılması, çiftçinin kazancının ve kalitenin önündeki en büyük engel. Yüksek teknolojiyi kolay kullanım ile birleştiren, soğuk sıkımda yüksek verim sağlayan BSTM zeytin işleme tesisleri sayesinde, taze zeytinden natürel sızma, biraz beklemiş zeytinden, en kötü ihtimalle, natürel birinci kalite yağ elde etmek mümkün hale getirilme hedefleniyor. Ayrıca, topladığı zeytinleri aynı gün kendi tesisinde sıkabilmesi ve makine boş kaldığında komşusunun hasadını işleyebilecek olmasıyla, çiftçinin hak ettiği karşılığı alması ve kaliteye yatırım yapması hedefleniyor. Üretimde yaşanacak bu sıçramanın, ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacağı öngörülüyor.

"Butik zeytinyağında kârlı yatırım"

Aroma ve fenolik bileşen açısından en yüksek değerde zeytinyağı elde etmek isteyen butik üreticilere rekabet avantajı sağlamayı hedefleyen firma, yüksek kaliteli zeytinyağını daha verimli ve daha kârlı şekilde edebilme imkanı tanıyor. Erişilecek yüksek değerler göz önünde bulundurulduğunda, makine yatırımının kendini çok kısa sürede amorti etmesi bekleniyor.

Bununla birlikte, uluslararası yarışmalara katılan üreticilerin, elde ettikleri üstün kalite zeytinyağında daha önce erişemedikleri polifenol değerleri ve duysal özellikler yakalayabilecek olmalarının, hem kendi markalarının hem de ülkemizin tanıtımı adına anlamlı bir kazanım olacağı belirtiliyor.

Zeytinyağında üreticileri heyecanlandıracak makine: Soğuk sıkımda sıcak sıkım verimi

"Kadim zeytine saygı duruşu"

Bulunduğumuz coğrafyanın kadim meyve zeytinin ana vatanı olduğunu, BSTM'nin de "bu değeri en iyi şekilde korumak ve gelecek nesillere aktarmak" yegane misyonu ile hareket ettiğini hatırlatan AR-GE Direktörü Selim Sarıkaya, geliştirdikleri teknolojilerin misyonlarıyla örtüştüğünün ve "zeytinin içerisindeki değerleri en az kayıpla korumak ve zeytinyağına aktarmak" noktasında kesiştiğinin altını çizdi. Sarıkaya, kendileriyle aynı heyecanı paylaşan üreticilerle birlikte, üstün kaliteli zeytinyağı üretiminde yeni bir sayfa açmak için hazır olduklarını aktararak, "Bilimin ışında yaptığı araştırmalarla hep bir adım önde ilerleyerek zeytincilik sektöründe fark oluşturmak için durmaksızın çalışmaya devam edeceğiz" dedi.

Zeytinyağında üreticileri heyecanlandıracak makine: Soğuk sıkımda sıcak sıkım verimi

"Geliştirdiğimiz makineyle aromayı ve polifenolleri korurken verim kaybı yaşamıyoruz"

Zeytinyağı üretiminde geliştirilen yeni sistemle, soğuk sıkım yönteminde yaşanan verim kaybının önüne geçilmesi hedefleniyor. Projenin geliştiricilerinden AR-GE Direktörü Selim Sarıkaya, yapılan çalışmalarla yüksek kalite ve verimin aynı anda elde edilebildiğini belirtti.

Zeytinyağında üreticileri heyecanlandıracak makine: Soğuk sıkımda sıcak sıkım verimi

"Aroma ve kalite korunuyor"

Makinenin özelliklerine ilişkin bilgi veren Sarıkaya, sistemin zeytinin içindeki aromatik değerleri ve polifenolleri kaybetmeden yağa aktarabildiğini söyledi.

