GÜNDEM - 21 Ağustos 2025 Perşembe 08:06

Tıp Fakültesi binasıyla Ağrı sağlıkta bölgesel güç kazanacak

A
A
A
Tıp Fakültesi binasıyla Ağrı sağlıkta bölgesel güç kazanacak

Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nde yapımı süren Tıp Fakültesi binası açılışa hazırlanıyor. Yeni bina, sağlık eğitiminde altyapıyı güçlendirirken kentte sağlık hizmetlerinde de önemli bir gelişme sağlayacak.


Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nde yapımı süren Tıp Fakültesi dekanlık ve morfoloji binasında çalışmalar tamamlanma aşamasına geldi. 2022 yılında ihalesi yapılan binanın 2025 yılının sonuna kadar teslim edilmesi planlanıyor. Yeni bina, kentte sağlık alanında önemli bir dönüm noktası olacak.


Şu anda öğrenciler, eğitimlerini Eczacılık ve Fen Edebiyat Fakülteleri laboratuvarlarında ve Atatürk Üniversitesi’nde sürdürürken, yeni binanın hizmete girmesiyle kendi fakültelerinin amfi ve laboratuvarlarında çok daha donanımlı bir eğitim alabilecekler. 12 bin metrekare kapalı alana sahip olacak fakülte binasında 100 öğretim üyesi odası, 20 idari ofis, 28 laboratuvar, 4 amfi, 32 sınıf, 200 kişilik kütüphane ve büyük bir konferans salonu bulunacak. Fakülte tamamlandığında, klinik araştırmalar dışındaki tüm eğitim ve öğretim faaliyetlerini karşılayabilecek kapasiteye ulaşacak. Bu sayede Ağrı’da sağlık eğitiminde kalite ve altyapı önemli ölçüde güçlenecek. Diş Hekimliği Fakültesi’ni de açmayı planlayan Ağrı İbrahim Çeçen üniversitesi, bu adımla birlikte Ağrı’da sağlık alanındaki hizmet yelpazesini genişleterek halkın diş sağlığı hizmetlerinede erişimini kolaylaştıracak.



"Üçüncü mezunlarımızı vermeye hazırlanıyoruz"


Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İlhami Gülçin, fakültenin üniversitenin lokomotifi olduğunu belirterek, "Ağrı Tıp Fakültesi şu anda üçüncü mezunlarını vermeye hazırlanıyor. Öğrencilerimiz eğitimlerini Atatürk Üniversitesi ve üniversitemizin Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sürdürüyor. Bu kapsamda şimdiye kadar iki mezun verdik, önümüzdeki dönemde ise üçüncü mezunlarımızı vereceğiz" ifadelerine yer verdi.



"Yeni binamız eğitim kapasitesini artıracak"


Rektör Gülçin, Tıp Fakültesi binasının 200 kişilik bir kütüphaneye de sahip olacağını vurgulayarak, "Şu anda içinde bulunduğumuz bina, dekanlık ve morfoloji binası olarak geçiyor. Binamız 12 bin metrekare kapalı alan üzerine kuruluyor. Faaliyete geçtiğinde 100 öğretim üyesi odası, 20 dekanlık ve idari oda bulunacak. Fakülte morfoloji binası iki dekanlık katı olacak şekilde yapıldı ancak tamamı Tıp Fakültesine tahsis edilecek. Bununla beraber 16 öğrenci laboratuvarımız mevcut. Bu laboratuvarlar son derece donanımlı ve modern şekilde tasarlandı. Ayrıca 12 araştırma laboratuvarımız da yine son model cihazlarla donatılmış olarak teslim alınacak. Yani toplamda 28 laboratuvar bulunacak. Bunların dışında 100’er kişilik kapasiteye sahip 4 amfi yer alıyor. Bununla birlikte öğrencilerimizin eğitim-öğretimi için farklı büyüklüklerde 32 sınıf hazırlandı. Ayrıca fakültemizde konferans ve kongreler için kapsamlı, büyük bir konferans salonu mevcut olacak. Tıp fakültesi olmamıza rağmen kütüphane imkanlarımızın da güçlü olması gerekiyor. Bu amaçla 200 kişilik bir kütüphane de binamızda yer alacak. Binamız hizmete girdiğinde tıp fakültemizin klinik araştırmalar dışındaki tüm eğitim-öğretim faaliyetlerini karşılayabilecek kapasiteye ulaşacağız" dedi.



