GENEL - 21 Nisan 2012 Cumartesi 14:45

"SICAK HAVALARDA SPOR YAPMAK OLDUKÇA RİSKLİ"

A
A
A
"SICAK HAVALARDA SPOR YAPMAK OLDUKÇA RİSKLİ"

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Doğan, sıcak havalarda spor yapılmasının oldukça riskli olduğunu belirterek, "Hava çok sıcaksa, egzersiz ciddiyse özellikle aşırı terlemeye bağlı vücuttaki sıvı kaybının da birlikte olmasıyla hipovolemi dediğimiz yani damarlarda dolaşan kan miktarının azalmasına ya da kan basıncının düşmesine bağlı olarak bayılmalar olabilir" dedi.
Spor yaralanmaları ve sıcak havalarda spor yapılmasının riskleri üzerine değerlendirmelerde bulunan Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörü ve Ortopedist Prof. Dr. Metin Doğan, sıcak havalarda spor yapmanın belli riskler taşıdığını ifade ederek, "Hava çok sıcaksa, egzersiz ciddiyse özellikle aşırı terlemeye bağlı vücuttaki sıvı kaybının da birlikte olmasıyla hipovolemi dediğimiz yani damarlarda dolaşan kan miktarının azalmasına bağlı olarak ya da kan basıncının düşmesine bağlı olarak bayılmalar olabilir.
Bir göz kararması, aşırı terlemeye bağlı bayılmalar gerçekleşebilir" şeklinde konuştu.
Hava sıcaklığı artıkça, vücuttaki kan-damar sisteminde damarlarda bir genişleme olduğunu kaydeden Doğan, bu genişlemenin kan basıncını düşürdüğünü ve bunun da kan dolaşımını yavaşlattığını dile getirdi. İleri yaşlarda ve aşırı sıcakta yapılan aşırı eforlu sporların kalp krizi ve beyin kanamalarına neden olabileceğini ifade eden Doğan, "Bazen beyin damarlarında doğuştan gelen baloncuklar olabiliyor. Atardamarlarla toplardamarlar arasında anormallikler olabilir. Bunlar o güne kadar hiçbir belirti vermese
bile aşırı efor gerektiren ağır işler, sıcak hava, damarların aşırı genişlemesi gibi ortamlarda bazen çok hayati beyin kanaması gibi sorunlara neden olabiliyor. O yüzden sıcak havalarda risk mutlaka daha fazla artmaktadır" dedi.
Prof. Dr. Doğan, sporun belli kurallar çerçevesinde yapılması gerektiğini ve uygun olmayan şekilde spor yapıldığı zaman insan sağlığını tehdit eden durumları ortaya çıkardığını ifade etti. Sporun zorlayıcı şekillerde yapıldığı zaman, profesyonel futbolcuların bile saha ortasında hayatını kaybettiğini hatırlatan Doğan, herkesin sağlıklı kalabilmek için kendine uygun olan sporu yapması gerektiğine dikkat çekti. Belli bir yaştan sonra zorlayıcı, elit düzeyde spor yapmak isteyen insanların mutlaka önce bir
sağlık araştırmasından geçmesi gerektiğini vurgulayan Doğan, "Tabii bu taramalar her zaman spor sırasında meydana gelebilecek rahatsızlıkları önceden tespit eder veya önler diye bir kaide yok. Büyük oranda başımıza gelebilecek sporla ilgili sağlık sorunlarından bizim uzaklaşmamız konusunda çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çocukluk çağında veya gençliğe geçildiği dönemlerde spora başlama yaşları o yaşlardadır, her ülkede belirli kurallar vardır, sporcu lisansı çıkartabilmek için mutlaka bir sağlık taraması
gerekir" dedi.
Sağlık taramalarının ciddiyetle yapılmasının çok önemli olduğuna değinen Prof. Dr. Doğan, "Sağlık taramaları bir formalite olarak mı yapılmakta yoksa gerçekten dört dörtlük bir tarama yapılmakta mı bunun sorgulanması gerekir. Özellikle bunların federasyonlar düzeyinde ele alınması gerekir. Her federasyonda aslında bir sağlık bir komitesi vardır. Bu iş aslında sadece bir birim olarak mı değerlendirilmekte yoksa gerçekten o spor dalıyla ilgili sporcuların sağlığının öncelikli olarak düşünüldüğü bir anlamda
mı ele alınmakta tartışılması gerekir" dedi.