Sarıkaya, "Geliştirdiğimiz makineyle zeytinin aromatik değerlerini koruyarak, yüksek polifenolleri posaya gitmeden zeytinyağına aktarabiliyoruz. Üstelik bunu yaparken verim kaybı da yaşamıyoruz" dedi. Soğuk sıkımda sıcaklık değerlerinin kritik olduğunu vurgulayan Sarıkaya, "27 derecenin altı dünya standartlarında soğuk sıkım kabul edilir ancak yüksek aroma için bu değerin 22 derece, hatta 18-20 derece seviyelerine düşmesi gerekir. Sıcaklık arttıkça uçucu yağlar, yani aroma ve lezzet unsurları kaybolur" ifadelerini kullandı.

Zeytinyağında üreticileri heyecanlandıracak makine: Soğuk sıkımda sıcak sıkım verimi

"500 tonun üzerinde zeytin işledik"

Üretim sürecinde hem kaliteyi hem de verimi artırmaya odaklandıklarını belirten Sarıkaya, kırma ve malaksiyon süreçlerinin doğru yönetilmesinin önemine dikkati çekti.

Sarıkaya, "Kırıcıda aşırı parçalama ani ısı artışına neden olurken, uzun süren malaksiyon işlemi kaliteyi düşürüyor. Bu nedenle süreyi kısaltıp sıcaklığı minimumda tutmamız gerekiyordu" dedi.

Yaklaşık 400'ün üzerinde deney yaptıklarını aktaran Sarıkaya, "Bu süreçte 500 tonun üzerinde zeytin işledik. Tüm analizler, tat ve koku değerlendirmeleri sonucunda oldukça iyi bir noktaya ulaştık" diye konuştu.
Elde edilen sonuçların beklentilerin ötesine geçtiğini ifade eden Sarıkaya, "Sıcak sıkım verimiyle aynı seviyede üretim yapabiliyoruz. Özellikle erken hasatta çok başarılı sonuçlar aldık" değerlendirmesinde bulundu.

Zeytinyağında üreticileri heyecanlandıracak makine: Soğuk sıkımda sıcak sıkım verimi

"Gemlik zeytininde başarı"

Gemlik zeytini üzerinde de çalışmalar yürüttüklerini belirten Sarıkaya, bu türde de önemli sonuçlar elde ettiklerini söyledi.
Sarıkaya, "Gemlik zeytininin yağı zor çıkar ve geç hasat edilir. Ancak yaptığımız çalışmalarla soğuk sıkımda, sıcak sıkım verimine ulaşabildik. Renk, aroma ve koku açısından da oldukça iyi sonuçlar elde ettik" dedi.

Zeytinyağında üreticileri heyecanlandıracak makine: Soğuk sıkımda sıcak sıkım verimi

"Üretim süreci bütüncül yapı gerektiriyor"

Sistemin yalnızca makineyle sınırlı olmadığını vurgulayan Sarıkaya, üretimin tüm aşamalarının bir bütün olarak ele alınması gerektiğini ifade etti. Sarıkaya, "Zeytinin daldan koparılmasından tüketiciye ulaşmasına kadar tüm süreç bir sistem. Tanklar, pompalar, filtreler ve saklama şartları dahil her aşamanın ayrı bir standardı var" diye konuştu. Bu yıl Türkiye'de bir fuara katılacaklarını aktaran Sarıkaya, sonrasında yurt dışı pazarlara açılmayı hedeflediklerini belirtti.

Zeytinyağında üreticileri heyecanlandıracak makine: Soğuk sıkımda sıcak sıkım verimi

"Soğuk sıkımda yüksek katma değer"

Türkiye'de zeytinyağı üretiminde ağırlıklı olarak sıcak sıkım yönteminin kullanıldığını ifade eden Sarıkaya, soğuk sıkımın ekonomik açıdan daha yüksek katma değer sunduğunu dile getirdi. Sarıkaya, "Sıcak sıkım yağın litre fiyatı yaklaşık 200 lira civarındayken, soğuk sıkım yağda bu rakam 500 liraya kadar çıkabiliyor. Kalite ve polifenol değeri arttıkça fiyat da yükseliyor" dedi. Türkiye'de yıllık zeytinyağı üretiminin 300 bin ila 500 bin ton arasında değiştiğini belirten Sarıkaya, üretimin bir kısmının yüksek kaliteli üretime dönüştürülmesiyle önemli ekonomik kazanç sağlanabileceğini kaydetti. Sarıkaya, "Üretimin yüzde 10'unu soğuk sıkıma, yüzde 1-2'sini de yüksek polifenollü kaliteli yağa dönüştürebilirsek, üreticinin cebine yıllık yaklaşık 500 milyon avro ek gelir sağlanabilir" ifadelerini kullandı.