"Diş Hekimliği Fakültesi’ni açmayı hedefliyoruz"


Tıp Fakültesi binasının tamamlanmasının ardından Diş Hekimliği Fakültesi için de çalışmalara başlanacağının müjdesini veren Rektörü Prof. Dr. İlhami Gülçin, "Bu sene biraz geç kaldık ama önümüzdeki yıl Diş Hekimliği Fakültesini de açıyoruz. YÖK, öğrenci kontenjanını onayladı. 2025-2026 eğitim-öğretim yılında Tıp Fakültesi’nin yanında Diş Hekimliği Fakültemiz de öğrenci alacak. Böylece Ağrı halkına diş hekimliği alanında da hizmet vermeye başlayacağız" şeklinden konuştu.



"Ağrı sağlıkta bölgesel bir merkez olacak"


Ağrı’nın sağlık alanında önemli bir adım atacağını söyleyen Rektör Gülçin, "Üniversitemizin imkanları, altyapısı ve özellikle sağlık alanındaki yatırımları konusunda doğru bilgileri halkımızla paylaşmaya devam edeceğiz. Rektörlük dönemimiz boyunca araştırma hastanesi, tıp fakültesi ve diş hekimliği fakültesi en büyük önceliklerimiz olacaktır. Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde Ağrı halkı, tam donanımlı bir araştırma hastanesi ile diş hekimliği fakültesine kavuşacaktır. Bu gelişmelerle birlikte Ağrı, sağlıkta bölgesel bir merkez olma yolunda önemli bir adım atmış olacak. Şu anda mevcut öğretim üyelerimiz arasında çok ciddi projeler üreten hocalarımız var. Örneğin TÜSEP kapsamında ‘diyabetli hastalarda yara koruyucu ve yara iyileştirici yüzey oluşturmak’ amaçlı bir projemize 3 milyon lira destek sağlandı. Daha önce de aldığımız bu tür desteklerin devamını yakın gelecekte de almayı umuyoruz. Bu projeler, araştırma altyapısının olgunlaştırılması açısından son derece önemlidir" diyerek araştırma ve eğitim kapasitesinin artırılmasının önemine dikkat çekti.


Ağrı İbrahim Çeçen üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerinden Malik İbrahim, tıp fakültesi binasıyla eğitimlerinde kalitenin artacağını vurgulayarak, "Şu an eğitimimizi diğer fakültelerden destek alarak sürdürüyoruz. Kendi fakültemize geçtiğimizde çok daha verimli ve donanımlı bir eğitim alacağımıza inanıyorum. Fakültemize ait binanın tamamlanmasıyla ileri düzey laboratuvarlarda ve amfilerde eğitim göreceğiz. Klinik dönemler için ayrı alanlarımız olması derslerimizin verimliliğini artıracak ve hastaneye yakın fakültemiz uygulamalı eğitim açısından büyük avantaj sağlayacak" dedi.



