POLİTİKA - 18 Nisan 2026 Cumartesi 17:42

KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman: "Kıbrıs Türk halkı azınlık statüsünü zinhar kabul etmez"

A
A
A
KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman: "Kıbrıs Türk halkı azınlık statüsünü zinhar kabul etmez"

Antalya Diplomasi Forumu’nda konuşan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kıbrıs Türk halkının azınlık statüsünü asla kabul etmeyeceğini, siyasi eşitlik ve egemenlik haklarından vazgeçmeyeceğini belirterek, "Kıbrıs Türk halkı bu adada azınlık statüsünü zinhar kabul etmez. Hakkımız oradadır ve hakkımızı yedirmeyiz" dedi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde bu yıl beşinci kez düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) ikinci gününde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kıbrıs meselesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" temasıyla Belek turizm bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forumda konuşan Erhürman, Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitlik ve egemenlik haklarından geri adım atmayacağını, çözüm iradesinin ise Türkiye Cumhuriyeti ile tam koordinasyon içinde sürdürüldüğünü söyledi.

Erhürman, Kıbrıs Türk halkının tarihi mücadelesinin doğru okunması gerektiğini belirterek, "Kıbrıs Türk halkının kimlik oluşum sürecinin yani 1878’den bugüne kadar olan sürecinin doğru değerlendirilmesi herkese şunu gösterir. Kıbrıs Türk halkı bu adada azınlık statüsünü zinhar kabul etmez. Bütün mücadelesi de bunun üstünden yürümüştür. Dolayısıyla bugün itibarıyla da böyle bir ihtimal Kıbrıs Türk halkı için yok hükmündedir. Kıbrıs Türk halkı siyasi anlamda eşit ve egemenlik haklarının peşinde olan bir hattır ve çözüm iradesinde olan bir hattır" ifadelerini kullandı.

"İzolasyonlar haksızdır, kabul edilmesi mümkün değildir"

Kıbrıs Türk halkının geçmişte de çözüm yönünde irade ortaya koyduğunu dile getiren Erhürman, 2004 ve 2017 yıllarındaki süreçleri hatırlatarak bu iradenin Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte ortaya konduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın forumdaki konuşmasına da atıfta bulunan Erhürman, adada adil, kalıcı ve sürdürülebilir çözümden yana olduklarını ifade etti.

Kıbrıs Türk halkı üzerindeki izolasyonların hukuk dışı olduğunu vurgulayan Erhürman, "Kıbrıs Türk halkı üzerindeki izolasyonlar haksızdır. Asla kabul edilmesi mümkün değildir" dedi. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin 2004 referandumunun ardından yayımladığı raporda, bu izolasyonların hiçbir meşru gerekçesinin bulunmadığının açıkça ifade edildiğini belirten Erhürman, Avrupa Birliği raporlarında da benzer değerlendirmelerin yer aldığını söyledi. Erhürman, buna rağmen Kıbrıs Türk halkının hem temel hakları ihlal edilen hem izolasyonlara maruz bırakılan hem de adadaki iki eşit kurucu ortaktan biri olma statüsü zedelenen bir halk konumunda tutulduğunu kaydetti.

"Türkiye ile tam koordinasyon içinde ne söylediğimizi de ne yaptığımızı da biliyoruz"

Konuşmasında Türkiye-KKTC eşgüdümüne özel vurgu yapan Erhürman, Kıbrıs meselesinde ortaya konulan siyasal hattın son derece net olduğunu söyledi. Türkiye Cumhuriyeti ile tam koordinasyon içinde hareket ettiklerini belirten Erhürman, "Dolayısıyla biz ne söylediğimizi de ne yaptığımızı da Türkiye Cumhuriyeti’yle tam bir koordinasyon içerisinde çok iyi biliyoruz. Bunun da dünya tarafından anlaşılması gerektiğini biliyoruz" diye konuştu.

Erhürman, dünyanın yeni bir evreden geçtiğine ilişkin değerlendirmelere de değinerek, uluslararası ilişkilerde kuralların ve ilkelerin geri plana itilmesinin insanlık açısından olumsuz sonuçlar doğuracağını söyledi. Erhürman, insanlığın geçmişte medeniyetin rafa kaldırılmaya çalışıldığı dönemlerden geçtiğini ancak sonrasında yeniden kurallı yaşama ve diyalog zeminine döndüğünü ifade etti. Erhürman, kısa süre içinde haklı konumdaki Kıbrıs Türk halkının haklarını almasını sağlayacak bir sürecin yeniden görünür hale geleceğini kaydetti.