Zeytinyağında üreticileri heyecanlandıracak makine: Soğuk sıkımda sıcak sıkım verimi

"Önce tüketici olarak başladık, sonra üretmeye karar verdik"

Projeye başlama sürecine de değinen Sarıkaya, kişisel deneyimlerinin etkili olduğunu belirtti. Sarıkaya, "Uzun yıllardır diyabet hastasıyım. Sağlıklı yaşam arayışı bizi zeytinyağına yöneltti. Önce tüketici olarak başladık, sonra üretmeye karar verdik" dedi. Kendi imkânlarıyla geliştirdikleri projeden memnun olduklarını ifade eden Sarıkaya, "Bu alana ihtiyaçtan yola çıkarak girdik. Geldiğimiz noktadan memnunuz ve çalışmalarımızı sürdüreceğiz" diye konuştu.

Suat Metin - İbrahim Sönmez

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Büyükçekmece’de depremde yıkılma riski bulunan 4 binada kentsel dönüşüm Büyükçekmece Belediyesi desteğiyle ilçede depremde yıkılma riski bulunan 4 blok 25 bağımsız bölümden oluşan binaların yıkım çalışmaları başladı. İstanbul Büyükçekmece’de, yaşanabilecek büyük depremde yıkılma riski bulunan hasarlı binaların kentsel dönüşüm çalışmalarına bugün de devam edildi. Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi’nin katılımıyla, Fatih Mahallesi’ndeki 1993, 1995 ve 1997 yıllarında yapılan ve depremde yıkılma riski bulunan 4 bloktan oluşan binaların yıkımına başlandı. Çalışmaları yerinde izleyen Başkan vekili Çebi, görevlilerden bilgiler aldı. Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi, kentsel dönüşüm çalışması hakkında bilgiler vererek, "80 ve 90’lı yıllarda inşa edilmiş bloklar. İstanbul Büyükşehir Belediyemizin yapmış olduğu tarama testlerinde yüksek riskli bina sınıfı olarak tespit edilmiş ve sonrasında vatandaşlarımız ile belediye bir araya gelerek kentsel dönüşüm sürecini başlattık. Yıkımdan sonra burada içinde kapalı otoparkı bol yeşil alanı olan 3 blok ve 53 bağımsız bölüm planlanmaktadır. Yarısı bizden kampanyası için çalışmalar devam ediyor faydalanacaktır. Ben hayırlı olmasını diliyorum. Tüm sıkıntılı konutlarda oturan vatandaşlarımıza da kentsel dönüşüm çalışmalarını bir önce başlatmalarını diliyorum" dedi.
İstanbul Oğlunu, gelinini ve iki torununu kaybeden baba Yılmaz Böcek: "Göz göre göre ölüme gittiler" İstanbul’da konakladıkları oteldeki ilaçlama nedeniyle hayatını kaybeden 4 kişilik Böcek ailesinin ölümüne ilişkin 6 sanık hakim karşısına çıkıyor. Duruşma öncesi açıklamalarda bulunan acılı baba Yılmaz Böcek, "Göz göre göre ölüme gittiler" dedi. Acılı anne, "Benim dört tane yavrum gitti. Kapım kapandı, ocağım söndü. Ağır cezaya çarptırılmalarını istiyorum" diye konuştu. Almanya’dan 9 Kasım 2025’te turistik amaçla İstanbul’a gelerek 13 Kasım 2025’de ‘zehirlenme’ iddiasıyla hayatlarını kaybeden anne Çiğdem Böcek (27) baba Servet Böcek (38) ile 3 yaşındaki Masal ve 6 yaşındaki Kadir Muhammet Böcek’in ölümlerine ilişkin 5’i tutuklu 6 sanık bugün ilk kez hakim karşısına çıkacak. