GÜNDEM - 03 Mayıs 2024 Cuma 15:40

Ağrı’da Filistin’e destek yürüyüşü yapıldı

A
A
A
Ağrı’da Filistin’e destek yürüyüşü yapıldı

Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi (AİÇÜ) tarafından, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına tepki göstermek, Avrupa ve Amerika’da çeşitli üniversitelerde Filistin için yapılan protestolara destek vermek amacıyla ‘Soykırıma Lanet, Özgürlüğe Destek’ yürüyüşü düzenlendi.


AİÇÜ’de öğrenim gören öğrenciler ile akademik ve idari personelin yanı sıra çok sayıda Ağrılı vatandaş, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını protesto etmek ve aynı amaçla ABD ile Avrupa’daki üniversitelerde yapılan eylemlere destek vermek amacıyla Cuma Namazınınardından AİÇÜ kampüsünde toplandı.


Öğrenciler, İngilizce ve Türkçe, "Gazze’de katliam var, sesini yükselt", "Bugünün Nazi’si işgalci İsrail", "Kudüs için, ilk kıblemiz Mescid-i Aksa için, Filistin için" yazılı pankart açtı.


Merkezi yerleşkede AİÇÜ Rektörü Profesör Dr. Abdulhalik Karabulut, eski Ardahan Milletvekili Profesör Dr. Orhan Atalay, il protokolü, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile akademik, idari personel, öğrenci ve vatandaşlar Filistin’e destek amaçlı yürüyüş gerçekleştirdi. Özgür Filistin eylemlerine destek olmak amacıyla gerçekleştirilen programda yürüyüşün ardından Rektörlük binası önünde Kur’an-ı Kerim tilaveti edildi.


Tilavet sonrası Rektör Prof. Dr. Abdulhalik Karabulut, yaptığı basın açıklamasında Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi olarak, ABD ve Batı’daki vicdan sahibi gençlerin öncülük ettiği bu eylemleri açık yüreklilikle desteklediklerini ve selamladıklarını söyledi.



İsrail’in Gazze’ye Yönelik Saldırıları Kınandı


Profesör Dr. Karabulut basın açıklamasında şuifadelere yer verdi:


“İşgalci İsrail Devleti’nin kuruluşundan bugüne kadar tam 76 yıldır Filistin topraklarında, tüm dünyanın gözü önünde, kan ve gözyaşı hiç eksik olmadı. Son 18 yıldır Gazzeliler karadan, havadan, denizden abluka altına alınmış, Gazze halkı hayatlarını devam ettirebilmeleri için gerekli olan en doğal ihtiyaçlarını bile karşılayamamaktadır. 7 Ekim 2023’ten beri Gazzelliler’inüzerine içlerinde savaşlarda kullanılması yasak olan fosfor bombaları dâhil onlarca atom bombası gücünde bomba atılmış, binaların yüzde 70’i yerle bir edilmiş, en az 15 bin çocuk, 10 bini kadın olmak üzere 35 bin Filistinli şehit edilmiş, 75 binden fazla kişi yaralanmıştır. Gazze Şeridi’nde hayatını kaybedenler arasında Gazze İslam Üniversitesi Rektörü, Yüzlerce öğrenci ve öğretim elemanı, bine yakın sağlık personeli, sivil savunma ve yardım görevlileri ile gazeteciler de bulunuyor. Ayrıca, Gazze Şeridi genelinde İşgalci İsrail ordusunun hava saldırıları sonucu başta enkaz altında kalanlar olmak üzere kayıp kişilerin sayısı 7 bine ulaştı. Camiler, kiliseler, okullar, hastaneler, evler, köprüler, yollar hiçbir ayrım yapılmadan yerle bir edilmiştir. Enerji ve su kaynakları ile ekinler ve zeytin ağaçları yakılarak yok edilmiştir. Un, ekmek, gıda ve ilaç yok. Yardım konvoyları Refah Sınır Kapısında kilometrelerce kuyruk oluştururken Gazzeliler açlıktan ölüyorlar. Bir parça ekmek ve bir avuç un alabilmek için saatlerce yardım kuyruklarında bekleyen insanların üzerine katil İsrail askerleri tarafından ağır silahlarla saldırılar düzenleniyor. Bütün dünyanın gözü önünde, bir parça ekmeğe ulaşabilmek için saatlerce bekleyen insanların üzerine katil İsrail askerleri tarafından ölüm yağdırılmaya devam ediliyor. Bu katliamı ABD, İngiltere, AB ülkeleri doğrudan destekliyor. BM, BMGK, Uluslararası Ceza Mahkemesi, İnsan Hakları Kuruluşları, Çocuk Hakları Kuruluşları, Kadın Hakları Kuruluşları, Çevreciler, Yeşiller herkes suspus olmuş seyrediyor. ABD Başkanı Biden alay eder gibi dondurmasını yalarken ateşkesten bahsediyor. ABD alay eder gibi uçaklardan birkaç yardım paketi atıyor. Vicdan sahibi insanların onuruyla, izzetiyle, şerefiyle oynuyor ve aşağılıyorlar. Onların gerçek yüzü budur! Her ne kadar küresel sistem, insani vicdanın derinliklerinden gelen zulme karşı yükseltilen her sesi baskılamaya çalışsa da dünyanın özgür halkları soykırıma karşı Gazze halkının onurlu direnişine selam duruyor. ABD’de, İtalya’da, Japonya’da, Tunus’ta, Ürdün’de, Türkiye’de ve dünyanın dört bir tarafında milyonlarca insan işgalci rejimi kınayıp Filistin’e destek yürüyüşü yaparak soykırımı gündemde tutmaya çalışıyor. Columbia Üniversitesi’nin vicdan sahibi öğrencilerinin direnişini destekleyen ve soykırım karşıtı eylemlerin dünyanın önde gelen Harvard, Michigan, Texas, New York gibi birçok üniversiteye yayılması, dünyanın izzet sahibi halklarının ortak tavrını gösteriyor. Yönetimlerin bu protesto eylemlerini her türlü baskı ve şiddetle engellemeye çalışması, öğrencileri tehdit ve şantajla korkutma girişimleri demokrasi ve insan hakları havarilerinin iddialarının örümcek ağından daha çürük olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.