"Sorunun kaynağı paylaşım iradesinin olmaması"

Kıbrıs sorununun neden çözülemediğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Erhürman, temel meselenin Kıbrıs Rum liderliklerinin adadaki doğal zenginlikleri, doğal kaynakları ve yönetim erkini Kıbrıslı Türklerle paylaşmak istememesi olduğunu savundu. Erhürman, "Sorunun kaynağı şu; Kıbrıs Rum liderlikleri Kıbrıs’ta doğal zenginlikleri, doğal kaynakları ve tabii ki iktidarı Kıbrıslı Türklerle paylaşmak istemiyor" dedi.

Montana sürecini örnek gösteren Erhürman, dönemin Rum lideri Nikos Anastasiadis’in dönüşümlü başkanlığı kategorik olarak reddettiğini hatırlatarak, bunun kabul edilebilir olmadığını söyledi. Erhürman, "Herhangi bir yapı olacak ortada ve biz bileceğiz ki tarih boyunca bir Kıbrıslı Türk o yapıyı asla başkan olarak yönetemeyecek. Ben bunun bir hukukçu olarak, siyasi eşitlik olarak kabul edilmesini kat’a mümkün görmem" dedi.

"Birinci aşama güven artırıcı önlemler"

Erhürman, çözüm için ortaya koydukları yaklaşımın aşamalı bir yöntem içerdiğini belirterek, yıllardır anlamlı bir müzakere sürecinin bulunmadığını söyledi. Bu süreçte Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs Türk tarafını yok sayarak çeşitli ülkelerle güvenlik, enerji ve deniz yetki alanları başta olmak üzere birçok konuda anlaşmalar imzaladığını ifade eden Erhürman, bunun güvensizliği daha da artırdığını kaydetti.

Bu nedenle ilk aşamada Lefkoşa’da iki liderin karşı karşıya gelerek hem Kıbrıs Türk halkının hem de Kıbrıs Rum halkının hayatını kolaylaştıracak güven artırıcı önlemler üzerinde karar alması gerektiğini söyleyen Erhürman, "Lefkoşa’da bir tane yeni kapı, bir tane yeni geçiş noktası açabildiğini ispatlayamayan iki liderin, Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümü gibi 60 senedir devam eden bir sorunun çözmesini hiç kimse bekleyemez" ifadelerini kullandı. Erhürman, 5+1 formatına ilişkin değerlendirmesinde ise Kıbrıs Rum liderliklerinin muhatap olarak Kıbrıs Türk tarafını değil, doğrudan Türkiye’yi alma eğiliminde olduğunu savundu.

"İzolasyonlar kalkacaktı ama hâlâ sporcularımız yarışamıyor"

Kıbrıs Türk halkının geçmiş deneyimlerinin kendilerine önemli dersler verdiğini belirten Erhürman, Annan Planı sonrası verilen sözlerin tutulmadığını da dile getirdi. Kıbrıslı Türklerin çözüm yönündeki iradesine rağmen izolasyonların kaldırılmadığını ifade eden Erhürman, sporculardan iş insanlarına, akademisyenlerden arkeologlara kadar birçok kesimin hâlâ uluslararası alanda ciddi engellerle karşılaştığını söyledi.

Erhürman, "Benim sporcularım hâlâ uluslararası müsabakalarda yarışamıyor. Benim iş insanlarımla benim üniversite insanlarımla bugün yurt dışına çıkışta, bir yerlerde temsiliyette sorun yaşanıyor. Benim arkeologlarımın yazdığı makalelerin yayınlanması engelleniyor uluslararası dergilerde. Kimseyle kavgamız patırtımız yok. Ama hakkımız oradadır. Ve hakkımızı yedirmeyiz" diye konuştu.

"Silahlanma ve büyük devletlere yaslanma çabası nafiledir"

Konuşmasının son bölümünde adadaki güvenlik dengelerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Erhürman, Kıbrıs Rum tarafının silahlanma ve büyük devletleri arkasına alma siyasetiyle Türkiye’ye karşı bir askerî denge kurmaya çalıştığını düşündüğünü söyledi. Böyle bir yaklaşımın gerçekçi olmadığını belirten Erhürman, bunun hem Rum halkı hem de Türk halkı açısından ciddi riskler doğurabileceğini ifade etti. Erhürman, "Zannediyorsun ki silahlanma ve bazı büyük devletleri arkana almak suretiyle Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı bir askeri denge oluşturacaksın. Bu nafile bir çabadır, realist değildir, gerçekleşmesi zaten mümkün değildir. Bil ki hiçbir coğrafyada o büyük abiler arkada durmazlar, senin önüne geçenler. Ve senin de iraden ciddi şekilde zedelenir" ifadelerini kullandı.