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan duruşma öncesi ailenin avukatı Yaşar Balcı, baba Yılmaz Böcek ve Cemile Yılmaz Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı’nda açıklamalarda bulundu. "Göz göre göre ölüme gittiler" Oğlunu, gelinin ve iki torunun kaybeden baba Yılmaz Böcek, "Bizim burada bir aile olarak acımız çok büyük. Sorumsuzluk zincirlerinden dolayı aile fertlerimizi kaybettik. Benim oğlum, son dakikasına kadar çocuklarını ve kendi hayatını kurtarmak için çaba sarf etti. Bunların takside görüntülerini gördük. O şekilde hastaneye giden bir hastanın bunların şuuru yerindedir, hiçbir etkisi yoktur diye taburcu ediyorlarsa, artık bu kelimenin bittiği bir yerdir. Yani insanın ne yapması gerekiyor? Hastanede tedavi görebilmesi için bayılmaları mı gerekiyor. Sonuç, hepimiz gördük. Göz göre göre ölüme gittiler" dedi. "Benim dört tane yavrum gitti" Adalet istediğini belirten anne Cemile Yılmaz, "Herkes gereken cezayı alsın. Benim dört tane yavrum gitti. Kapım kapandı, ocağım söndü. İlaçladılar, neden aldılar otele benim çocuklarımı. Haber verirlerdi. Girmezdi, dışarıda yatsa üşürdü, hasta olurdu ama ölmezdi. Gereken cezayı çeksin. Ağır cezaya çarptırılmalarını istiyorum. Benim dört tane yavrum gitti, oğlumun hayalleri vardı. Onlar da çeksin cezasını. Dört tane ama geri gelmeyecek. Çeksinler cezalarını, çekmelerini istiyorum" diye konuştu. "Sanıklar adalet karşısında hesap verecekler" Ailenin avukatı Yaşar Balcı, sanıkların adalet karşında hesap vereceklerini söyleyerek, "Hepimizin beklemiş olduğu Böcek ailesinin bugün ilk duruşması görülecek. Sanıklar adalet karşısında hesap verecekler. Sanıkların savunması alınacak. Olay yeriyle ilgili olayı gören tanıkların ifadeleri alınacak. Sanıklar tabii ki ilk etapta tutukluluk süreciyle ilgili birtakım itirazlarda bulunacaklar. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen iddianamede taksirle adam öldürme, bilinçli taksir ve taksirle adam öldürmeden iddianame düzenlendi. Bununla ilgili bir yargılama başlayacak. Tabii biz bu konuyla ilgili detaylı araştırmalar yaptık. Özellikle bu ilaçlama firmasının 2022 yılından beri süregelen birtakım olaylarını da inceledik. Bunlarla ilgili bir Kur’an kursunda zehirlenme vakası var. Tedavi sürecinde doktorun birtakım tespitleri var. Hatta bununla ilgili başhekimliğe bir dilekçe gönderiyor. Bu ilaçlama firmasının alüminyum fosfit kullandığını, oldukça zehirli bir gaz niteliğinde olduğunu ve insanların ölümüne sebep olduğunu, hatta bu olaydan önce yine aynı hastaneye birtakım başvurular yapıldığını ve burada iki çocuktan bir tanesinin de bu şekilde öldüğünü belirtiyor. Bununla ilgili gerekli şeylerin yapılmasını talep etmiş. Başhekimliğe bir dilekçe yazmış. Bu olay sonrasında yine hepimizin bildiği bir Karan bebek olayı var. O da aynı şekilde. Orada da bir çocuk ölüyor. Buna ilişkin de soruşturma süreci devam ediyor. Yine bu olaydan sonra bir ailenin evinde bir ilaçlama var. Orada oturanlardan bir tanesi doktor, eşi de sanırım kimyager. Onlar bu durumu fark ediyorlar. Bununla ilgili havalandırma yapılmasını istiyorlar, polisi aramışlar, şirkete ulaşmışlar. Hani bu şekilde isyanları var, çok sayıda şikayetleri olmuş. Fakat söz konusu firma faaliyete devam ettiği için en son hepimizin bilmiş olduğu böyle bir acı vaka meydana geliyor. Bir aile tamamen bu şekilde katledildi" dedi. "Her