Üniversite olarak, dirilişin sembolü Nuh’un diyarından seslenerek diyoruz ki; ABD ve Batı’daki vicdan sahibi gençlerin öncülük ettiği bu eylemleri açık yüreklilikle desteklediğimizi ve selamladığımızı ilan ediyoruz. Tarihin tanık olduğu en vahşi soykırım karşısında susmayan ve zalim düzenin karşısına dikilen gençleri tebrik ediyoruz. Küresel vicdanın adalet arayışını engellemeye çalışan her güç ve devleti kınıyoruz. Mazlum Filistin halkının ve onları destekleyenlerin yanında olduğumuzu ilan ediyoruz.”


Törende konuşan eski Ardahan Milletvekili Profesör Dr. Orhan Atalay, yaklaşık 7 aydır Gazze’de soykırım suçu işleyen İsrail’in mâşeri vicdanda ve uluslararası hukukta suç işlediğini belirtti.



Ağrı’da Filistin’e destek yürüyüşü yapıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Sanayideki nitelikli çalışan sıkıntısına Asya çözümü Türkiye genelinde sanayi sektöründe yaşanan nitelikli personel sıkıntısı büyürken, iş gücü göçü de çözüm olarak konuşulmaya başlandı. Körfez Ticaret Odası Başkanı Recep Öztürk, "Nitelikli göç ülkemiz için getirilmeli, çalışma şartları kolaylaştırılmalı ancak bu göç; dilimize, dinimize ve geleneklerimize yakın olan Asya’dan olmalı" dedi. Mesleki eğitimin sektördeki karşılığına da değinen Öztürk, "Meslek lisesinden mezun olup kendi işini yapan hiçbir genç asgari ücretle çalışmaz" diyerek meslek liselerinin öneminin altını çizdi. Fabrika çarkları hızla dönmeye, işletmeler kapasitelerini artırmaya devam ederken, sanayicinin önündeki en büyük bariyer olan ’nitelikli personel eksikliği’ her geçen gün daha derinden hissediliyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Körfez Ticaret Odası Başkanı Recep Öztürk, küresel ölçekte yaşanan kalifiye çalışan bulma sıkıntısının yerel firmaları da etkilediğine vurguladı. Öztürk, "Şuanda piyasa şartlarına göre, büyüme içerisine giren firmalarımızın yetişmiş çalışma arkadaşı bulma imkanı gittikçe zayıflıyor. Tabii ki tüm dünyada aynı konu geçerli ama firmalarımızın da büyümesi için insan kaynağının yetiştirilmesi lazım" dedi. Bu noktada, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) nezdinde hayata geçirilen protokol okulu ile öğrencilerin eğitim kalitesini en üst seviyeye çıkararak sahada iş bulmalarını hedeflediklerini kaydeden Öztürk, "Bunun için en üst seviyede hem maddi olarak hem de tüm bilgi birikimlerimizle, okul yönetimiyle birlikte buradaki öğrencilerimizin en iyi şekilde yetişmesini ve sahada iş bulmasını sağlamaya çalışıyoruz ama esas olan şu; okulumuza gelecek öğrenci kalitesinin en üst seviyeye çıkarılması. İşletmeler büyüdü. Meslek liselerinin sayısının artırılması gerekiyor" diye konuştu. "Nitelikli göç Asya’dan olmalı" Büyüyen işletmelerin ihtiyaçlarına ve meslek liselerinin sayısının artırılması gerektiğine dikkat çeken Öztürk, iş gücü göçü hakkında da şu değerlendirmelerde bulundu: "Nitelikli göç bence ülkemiz için getirilmeli, çalışma şartları kolaylaştırılmalı ama bu nitelikli göç dilimizin ve dinimizin, gelenek göreneklerimizin yakın olduğu Asya’dan olmalı. Böyle