Adada alınan tek taraflı kararların yalnızca bir tarafı değil, tüm halkları riske attığını söyleyen Erhürman, "Benim halkım kendi iradesi olmadan alınan kararlar üzerinden risk altına sokulmayı kabul etmez" dedi.

Begüm Aksoy - İbrahim Sönmez



 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Bakan Murat Kurum’dan yeniden inşa için Türkiye’den küresel seferberlik mesajı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "İki yıl gibi kısa bir sürede 455 bin konut vatandaşlarımıza teslim edildi. Burada elde edilen bilgi, beceri ve tecrübeyi tüm dünyaya aktaracağız. Bununla da yetinmedik; Türkiye’de 500 bin sosyal konut projesini başlattık. Bu projeyle de edindiğimiz deneyimi küresel ölçekte paylaşma kararlılığındayız" dedi. Antalya Diplomasi Forumu 2026 kapsamında düzenlenen sohbet paneline katılan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, yaptığı konuşmada COP31 sürecinin uygulama ve icra odaklı bir yaklaşım olduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadele, afet yönetimi ve yeniden inşa konularındaki tecrübelerini uluslararası alana taşıdığını ifade etti. 6 Şubat depremleri sonrası yürütülen konut seferberliği, Sıfır Atık Projesi ve çevre yatırımlarına da değinen Kurum, artan küresel krizler karşısında ülkelerin kendi kendine yetebilir olması gerektiğini belirterek, Türkiye’nin savunma, enerji ve gıda alanlarında güçlü ve bağımsız bir ülke olma hedefini vurguladı. "Yeni kararlardan ziyade eylemin, icraatın ön planda olduğu bir süreç olacak" Bakan Kurum, "Bugüne kadar birçok farklı kadar karar alındı. Ama insanlık, tam da bu krizlerin ortasında artık bizden yeni karardan ziyade uygulama bekliyor, aksiyon bekliyor, netice bekliyor. Biz de COP31’i aslında geleceğin COP’u olarak nitelendiriyoruz, değerlendiriyoruz. Ve bugüne kadar alınmış kararları uygulamaya geçiren, hayata geçiren, bu kötü gidişata dur diyen bir COP olarak görüyoruz. Antalya’nın da bir hikayesi var. Burası tarihin en büyük yangınlarından birini yaşadı. Manavgat’ta o zaman birçok köyümüzde insanların hatıraları, evleri, maalesef tarlaları ve ağaçları yandı, yok oldu. Hızlı bir şekilde müdahale ettik. Bu zararları telafi etmek için insanlarımızın evlerini, iş yerlerini, ahırlarını yaptık ama o hatıralar geri gelmiyor. Yani o elli yıllık bir zeytin ağacını düşünün; belki orada tüm ailenin çocukları büyüdü. Orada hikayeleri var. O hikayeler de maalesef yok oluyor. Bugün iklim değişikliğinin etkilerini herkes hissediyor. Her dünya halkı maalesef olumsuz etkileniyor. Biz de bu noktada artık bu iklim değişikliğini durduracak aksiyon boyutuna geçmeliyiz. Yani yeni kararlardan ziyade eylemin, icraatın ön planda olduğu bir süreç olmalı. Türkiye’de de inşallah tüm dünyaya öncülük edeceğiz" dedi. "İki yıl gibi kısa bir sürede 455 bin konut vatandaşlarımıza teslim ettik" "6 Şubat’ta asrın felaketi dediğimiz bir deprem yaşadık. Gerçekten 7,8 büyüklüğünde, 11 ilimizi etkileyen 108 bin kilometrekarelik alanda, 14 milyon insanımızın yaşadığı o felaketi gördük" diyen Bakan Kurum, "Türkiye, iki yıl içinde dünyada eşi benzeri görülmemiş bir seferberlikle, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 11 ilde 3 bin 481 şantiyede, saatte 23 bin 550 konut üretir hale geldi. Üretilen konutların tamamı depreme dirençli olarak inşa edildi. Aynı zamanda yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanıldığı, ısı yalıtımlı, kendi atığını dönüştürebilen yapılar olarak hayata geçirildi. İki yıl