sanık için 100 yıla kadar ceza verilme durumu söz konusu" Her sanık için 100 yıla kadar ceza verilme durumunun söz konusu olduğunu ifade eden Balcı, "Servet benim hem çocukluk arkadaşım ve hemşehrimdi. Servet’le ilgili de hem bir hukukçu olarak hem de onun hemşehrisi, aynı zamanda arkadaşı olarak benim de üstümdeki yük oldukça ağır. Biz yüce Türk adaletine güveniyoruz. Özellikle bu firmanın ısrarlı bir şekilde bu hareketlere devam ediyor olmasını biz olası kast olarak değerlendiriyoruz. Bu manada kendimizi ifade edeceğiz. Yani taksirle adam öldürmede 22 buçuk yıla kadar sanıklar için bir ceza öngörüldü. Fakat olası kast olarak değerlendirildiğinde her sanık için 100 yıla kadar ceza verilme durumu söz konusu. Burada maktul sayısı kadar ceza veriliyor. Çünkü ısrarlı bir şekilde bu eylemlerine devam ediyor" diye konuştu. "Hak ettikleri cezaları almaları için gerekli her şeyi yapacağız, sonuna kadar bu mücadelemiz sürecek" Balcı, cezaların azaldığında vicdanların sesinin kısıldığını belirterek, "Aynı zamanda söz konusu otelde de ciddi manada eksiklikler var. Firmanın herhangi bir sertifikası yok, firma dışında uygulayıcı şahsın da herhangi bir sertifikası yok. Otelle ilgili de sadece bir oda ilaçlanmış tahtakurusu şikayetine ilişkin. Odada şaft boşluklarında hava geçişleri var, bunlara ilişkin kapamalar yapılmamış. Zaten firmanın sertifikası olmadığı için kullanmış olduğu malzeme de tamamen biyosidel olmayan, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın iznine tabi insanların yaşam alanında kullanılması tamamen yasak olan bir ürün. Bununla ilgili bu ürünü de kaçak yollarla bir şekilde ele geçirmişler. Etkili netice doğuruyor diye bunu uyguluyorlar. Bununla ilgili de biz gerekli başvurularda bulunduk. Burada hem otel sahibi, aynı zamanda uygulayan şahıs ve ilaçlama firmasının sahibi yargılanıyor. Aynı zamanda otelde çalışan resepsiyon görevlileri de sanık olarak yargılanmaktalar. Cezalar azaldığında vicdanların sesi kısılıyor. Biz burada öncelikle bu ailenin vicdanının sesini yükseltmek için buradayız ve tüm Türk toplumu için; yani hepimizi derinden etkileyen bir olay, hak ettikleri cezaları almaları için gerekli her şeyi yapacağız, sonuna kadar bu mücadelemiz sürecek. Öncelikli olarak mahkeme tarafından sadece bu dosyaya bir gün verildi. Bizim dosyamızın yargılaması yapılacak. Bu dosyada sanıklar tabii öncelikli olarak suçtan kurtulmaya yönelik birtakım beyanlarını tekrar edecekler. Özellikle dosyadaki yapılan tetkiklerde alüminyum fosfit zaten tespit edildi. Bunu onlar kesinlikle kabul etmiyorlar, tamamen biyosidel ürün kullandıklarını iddia ediyorlar. Fakat hem firmanın hem de uygulayıcının zaten sertifikası yok, usule uygun olarak alınmış bir sertifikası yok. Tamamen yasak bir ürünü kullanıyorlar, bu da tam olarak tespit edildi" ifadelerini kullandı.
