- 05 Aralık 2022 Pazartesi 10:46

ASÜ’de kadına yönelik şiddetle mücadele paneli

A
A
A
ASÜ’de kadına yönelik şiddetle mücadele paneli

Aksaray Üniversitesi (ASÜ) Rektörü Prof.

Aksaray Üniversitesi (ASÜ) Rektörü Prof. Dr. Yusuf Şahin, kadına yönelik şiddetin hem dini hem ahlaki hem de milli değerlerle hiçbir suretle bağdaşmayacağını ve toplumsal bilincin yükselmesiyle bu sorunun aşılabileceğini söyledi.


İktisadi ve İdari Bilimleri Fakültesi (İİBF) “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Paneli” düzenledi. Konusunda uzman isimlerin katıldığı panelde kısa bir konuşma yapan Rektör Şahin, bu hususun, üzerinde dikkatle durulması gereken önemli bir konu olduğunu dile getirdi. Kanunlar, yasalar ve kurumlarla bu sorunun bir noktaya kadar aşılabileceğini, esas noktanın bireylerin zihni dönüşüm yaşaması olduğunu anlatan Şahin, “Bunu sağlamak adına da herkese düşen çeşitli sorumluluklar var. Biz, ASÜ’de gerek derslerde gerekse sosyal ve kültürel etkinliklerde bu konuya sürekli olarak dikkat çekiyoruz. Bunların yanı sıra paydaşlarımızın çalışmalarına akademik olarak gereken katkıları veriyoruz ve buna her zaman hazırız. Düzenlediğimiz bu etkinlik de zihni bir dönüşümün sağlanmasına dair atılan güzel bir adımdır” dedi.


İİBF Dekanı Prof. Dr. Gülin Tabakan ise, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Bir toplum, cinslerden yalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini elde etmesiyle yetinirse, o toplum yarı yarıya zayıflamış demektir. Bizim toplumumuzun uğradığı başarısızlıkların sebebi kadınlara karşı ihmal ve kusurdur” sözlerine atıf yaparak konuşmasına başladı. Kadına değer vermeyen toplumların geri kalmaya mahkûm olduklarını kaydeden Prof. Tabakan, kadına yönelik şiddetle ilgili hem Türkiye’de hem de dünyada çok üzücü bir tablonun göründüğünü belirtti. Nedeni ne olursa olsun, sadece kadının değil hiçbir canlının şiddeti hak etmediğine dikkat çeken Dekan Gülin Tabakan, “Kadına yönelik şiddetle mücadelede ilerleme sağlanabilmesi için yasal düzenlemeler ve hukuksal mekanizmaların yanı sıra toplum içinde de farkındalık oluşturulması ve duyarlılığın arttırılması gerekmektedir. Kadınların toplumsal rol ve statülerinin yükseldiği, eşitlikçi, demokratik bir toplum ve kadına şiddetin olmadığı bir dünya temenni ediyorum” diye konuştu.


