EĞİTİM - 23 Kasım 2024 Cumartesi 11:46

Başarılarla dolu 45 yıllık öğretmenlik hayatına, önlüğünü kızına devrederek veda etti

A
A
A

Ağrı’da 45 yıllık öğretmenlik hayatının son 9 yılını kızıyla aynı okulda görev yaparak tamamlamaya hazırlanan Recep Kasar, meslek hayatındaki son Öğretmenler Günü’nü öğrencilerine ve okuluna veda ederek geçirdi.

Ağrı’da 1979 yılında öğretmenliğe başlayan ve 45 yıllık meslek hayatını tamamlayarak emekli olmaya hazırlanan Recep Kasar, son 9 yılında Ağrı İbrahim Çeçen İlkokulunda öğretmenlik yapan kızı Kübra Sultan Gökçe ile çalışma şansı elde ederek meslek hayatına unutulmaz bir anı bıraktı. Son Öğretmenler Günü’nde kızını sınıfında ziyaret eden Recep Kasar, öğretmenliğe başladığı dönemde kendisine verilen önlüğü kızına hediye ederek başarılarla dolu geçen 45 yılının emekli olduktan sonra kızı tarafından devam ettirilip yeni kuşaklara aktarılması temennisinde bulundu. Daha sonra son kez ders zilini çalan Kasar, öğrencilerin kendisine gösterdiği sevgi seli karşısında gözyaşlarını tutamayarak mesleğine veda etti.

Başarılarla dolu 45 yıllık öğretmenlik hayatına, önlüğünü kızına devrederek veda etti

İbrahim Çeçen Vakfı tarafından yaklaşık 40 yıl önce kurulan ve kentin eğitim tabanında çok büyük yeri olan İbrahim Çeçen İlkokulu’nun temelinin atıldığı dönemlerde öğretmenlik yaptığını belirten Müdür Yardımcısı Recep Kasar, yine İbrahim Çeçen tarafından yaptırılan Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra İbrahim Çeçen ilkokulunda kendisiyle beraber öğretmenlik yapma fırsatı bulan kızı Kübra Sultan Gökçe ile çalışmaktan duyduğu gururu dile getirerek, “Kızım İbrahim Çeçen Bey’in yaptırdığı üniversiteden mezun olduktan sonra yine İbrahim Çeçen tarafından yaptırılan İbrahim Çeçen İlkokulu’nda öğretmenlik yapıyor. Ben de bu okulda müdür yardımcısı olarak görev yapıyorum. Görev sürem doldu, emeklilik günüm geldi. Ben de önlüğümü çıkarıp kızıma devredeceğim. O da aynı şekilde bu öğretmenlik mesleğini ondan sonra gelecek nesle devretsin. Benim 4 tane öğretmen olan çocuğum var ve bunların hepsi İbrahim Çeçen Üniversitesi’nden mezun oldu. Torunum bu okulda birinci sınıf öğrencisi, annesi başka bir sınıfta sınıf öğretmeni ve bende bu okulda müdür yardımcısı olarak görev yapıyorum" şeklinde konuştu.

"Bu kadar yıl emek verdiği için babam adına çok mutluyum"

Babasıyla aynı okulda görev yapmanın kendisi için unutulmaz bir deneyim olduğunu belirten Kübra Sultan Gökçe, "Yaklaşık 9 yıldır babamla aynı okulda görev yapıyorum. Kendimi çok şanslı hissediyorum bunun için. Onun tecrübelerinden faydalandığım için çok mutluyum. Onunla görev yapmak benim için çok büyük bir gurur. Çok duygusalım, onunla görev yaptığım süre boyunca elini üzerimden hiç çekmedi. Hem evde hem de okulda birlikteydik. Bu bir kız çocuğu için çok anlamlı. Onun gitmesi beni biraz üzüyor ama biz yine beraberiz. Bu kadar yıl emek verdiği için onun adına çok mutluyum. İnşallah biz de onun gibi bir öğretmen oluruz. Babamın son Öğretmenler Günü’nü kutluyoruz. O bizim her yaşımızda öğretmenimiz" ifadelerine yer verdi.

İbrahim Çeçen Vakfı tarafından yaptırılan ve her türlü donanıma sahip olan ilkokul ve üniversiteden öğrenci olarak mezun olan kişilerin öğretmen sıfatıyla yeniden aynı okullara döndüğünü söyleyen Gökçe, “Ben İbrahim Çeçen Üniversitesi’nden mezun oldum ve İbrahim Çeçen İlkokulu’nda göreve başladım. Benim de şu an stajyerlerim var ve onlar da şu an İbrahim Çeçen Üniversitesi’nde okuyan arkadaşlar. Bu bir döngü aslında. İbrahim Çeçen İlkokulu’nda okuyan öğrencilerimiz de yine İbrahim Çeçen Üniversite’sine gidiyorlar ve oradan mezun olduktan sonra tekrar buraya öğretmen olarak dönüyorlar. Bu çok güzel bir şey. Stajyer arkadaşlarımıza da tecrübelerimizi aktarmaya çalışıyoruz" dedi.

Başarılarla dolu 45 yıllık öğretmenlik hayatına, önlüğünü kızına devrederek veda etti

Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği son sınıf öğrencisi olan Ömer Ülkü, İbrahim Çeçen’in eğitime sadece okullar yaparak değil öğrencilere de İbrahim Çeçen Vakfı olarak burs imkanı sağlamanın yanı sıra mesleki, sosyal ve kültürel alanlarda da destek verdiğini ifade ederek, "Ağrı İbrahim Çeçen İlkokulu’nda stajyer öğretmenlik yapıyorum. Burayı ilk duyduğumda çok şaşırmıştım. İbrahim Çeçen’in sadece üniversite yaptırdığını biliyordum ama sadece burada değil başka şehirlerde de okullar yaptırdığını öğrendim. Öğrencilere burs imkanı sağlıyormuş. bu okula gelince buranın üst düzey donanıma sahip olduğunu gördüm. İbrahim Çeçen’in eğitime ve öğrencilere çok büyük destek verdiğini öğrenmiş oldum. Okulumuzda uzman öğretmenler var, müdürlerimiz çok yardımcı oluyor. Başta İbrahim Çeçen olmak üzere rektörümüze, hocalarımıza çok teşekkür ederim" şeklinde konuştu.

Merve Gökbakan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.