Kocaeli Körfez ragbide zirveyi bırakmadı Körfez Gençlerbirliği, 7’li Ragbi Büyük Erkekler ve Kadınlar Türkiye Şampiyonası 2. Etap müsabakalarını çifte dereceyle tamamladı. Körfez temsilcisi, erkeklerde etap birinciliği elde ederken kadınlarda ise üçüncü sırada yer aldı. Türkiye Ragbi Federasyonu tarafından 17-18 Nisan 2026 tarihlerinde Ankara Esenboğa Spor Tesisleri’nde düzenlenen 2026 Büyük Erkekler 7’li Ragbi Türkiye Şampiyonası 2. Etabı’nda Körfez Gençlerbirliği Spor Kulübü Erkek Takımı, gösterdiği başarılı performansla etap birincisi oldu. Kadın takımı ise 16-17 Nisan tarihlerinde aynı tesiste gerçekleştirilen organizasyonda üçüncü sırayı aldı. Körfez ekibi finalde kupaya uzandı Körfez Gençlerbirliği Erkek Takımı, ilk gün oynadığı maçlarda Kadıköy Ragbi SK’yı 46-0, Samsun Büyükşehir SK’yı 22-12 ve İstanbul Ragbi SK’yı 36-5 mağlup ederek grubunu ve ilk 12 sıralamasını lider tamamladı, ardından çeyrek finale yükseldi. İkinci gün karşılaşmalarında çeyrek finalde ODTÜ SK’yı 38-7, yarı finalde ise Ankara Ragbi SK’yı 27-12 yenerek finale çıkan Körfez temsilcisi, final müsabakasında Pursaklar Belediye SK Ragbi Takımı’nı 14-10 mağlup ederek 2. etabı Türkiye birincisi olarak tamamladı. Kadın takımı da madalyayla döndü Kadınlar kategorisinde ise Körfez Gençlerbirliği Ragbi Kadınlar A Takımı, 13 takımın mücadele ettiği lig usulü organizasyonda Türkiye üçüncüsü olmayı başardı. Takım, ilk gün oynanan maçlarda Kepez Belediye SK’yı 32-0, Fatsa Falcon SK’yı ise 59-0 mağlup etti. İkinci gün karşılaşmalarında Yurdum SK’ya 12-10 mağlup olan Körfez ekibi, İstanbul Ragbi SK karşısında 27-10’luk galibiyet alarak etabı üçüncü sırada tamamladı.
Eskişehir Değişen iklim şartları vatandaşı endişelendiriyor Ülke genelinde olduğuğu gibi Eskişehir’de değişen ve istikrarsız olan hava şartları, hastalanma tehlikesi ile karşıya kalan vatandaşları endileşelendiriyor. Son dönemde etkili olan istikrarsız hava durumu, vatandaşların günlük yaşamını ve sağlığını olumsuz etkiliyor. Sıcaklıkların ani düşüş ve yükseliş göstermesi, mevsim geçişlerinin belirginliğini yitirdiğine dair tartışmaları beraberinde getirdi. "Bir gün bir günü tutmuyor" Hava şartlarının belirsizliğinden yakınan Zehra Zerrin Tunç, dışarı çıkmadan önce mutlaka hava durumunu kontrol ettiğini söyleyerek, "Eskişehir’de hava şartları çok dengesiz. Bir gün bir günü tutmuyor. Bu durum hem bizi hasta ediyor hem de dengemizi bozuyor" dedi. "Dört mevsimi yaşayamaz olduk" Doğma büyüme Eskişehirli olduğunu ifade eden Savaş Tunç, eski kışlar ile günümüzdeki hava şartları arasındaki farka dikkat çekti. Geçmişte mevsimlerin daha belirgin yaşandığını dile getiren Tunç, "Eskiden dört mevsim yaşardık, şimdi direkt yaza ya da direkt kışa giriyoruz. İlkbahar ve sonbaharı göremiyoruz. Mesela meyve ağaçları çiçek açtı, ardından yağmur ve dolu yağınca hepsi bitti. Eskiden bir kar yağardı, 3-4 ay yerden kalkmazdı. Kapı kollarının elimize donduğu ayazlar olurdu. Şimdi ise havanın nasıl olacağı hiç belli olmuyor" diye konuştu. "Mevsimler çarpık hale geldi" Hava değişimlerinin sağlık üzerindeki etkilerine değinen Ali Sarı ise mevsimlerin düzeninin bozulduğunu vurguladı. Sarı, "Mevsimler çarpık oldu artık. Güneş gördüğümüzde dışarı çıkıp hava almaya çalışıyoruz ama bu ani değişimler nedeniyle enfeksiyon kapıyoruz. Daha çok sağlığımızı korumaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.