girişim şu şekilde var; Türk devletlerle yapılan anlaşma neticesinde, Türkiye’ye geleceklerin çalışma imkanları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıyla eş değer bir hale getirilmeye çalışılıyor. Böyle bir yasa çıktığını biliyorum." "Meslek liselerimiz önem kazanmaya başladı" Mesleki eğitimin öneminin sanayi için giderek arttığının altını çizen Başkan Öztürk, Körfez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nden her yıl mezun olan 90 öğrencinin 70’inin doğrudan staj yaptığı yerlerde veya kendi iş kolunda istihdam edildiğini söyledi. Öztürk, "Bu öğrencilerimizden 15’i yüksek öğrenim kurumlarına gidiyor, 5’i de kariyer planlamasını mezun olduğu meslekte değil, diğer meslek kolunda yapıyor. Aslında çok ciddi manada kendi mesleğini yapan insan sayısı artmaya başladı. Meslek liselerimiz önem kazanmaya başladı. Bizde bunun yaygınlaşması için elimizden geleni yapıyoruz. Ayrıca yine Oda olarak çalışma arkadaşlarımızla birlikte 60 öğrencimize niteliğini artırmak için burs veriyoruz" ifadelerini kullandı. "Meslek lisesinden mezun olmuş, mesleğini yapan hiçbir öğrenci asgari ücretle çalışmaz" Öztürk, meslek lisesi mezunlarının avantajlarına da değinerek, "Piyasayı gezin. Meslek lisesinden mezun olmuş, mesleğini yapan hiçbir öğrenci asgari ücretle çalışmaz. Bu çok önemli bir etkendir. Dünyanın neresine giderse gitsin, meslek sahibi insan ailenin geçimini en iyi şekilde sağlar. Ayrıca, şu çerçeveden de bakılması gerekiyor; meslek lisesinden mezun olan bir öğrencinin ekonomik sermayeye ihtiyacı yoktur. Serbest meslek yapabilmesi için birkaç arkadaşın bir araya gelmesiyle, hiçbir sermayeye tabii olmadan sadece bir vergi levhasıyla çıkıp serbest mesleği yapabilirler ama bir üniversite mezunu bunu yapamaz. Bu çerçeveden baktığımız zaman son yıllarda meslek liselerine öğrencilerimizin katılım oranı artmaya başladı. İnsanlarımız da bunun farkına varmaya başladı" dedi.
Trabzon 37 yıl sonra açtığı okulda öğrencilerle buluştu Avrasya Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ömer Yıldız, 1989-2004 yılları arasında Maçka Belediye Başkanlığı yaptığı dönemde ilçeye kazandırdığı önemli eğitim yatırımlarından biri olan, bugünkü adıyla Maçka Kayalar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ni (dönemin Hemşire Okulu) 37 yıl sonra ziyaret ederek öğrencilerle bir araya geldi. Okul Müdürü Ayhan Demirbaş’ın daveti üzerine okulun çok amaçlı salonunda "Bir İlkin Hikayesi" başlıklı bir söyleşi organize edildi. Söyleşiye okulun öğrenci ve öğretmenlerinin yanı sıra ilk mezunlarından hemşireler de katıldı. Yıldız’ın söyleşisini Avrasya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yavuz Özoran, Genel Sekreter Gülay Yeniçeri, SHMYO Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Eren Urtekin ve iş camiasından isimler de yerinde takip etti. Yıldız’dan konferans salonunu yenileme sözü Avrasya Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ömer Yıldız konuşmasında, "1989 yılında belediye başkanı seçildim ve Maçka’da göreve başladığımda ilçemiz adeta bir köy görünümündeydi. İlçede güzel görünen hiçbir şey yoktu. O zamanlar Trabzon’da sanayiciydim. Alüminyum fabrikamda 23 yaşımda iken 100’e yakın işçi çalışıyordu. Aynı dönemde Suudi Arabistan’a alüminyum ihraç ediyordum. 