ASAYİŞ - 16 Ağustos 2023 Çarşamba 16:15

Geri dönüşüm tesisi alev alev yanıyor

A
A
A

Aksaray’da geri dönüşüm tesisinde sıkıştırılmış balyaların yanmasıyla başlayan yangın kısa sürede tesisi alevler içinde bıraktı. Açık alanda bulunan balyalar rüzgarında etkisiyle adeta alev topuna döndü. Yangın söndürme çalışmaları halen devam ederken, hava ve yangının sıcaklığından etkilenerek fenalık geçiren 3 itfaiye eri hastaneye kaldırıldı. Alevlerin hakim olduğu fabrikadaki yangın dron ile havadan görüntülendi.

Yangın, Aksaray - Adana Karayolu Organize Sanayi Bölgesinde bulunan geri dönüşüm tesisinde çıktı. Edinilen bilgiye göre, tesise getirilen ve sıkıştırılarak balya haline getirilen geri dönüşüm malzemeleri bilinmeyen bir nedenden tutuştu. Balyalar rüzgarında etkisiyle kısa sürede adeta alev topuna döndü. Dumanları gören vatandaşların durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirmesi üzerine olay yerine polis, jandarma, itfaiye, Ulusal Medikal Kurtarma (UMKE), İl Afet Acil Durum (AFAD) Müdürlüğü ve 112 Acil Yardım ekipleri sevk edildi. Kısa sürede olay yerine intikal eden Aksaray Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü ekipleri 4 koldan yangına müdahale ederken, AFAD ekipleri de itfaiye ekiplerine destek verdi. Polis ve jandarma ekiplerinin bölgede güvenlik önlemleri aldığı yangında UMKE ve sağlık ekipleri de hazır bekledi. Hava sıcaklığının 42 dereceye ulaştığı Aksaray’da hem hava sıcaklığı hem de yangının sıcaklığıyla 3 itfaiye eri fenalık geçirdi. Olay yerinde bulunan 112 Acil Yardım ekipleri tarafından müdahale edilen itfaiye erleri Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisine kaldırıldı. Tedavi altına alınan itfaiye erlerinin sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi. Yangını söndürme çalışmaları sürüyor. 

Geri dönüşüm tesisindeki alevler don ile görüntüiendi

Aksaray’da geri dönüşüm tesisinde sıkıştırılmış balyaların yanmasıyla başlayan yangın kısa sürede tesisi alevler içinde bıraktı. Alevlerin hakim olduğu fabrikadaki yangın dron ile havadan görüntülendi.

Yasin Can

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Psikolojik destek ertelenmemeli: Dibe vurmayı beklemeyin Fiziksel hastalıklarda hızla doktora başvurulurken, ruhsal zorlanmalarda "kendi kendine geçer" inancıyla hareket edilmesi mevcut sorunları daha da derinleştiriyor. 10 Mayıs Dünya Psikologlar Günü vesilesiyle ruh sağlığının önemine değinen Medipol Sağlık Grubu’ndan Klinik Psikolog Pelin Ankay Kudu, toplumda psikolojik destek alma konusunda hâlâ ciddi çekinceler bulunduğunu belirterek profesyonel ruhsal desteğin de şart olduğunu ifade etti. Günlük hayatın stresi, yoğun tempo ve taşınan duygusal yükler bireylerin ruh sağlığını giderek daha fazla zorluyor. 10 Mayıs Dünya Psikologlar Günü kapsamında önemli uyarılarda bulunan Medipol Mega Üniversite Hastanesi Klinik Psikoloğu Pelin Ankay Kudu; toplumdaki "etiketlenme" ve yargılanma korkusuna dikkat çekerek, ruh sağlığının en az beden sağlığı kadar önemsenmesi gerektiğini ve psikolojik desteğin kesinlikle ertelenmemesi gerektiğini vurguladı. Ruh ve beden sağlığı bir bütündür Kudu, psikolojik destek alma kültürünün toplumda yeterince yerleşmediğini belirten Kudu "Bizim toplumumuzda güçlü olmak, her şeyi tek başına halletmekle ilişkilendiriliyor. Oysa ruh ve beden sağlığı bir