Tıp Fakültesi binasıyla Ağrı sağlıkta bölgesel güç kazanacak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Göktaş: "Çocukların dijital dünyada güçlendirilmesine yönelik küresel iş birliğimizi ortak zeminde pekiştirdik" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Ankara’da iki gün süren ‘Çocukların Dijital Ortamlarda Korunmasına İlişkin Uluslararası Politika ve Uygulama Paylaşımı’ zirvesine ilişkin, "Zirvede, pek çok bakandan ortak bir irade ortaya çıktı. Çocukların dijital dünyada güçlendirilmesine yönelik küresel iş birliğimizi ortak zeminde bir kere daha pekiştirmiş olduk" dedi. Bakan Göktaş, Bakanlığın ev sahipliğinde UNICEF ve Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilciliği iş birliğiyle düzenlenen ‘Çocukların Dijital Ortamlarda Korunmasına İlişkin Uluslararası Politika ve Uygulama Paylaşımı’ zirvesini değerlendirdi. Zirveye, 21 ülkeden üst katılımcıyla beraber 13 farklı ülkeden bakanlar katıldığını belirten Göktaş, 2 günlük zirvenin en önemli tarafının çocukların sürece dahil edilmesi olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın zirveye teşrif etmesinin, çocuk odaklı politikalarındaki güçlü iradeyi ortaya koyduğunu aktaran Göktaş, "Zirvede, pek çok bakandan ortak bir irade ortaya çıktı. Çocukların dijital dünyada güçlendirilmesine yönelik küresel iş birliğimizi ortak zeminde bir kere daha pekiştirmiş olduk" dedi. Bakan Göktaş, dünyada pek çok ülkenin benzer sıkıntılarla karşı karşıya kaldığını vurgulayarak, "Çocuklarımız ve gençlerimiz dijital dünyada bilgiye kolayca erişebildiği gibi risklerle de maalesef karşı karşıya kalabiliyor. Özellikle akran zorbalığı, uygun olmayan içerikler, psikolojik, fiziksel ve zihinsel olarak olumsuz etkileyen içeriklere çok sık maruz kalabiliyorlar" ifadelerini kullandı. "Çocuklarımızı dijital dünyanın risklerine karşı yalnız bırakmamalıyız" Çocukların Dijital Ortamlarda Korunması: Uluslararası Politika ve Uygulama Paylaşımı Zirvesi’nde katılımcı bakanların, akademisyenlerin, uzmanların, politika yapıcıların ve çocukların benzer konuları dile getirdiğini bildiren Göktaş, "Çocukların bu zirvede yer alması bizler için çok kıymetliydi. Çünkü çocuklara yönelik karar aldığımız politikalara onları da dahil etmemiz, fikirlerini, önerilerini almak oldukça önemli" diye konuştu. Göktaş, 15 yaş altı çocuklar için sosyal medya düzenlemesinde veya çocukları dijital dünyada korunmasında sürecin önemine dikkati çekerek, şunları kaydetti: "Teknik ve mevzuat düzeyinde pek çok güçlendirmeyi yapmamız gerekiyor. Çocukları ve gençleri sürece dahil etmeliyiz. Diğer yandan, ailelere, öğretmenlere ve çocuklara dijital okuryazarlık konusunda eğitim vererek güçlendirmemiz gerekiyor. Çocuklarımızı sosyal medyanın, dijital dünyanın risklerine karşı yalnız bırakmamalıyız. Teknoloji şirketlerinin, özellikle teknoloji üretirken çocuklarımızı risklerden koruyacak şekilde yapılandırmasını özellikle önemsiyoruz. Bu kapsamda ülke olarak pek çok çalışmayı hayata geçirdik. Hâlihazırda TBMM Genel Kurulu’nda, 15 yaş altındaki çocuklara yönelik sosyal medya düzenlememiz görüşülüyor." "Bu zirvemiz, uluslararası farkındalığı artırmaya yönelik çok önemli bir zemin oldu" Çocukların dijital dünyada korunmasına yönelik eylem planı hayata geçirdiklerini hatırlatan Göktaş, aynı zamanda dijital dünyada çocuk hakları sözleşmesini hayata geçirerek, bu konuda uluslararası boyutta farkındalık oluşturduklarını söyledi. Amaçlarının, çocukları dijital