MAGAZİN - 14 Kasım 2017 Salı 07:44

AYM’den "Berrak Tüzünataç ile Şahan Gökbakar’ın yakınlaşma görüntülerinin yayınlanması" davası hakkında karar

A
A
A
AYM’den "Berrak Tüzünataç ile Şahan Gökbakar’ın yakınlaşma görüntülerinin yayınlanması" davası hakkında karar

Oyuncu Birsen Berrak Tüzünataç’ın, sinema oyuncusu Şahan Gökbakar ile evinin terasında yakınlaşma anlarının televizyon kanalında yayınlaması hakkında Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) yaptığı bireysel başvurunun kararı Resmi Gazete’de yayımlandı.

Oyuncu Birsen Berrak Tüzünataç’ın, sinema oyuncusu Şahan Gökbakar ile evinin terasında yakınlaşma anlarının televizyon kanalında yayınlaması hakkında Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) yaptığı bireysel başvurunun kararı Resmi Gazete’de yayımlandı.


Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararında, sinema ve televizyon oyuncusu Birsen Berrak Tüzünataç’ın 14 Temmuz 2010 tarihinde İstanbul Kabataş’ta bulunan evinin terasında oyuncu Şahan Gökbakar’la yakınlaştığı anların özel bir televizyon kanalının magazin ekibi tarafından gizlice görüntülendiği ve söz konusu görüntülerin “Türkiye’nin Recep İvedik’i ile Berrak Tüzünataç’ın çok gizli aşk ilişkisinin ortaya çıkarıldığı” teması ile ekranda yayınlandığı bildirildi.


Tüzünataç’ın söz konusu kanala 23 Temmuz 2010 tarihinde kamuoyunda tanınan bir sanatçının şeref ve itibarının zedelendiği gerekçesiyle İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açtığı, yayın tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte 50 bin TL manevi tazminata karar verilmesini talep ettiği bildirildi.


Yayımlanan karara göre; mahkeme Tüzünataç’ın başvurusunu 7 Şubat 2013 tarihinde şahsın sanat dünyasında tanınmış bir kişi olması nedeniyle magazin basınının ilgisini cezp ettiği ve haberin gerçeği yansıttığını belirterek reddetti. Mahkeme ayrıca davalı magazin ekibinin Şahan Gökbakar’ı takibi sırasında tesadüfen olayı gördüğü ve balkondaki kişilerin Gökbakar ile Tüzünataç olduğunun fark edilmesi üzerine çekime devam edildiği yönündeki savunmasının aksinin ispat edilemediğini de belirtti. Mahkemenin bu kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 15 Nisan 2014 tarihli kararıyla onanırken; karar düzelme istemi de Dairenin 22 Ekim 2014 tarihli kararı ile reddedildi. Bunun üzerine Tüzünataç, 22 Aralık 2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu.



“Özel hayata saygı hakkı ile basın özgürlüğü arasındaki makul dengenin gözetilmesi gerekir”


5 Ekim 2017 tarihinde yapılan toplantıda incelenen başvurunun değerlendirmesinde; açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerektiği, basın yayın kuruluşlarının kamuya mal olmuş kişilerle ilgili ve bu haberin ilgili kişinin belli ölçüde özel hayatına ilişkin bulunmasının doğal olduğu ancak kamuya mal olmuş kişilerin de daha dar da olsa bir mahrem hakkına sahip olduklarının unutulmamasının gerektiği ve özel hayata saygı hakkı ile basın özgürlüğü arasındaki makul dengenin gözetilmesinin gerektiği vurgulandı.



“Kişinin mahrem alanında kalması gereken aktivitelerini terasa taşıması durumunda bunların başkaları tarafından görülebileceğinden şikayet etme hakkı olamaz”


Tüzünataç ile Gökbakar’ın 6’ıncı kattaki bir evin terasındaki yakınlaşma anlarının dışarıdan görülebilmesi nedeniyle mahremiyetin sınırlı kalabileceği ve buların belli ölçüde alenileşebileceğinin izahtan uzak olduğu bildirildi. Kişinin başkaları tarafından görülebileceğini bilerek mahrem alanında kalması gereken aktivitelerini terasa taşıması durumunda bunların başkaları tarafından görülebileceğinden şikayet etme hakkının olamayacağı aktarıldı.


Tüzünataç’ın, evinin terasının sokaktan görülemeyeceğini ve bu görüntülerin yüksek bir yerden yakınlaştırma yöntemiyle çekildiği yönündeki iddiaları hakkında da Mahkemenin söz konusu görüntülerin sokaktan çekildiği sonucuna vardığı hatırlatıldı.


Belli bir hayran kitlesine sahip Şahan Gökbakar’la Berrak Tüzünataç arasındaki yaşanan yakınlaşmayı muhabirin haber yapmasının anlaşılabilir bir durum olduğu, söz konusu görüntülerin kayıt altına alınmasının kişilik hakların yönünden hassasiyet taşısa da görüntülerin sokaktan çekilmiş olmasının ve görüntüdeki kişilerin sanatçı kişiliği dikkate alındığında basın özgürlüğünün içinde kaldığı değerlendirildi.


Yapılan değerlendirmeler ışığında Anayasanın 20’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan pozitif yükümlülüklere uyulduğu ve başvurucunun özel hayatının korunması hakkı ile davalının basın özgürlüğü arasında makul bir dengenin gözetildiği sonucuna varıldı.



“Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialar kabul edilebilir”


Açıklanan gerekçelerle; özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların kabul edilebilir olduğuna, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna, Anayasanın 17’inci maddesinde güvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması hakkının ihlal edilmediğine, yargılama giderlerinin başvurucunun üzerine bırakılmasına karar verildi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tunceli Gülistan Doku soruşturmasında firari şüpheli Umut Altaş ABD’de teslim oldu Gülistan Doku davasında hakkında kırmızı bülten çıkartılan firari şüpheli Umut Altaş, ABD’de güvenlik güçlerine teslim oldu. Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında gözaltına alınan 15 şüpheliden 12’si tutuklanırken, 3’ü hakkında adli kontrol kararı verilmişti. ABD’de bulunan firari şüpheli Umut Altaş hakkında da Interpol nezdinde kırmızı bülten çıkarılmıştı. Altaş, sabah saatlerinde ilk kez bir basın kuruluşuna açıklama yapmış ve bu olayın artık çözülmesini istediğini belirtmişti. Umut Altaş’ın ABD’de güvenlik güçlerine teslim olduğu öğrenildi. Öte yandan Altaş, sabah saatlerinde Akşam Gazetesi’ne verdiği röportajda Türkay Sonel’in cinayeti bizzat kendisine valilik konutunda itiraf ettiğini aktararak, "O zamanlar saftım. Türkay bana bu cinayeti kendisinin işlediği yönünde bir not da bıraktı. Konutta bana, ’Çok bağırıyordu ben de sıktım’ dedi. Hatta araçtayken cinayet silahına dokundum. Ben bu olayın artık çözülmesini istiyorum" demişti. Tahminlerini dile getiren Altaş, "Viyadükte öldürmüştür, ardından koruma Şükrü’yü aramıştır. Oradan bir ’Santa Fe’ marka araçla cesedi götürmüşlerdir diye düşünüyorum. Zaten o korumanın her şeyini yapıyordu, valinin korumasıydı. Tam adam gömecek biriydi, yüzünde seri katil tipi var" diye konuşmuştu. Cesedin tam yerini bilmediğini ifade eden Altaş, üniversite, Aktuluk Mahallesi, Bayraktepe mevkiindeki su arıtma tesisi yanındaki çöplük alana bakılması gerektiğini belirtmişti.
Elazığ Elazığ’da üreticiler tedirgin: Çiftlikleri suyun altında kalmasın diye nöbet tutuyorlar Elazığ’da etkisini sürdüren yağışlar ve Keban Baraj Gölü’nün su tahliyesine başlamasıyla birlikte üreticiler, suyun çiftliklere ulaşmaması için ahır önlerine set çekerek nöbet tutmaya başladı. Sular altında kalma tehlikesi geçiren bölge, dron ile görüntülendi. Elazığ ve bölgesi bu yıl rekor düzeyde kar ve yağmur yağışı aldı. Yüksek kesimlerdeki karların erimeye başlaması ve yağışların devam etmesiyle birlikte Keban Barajı 843.10 koduna ulaştı. Baraj savakları 7 yılın ardından ilk kez açılarak su tahliyesine başladı. Baraj sahasına yüksek debide su girişinin devam etmesi ve yağışların sürmesiyle birlikte su seviyesinde yükselme devam ediyor. Bu kapsamda Yurtbaşı beldesinde üreticiler, çiftliklerinin sular altında kalmaması için iş makinelerinin yardımıyla suyun geldiği bölgeye toprakla set çekti. İşletme sahipleri, gece gündüz nöbet tutarak suyun artışını takip ediyor. "Kendi imkanlarımızla suyun gelmemesi için set oluşturduk" Artışla birlikte suyun yaklaşık 2,5 kilometre geldiğini belirten Mehmet Yücedağ, "Belli bir kısım DSİ’ye ait fakat bizim tapulu alanımız 100 metre suyun içerisinde kaldı. Ekinlerimiz sular altında kaldı, bundan dolayı bir sıkıntı yaşamıyoruz ama bizim panik yaptığımız durum, çiftliklerimizde hayvanların olmasıdır. Burada kendi imkanlarımızla suyun gelmemesi için set oluşturduk. Karşıda bulunan ev suyun içerisinde kaldı. Onlar iş makinelerini çalıştıramadıkları için önlem alamadılar. Komşumla beraber iş makineleriyle buralara set çektik" dedi. "Sabaha kadar nöbetleşerek bekliyoruz " Yurtbaşı’nın sahil kenarında olduklarını aktaran Ercan Kahvecioğlu, "Biz bu tesisi 2015 yılında arkadaşlar yapmıştı biz de onlardan 2 sene önce aldık. Maalesef bu sene yağışlardan ve iklim değişikliğinden dolayı 2015 yılından sonra su ilk defa bu kadar yükseldi. Burada önlem aldık. Burada hayvancılık mı yapalım yoksa balıkçılık mı yapalım. Sadece benim tesisim olsa devletimize kurban olsun fakat burada bulunan herkes aynı durumdan şikayetçi. Yetkililerden destek bekliyoruz. En azından bize bir çözüm veya hayvanlarınızı alın su yükseliyor desinler, biz de ona göre önlemimizi alıp tesisi terk edelim. Şu anda tesiste 70 büyükbaş hayvanımız var. 2015 yılından sonra ilk defa su bu kadar yükseldi. Sabaha kadar nöbetleşerek bekliyoruz ki hayvanlarımız suyun içerisinde kalmasın. Saat başı gelip suya bakıyoruz. Dün gece yağıştan dolayı sabaha kadar yatamadık" ifadelerini kullandı.