bütündür. Nasıl fiziksel bir rahatsızlıkta doktora başvuruyorsak, ruhsal zorlanmalarda da psikolojik destek almak doğal bir ihtiyaçtır" dedi. Psikolojik destek alma sürecinin önünde etiketlenme ve yargılanma korkusu gibi engeller bulunduğunu ifade eden Kudu, bu nedenle birçok kişinin destek almayı ertelediğini söyledi. Ertelenen sorunlar daha karmaşık hale geliyor Psikolojik sorunların ertelendikçe daha derin ve karmaşık hale gelebildiğine dikkat çeken Kudu, "Psikolojik destek almak için mutlaka büyük bir travma yaşamak gerekmiyor. Kişi kendini iyi hissetmediği her durumda destek alabilir. Ancak uzun süren mutsuzluk, tükenmişlik, ilişkilerde zorlanma ve günlük işlevselliğin bozulması gibi durumlarda mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır" diye konuştu. Gençler daha bilinçli ama destek erişilebilir olmalı Son yıllarda gençlerin psikolojik desteğe bakış açısının daha bilinçli ve olumlu olduğunu belirten Kudu, "Gençler destek alma konusunda daha istekli. Ancak bu desteğin erişilebilir ve sürdürülebilir olması gerekiyor" dedi. Ebeveynlere de çağrıda bulunan Kudu, "Aileler bazen çocuklarının psikolojik destek almasına çekingen yaklaşabiliyor. Ancak bu durum sorunların daha ağır şekilde geri dönmesine neden olabilir. Psikolojik destek almak bir gereklilik olarak görülmelidir" ifadelerini kullandı.
Erzurum ASKON Başkanı Turan: ’’Anneler geleceğin en güçlü güvencesidir’’ Anadolu Aslanları İş Adamları Erzurum Şube Başkanı Yavuz Selim Turan, Anneler Günü nedeniyle yayınladığı mesajda, "Bizi millet yapan değerlerin her birimizde hayat bulmasında, yaşatılmasında en çok annelerimizin payı vardır" dedi. Başkan Yavuz Selim Turan, annelerin hakkının hiç bir zaman ödenemeyeceğini ifade ederek: ’’Anne sadece insanı dünyaya getiren değil aynı zamanda insanın doğduğu andan itibaren hem koruyucusu, hem bakıcısı, hem de öğretmenidir. Sevgi ve şefkatle, sağlıklı nesillerin yetiştirilmesinde büyük bir sorumluluk üstlenen annelerimiz, aile ve toplum hayatının temel direğini oluşturmaktadır. Bizi millet yapan değerlerin her birimizde hayat bulmasında, yaşatılmasında en çok annelerimizin payı vardır. Annelerimiz bize hayatı öğreten, bizi büyüten ve bizleri sevgisiyle ve şefkatiyle kucaklayan en değerli hazinemizdir. Onlar merhametin ve fedakarlığın vücut bulmuş halidir. Anneler günü, sadece biyolojik annelerin değil, aynı zamanda tüm anne ve annelik görevini üstlenen herkese hitap etmektedir" şeklinde konuştu. "Cennet annelerin ayakları altındadır" Toplumun temelini oluşturan aile kurumunu sevgisiyle ve fedakârlıklarıyla bir arada tutan, aile hayatını huzur ve mutluluk deryasına dönüştüren annelerin en değerli varlıklar olduğunu hatırlatan Turan, " Onların değerini kaybetmeden zamanında bilmek, başımıza taç etmek ve gönüllerini hoş tutmak bizler için bir görevdir. Yüce dinimizin "Cennet annelerin ayakları altındadır" ifadeleri ile kutsallıkları belirtilen annelerimiz, her zaman her şeyin en iyisine ve en güzeline layıktır. Bu duygu ve düşüncelerle, başta ülkemizin birlik ve beraberliği için canlarını feda eden şehitlerimizin ve gazilerimizin anneleri olmak üzere bütün annelerin Anneler Günü’nü kutluyor, huzur ve mutluluklar diliyorum. Bizleri bugünlere ulaştıran annelerimizin Mübarek Kurban Bayramını tebrik eder hayırlara vesile olmasını diliyorum" diye konuştu.