14 yaşında gurbete gitmiş bir insanım. 18 yaşında nüfus müdürlüğünün yanması ve nüfus kayıtlarının yok olması sonucu yaşımı büyüterek askere gittim. Daha sonra 20 yaşında işyeri açtım, 23 yaşında ise sanayici oldum. 1989 yılında da kendimi Maçka’mızda belediye başkanı olarak buldum. Dönemin Başbakanı rahmetli Turgut Özal’a mektup yazarak istifamı sundum. Özal, 21 Haziran’da Bayburt’un il oluşunu ilan etmek için Bayburt’a gelecekti. Programına Maçka mitingini de ekledi ve burada beni ikna etmeye çalıştı. Ayrılırken, şimdiki Fizik Tedavi Hastanesinin önünde otobüsünde bana ‘Bayburt’a gelecek misin?’ dedi. Ben de ‘Bir emriniz yoksa gelmeyeyim’ dedim. Ardından ‘Benden bir şey istiyor musun?’ diye sordu. Ben yine istifa mektubunu kendisine sundum. Bunun üzerine bana, ‘Ben senin ayağına geldim, ne istifasından bahsediyorsun? Benden istediğin bir şey var mı?’ dedi. Benim de cebimde bir istek listesi vardı ve birinci sırada Hemşire Okulu yazıyordu. O zamanlar Sağlık Meslek Liselerini hemşire okulu olarak adlandırıyorduk. 18 maddelik istek listemi kendilerine sundum. Bunun üzerine dönemin Sağlık Bakanı Halil Şıvgın’a dönerek, ‘Başkanı alın gidin Ankara’ya ve Sağlık Meslek Lisesini kurun’ dedi. Biz de eve bile gitmeden havalimanına geçtik ve geldikleri özel uçakla Ankara’ya gittik. Üç gün bekledim ve sonunda beni aradılar, ‘Gel yazını al’ dediler. Kağıdı elime aldığımda ‘Maçka Sağlık Meslek Lisesi kurulmuştur’ yazıyordu. O kağıt elimde Gençlik Parkı’nda ağaçların arkasına gizlenerek yarım saat ağladım. Daha sonra o yazıyla Trabzon’a geldim. O dönem Trabzon’da Enver Hızlan valimiz vardı. Biraz aksi bir adamdı. Geçen hafta da kendisiyle telefonla konuştum. Kendilerine yazıyı uzatarak, ‘Sayın Valim, Maçka’da bir okul açtık, bu yazıyı Maçka’ya havale etmeniz gerekir’ dedim. Yazıya baktıktan sonra bana, ‘Ne yaptın, sen vali misin? Nasıl okul açıyorsun benim haberim olmadan?’ dedi ve yazıyı koridorun ortasına doğru fırlattı. Ancak okulun açılışına o kadar sevinmiştim ki söyledikleri çok da umurumda değildi. Ardından dönemin Sağlık İl Müdürü Abdullah Uraloğlu’na gittim. ‘Abdullah Bey, Vali Beyin çok işi vardı, işlemi sizin yapmanızı istedi’ dedim. O da kabul etti ve yazıyı Maçka’ya havale etti. Ancak okulu kurduk fakat açacak yer yoktu. Çok sevdiğimiz bir kaymakamımız vardı, onunla birlikte Maçka’yı dolaştık. Lise binasının yanında eski bir bina vardı. Yıllardır girilmemiş bir binaydı. Aylarca orada çalıştık, binayı restore ettik ve okulumuzu açtık. Dönem başladı ancak kontenjan için tekrar Bakan Beye gittik. Bana ‘Zaman geçti’ dedi. Ben de ‘Sayın Bakanım çok emek harcadık, bu öğrencilerimizi almamız gerekir’ dedim, resmen yalvardım. Sonrasında bir karar aldırarak kırk öğrenci kontenjanı verdi, kırk öğrenciyi de yedek olarak açtı. Daha sonra aldırdığımız