ASAYİŞ - 13 Ekim 2025 Pazartesi 14:22

Ağrı’da 14 yaşındaki çocuk konuşma bahanesiyle götürüldüğü yerde 3 kişi tarafından öldüresiye dövüldü

A
A
A

Ağrı’da 14 yaşındaki çocuk, 17 yaşındaki 3 kişi tarafından tenha bir yerde öldüresiye dövüldü. Yüzü tanınmayacak hale gelen çocuğun ailesi Mattia Ahmet Minguzzi olayına benzer bir olay yaşamak istemediklerini belirterek yardım beklediklerini ifade etti.

İddiaya göre, Ağrı’da yaşayan 14 yaşındaki A.E., geçen cuma günü Y.A. adlı bir kişinin kendisini konuşmak için çağırması üzerine tenha bir yere gitti. Ancak Y.A., çocuğu konuşma bahanesiyle, önceden anlaşmış olduğu 17 yaşındaki 3 kişinin yanına götürdü. Burada A.E, söz konusu 3 kişi tarafından öldüresiye dövüldü. Saldırı sonucunda çocuğun yüzü tanınmayacak hale gelirken, geçici hafıza kaybı yaşadı.

"Birisi bıçağı çıkardı ve ’burada sana saplasam saplardım’ diyerek tehdit etti"

Yüzünün neredeyse tanınmayacak hale geldiğini ve olaydan sonra bile tehdit edildiğini söyleyen A.E, yaşananları şöyle anlattı:

"Geçen Ramazan ayında annemle Azerbaycan’a tatile gitmiştik. Orada kaliteli bir saat almıştık. D.B isimli şahıs saati benden kullanmak için istedi ve ben de verdim. Annem saatin benden olmadığını fark edince arkadaşıma ödünç verdiğimi söyledim. Annem de pahalı bir saat olduğu için mesaj atıp saatimi geri istememi söyledi. Bir süre sonra ben saati almak için yazdım. Bu kişi bana ve anneme mesajda küfür etti ve saati vermeyeceğini söyledi. Saati almak için evin önüne gittiğimizde küfürlü ve argolu konuşuyordu. ’Gidin en kral polisinizi çağırın’ gibi tehditler savurdu. Bunun üzerine polis çağrıldı ve saat bize teslim edildi. Polislerle aramızda bir yakınlık olduğu yönünde asılsız iddialarda bulundular ve bizi tehdit ettiler. Saati anneme verirken uygunsuz davranışlarda bulundu. ’Oğlunun üstüne toprak atacağım’ gibi tehditlerde bulundu. Annem de karşı tarafın tehdit ve küfürlü konuşmaları nedeniyle şikâyetçi oldu. Bu konuda dava açıldı ve davamız devam ediyordu. Bu ayın 3’ünde mahkemeye ifade vermeye gittik. Ben kimliğimi unuttuğum için ifade veremedim; karşı taraf ifade verdi. O tarihten sonra bizimle herhangi bir görüşme olmadı. Ta ki bu cuma gününe kadar. Cuma günü Y.A. adlı şahıs beni telefondan arayıp ’bir ormana doğru gel, konuşacağız’ diye davet etti. Tenha bir yere doğru yola çıktığımda ikinci bir telefon araması oldu; ’Şemsi Türkmen Lisesi’nin arkasındayım, beraber gidelim’ dedi. Gittiğimde D.B. ve diğerlerini gördüm. Bir süre konuşuldu; ben ayrılacağımı söyledim. D.B. ’gel, iki üç tur atalım’ diyerek ısrar etti. Mahkememizin olduğu ve bana bir şey yapılmayacağını düşünerek kabul ettim. Tenha yere ilerlerken ben ve bir arkadaşım bunun bize saldırı planı olduğunu anladık, fakat bizi tuttuğu için kaçamadık. Yolda ceketlerini çıkardılar ve aşağılayıcı ifadeler kullandılar. Tenha yere vardığımızda ‘teke tek’ konusu açıldı. Ben ‘teke teke gerek yok, mahkememiz hâlâ devam ediyor, burada kızlar da var’ dedim. Buna rağmen ellerini omzuma attılar; ardından eliyle bir yumruk vurup ayağıma çelme taktı. Yere düştüm. 3 kişi A.A., D.B. ve E.G. vücuduma tekme ve yumruklarla saldırdı. Kalktığımda ağrı hissediyordum, yürümekte zorlanıyordum. Sınıftan bir kız arkadaşım bana yardımcı oldu. O esnada Y.A. çantasının ön gözünden gri bir bıçak çıkardı ve bunu D.B’ye verdi. D.B. bıçağı beline taktı ve ‘burada sana saplasam saplardım, benden küçüksün diye saplamadım’ tarzı tehditler savurdu. Bizi, 15 Temmuz Parkı’nın girişinden sola çevirerek arkadaşlarına ait bazı yerlere yönlendirdiler. O sırada yüzüm kanıyordu. Yüzümü yıkadım ama kan durmadı. Sınıf arkadaşımla birlikte arkadaşımın büfesine uğradık, buz uygulaması yaptık; durumun ciddi olduğunu söyleyince annemin çalıştığı markete gittik. Annem beni görünce hemen hastaneye götürdü; darp raporu alıp şikâyetçi olmak istedik. Saldırgan hâlâ dışarıda ve arkadaşlarıma konum atıp ‘caddedeyim, gelin’ gibi tehdit mesajları gönderiyor; küfürlü, tehdit içerikli mesajlar atmaya devam ediyor"