İzmir İzmir’de özel çocuk anneleri mutlu İzmir’de yaşayan 49 yaşındaki Songül Okçu ile down sendromlu ve otizmli kızı Miray Okçu’nun hayatı, İzmir Büyükşehir Belediyesi Yurdoğlu Engelli Çalışmaları Merkezi’yle değişti. Kızının merkezde aldığı eğitimlerle önemli aşamalar kaydettiğini, kendisinin de psikolojik destek alıp çeşitli kurslara katıldığını belirten Okçu, "Hayatımıza can geldi, renk geldi. Arkamızda dağ gibi durdular. Hayatımıza ışık oldular" dedi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü, sadece kentte yaşayan engelli bireylere değil onlara en büyük emeği veren annelerinin de hayatlarına dokunuyor. 9 yaşındaki down sendromlu ve otizmli kızı Miray Okçu’yu İzmir Büyükşehir Belediyesi Yurdoğlu Engelli Çalışmaları Merkezi’ne götüren anne Okçu, tıpkı kızı gibi kendi hayatına da renk geldiğini söylüyor. İleri düzeyde bilişsel, algısal ve hareket gelişimi bozukluğuna sahip Miray Okçu, özel eğitim alırken, anne Songül Okçu ise aynı merkezde yoga, dans, resim gibi eğitimlere katılıyor, gezilere gidiyor ve psikososyal destek alıyor. Merkeze gelmeye başlamadan önce hayatlarının tek düze olduğunu söyleyen Okçu, "Hayatımızda renk yoktu, ışık yoktu. Umutlarımız tükenmişti. Hem çocuğum hem de kendim hayattan kopmuştuk. Hayatımıza can geldi, renk geldi. Özel olduğumuzu, yalnız olmadığımızı burada anladık. Arkamızda dağ gibi durdular. Burada hayatımıza ışık oldular" diye konuştu. "İyi ki özel çocuk annesiyim diyorum" "Özel çocuk annesi olmak; mücadele, emek ve sabır demek. Tüm anneler elbette mücadelecidir ama bizim çabamız çoğu zaman iki kat fazla olmak zorunda kalıyor" diyen Okçu, anneliği "beklemek" kavramıyla tanımladı. "Anne; ocağın başında, hasta çocuğunun başında bekler. Beklemediği tek şey ise sevgidir" ifadelerini kullanan Okçu, merkezin kendilerine karşılıksız destek sunduğunu belirtti. Kızının merkeze başladığında merdivenleri inip çıkamadığını anlatan Okçu, hareket eğitimi dersleri sayesinde artık bunu bağımsız şekilde yapabildiğini söyleyerek, "Sadece engelli çocuklara değil, bizim gibi özel çocuklara sahip annelere olan destekleri, anlatsam kelimelere sığmaz. Burayı tanıdıktan sonra ‘iyi ki özel çocuk annesiyim’ diyorum. Başkan Tugay’ın burasını açtığını duydum ve koşarak geldim. Özel ilgiyle karşılandım. Özel bir çocuk annesi olarak özel bir muamele gördüğüm tek alan burası oldu" ifadelerini kullandı. "Artık çaresiz ve yalnız değiliz" Engelli çocuk anneleri için toplumda empati duygusunun gelişmesi gerektiğini belirten Okçu, "Bu kurumdan aldığım desteği toplumun her alanında görmek isterim. Bizi anlayın, farkında olun, birlikte olalım ve bize destek olun. Bu merkezi normal bir kurum olarak görüyordum ama hizmet aldıkça ‘kurum’ kelimesi çok hafif kaldı. Çünkü burası bizim için ev, sıcak bir yuva, sığındığımız bir liman oldu. Bizimle o kadar ilgililer ki ‘özel’ kelimesi benim hayatımda sadece ‘özel çocuğu olan anne’ olarak vardı. Benim bugüne kadar hiç özel bir diyetisyenim olmadı, özel bir psikoloğum, özel aile danışmanım olmadı; ta ki buraya gelene kadar. Artık çaresiz ve yalnız değiliz. Bunu iliklerime kadar hissediyordum" sözlerine yer verdi. "Başkan Tugay sayesinde yalnız olmadığımızı hissettik" Merkezde sadece kızının eğitim alacağını düşünürken, aslında kendi hayatının da değiştiğini