başka bir kararla yedek öğrencileri de kayıt ettirdik ve böylece okulumuz 80 öğrenci ile eğitim öğretime başladı. Bugün burada ilk mezunlarımızdan hemşirelerimizi görmek çok güzel. Aralarında emekli olanlar da var, bu duygu bize yeter. Güzel dilekleriniz için teşekkür ediyorum. O dönem bu okul ilçemizi çok önemli bir noktaya taşıdı. Akabinde yeni liseler, ilkokullar ve hastaneler derken ilçemizi yaşanılabilir, marka bir ilçe haline getirmiştik" dedi. Yıldız, ziyaretinde konferans salonunun eksiklerine de değinerek, "Bu kadar köklü, ülkenin bir ilçesinde kurulmuş ilk sağlık meslek lisesine bu görüntü yakışmaz. En kısa sürede restorasyonuna başlayacağız" dedi. Öğrencilerin sorularını da tek tek yanıtlayan Yıldız, söyleşi sonunda öğrencilerin isteği üzerine fotoğraf çektirmeyi de unutmadı.
İstanbul Beykoz sokaklarında annelerin izleri yaşatıldı Beykoz Belediyesi, Anneler Günü kapsamında ilçe genelinde dikkat çeken bir farkındalık çalışması gerçekleştirdi. İlçenin farklı noktalarında bulunan durak, park ve oturma alanlarına annelerin günlük hayatta sıkça kullandığı ifadelerin yer aldığı stickerlar yerleştirildi. "Hırkanı aldın mı? Burası esiyor", "Otobüse binince bana yaz" ve "Terli terli su içme" gibi sözlerin yer aldığı çalışma vatandaşların ilgisini çekti. Beykoz’un sahil kesimi ile mahalle aralarında uygulanan çalışma, sokaklarda renkli görüntüler oluşturd Beykoz Belediyesi tarafından Anneler Günü’ne özel hazırlanan uygulama ile annelerin hayatın içindeki sıcak ve koruyucu yaklaşımına dikkat çekild Beykoz Belediye Başkan Vekili Özlem Vural Gürzel, başta şehit anneleri olmak üzere tüm annelerin Anneler Günü’nü kutladı. Güzel, "Biz annelerimizin o bize çok söylediği uyarı cümlelerini sticker haline getirip, sahildeki parkımızda banklarımıza otobüs duraklarımıza, elektrik direklerimize yapıştırdık. Çünkü otobüsünü bekleyen bir gencin otobüsten inince bana mesaj at ya da bindiğinde beni ara gibi anne endişesi taşıyan cümleleri okuması içini ısıtacaktır diye düşündük, ya da sahilde bankta oturan bir gencin Üzerine hırkanı al, ceyranda kalma gibi cümleleri okuduğu zaman yanında annesini hissedeceğini düşündük. Dolayısıyla biz Beykoz’u bir anne şefkatiyle sardık sarmaladık" dedi.
Antalya Özel bireylerden Anneler Günü’ne anlamlı sürpriz Antalya Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren Demirgül Mola Evi’nde eğitim alan özel bireyler, Anneler Günü dolayısıyla hazırladıkları hediyelerle ailelerine duygu dolu anlar yaşattı. Öğretmenleri eşliğinde gerçekleştirilen etkinlikte özel bireyler, kendi el emekleriyle hazırladıkları hediyeleri annelerine takdim etti. Antalya Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesine bağlı Demirgül Mola Evi Anneler Günü’ne özel anlamlı bir çalışmaya imza attı. Düzenlenen atölye çalışmasında özel bireyler; boyama, süsleme ve çeşitli el işi etkinlikleriyle kendi hediyelerini hazırladı. Etkinlik boyunca hem keyifli vakit geçiren hem de üretmenin mutluluğunu yaşayan bireyler, ortaya çıkardıkları çalışmalarla annelerini mutlu