SAĞLIK - 01 Ekim 2019 Salı 16:43

Ankara Şehir Hastanesi’nde “Geleneksel lohusa şerbeti” dağıtıldı

A
A
A
Ankara Şehir Hastanesi’nde “Geleneksel lohusa şerbeti” dağıtıldı

Ankara Şehir Hastanesi’nde 1-7 Ekim Emzirme Haftası dolayısıyla lohusa ve hastalara “Geleneksel lohusa şerbeti” dağıtıldı.

Ankara Şehir Hastanesi’nde 1-7 Ekim Emzirme Haftası dolayısıyla lohusa ve hastalara “Geleneksel lohusa şerbeti” dağıtıldı. Şerbet dağıtılan lohusalara, anne sütünün önemi konusunda hemşireler ve doktorlar tarafından bilgi verildi.


Ankara Şehir Hastanesi Kadın Doğum Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Özlem Moraloğlu Tekin, yeni doğum yapan anneleri odalarında ziyaret etti. Anneler ve bebekleri ile yakından ilgilenen Tekin, annelere ve yakınlarına lohusa şerbeti ikram etti.



Anne sütü bebekleri alerjik hastalıklar, astım ve obeziteden koruyor


Anne sütünün bebekler için en değerli besin olduğunu belirten Tekin, “Öncelikle yeni doğan döneminde görülen hastalıklarda etkisi olduğu pek çok çalışmada gösteriliyor. Yeni doğan bebeğin, bağırsak mikro florasını koruyucu bakterilerden oluşan bir kompozisyon haline getirerek özellikle alerjik hastalıklar, astım, obezite gibi, uzun dönemde görülebilen nörolojik bozukluklara karşı bir önlem olduğu artık pek çok çalışmada gösteriliyor” diye konuştu.



Emzirmek meme ve rahim kanserini önlüyor


Emzirmenin anne için de pek çok faydası olduğunu vurgulayan Tekin, “Emzirmek, anneyi meme kanserinden koruyor. Yine rahim ve rahim ağzı kanserinden koruyucu etkisi var. Bu bakımdan biz her yıl 1-7 Ekim’i Ulusal Emzirme Haftası olarak kutluyoruz. Bu yıl bir temayı daha birleştirmek istedik. Ekim ayı aynı zamanda meme kanseri farkındalık ayı. Hem meme kanseri farkındalığı için hem de emzirme haftasının bu seneki temasının rengi pembe olduğu için pembe süslemeler yaptık” şeklinde konuştu.



Sıvı tüketimi sütü artırıyor


Öte yandan, bu dönemde beslenmenin önemine de dikkat çeken Tekin, annelerin yeterli ve düzenli beslenmesi gerektiğine işaret etti. Tekin, yeterli sıvı tüketmenin ve dengeli beslenmenin sütü artırdığını kaydetti.



İlk 6 ay sadece anne sütü verilmeli


Ankara Şehir Hastanesi Kadın Doğum Hastanesi Laktasyon Ebesi Elif Bilge de anneleri ziyaret ederek annelere, anne sütünün ve emzirmenin önemini anlattı. Anne sütünün çocuklarda bağışıklık sistemini güçlendirdiğini söyleyen Bilge, başka hiçbir şeyin anne sütünün yerini tutamayacağının altını çizdi.


Bilge, annelere ilk 6 ay bebeklerine sadece anne sütü vermeleri gerektiğini söyleyerek, “İlk aydan sonra da ek gıdalarla beraber mutlaka 2 yaş ve ötesine kadar anne sütüne devam edelim. Biberon kullanımı tavsiye etmiyoruz. Anne sütüyle çok sağlıklı büyüyecek, zekası daha iyi olacak. Sizi de emzirmek rahim kanserinden ve meme kanserinden koruyor” dedi.



Yeni anneler de emzirmenin önemini öğrendi


Yeni doğum yapan anneler de doktorların ve hemşirelerin anne sütünün önemi hakkında kendilerine bilgi verdiklerini ifade etti. Anne sütünün ve emzirmenin önemiyle ilgili bilgi alan anneler, bebeğini mutlaka emzireceklerini söyledi.