söyleyen Okçu, "Her alanda bütün aktivitelerden yararlanıyorum. Geziler yapıyoruz; ilk kez Ödemiş’e gittim. Psikoloğumuz var, diyetisyenimiz var. Sağlıklı yaşamı öğrendim ve 6 kilo verdim. Burada yoga yapıyorum, dans eğitimlerine katılıyorum, el sanatları, resim derslerine katılıyorum. Burası bizim nefes aldığımız bir yer. Çünkü özel çocuk anneleri olarak zorlanıyoruz. Böyle kurumlar ve Başkan Tugay sayesinde artık yalnız olmadığımızı hissettik. Özel çocuk anneleri olarak artık güçlüyüz, dik duruyoruz ve özgüven sahibiyiz. Bunun mimarı olan Başkan Tugay’a yürekten teşekkür ediyorum" dedi. Okçu, kızının merkeze gelmeden önce kendi vücuduna zarar verdiği için kask ve eldiven takmak zorunda olduklarını, ancak merkezde aldığı eğitimlerden sonra gelişme kaydettiğini ve bu gibi önlemler almamaya başladıklarını sözlerine ekledi.
Erzurum Tanfer: ’’Anneler geleceğimizin mimarıdır" Erzurum Kent Konseyi Başkanı Hüseyin Tanfer, Anneler Gününedeniyle bir mesaj yayımladı. Başkan Tanfer, "Annelerimize duyduğumuz saygı ve sevgi, sağlam ve huzurlu bir toplumun temelini oluşturur" ifadelerine yer verdi. Kent Konseyi Yürütme Kurulu Adına Başkan Tanfer, yayımladığı mesajında şu ifadelere yer verdi; "Annelik, insanlığın varoluşundan beri kutsal ve saygı duyulan bir kavram olmuştur. Annelerimiz, yaşamın yanı sıra sevgi, şefkat, merhamet ve insani değerleri de bizlere aşılayan, varlığımızın temelini oluşturan önemli varlıklardır. Anneler geleceğimizin mimarıdır. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın yetişmesinde annelerimizin rolü ve sorumluluğu unutulmayacak bir gerçektir. Toplumumuzun temel yapı taşları olan anneler, geleceğimizi şekillendiren önemli bir güçtür. Annelerimizin fedakarlıklarını ve emeğini hiçbir maddi değerle ölçmek mümkün değildir. Onlara gösterebileceğimiz en büyük saygı ve sevgi, sadece özel günlerde değil, her daim yanlarında olarak ve değer verdiğimizi göstererek hayatlarını kolaylaştırmak ve bunu içtenlikle ifade etmektir" dedi. ’Ana Gibi Yar Olmaz’ Annelere duyulan saygı ve sevginin, sağlam ve huzurlu bir toplumun temelini oluşturduğunu hatırlatan Tanfer, "Peygamber Efendimizin "Cennet, anaların ayakları altındadır" hadis-i şerifi, İslam dininin annelere verdiği önemi açıkça ortaya koymaktadır. ’ana gibi yar olmaz’ atasözü ile, anneye hürmeti esas alan, anneliği dünyanın en müstesna mertebesi olarak gören kültür ve geleneğin temsilcileriyiz. Annelerimiz sabır, hoşgörü ve sevgi dolu yürekleriyle, toplumsal yaşamda huzur ve barışın tesisinde önemli rol oynamaktadır. Sevgiyi, saygıyı, dayanışmayı, paylaşmayı ve hoşgörüyü bizlere öğreten annelerimiz; ülkemizde mutluluğu ve huzuru tesis etmede en büyük gücümüzdür. Bu bilinçle annelerimize saygı duymak, onları sevgi ve şefkatle kucaklamak dinimizin gereğidir. Devletimiz de annelerimizin toplumda hak ettikleri değeri görmeleri ve daha iyi yaşam şartlarına sahip olmaları için yasal düzenlemeler yapmaktadır. Annelerimizin yaşam standartlarını yükseltmek ve onlara daha mutlu bir hayat sunmak toplum olarak hepimizin en önemli sorumluluklarından biridir. Bu vesileyle, başta şehit annelerimiz olmak üzere tüm annelerimizin Anneler Günü’nü kutlar, Sevdiklerinizle birlikte nice mutlu ve huzurlu Kurban Bayramları geçirmenizi dileriz" şeklinde konuştu.