"Saldırganlar hâlâ dışarıda, tehdit mesajları atıyor"

Anne Aysu B. ise oğlunu bu duruma getiren çocukların suç dosyalarının kabarık olduğunu ifade ederek, "Cuma günü saat yaklaşık 17.00 civarı iş yerindeydim. O sırada oğlum iş yerime geldi; yanında bir arkadaşı vardı. Oğlumun hâlini görünce ne yapacağımı şaşırdım, kimin yaptığını soracak durumda değildim. Hemen hastaneye gittik. Oğlum doğrudan tomografiye gönderildi; kan tahlilleri alındı. Yapılan tetkiklerde burnunda çok sayıda kırık olduğu ve iç kanama riski olabileceği ifade edildi. Bu nedenle tomografi ve kan gazı gibi ayrıntılı tetkikler yapıldı. O sırada yanımızda bulunan bir kişi, ‘teyzeciğim’ diyerek yanına geldi ve kısa süre önce kendisini arayan bir şahsın ‘abla, ben olmasaydım senin oğlunu öldüreceklerdi’ dediğini aktardı. Zaten daha önce de saati bırakırken bu şahıs bize ‘oğlunun üstüne toprak atacağım, sen bile bilmeyeceksin’ şeklinde tehditler savurmuştu; bu tehditler güvenlik kameralarının önünde de yapılmıştı. Adliyeden çıkarken bize yönelik alaycı ve tehdit edici söylemler duymuştuk; ‘size bir şey olursa sabahınız olmaz’ gibi ifadeler vardı. Ayrıca saldırgan ve yakın çevresi, oğlumun yakınlarına tehdit içerikli mesajlar gönderiyor, ‘caddedeyim, gelin’, ‘sizin çıkma yasağınız var’ gibi tahrik edici iletiler atıyorlar. Oğlumun durumu ciddi, burnundan nefes alamıyor ve ameliyatı ertesi gün yapılacak. Devlet hastanesinde ‘18 yaşından küçük olmadığı sürece bazı müdahaleler yapılamıyor’ gibi ifadelerle kısıtlamalarla da karşılaştık. Oğlumun okul hayatı ve günlük yaşamı tamamen durmuş durumda; ben de tek başıma hem çalışmak hem de çocuğuma bakmak zorunda olduğum için büyük bir yük altındayım. Saldırıyı gerçekleştirenlerin alkol/uyuşturucu kullandığına dair kanaatimiz var; kan tahlilleri ve diğer deliller incelenebilir. Bu saldırı önceden planlanmış ve organize edilmiş gibi görünmektedir; oğlumun ormana götürülmesi, bıçak tehdidi ve grup hâlinde saldırı bunu göstermektedir. Ayrıca saldırganların adli işlemden çekinmeksizin sosyal medyada ve çevrede alaycı paylaşımlar yapmaları, ceza soruşturmasından korkmadıklarını göstermektedir. Biz devletimize güveniyoruz fakat şu anda can güvenliğimiz tehlikede. Oğlumun ölümüne kadar beklenmesini asla istemiyorum zamanında ve etkili soruşturma, koruma tedbirleri ve adli süreçlerin titizlikle yürütülmesi talebindeyiz."