Bir spor dalında ilk defa spora başlayacak kişiler için sağlık taramasının zorunlu olduğunu vurgulayan Doğan, yeni başlayacak kişilerin o sporla ilgili bedensel yapılarının uyumlu olup olmadığının mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Doğan, insanların yaşam stillerinin ve beslenme alışkanlıklarının oluşmasında sporla iç içe bir yaşam tarzı edinmenin şart olduğuna dikkat çekerek, bu durumun milli eğitimin temel felsefelerinden biri olması gerektiğini vurguladı. Okullardaki beden eğitimi
derslerinin insanlarda hem fiziksel, hem psikolojik anlamda hem de hayat tarzlarını oluşturma açısından oluşturulmuş dersler olduğunu belirten Doğan, "Günümüzde mahalle aralarında, halı sahalarda insanlar spor yapma gayreti içerisinde. Özellikle kentleşmenin artması, spor yapacak alanların azalmasıyla birlikte bu tip alanlara ilgi artmakta. Bu alanlar sağlıklı bir şekilde spor yapabilmek için şartlara uygun mudur, çokça dile getirilmekte. Ben çok uygun olmadığını düşünmekteyim. Spor demek halı sahada
koşarak futbol oynamak anlamına gelmemeli" dedi.
Ortopedist olarak birçok halı saha yaralanmasıyla karşılaştığını ifade eden Prof. Dr. Doğan, "İnsanlar çocukluklarından edinmiş oldukları heyecan içerisinde haftanın 1 günü belki enerjilerini, streslerini atmak isterken çok ciddi yaralanmalarla karşı karşıya gelebilmekte. Halı sahada kalp krizi geçiren hekim arkadaşlarımız var. Sporda çok daha önemli olan bir şey sporda dozaj ve devamlılık. Belli bir düzen içerisinde, fizyolojik yapımıza uygun olarak sor yapmak çok önemli" şeklinde konuştu.
Spor sırasında kalp krizi geçiren kişilerle ilgili Doğan, şunları söyledi:
"Bu ağır sporu yapacakların insanların kardiyolojik durumu, kalple ilgili veya fizyolojik durumunun değerlendirilmesi gerekir. Büyük oranda ister doğuştan gelen olsun, ister sonradan kazanılmış olsun bu tip sporculara lisans verilirken çok iyi sorgulanması gerekir. Bazen ne kadar değerlendirme yaparsak yapalım bunları her zaman yakalamak mümkün olmayabiliyor. Profesyonel kulüplerde yapıldığı gibi belli aralıklarla sporcuların mutlaka sağlık kontrolünden geçirilmesi gerekir. Sporcu kendisiyle ilgili bir
rahatsızlık hissettiğinde ben sporcuyum ben de herhangi bir rahatsızlık olmaz diye düşünmemesi gerekir. Mutlaka en kısa süre içerisinde sağlık kuruluşlarının görüşünü alması gerekir."
Spor yaralanmaları sonucunda yapılacakları sıralayan Prof. Dr. Doğan, yaralanan kişinin ilk olarak şuur durumuna bakılması gerektiğini ifade ederek, "Şuuru açıksa yaralanan kişinin nefes alıp vermesinde bir problem olup olmadığına bakılmalıdır. Bazen spor yaparken ciddi kafa travmaları olabiliyor. Bunlar nadir gördüğümüz şeyler. Bizim sıklıkla gördüğümüz şeyler ekstremiteler dediğimiz kollar, bacaklar, eller, ayak bilekleri gibi bölgelerde olan yaralanmalardır. Öncelikle ilk yapılması gereken bir şekil
bozukluğu var mıdır? Normal şeklinden farklı, öbür taraftan farklı çok anormal bir şekil bozukluğu var mı? Eğer varsa bu genellikle kırık veya eklem bölgesindeyse çıkığa işaret eder. O yüzden bu tip hastaların hemen vakit kaybedilmeden bir sağlık kuruluşuna ulaştırılması gerekir" şeklinde konuştu.
Doğan, eklemlerde burkulmalar, adale yırtıkları şeklindeki yaralanmalarda durumun ciddiyetinin o bölgede aniden oluşan bir şişlikle anlaşılabileceğini belirterek, "Dakikalar içerisinde bir şişlik, morarma varsa yaralanma bölgesinde bize bir kanama olduğunu bize düşündürmelidir. Yaralanma bölgesinde kanama çok çabuk olmuşsa bu yaralanma ciddi bir yaralanmadır. Bunun dışında kısa süreli bir yaralanma yoksa ya da şişlik yoksa hemen kısa süre içerisinde oluşan yarım saat veya bir saat içerisinde bir şişlik