Etkinlikte, yeni doğum yapan annelere, içinde bebek bakım ürünleri bulunan hediye paketleri de verildi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli KOSKEM ekibi deniz sezonu hazırlıklarını tamamladı: Plajda hayat nöbeti yarın başlıyor Kocaeli Su Kazaları Engelleme Merkezi (KOSKEM) ekipleri deniz sezonu hazırlıklarını tamamladı. Yarın sezona başlayacak olan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Ömer İslamoğlu, "Sivil örgütlerimizle beraber 2005 yılından bugüne kadar yaklaşık 18 bin 521 kişiyi boğulmaktan kurtardık. Geçen yıl da 2 bin 197 insanımıza el uzatarak boğulmasına engel olduk. Bu sene 18 jet ski, 6 zodyak bot, 170 personel, sivil toplum örgütleri ve 8 STK’mızla beraber cankurtaran hizmetini yürüteceğiz" dedi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı Müdahale Şube Müdürlüğü ve Sivil Toplum Kuruluşları destekleriyle 2005 yılında başlatılan Kocaeli Sahilleri Su Kazaları Engelleme Merkezi (KOSKEM) projesiyle yaz sezonuna hazırlandı. 15 Haziran’da sezonu açacak olan ekipler, hazırlıklarını tamamladı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Ömer İslamoğlu, ekiplere yeni sezon için hayırlı olsun dileklerini iletti. 2005 yılından beri projenin devam ettiğini söyleyen Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Ömer İslamoğlu, "Biz 2005 yılından beri Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Teşkilatı olarak gerek Karadeniz sahillerinde gerek Marmara Denizi’mizdeki sahillerde cankurtaranlık hizmetini yürütmekteyiz. Bunların toplam 13 sahilimiz var. 13 sahilimizin 9’u mavi bayraklı. Hem mavi bayraklı plajlarımızda hem de mavi bayrak olmayan sorumluluk alanımız olan 13 sahilimizde cankurtaran hizmetini devam ettirmekteyiz. 2005 yılından beri bugüne kadar Türkiye’ye cankurtaran hizmeti olarak örnek proje yapıyoruz. Türkiye’de sivil toplum örgütlerimizle, kamu kurumlarıyla yürütülen ilk ve tek bir projedir. Aslında hem Türkiye’mize hem de Dünyada da eşi benzeri yoktur. Belirli sahillerde elbette ki bu cankurtaran hizmeti yürütülüyor ama Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin bu hizmeti tamamen gönüllüler, sivil toplum örgütleriyle beraber yürütülen bir proje, 2005 yılından beri bu hizmet aralıksız devam etmektedir. Bu hizmet sahillerimizdeki vatandaşlarımızın denize girerken boğulmasını engellemek, boğulma vakalarının önüne geçmek için yürütüyoruz. Çok da verimli geçiyor. 2005 yılından önceki yıllara baktığımız zaman cankurtaran hizmeti olmadığı için boğulma vakalarının çok olduğunu görüyoruz. Görev yaptıktan sonra boğulma vakalarının azaldığını görüyoruz. Hatta geçen yıl, 5 yıl üst üste hiçbir boğulma vakası yaşamadan sezonu kapattığımız oluyor. Bu da büyükşehir belediyemiz olarak yapılan çok güzel bir hizmettir" diye konuştu. "18 jet ski, 6 zodyak bot, 170 personelle hazırız" "Sivil örgütlerimizle beraber 2005 yılından bugüne kadar yaklaşık 18 bin 521 kişiyi boğulmaktan kurtardık" diyen İslamoğlu, "Geçen yıl da 2 bin 197 insanımıza el uzatarak boğulmasına engel olduk. Vatandaşlarımız cankurtaran hizmeti olan bölgelerde yüzsünler. Vatandaşlarımız gizi saklı yerlerde yüzüp canlarını tehlikeye sokmasınlar. Cankurtaranlarımızın uyarılarına mutlaka dikkat edelim. Kaymakamlığımız, kamu kurumlarımız, sahil güvenlik komutanlığımızın denize girilmez dediği dedikleri zamanlarda bu uyarılara mutlaka dikkat edelim. Sahillerdeki uyarıcı tabelaları okuyalım. 18 jet ski, 6 zodyak bot, 170 personelle, sivil toplum örgütleri ve 8 STK’mızla beraber bu seneki cankurtaran hizmetini yürüteceğiz. Sezona 15 Haziran’da başlıyoruz, 15 Eylül tarihinde sezonu bitireceğiz, haftanın 7 günü cankurtaranlık hizmetin i yürüteceğiz" ifadelerini kullandı.