gibi kısa bir sürede 455 bin konut vatandaşlarımıza teslim edildi. Burada elde edilen bilgi, beceri ve tecrübeyi tüm dünyaya aktaracağız. Bununla da yetinmedik; Türkiye’de 500 bin sosyal konut projesini başlattık. Bu projeyle de edindiğimiz deneyimi küresel ölçekte paylaşma kararlılığındayız" şeklinde konuştu. Yeniden inşa için Türkiye’den küresel seferberlik mesajı Filistin’de, Suriye’de, İran’da, Ukrayna’da ve Rusya’da yaşanan savaşların ardından yeniden inşa süreçlerinin gündeme geldiğini belirten Kurum, "Türkiye olarak biz de böyle bir yeniden seferberlik sürecine hazır olduğumuzu, sahip olduğumuz bilgi ve tecrübeyi paylaşmaya hazır olduğumuzu ifade ediyoruz. Dolayısıyla aslında afetler nedeniyle tüm bu adımları atıyoruz. Türkiye’nin bu tür afetlerden daha az etkilenmesi adına çalışmalarımızı sürdürüyor, ilgili muhatap ülkelerle iş birliği içinde bu süreci yürütüyoruz" dedi. "Biz hiçbir zaman sözde çevreci olmadık her zaman icraatla, eylemle ve somut adımlarla bu hassasiyetimizi ortaya koyduk" "2017 yılında başladık ve saygıdeğer Hanımefendi Emine Erdoğan’ın himayelerinde yürüttüğümüz, bugün ise dalga dalga büyüyerek tüm dünyada çevre ve farkındalık alanında bir marka haline gelen Sıfır Atık Projesi’ni büyütüyoruz" diyen Bakan Kurum, "Her sektörle, her bakanlıkla birlikte çalışıyoruz. Sıfır Atık Bankamız var ve bu yapı, tüm sektörleri kapsayan adımlar atılmasına katkı sağlıyor. Bakanlığımız da aynı şekilde her sektörü içine alan çalışmalar yürütüyor. Çünkü kaynaklar sonsuz değil. Ağacımız, havamız, suyumuz sınırlı. Hatta su, önümüzdeki süreçte çok daha kıymetli hale gelecek. Bu nedenle suyumuzu da korumamız gerekiyor. Burada asıl yapılması gereken, sıfır atık bilincini ve anlayışını toplumun tamamına yerleştirmektir. Peki buradaki başarının nedeni nedir? Bence samimiyet. Biz bu sürece samimiyetle yaklaştık ve tüm sektörleri kapsayan adımlar attık. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve saygıdeğer eşi bu projeye sahip çıktılar. Aslında çevreye sahip çıktılar. Biz hiçbir zaman sözde çevreci olmadık her zaman icraatla, eylemle ve somut adımlarla bu hassasiyetimizi ortaya koyduk" ifadelerini kullandı. Çevre projelerinde kararlılık ve samimiyet vurgusu Millet bahçeleriyle ülke genelinde 1 milyona ulaşan bir yeşil alan inşa ettiklerini dile getiren Kurum, "Bu projeleri kısa sürede hayata geçirdik ve her geçen gün artırıyoruz. Şimdi de kıyılarımızla ilgili "Mavi" projelerimizi yürütüyoruz. Bu kapsamda mapa-şamandıra projelerini hayata geçirdik ve yaklaşık 800 noktada uygulama gerçekleştirdik. Bu sayede kıyılarımızı koruyacak önemli adımlar atıyoruz. Ayrıca depozito iade sistemine geçiyoruz. Bu yıl inşallah 81 ilimizin tamamında atıkların ekonomiye kazandırıldığı sistemi çok daha güçlü bir şekilde hayata geçireceğiz. Tüm bunlar aslında samimiyetle ve iyi niyetle yürütülen projelerdir. Kadınlarımız da her zaman olduğu gibi bu süreçte yanımızda yer alıyor, projeye destek veriyor. Biz de bu destekle daha çok çalışmaya devam ediyoruz" diye konuştu. "Dünyadaki bu savaşlar bitmeyecek, Önümüzdeki süreçte su ve gıda güvenliğiyle ilgili ciddi problemler de yaşanacak" Dünyadaki bu savaşların bitmeyeceğini dile getiren Kurum, "Bugün de var, yarın da olacak, sonraki süreçlerde de devam edecek. Elbette isteriz ki hiç olmasın. Ancak anlık krizlerle dünya karşı karşıya kalabiliyor. Fotoğrafın bütününe baktığımızda, bu gerçeği göz ardı etmemek gerekiyor. Ya bu kötü gidişata dur diyeceğiz