GÜNDEM - 21 Nisan 2024 Pazar 12:10

Arkadaşa ikram ile başlayan içli köfte serüveni fabrika açtırdı

A
A
A
Arkadaşa ikram ile başlayan içli köfte serüveni fabrika açtırdı

Aksaray’da memurken evde yaptığı yemekleri iş yerinde arkadaşlarına ikram eden ve bir süre sonra arkadaşlarının sürekli içli köfte istediği kadının yemek serüveni yemek fabrikasına dönüştü.


Önce arkadaşlarından sipariş alarak yemek yapan, sonra belediyenin hanımeli pazarında yemek yapıp satan, ardından küçük bir dükkanda çeyizinden kalan küçük tencere ve küçük tüp ile yemek üretimini devam ettiren kadın şimdi açtığı yemek fabrikasında 25 kişilik istihdamı ile günlük 2 bin kişiye yemek yapıyor.


Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesinde radyoloji memuru olarak çalışırken memleketi Hatay’ın yemeklerini iş arkadaşlarına ikram ederek tattıran Nuriye Akar, bir süre sonra arkadaşlarının ısrarı üzerine ücret karşılığında sipariş almaya başladı. Arkadaşlarından aldığı siparişlerini evde hazırlayarak satan Nuriye Akar (54), memuriyetten emekli olduktan sonra Aksaray Belediyesi tarafından açılan Hanımeli Pazarı ile tanıştı. Yine belediye tarafından verilen yemek kurslarına katılarak başarıyla tamamladıktan sonra haftada 1 gün semt pazarında tezgah açan Nuriye Akar, Hatay mutfağına ait yemekleri satmaya başladı. 2018 yılından 2022 yılının sonuna kadar Hanımeli Pazarında ürün satan Nuriye Akar, orada edindiği tavsiyeler üzerine küçük bir dükkan tutarak piknik tüpü ve çeyizinde sakladığı tencere ile öğrencilere yemek yapıp satmaya başladı. Bir süre sonra dükkanını büyüten Akar, işini de büyütme kararı aldı. Organize Sanayi Bölgesinde açtığı yemek fabrikası ile endüstriyel yemek ve tabildot yemek satışına başlayan Nuriye Akar, fabrika bünyesinde 25 kişiyi istihdam ederek günlük 2 bin kişiye yemek yapıyor. Alışılagelmiş menülerle yapılan endüstriyel yemek servisinden ayrı hizmet veren Akar, tamamen doğal ürünlerle ev yemekleri yaparak bu servis anlayışını da değiştirdi. Şimdi ise okullar, fabrikalar ve kamu kurumlarına yemek üreten Nuriye Akar, Hanımeli Pazarında emek veren kadınlara da örnek oluyor.



25 çalışanıyla günlük 2 bin kişiye yemek pişiriyor


Memurluktan yemek fabrikası serüvenine geçiş sürecini anlatan Nuriye Akar, her şeyin arkadaşlarına olan ikramıyla başladığını söyledi. İkramın ardından iş arkadaşlarından yoğun bir talep aldığını diye getiren Akar, “Devlet memurluğundan emekli oldum. Çalıştığım dönemlerde de sürekli bir şeyler üretiyordum. Memleketim Hatay olduğu için biberli ekmek, içli köfte, humus yapıyordum. Bunları iş yerindeki arkadaşlarıma ikram ederken baktım ki maliyeti çok yüksek olacak. Sonrasında arkadaşlarım da üzüldü ve biz satın alalım dediler. Böyle başladı ufak ufak. Hiç ticareti bilmezken, yani memur zihniyeti ile baktığımız için sonrasında emekliliğim yakındı ve emekli oldum. Sonra Aksaray Belediyesinin Hanımeli Pazarı açtığını duydum. Oraya müracaat ettim ve 3 aylık kursuna katıldım. Sonra da bana yer verdiler. Orada tezgah açtım ve kendi ürettiğim salça, baharatlar, yöresel ürünlerimi sergiledim. Çok da güzel bir tanıtım oldu ve oranın bana müşteri olarak çok faydası oldu. Sonrasında hanımeli bana yetmez olunca ticareti bilmediğim için önce cesaret edemedim ama küçük bir dükkan kiraladım. Burada çeyizimden kalmış küçük bir tencere, elimdeki tüm paramı da dükkan kirasına verdiğim için tencerem ve küçük tüpüm ile başladım. Küçük tencerem ve küçük tüpüm hala durur, onlar benim uğurum. Okul öğrencilerine yemek yaptım, yiyenler memnun kaldığı için onlar etrafa söylediler. Sonra ilk olarak kuruma 9 kişilik yemek siparişi aldım. Elim ayağıma dolaştı nasıl yapacağım diye. Lezzetimden hiçbir korkum yoktu ama sistemi bilmediğim için endişe duydum. Sistemi kısa sürede öğrendim. Yemekleri tamamen el emeği, mutfak lezzeti tadında ürettim. Hanımeli pazarı ve ardından dükkan ve 1,5 yıl dükkan işletmeciliğinden sonra bu fabrikaya yolcuğum böyle başladı. Şu anda fabrikada 25 kişi istihdam ediyorum. Şu anda geldiğim konum bin 800 - 2 bine yakın müşteriye yemek veriyorum. İlk işçi aldığımda maaşları nasıl öderim diye tedirgin oldum ama lezzetime güvendiğim için kısa sürede iyi bir yere geldim. Fabrika yemeği çıkarıyorum ama yemeğin içine işçilik katarak ev yemeği lezzetinde yapıyorum. Dışarıdan hazır ürün almadan tamamen kendimiz burada üretiyoruz. Salçasından baharatına kadar, pastamız ve tatlılarımız tamamen kendi doğal üretimimiz” dedi.



Arkadaşa ikram ile başlayan içli köfte serüveni fabrika açtırdı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."