Yapılan açılış konuşmalarının ardından İİBF Yönetim Bilişim Sistemleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Zeliha Seçkin’in modere ettiği panele geçildi. Panelde Aksaray Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi Müdürü Sevgi Akbulut, Aksaray Kadın Konukevi Müdürü Tuğba Özer ve Aksaray Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı Aslıhan Girgin birer sunum yaptı. Vali Yardımcısı Şeyma Polat Balak’ın da katıldığı program, soruların yanıtlanması ve belge takdimleriyle son buldu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bulgaristan 5 yılda 8’inci kez sandık başında: Türkiye’de 27 sandık kuruldu Bulgaristan’daki erken genel seçimler için İstanbul’da oy verme işlemi başladı. Beşiktaş’ta sabah saatlerinde başlayan oy verme işlemiyle, seçmenler sandık başındaki yerini aldı. İstanbul’da kurulan sandıklarda yoğunluk yaşandığı görüldü. Bulgaristan’da son 5 yıldır devam eden siyasi istikrarsızlık nedeniyle seçmenler bir kez daha sandık başına gidiyor. Ülkede yaklaşık 6,5 milyon kayıtlı seçmenin katılımıyla gerçekleştirilecek erken genel seçimler, son 5 yıl içinde yapılan 8’inci seçim olma özelliği taşıyor. Yurt dışında yaşayan Bulgaristan vatandaşları için de birçok ülkede sandık kurulurken, Türkiye genelinde toplam 27 noktada oy verme işlemi gerçekleştirilecek. İstanbul’da Bulgar vatandaşlarının yoğun olarak yaşadığı bölgelerden biri olan noktada bulunan Şehit Büyükelçi İsmail Erez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde kurulan sandıklarda sabah saatlerinden itibaren yoğunluk oluştu. Sabah erken saatlerde oy vermek için sandık başına gelen Bilal Yıldırım "Bulgaristan seçimleri ile ilgili görevimizi yapmaya geldik. Sultangazi’deyiz üç-beş yıldır buradayız. Oy atacağımız partiyi tam tanımıyoruz seçim sonucu ne olur bilemiyorum. Biraz haklarımızı gasp ettiler. Onları düzeltmek lazım. Bizim orada emeğimiz var bizim emeğimizi gasp ettiler. Emekli maaşımız düzgün değil. Düşük maaşlarımız bu konu ile ilgili bir şeyler yapılsın" dedi. Oy kullanmaya gelen Hatice Akçay ise " Haklarımızı almak için oy kullanıyoruz. Orda da haklarımızı almak, biz ile ilgili partilerin kazanmasını istiyoruz. Rahat giriş-çıkış olsun" ifadelerini kullandı. Bir başka seçmen Mehmet Cesur ise "Bugün vatandaşlık görevimizi yerine getirmeye çalışıyoruz. Sabah erken geldik diye düşünüyorduk ama bayağı bir yoğunluk var. Bu bizim için iyi bir şey. Herkes görevini layığı ile yerine getirirse olaylar daha farklı gelişir bu da iyi olur. Hepimiz için iyi olur" şeklinde konuştu. Oy kullanmaya gelen Ayşe Şen " Hak eden kazansın. Bir oy kaçırmadık bu zamana kadar. Türklük orada da olsa kaybolmasın" şeklinde konuştu.
Adana Adana’da "Güney Sarısı" bereketi: Yerli ırk üreticinin yüzünü güldürüyor ADANA (İHA) – Adana’nın yerli sığır ırklarından "Güney Sarısı"nın süt kalitesi ve verimi, üreticilerin yüzünü güldürürken, ırkın korunması ve geliştirilmesine yönelik çalışmalar da hız kazandı. Yerli "Güney Sarısı" sığır ırkının korunması ve yaygınlaştırılması amacıyla yürütülen farkındalık çalışmaları kapsamında üreticiler ile sektör temsilcileri bir araya geldi. Kozan İlçe Tarım ve Orman Müdürü Mutlu Karataş ile teknik personelin katılımıyla gerçekleştirilen programda, ilçede yetiştiricilik yapan Zafer Karabulut’un üretim tesisinde incelemelerde bulunuldu. Toplantıda, yerli "Güney Sarısı" ırkının süt verimi ve kalite özellikleri ele alınırken, elde edilen sütün katma değerli ürünlere dönüştürülmesine yönelik yapılabilecek çalışmalar değerlendirildi. Üreticilerin gelir seviyesini artırmaya yönelik projeler üzerine fikir alışverişinde bulunulurken, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen eğitim faaliyetleri kapsamında yetiştiricilere süt üretim süreçleri hakkında bilgilendirme yapıldı. İlçede yaklaşık 2 bin 500 baş yerli "Güney Sarısı" sığır varlığının bulunduğu belirtilirken, bu önemli gen kaynağının korunması, saf olarak sürdürülebilirliğinin sağlanması ve elde edilen sütün ekonomiye kazandırılması için çalışmaların sürdüğü kaydedildi. Bölgede sayılarının 10 ila 15 bin arasında olduğu ifade edilen "Güney Sarısı" ırkının, yemden yararlanma ve zorlu iklim şartlarına uyum kabiliyetiyle öne çıktığına dikkat çeken İlçe Tarım ve Orman Müdürü Mutlu Karataş, "Melez ve yüksek verimli saf ırklarda 1 kilogram yeme karşılık ortalama 4 kilogram süt elde edilirken, bu ırkta bu oran 6 kilograma kadar ulaşabilmektedir" dedi.