dünyada faydalarından istifade etmelerini sağlarken, risklere karşıda tedbirler almak olduğunu aktaran Bakan Göktaş, yarının dünyasının bunu gerektirdiğini, bu kapsamda çocukları ve ailelerin yalnız bırakılmaması gerektiğini vurguladı. Değişen ve dönüşen dünyada teknolojiye karşı aileleri ve çocukları güçlendirmek, farkındalığı artırmak ve regülasyonları sağlamak zorunda olduklarını ifade eden Göktaş, "Bu zirvemizin hayırlara vesile olmasını diliyoruz. Bu zirvemiz, gerçekten uluslararası farkındalığı artırmaya yönelik çok önemli bir zemin oldu. Türkiye olarak bu konularda öncüyüz. Pek çok ülkeden olumlu geri dönüşler oldu. Katılamayan ülkeler ‘keşke burada olsaydık’ diyerek önerilerini iletti" dedi. Göktaş, şu değerlendirmelerde bulundu: "Riskler eskiden sokaktaydı. Kapılarımızı kapattığımızda çocuklarımızı koruyabiliyorduk. Fakat maalesef artık çocuklarımıza yönelik tehditler doğrudan yan odamızda, hatta taşıdıkları cihazlarda. Biz politika yapıcıları olarak, bu konuda güçlü bir iş birliği zemini oluşturmaya karar verdik. Ülke olarak yürüttüğümüz öncü çalışmaların, farklı ülkelere de ilham olduğunu görmek bizlere mutluluk veriyor. Bu iş birliğimizi daha da güçlendirmemiz lazım. Zira bu konularla tek başına bir ülkenin mücadele etmesi mümkün değil. Küresel şirketler, teknolojilerini hızla geliştirirken zaman zaman aileler, politika yapıcıları bu süreçlerde yalnız kalabiliyor. Bu ortak zemin bizler için çok kıymetli. Önümüzdeki dönemlerde de farklı alanlarda bir araya geleceğiz ve dijital dünyada çocukları korumaya yönelik pek çok tedbiri, güçlendirme mekanizmalarını hayata geçirmeye devam edeceğiz."
Muş Muş’ta "Gençliğine İyi Bak 3: Ailene Sahip Ol" projesi hayata geçirildi Muş Gençliği Uyuşturucu ile Mücadele Derneği tarafından hazırlanan proje, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından kabul edildi. Muş Gençliği Uyuşturucu ile Mücadele Derneği tarafından hazırlanan "Gençliğine İyi Bak 3: Ailene Sahip Ol" projesi, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından onaylanarak hayata geçirildi. Proje kapsamında Muş İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürü Asliye Kılıç başkanlığında dernek ile iş birliği protokolü imzalandı. Projenin gençlerin uyuşturucu ile mücadele konusunda bilinçlendirilmesi ve aile bağlarının güçlendirilmesini hedefleniyor. İmzalanan protokol ile birlikte proje resmen uygulamaya alınırken, çalışmalar Muş genelinde çeşitli etkinliklerle sürdürülecek. Projenin özellikle gençlerin sosyal farkındalığını artırmayı ve zararlı alışkanlıklardan uzak durmalarını sağlamayı amaçladığını ifade eden Muş Gençliği Uyuşturucu ile Mücadele Derneği başkanı Alparslan Bingöl, "Aile temelli önleme ve bilinçlendirme stratejilerine odaklanan proje; aileyi merkeze alan, kadını ve anneyi güçlendiren, toplumu bütüncül bir yaklaşımla sürece dahil eden ve bilimsel ile kültürel temellere dayanan bir model ortaya koymayı amaçlıyor. Öte yandan proje kapsamında yürüttüğümüz çalışmalar, ‘Maddeden Manaya Yolculuk’ mottosu ile sahaya yansıtılıyor. Bu yaklaşım, gençlerin içe dönük dünyasına dokunmayı ve toplumsal farkındalık oluşturmayı hedeflerken; yürütülen faaliyetlerin yalnızca bir sosyal sorumluluk çerçevesinde kalmayıp, zorluklarla mücadele eden gençler ve aileler için umut olmasını hedefliyoruz. Projelerin hayata geçirilmesinde devlet desteği önemli bir rol oynuyor. Başta Valimiz Sayın Avni Çakır olmak üzere emeği geçenlere teşekkür ederim" dedi.