Ağrı’da 14 yaşındaki çocuk konuşma bahanesiyle götürüldüğü yerde 3 kişi tarafından öldüresiye dövüldü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Yaşar Üniversitesi’ne EBSO’dan anlamlı ödül Yaşar Üniversitesi’nin üniversite-sanayi iş birliğine katkı sağlayan çalışmaları sanayiciler tarafından ödüllendirildi. Üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi, bölgesel AR-GE kapasitesinin geliştirilmesi ve iyi uygulama örneklerinin görünür kılınarak ekosistemin teşvik edilmesi amacıyla, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen "Üniversite-Sanayi İş Birliği Projeleri Ödülleri" sahiplerini buldu. Yaşar Üniversitesi, yenilikçi fikirlerle üniversite-sanayi iş birliğinin katma değere dönüşümüne olan desteklerinden dolayı "Üstün Hizmet Onur Ödülü"ne layık görüldü. Yaşar Üniversitesi ve May Agro Tohumculuk tarafından ortak olarak yürütülen "Tarla Bitkisi Verim Tespit Yöntemi Projesi" Üniversite- Sanayi İş Birliği kategorisinde ödül aldı. Ayrıca üniversite-sanayi iş birliğinin gelişerek güçlenmesine katkı sağladığı ve değer yarattığı için Yaşar Holding’e "Üstün Hizmet Ödülü" verildi. Teknoloji üssü EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar İzmir’in sanayisi ve üniversiteleri ile bir teknoloji üssü olabileceğini belirterek, "Üniversite-sanayi iş birliğinin tohumlarını 1986 yılında Ege Üniversitesi ile attık. Rotamız belli. Hedefimiz destekleyecek eğitim ve sonuç odaklı çalışma ile bu iş birliğini Türk sanayisini geliştirecek bir noktaya taşıdık. Birçok üniversite ile çalışmalar yürütüyoruz. Üniversitelerde bilgi var, sanayicide girişim var. Sanayiciler olarak üniversitelerdeki bu bilgiyi almaya hazırız. İzmir’de üniversiteler ve teknoloji merkezleri ile bu kentin bir teknoloji üssü haline gelmesi için hiçbir engel yok" dedi. "İş birliği genlerimizde var" Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller, üniversitenin genlerinde sanayi ile iş birliği olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Kurucu vakfımızın arkasında birçok değerli sanayi kuruluşunu barındıran Yaşar Holding var. Üniversitemiz kurulurken bu iş birliği genlerinde vardı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın İzmir’de üniversite-sanayi iş birliği için görevlendirdiği akademisyenlerden biriyim. Bu amaçla hem organize sanayi bölgelerinde hem de kendi topluluğumuz içinde Ege Bölgesi’nin sanayi kuruluşları ile ortak çalışmalar yürütüyoruz. Çok güzel projelere imza atıldı. Ege Bölgesi Sanayi Odası’na çalışmalarımıza değer vererek ödüllendirdiği için teşekkür ederiz." "Tarla Bitkisi Verim Tespit Yöntemi Projesi" ile ‘Üniversite-Sanayi İş Birliği’ kategorisinde ödül alan May Agro Tohumculuk’un Ar-ge Müdürü Dr. İlker Özmen de, "Yaşar Üniversitesi ile drone ile verim tahminine dayalı bir proje geliştirdik. Pamuğun daha hasat edilmeden verimini tespit etmeyi amaçladık. Başarılı da olduk. Bu daha başlangıç pamuk hastalıkları gibi stres faktörleri ile ilgili çalışmalarımız devam edecek. Projemizin ödüle layık görülmesi bize motivasyon oldu" dedi. Yaşar Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Komesli ve May-Agro Tohumculuk San. ve Tic. A.