İzmir Direksiyon başında bir anne, durakta bekleyen dört kalp İzmir’de Büyükşehir Belediyesi ESHOT Genel Müdürlüğü’nde otobüs şoförlüğü yapan Zerrin Tuncay Karadavut, dördüz çocuklarının kendisine hazırladığı sürprizle unutamayacağı bir Anneler Günü yaşadı. Karadavut, sefer sırasında duraktan yolcu olarak binen çocuklarının kendisine verdiği çiçekler karşısında bir hayli duygulandı. ESHOT Genel Müdürlüğü çatısı altında görev yapan 300’e yakın kadın şoförden biri olan 51 yaşındaki Zerrin Tuncay Karadavut, Anneler Günü’nde büyük bir mutluluk yaşadı. ESHOT’un 472 numaralı İşçi Evleri - Tınaztepe hattında çalışan dördüz annesi Zerrin Tuncay Karadavut, Buca Papatya durağına yanaştığında ilkokul birinci sınıfa giden 6 yaşındaki Kumsal Nazik, Doruk, Kayra ve Ömer isimli çocuklarının sürpriziyle karşılaştı. Çiçeklerle annelerini bekleyen dördüzler, Karadavut’un durağa yanaşmasıyla otobüse bindi ve annelerine sarılarak Anneler Günü’nü kutladı. "Çok heyecanlandım, mutlu oldum" Çocuklarını kucaklayan Zerrin Tuncay Karadavut, "Beklemiyordum, hazırlıksız yakalandım. Bu sürpriz çok hoşuma gitti. Çok heyecanlandım ve mutlu oldum. Heyecanlı bir gün, Anneler Günü. Bu duyguyu yaşamak için anne olmak gerekiyormuş; Yaradan bana bir değil dört çocuk verdi" dedi. İşini severek yaptığını dile getiren Karadavut, konuşmasını şöyle sürdürdü: "İşim zevkli ama bir o kadar da yorucu. Otobüs kullanmayı seviyorum. Çocukluğumdan beri araba kullanıyorum. Çocuklarıma da yavaş yavaş öğretmeye başladım. Babalarıyla birlikte motor sürüyorlar. Trafiğe çıktığımda kendimin ve yolcularımın güvenliğini düşünüyorum. Herkesin evine sağlıklı gitmesini istiyoruz. Herkesin bekleyeni var. Ben gelmeden çocuklarım bensiz uyumuyor." Annelerine sarılarak kutladılar Karadavut’un dördüz çocuklarından Kumsal Nazik, "Annemi direksiyon başında görmek beni çok mutlu ediyor. Onu çalışırken izlemek gurur verici" dedi. Ömer, "Annem geldiğinde bizi öptü, sarıldı. O an çok duygulandım, çok güzeldi" ifadelerini kullandı. Kayra, "Annemi beklerken çok heyecanlandım. Onu görünce dünyanın en mutlu çocuğu gibi hissettim" dedi. Doruk ise "Annemi görünce çok heyecanlandım. Otobüsüne bindik, birlikte gezdik ve fotoğraf çektirdik. Annemi çok seviyorum" diye konuştu. Çocuklar annelerine sarılarak Anneler Günü’nü kutladı.