Ankara Bakan Tekin: "(Gebze’de mezuniyet töreninde yaşananlar) Bakanlık olarak incelemeleri yapacağız” Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Gebze’de bir lisedeki mezuniyet töreninde bazı öğrencilerin kıyafetlerinin uygun olmadığı gerekçesiyle alınmadığı iddiasına ilişkin, "Bakanlık olarak, incelemeleri yapacağız" dedi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Etimesgut Şehit Yasin Kendircioğlu Ortaokulunda, karne dağıtım töreninin ardından "Yıllık Değerlendirme Basın Toplantısı"nda konuştu. Bir yıl boyunca sergilenen çabaların meyvelerinin alındığı ve herkes için heyecan verici bir gün olduğunu belirten Tekin, herkesin sağlıklı ve mutlu bir tatil geçirmesi temennisinde bulundu. Bakanlık olarak, bu süreci tatil olarak değil eğitim öğretim sürecinin bir alanı olarak tanımladıklarını ifade eden Tekin, çocukların okul dönemini daha verimli geçirebilmesi için okul dışı dönemde enerji topladıklarını ve bu nedenle bu süreci en az eğitim-öğretim dönemi kadar dolu dolu geçirilmesi gereken bir dönem olarak gördüklerini söyledi. “Örnek olarak iyi bir ebeveyn profili çizebilirsiniz” Velilere de seslenen Tekin, tüm ülkelerde ebeveynlerin de eğitim-öğretim sürecinin bir parçası olduklarını belirterek 12 yıllık zorunlu eğitimini tamamlayan bir öğrencinin ailesiyle okulda geçirdiği vakitten daha fazlasını geçirdiğine dikkati çekti. Ailelerin, çocuklarının eğitim sürecinde kendilerine destek olmaları gerektiğini ifade eden Tekin, şöyle devam etti: "Tatile girerken velilerimizden isteğim şu, çocuklarımızın, gençlerimizin nasıl yetişmesini istiyorsanız, nasıl bir genç ve çocuk yetişsin istiyorsanız, tatil aylarında çocuklarınız yanınızdayken onlara en güzel şekilde örnek olarak iyi bir ebeveyn profili çizebilirsiniz. Ben velilerden bunu talep ediyorum. Çocuklarımıza ’Okuyun’ demek yerine gelin, beraber her gün yarım saat, bir saat kitap okuyalım. Çocuklara, ’Evladım cep telefonunla, bilgisayarınla, televizyonla çok vakit geçiriyorsun’ diyeceğimize kendimiz de aynı tür etkinliklerimizi azaltalım. Saatlerce televizyon seyreden bir anne ya da babanın çocuğuna ’televizyon seyretme’ demesi, hiç kitap okumayan, evinde kitap olmayan bir ailenin çocuklarına ’kitap okuyun’ demesi biraz tuhaf kaçıyor." ‘Gebze’de bazı öğrencilerin kıyafetlerinden dolayı mezuniyet törenine alınmadığı iddiası’ Tekin, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Gebze’de bir lisedeki mezuniyet törenine bazı öğrencilerin kıyafetlerinin uygun olmadığı gerekçesiyle alınmadıkları yönünde çıkan haberlere ilişkin soru üzerine Tekin, bakanlık bünyesinde yaklaşık 76 bin okul, 1 milyon 100 bin öğretmen ve 100 binin üzerinde okul idarecisi bulunduğunu söyleyerek, şunları kaydetti: "Ben şundan çok büyük üzüntü duyuyorum, bu kadar büyük bir ailenin emeklerinin takdir edildiği, onlara teşekkür edeceğimiz bir hafta içerisinde bir günün, bir haftanın bütün bu emeklerin üstünü örtüp, tartışmaları başka bir yere evirmesinden dolayı gerçekten huzursuzum ve mutsuzum. Medya, siyaset, sivil toplum örgütlerinden de bir şey rica ediyorum, bu kadar büyük bir ailenin içerisindeki bir tane olumsuzluğu bu kadar gündem yapacağınıza şuradaki öğretmen arkadaşlarımızın yıl boyunca yaptığı fedakarlıkları keşke aynı samimiyetle, gayretle medyatik hale getirseniz, onlara şükran borçlarımızı keşke bu şekilde ödesek." Medyada bu tür olayların speküle edilerek servis edildiğini belirten Tekin, geçtiğimiz hafta İstanbul’da yine bir mezuniyet töreninde otizmli bir çocukla ilgili yaşanan olayı hatırlattı. Medyaya düşen olaylar üzerinden ilgili öğretmeni linç etmenin ve bütün öğretmenleri zan altında bırakmanın doğru olmadığını ifade eden Tekin, bu tür konularda herkesi daha sorumlu davranmaya davet etti. "Öğrenciler listede yazdığının iki katı kadar misafirle gelince tartışma