Ş. Ar-Ge Mühendisi Dr. Aslı Keçeli ile yapay zeka destekli yazılımı geliştiren Yaşar Üniversitesi Yazılım Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Süleyman Ünlütürk, yazılım sayesinde pamukta verimlilik artarken, üretim maliyeti ve risklerin azaldığını söyledi. Prof. Dr. Ünlütürk, "Çalışma, İHA ve yapay zeka teknolojilerinin tarımsal üretimde nasıl kullanılabileceğini ve bu teknolojilerin pamuk verimi tahmininde geleneksel yöntemlere göre sağladığı avantajları ortaya koyuyor. Bu yenilikçi yaklaşım, ile daha hasat etmeden verim tahmini yapılabiliyor" dedi. Yaşar Holding’e büyük onur Üstün Hizmet Ödülü’nü, Yaşar Holding adına alan Pınar Et ve Çamlı Yem Başkan Yardımcısı Tunç Tuncer, Yaşar Topluluğu olarak çalışmalarında her zaman bilimi öncelik olarak gördüklerini belirterek, "Yaşar Holding sanayinin öncü kuruluşlarının bir araya gelmesinden oluşuyor. Kuruluş felsefesinde bilim var. Mottosu "Bilim, Birlik, Başarı". Bilim ile sanayi birleşince başarı doğal bir sonuç. Şirketlerimiz ve Yaşar Üniversitesi de bu temel felsefe ile Kurucumuz ve Onursal Başkanımız Selçuk Yaşar’ın vizyonuyla hayata geçti. Bugün aldığımız ödüller bu yaklaşımın değerli bir göstergesi." diye konuştu.
Sakarya 46 yıl sonra ortaya çıktı: Gölet çöktü, su yer altından başka noktadan çıktı Sakarya’nın Kaynarca ilçesinde yaklaşık 46 yıl önce kapatıldığı öğrenilen bir mağara, meydana gelen çökme sonrası yeniden ortaya çıktı. Gölet suyunun aniden boşalması ve farklı bir noktadan yeniden yüzeye çıkması mahallede tedirginliğe sebep oldu. Güven Mahallesi Dınbazlar Sokak’ta bulunan doğal oluşum gölette meydana gelen olayda, mağaradan gelen suyun içme suyunu karıştığı gerekçesiyle yaklaşık 46 yıl önce Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından kapatılan mağaranın ağzında çökme meydana geldi. Çökmenin ardından göletteki su kısa sürede boşalırken, suyun yer altından ilerleyerek yaklaşık 1 kilometre uzaklıktaki Güven Mahallesi’nde bulunan bir su dere yatağından çıktığı gözlendi. Mahalle sakinleri, mağaranın köyün altından uzanan geniş bir yer altı hattına sahip olduğunu ve yıllar önce suyun içme kaynaklarına karışması sebebiyle Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından kapatıldığını ifade etti. Yaşanan çökme ile birlikte yer altındaki su hareketliliğinin yeniden ortaya çıkması, bölgede benzer çökmelerin yaşanabileceği endişesini de beraberinde getirdi. Olay sonrası Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) ekipleri bölgede geniş çaplı inceleme başlattı. Ekipler, hem gölet çevresinde hem de mahallede farklı noktalarda kontroller gerçekleştirerek suyun akış yönü, zemin yapısı ve muhtemel risklere ilişkin teknik değerlendirmelerde çalışmalarını sürdürüyor. Ayrıca göletin büyük bir bölümünden suyun çekilmesiyle birlikte acı bir tablo da ortaya çıktı. Suyun çekilmesiyle birlikte gölette yaşayan çok sayıda balık akıntıyla yer altına sürüklenirken, bazı balıklar ise çekilen suyun ardından çamurda mahsur kaldı. Çökmeyle yok olan gölet ve çökme alanı dron ile görüntülendi.