olmaya başlamışsa bu nispeten daha az ciddi bir yaralanmadır. Öncelikle bu şişliği önlemek için o bölgeye buz uygulaması yapılmalı. Bu ciddi yaralanmalarda da mümkündür. Sadece şişlik olan yaralanmalarda ise bazen sadece saat başı 15 dakikalık buz uygulaması ilk baştaki ağrıyı azaltmada yeterli olacaktır. Şikayetleri devam edecek olursa mutlaka bir ortopediste başvurması gerekecektir" dedi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak İnançları imkanlarını aştı, Çaycuma’nın gençleri profesyonel takımı yendi U17 Gelişim Ligi 5. Grup’ta mücadele veren Çaycuma Gençlerbirliği takımı, rakibi Düzcespor U17 takımını 1-0 mağlup ederek mücadelesini sürdürüyor. Çaycuma’da Düzcespor U17 Takımını ağırlayan Çaycuma Gençlerbirliği U17 takımı, bu müsabakadan 13. dakikada Behlül Abalı’nın golüyle 1-0 galip ayrıldı. Küçük yaştan itibaren futbolda gelişim kaydedebilmek adına mücadele veren genç sporcular, kısıtlı imkanlara boyun eğmeyip vizyonlarını gerçeğe dönüştürdü. Çocukluk yıllarında başladıkları futbol yolculuğunda sayısız zorlukla baş başa kalan, ancak birbirlerine kenetlenmekten asla vazgeçmeyen Çaycuma ekibi, Düzce karşısında aldıkları galibiyetle yılların birikimini ve emeğini taçlandırdı. Elde edilen bu sonuç, yalnızca haneye yazılan üç puandan ibaret kalmadı. Takım, hayallerinin peşinden gitmeye tereddüt eden tüm akranları için de birer örnek oldu. Teknik Sorumlu Muammer Gökhan Akırşan yaptığı açıklamada, "Bu yola çıkarken gelişim adı altında katılım sağlarken çocuklarla inandık. Sürecin meşakkatli geçeceğini biliyorduk. İyi bir ekibi bir araya getirdik. Özellikle 16-17 yaş grubunda gerçekten bölge karmasında çok iyi çocukları bir araya getirdik. Burada biraz daha desteklenmeyi beklerdik ama kendi şartlarımızda en iyisini yapmaya çalıştık. Bugün de çocuklar sahada çok iyi mücadele ettiler. Boluspor’un ardından ligi 2. bitirirlerse gelişim liginde play-off turuna katılmaya hakları var. Daha iyi takımlarla Trabzonspor, Çaykur Rizespor gibi takımlarla oynama şansları var. Onlarla gururluyum, kendi adıma çok mutluyum" ifadelerini kullandı. Takım Kaptanı Behlül Özcan ise, "Güzel bir sezon geçirdik. Takım yeniden kuruldu. Sezon başı play-off hedefimiz vardı. Şu an bu hedefi gerçekleştirmek için bir adım daha yaklaştık. Birinci devrede iki mağlubiyet aldık. Ama hedefimizden şaşmadık. Takım arkadaşlarımla idmanlara çok iyi hazırlanıyoruz. Birlikte idman yapamamamıza rağmen takım olarak çok iyi ilerliyor. Bundan sonraki süreçte takım arkadaşlarıma güveniyorum. Bugün profesyonel takımın alt yapısına karşı galibiyetimizi de aldık. Olmayacak diye bir şey yok. Çalışmaya devam ediyoruz. Hedefimiz Trabzon, Rize gibi takımlarla oynamak" şeklinde konuştu. Çaycuma Gençlerbirliği U17 Takımı, 28 Mart günü Boluspor U17 takımı ile karşılaşacak.
Zonguldak Çaycuma’da modifiye tutkunları, "Modifiye suç değil, yaşam tarzıdır" Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde modifiye tutkunları ve modifiye aksesuar satışı yapan esnaflar, son dönemde araç modifiyesine yönelik uygulanan cezaları protesto etmek amacıyla Çaycuma Atatürk Heykeli önünde bir araya geldi. Düzenlenen eylemde, modifiye kültürünün bir hobi ve yaşam tarzı olduğunu vurgulayan katılımcılar, getirilen kısıtlamaların kendilerini mağdur ettiğini ifade etti. Kalabalık bir grubun katıldığı protestoda konuşma yapan Ömer Çakmaklı, burada bulunma amaçlarının bir etkinlik düzenlemek değil, bir kültürü ve emeği savunmak olduğunu belirtti. Çakmaklı konuşmasında, Türkiye’de binlerce insanın araçlarını severek modifiye ettiğini, jant değişimi, süspansiyon düzenlemeleri ve ses sistemi kurulumu gibi çalışmaların birçok kişi için bir tutku olduğunu söyledi. Son dönemde getirilen kısıtlamalar nedeniyle modifiye ile uğraşan kişilerin suçlu gibi gösterildiğini dile getiren Çakmaklı, "Arabasıyla uğraşan, modifiye yapan, ses sistemi kuran insanlar sanki suç işliyormuş gibi muamele görüyor. Oysa burada toplanan herkesin aracında emek, para, zaman ve büyük bir tutku var. Bir jant almak için aylarca para biriktiren, bir ses sistemi kurmak için günlerce uğraşan insanlar var" dedi. Kuralların tamamen kaldırılmasını istemediklerini vurgulayan Çakmaklı, sadece herkesin aynı kefeye konulmaması gerektiğini ifade ederek, "Birkaç kişinin yaptığı yanlış yüzünden binlerce insanın emeğini, hobisini ve tutkusunu suç gibi göstermek doğru değildir" diye konuştu. Konuşmaların ardından grup, tepkilerini dile getirerek bir süre slogan attı. Eylem olaysız şekilde sona erdi.