Gaziantep Bahar aylarında tescilli lezzet Beyran’a yoğun ilgi Gaziantep’in tescilli lezzetlerinden, padişah yemeği olarak bilinen beyran, bahar aylarında da yoğun ilgi görmeye devam ediyor. Özellikle mevsim geçişlerinin etkisiyle artan grip ve soğuk algınlığı vakaları, vatandaşları doğal ve geleneksel yöntemlere yönlendirirken, beyran bu noktada adeta şifa kaynağı olarak öne çıkıyor. Sabahın erken saatlerinden itibaren beyran salonlarının yolunu tutan vatandaşlar, hem lezzetli bir öğün tüketiyor hem de hastalıklara karşı direnç kazandıklarına inanıyor. Bağışıklık sistemini güçlendirdiği düşüncesiyle tercih ediliyor Kuzu eti, et suyu, pirinç, sarımsak ve çeşitli baharatlarla hazırlanan beyran, özellikle bağışıklık sistemini güçlendirdiği düşüncesiyle tercih ediliyor. Beyran ustaları ise yılın her döneminde yoğunluk yaşandığını ancak bahar aylarında bu ilginin daha da arttığını belirtiyor. Vatandaşların özellikle soğuk algınlığı, halsizlik ve kırgınlık şikayetleriyle geldiğini ifade eden usta Yusuf Pektaş, "Beyran hem doyurucu hem de içenleri terleterek rahatlatıyor. Bu yüzden hasta olan da sağlıklı olan da tercih ediyor" dedi. Gaziantep mutfağının en önemli değerlerinden biri olan beyran, sadece yerli halkın değil, şehre gelen turistlerin de ilgisini çekmeye devam ediyor. Geleneksel yapımı ve güçlü aromasıyla dikkat çeken bu özel yemek, dört mevsim sofralardaki yerini korurken, özellikle bahar aylarında adeta şifa niyetine tüketiliyor" dedi. "Biz beyranı doğal bir antibiyotik olarak görüyoruz" Beyran yemeğine ilginin her mevsim yoğun olduğunu söyleyen usta Yusuf Pektaş, "Beyran, haşlanmış pirinç ve kuzu etiyle yapılır. Et olarak genellikle kuzunun kürek kısmı tercih edilir. Ayrıca yaklaşık 12 saat kaynatılarak hazırlanan ilikli kemik suyu kullanılır. Biz beyranı doğal bir antibiyotik olarak görüyoruz. Yaklaşık 80 yıl önce beylere hitap eden bir yemek olduğu için ‘beyran’ adını almıştır. Misafirlerimiz bazen beyranı çorba olarak adlandırır ancak biz buna katılmıyoruz. Beyran bir çorba değil, sulu bir ana yemektir. Oldukça doyurucudur; içerisinde pirinç ve et bulunur. Sağlık açısından da önemli bir yere sahiptir. Özellikle kış aylarında hastalandığımızda hastaneye gitmeden önce bol acılı ve sarımsaklı beyran tüketiriz. Ardından dinleniriz ve ertesi güne daha enerjik uyanırız. Beyran kolajen içerir. İçerisinde sarımsak ve ilikli kemik suyu bulunduğu için doğal bir antibiyotik olarak kabul edilir. Beyranın belirli bir zamanı yoktur, günün her saatinde tüketilebilir. Sabah kahvaltısında, öğle yemeğinde, akşam ya da gece saatlerinde tercih edilebilir. Yaz aylarında ise sıcak havalar nedeniyle sabah saatlerinde çok tercih edilmez. İçeriğindeki pul biber, sarımsak ve kemik suyu sıcak havada ağır gelebilir. Ancak akşam serinliğinde yeniden yoğun ilgi görür. Beyranın fiyatı 360 TL’dir ve bizde her gün bulunur. Hazırlık sürecinde, önceden elde edilen ilikli kemik suyu ocağa alınır ve yüksek ateşte yaklaşık 4-5 dakika kadar özleşmesi sağlanarak servise hazır hale getirilir" şeklinde konuştu. "En çok tercih edeceğimiz yemek kesinlikle beyran olur" Ankara’dan geldiklerini belirten vatandaş Kubilay Yorulmaz, "Gittiğimiz birçok yerde bu tarz özgün tatları bulamıyoruz. Bu yüzden özellikle beyran yemek için buraya geldik. Gerçekten çok memnun kaldık, ustanın eline sağlık. Gaziantep gastronomi açısından çok zengin bir şehir. Sadece beyran değil, diğer yemekler de oldukça lezzetli. Ama en çok tercih edeceğimiz yemek kesinlikle beyran olur" diye konuştu.