etti. Özel bireyler, el emeğiyle hazırladıkları hediyeleri annelerine takdim ederken, aileler duygu dolu anlar yaşadı. Özel bireyler annelerini unutmadı Demirgül Mola Evi birim sorumlusu Saime Sümeyra Güngör, Mola Evleri’nde özel bireyler için düzenlenen etkinliklerle onların kendilerini ifade etmelerine, üretken bireyler olarak sosyal yaşamda yer almalarına katkı sağlamayı amaçladıklarını söyledi. Güngör, "Özel bireylerimiz, kendi emekleriyle anneleri için hediyeler hazırladı. Bu süreçte hem duygularını ifade etme fırsatı buldular hem de üretmenin mutluluğunu yaşadı. Bu tür etkinlikler onların sosyal gelişime de katkı sunmasının yanı sıra paylaşma, iletişim kurma ve birlikte hareket etme gibi sosyal yaşam becerilerinin gelişmesine önemli katkı sağlıyor" dedi. "Oğlumun gözünde melek olmak ayrı bir mutluluk" Velilerden Döne Sarıkula, hazırlanan hediye karşısında büyük mutluluk yaşadığını belirterek, "Çok büyük bir onur ve gurur duydum. Bir anne için gerçekten tarif edilmesi zor, çok güzel bir duygu. Hediyeyi çok beğendim. Bir insanın evladından aldığı en değerli hediyelerden biri diyebilirim. Oğlumun gözünde bir melek olmak ise benim için apayrı bir mutluluk oldu" diye konuştu. Özel bireyler annelerini duygulandırdı Velilerden Fatma Gökgöz ise öğretmenleri eşliğinde hazırlanan sürprizin kendisini duygulandırdığını ifade ederek, "Oğlum bana öğretmenleriyle birlikte çok anlamlı bir hediye hazırlamış. Çok beğendim ve gerçekten duygulandım. Ben hem anne hem baba olarak çocuğumu büyütüyorum. İyi ki oğlum var ve iyi ki benim evladım olmuş" dedi.
Mersin Mersin Kültür Yolu Festivalinde coşkulu başlangıç Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali, bu yıl ilk kez Mersin’de sanatseverlerle buluştu. Festivalin ilk gününde sergiler, konserler, söyleşiler, atölyeler ve çocuk etkinlikleri yoğun ilgi gördü. Mersin Arkeoloji Müzesinde açılan ’Hane’, ’Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri’ ve ’Yaşayan miras: Mersin’ sergileri ziyaretçilerden ilgi görürken, KKTC kültürünü yansıtan ’Ada Kıbrıs’ fotoğraf sergisi ile ’Genablaların Marifeti’ sergisi de sanatseverlerle buluştu. Festival kapsamında Mersin Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenen ’Carmina Burana’ gösterisi geceye damga vurdu. Carl Orff’un eserinin sahnelendiği performans, güçlü koro ve orkestra bölümleriyle izleyicilerden büyük beğeni aldı. Mersin Kültür Merkezinde düzenlenen ’FotoMaraton Mersin’ etkinliğinde profesyonel ve amatör fotoğrafçılar kentin tarihi ve kültürel dokusunu objektiflerine yansıttı. Festival kapsamında gerçekleştirilen söyleşi ve atölyelerde ise Mersin’in kültürel mirası ele alındı. ’Kültürün Mersin Rotası’ söyleşisi ile ’Yaylacılık’ konulu program katılımcılardan ilgi görürken, geleneksel el sanatlarına yönelik atölyelerde katılımcılar uygulamalı eğitim aldı. Mersin İdman Yurdu Meydanında kurulan ’Çocuk Köyü’ ise minik ziyaretçilerin buluşma noktası oldu. Oyun alanları, atölyeler ve interaktif etkinliklerle çocuklar festivalin renkli atmosferine ortak oldu.