ya da bu kötü gidişat ile birlikte biz de yok olacağız. Yaşadığımız afetler de bize açıkça gösteriyor ki, sistemdeki sorunları çözmek zorundayız. Savaşların sonucunda ülkelerde anlık krizler ve sıkıntılar yaşanıyor. Nitekim son döneme baktığımızda bu tür krizlerin giderek arttığını görüyoruz. Önümüzdeki süreçte su ve gıda güvenliğiyle ilgili ciddi problemler de yaşanacak. Bu nedenle her ülkenin kendi kendine yetebilir olması gerektiğini düşünüyoruz" dedi. "Her alanda kendi kendine yeten güçlü bir Türkiye hedefliyoruz" "Türkiye olarak biz de bu doğrultuda adımlar atıyoruz" diyen bakan Kurum, "Türkiye kendi kendisine yeter. Her alanda kendi kendine yetebilen savunma sanayisinde üretim ve ihracat gerçekleştiren, istihdam oluşturan ve geleceğe umutla bakan bir Türkiye inşa etmek istiyoruz. Bu yöndeki mücadele yaklaşık 24 yıldır sürüyor. Enerji bağımsızlığını sağlamış, gıda alanında kendi kendine yeten ve hatta ihracat yapan, savunma sanayisinde dünyada söz sahibi olmuş bir ülke olmayı hedefliyoruz. Üretimde ise teknoloji hayati bir öneme sahip. Çünkü teknoloji olmadan ilerleme sağlamak maalesef mümkün değil. Finansal önemli bu noktada da adımlarımızı atacağız" şeklinde konuştu.
Kocaeli Trendyol Süper Lig: Kocaelispor: 1 - Göztepe:1 (Maç sonucu) Trendyol Süper Lig 30. haftasında Kocaelispor, sahasında karşılaştığı Göztepe ile 1-1 berabere kaldı. Maçtan dakikalar (İkinci yarı) 77. dakikada Göztepe atağında topu uzaklaştırmak isteyen Show’un rakibi Antunes’e müdahalesinin ardından her iki oyuncu da yerde kaldı. Ardından Show ikinci sarıdan kırmızı kart görerek oyundan ihraç edildi. 82. dakikada ceza sahası içinde Keita’nın pasında kale alanı içinde topla buluşan Darko Churlinov yakın mesafeden gelişine vurdu ancak top üst direkten oyun alanına döndü. 87. dakikada Jeferson’un ortasında kale alanında önünde topla buluşan Antunes ayağının içiyle arka direğe gönderdi ancak kaleci Serhat uzanarak topu oyun alanına geri gönderdi. 90+6. dakikada ceza sahası içinde Karol Linetty’nin Antunes’in müdahalesinin ardından yerde kaldığı pozisyon sonrasında hakem Ali Yılmaz penaltı noktasını gösterdi. 90+7 penaltıda topun başına geçen Serdar Dursun’un sol tarafa şutunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu. 1-1 Stat: Kocaeli Hakemler: Ali Yılmaz, Ogün Kamacı, Mücahid Adem Çelebi Kocaelispor: Serhat Öztaşdelen, Ahmet Oğuz (Mahamadou Sissoho dk. 89), Anfernee Dijksteel, Hrvoje Smolcic, Massadio Haidara, Joseph Nonge Boende, Cafumana Show, Habib Ali Keita (Karol Linetty dk. 89), Rigoberto Rivas (Serdar Dursun dk. 64), Tayfur Bingöl (Darko Churlinov dk. 74), Daniel Agyei Yedekler: Gökhan Değirmenci, Furkan Gedik, Ahmet Sagat, Deniz Ceylan, Samet Yalçın, Muhammed Efe Küçük Teknik Direktör: Selçuk İnan Göztepe: Mateusz Lis, Allan, Heliton, Malcom Bokele, Ogün Bayrak (Arda Okan Kurtulan dk. 25), Anthony Dennis (Musah Mohammed dk. 72), Novatus Miroshi, Amin Cherni, Efkan Bekiroğlu (Alexis Antunes dk. 72), Juan (Guilherme dk. 78), Janderson (Jeferson dk. 78) Yedekler: Ekrem Kılıçarslan, Şamil Öztürk, Taha Altıkardeş, Filip Krastev, Uğur Kaan Yıldız Teknik Direktör: Stanimir Stoilov Goller: Serdar Dursun (dk. 90+7 pen.) (Kocaelispor), Janderson (dk. 3) (Göztepe) Kırmızı kart: Cafumana Show (dk. 77) (Kocaelispor) Sarı kartlar: Massadio Haidara, Karol Linetty, Darko Churlinov (Kocaelispor), Janderson, Arda Okan Kurtulan, Anthony Dennis, Guilherme, Novatus Miroshi, Alexis Antunes, Heliton (Göztepe)