başlıyor" Gebze’de yaşanan olayla ilgili konuşan Tekin, şu ifadeleri kullandı: "Olayın başlangıç noktasında okul müdürü, öğrencilere mezuniyet töreninin yapılacağı alanın büyüklüğü kadar kontenjan veriyor. Burada formu da var, her öğrenciye 4 kontenjan veriyor ve ’Kiminle beraber geleceksin’ diye soruyor. Başlangıçta listede ismi olmayan öğrenci arkadaşlarımız, listede yazdığının iki katı kadar misafirle gelmek isteyince okul müdürü doğal olarak ’Biz bu listedeki isme göre bir organizasyon yaptık. Önce listedeki isimleri alalım. Yer kalırsa sizi de alırız’ dedi diye tartışma başlıyor ve arzu etmediğimiz bir boyuta ulaşıyor. Olay duyulur duyulmaz İlçe Milli Eğitim Müdürümüz 7-8 dakika içerisinde olay yerine intikal ediyor ve problemi çözüp çocuklarımızın mezuniyet törenine katılması sağlanıyor. Okul müdürümüzün olay artık yönetilemez boyuta geldikten sonra ’yönetmelik ifadesi’ diye söylediği şey normal okulumuzun eğitim öğretim kısmıyla ilgili yönetmelik. Yani madde, onunla ilgili madde. Mezuniyet törenlerini ya da benzeri etkinlikleri bu çerçevede değerlendirmek doğru değil. Nitekim İlçe Milli Eğitim Müdürümüz de geldikten sonra sorunu çözüyor." Bakan Tekin, olayın detayı yeterince araştırılmadan öğretmen ve okul idarecilerinin toplum nezdinde linç edilmesinin kendisini üzdüğünü belirterek bunu yıl boyunca sergilenen emeğe, çabaya saygısızlık olarak gördüğünü ifade etti. "Sınıf tekrarı konusunda çok marjinal bir tabloyla karşı karşıya değiliz" 9’uncu sınıflarda sınıf tekrarının geri getirilmesiyle birlikte kaç öğrencinin tekrara kaldığı ve bu yıl YKS’ye katılan ancak devamsızlık nedeniyle tekrar yapacak kaç öğrencinin olduğuna ilişkin sorular üzerine Tekin, karnelerin dağıtılmasının telafi niteliğindeki süreçlerin tamamlandığı anlamına gelmeyeceğini belirterek sınıf tekrarıyla ilgili işlemlerin henüz tamamlanmadığını ve bayram sonrası net rakamları göreceklerini söyledi. Tekin, genel olarak çok marjinal bir tabloyla karşı karşıya olmadıklarını belirterek şöyle devam etti: "Bütün attığımız adımlar öğretmen arkadaşlarımızın bizlerden eğitim öğretim sürecinin daha ciddi şekilde yürümesi, öğretmenlerimizin emeklerinin karşılığının daha sağlıklı şekilde alınabilmesi, öğretmen arkadaşlarımızın itibarlarının korunması açısından alınması gereken tedbirlerdi. Öğrenciler açısından da başarısının arttırılması için aldığımız tedbirlerdi. 9’uncu sınıflar açısından da yönetilemeyecek bir süreç yok. Medyada speküle edildiği gibi, ’çok ciddi sayıda sınıf tekrarı olacağı için önümüzdeki yıl 9’uncu sınıflara kayıtlarda sıkıntı yaşanacak.’ şeyi doğru değil. Bunun hesabını zaten yapıyoruz." “Devamsızlıkla ilgili herhangi bir af ya da benzeri düzenleme yapmayı düşünmüyoruz” Devamla ilgili aldıkları kararı da çok önemsediklerini bildiren Tekin, şu ifadeleri kullandı: "Özellikle 12’nci sınıflar açısından söyleyeyim, çocuklarımızın üniversite hazırlık anlamında en çok faydalanabilecekleri alanın okullarımız ve öğretmenlerimiz olduğuna inanıyoruz. Dolayısıyla çocuklarımız devamsızlık yapıp merdiven altı kurslarda, kaçak eğitim veren kurslarda ya da çok farklı yapıların organize ettiği kurslarda eğitim öğretim adı altında sınava hazırlık kursları almasını arzu etmiyoruz. Çocuklarımızın okullarda zaman geçirmesini istiyoruz. Öğretmenlerimizle birlikte bu süreci yürütmesini istiyoruz. Bunun için de daha önce defaten söyledik, ÖSYM ile çok sağlıklı bir süreç yürütüyoruz. ÖSYM, soru hazırlama havuzundaki kişilerin yarıya yakınını Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki öğretmen arkadaşlarımızdan oluşturdu. Aynı şekilde ÖSYM Başkanımızla da konuştuk, üniversite sınavı için çıkan soruların tamamı kazanımlarımız, müfredatımız ve kitaplarımız odaklı. Hal böyle olunca çocuklarımızın dışarıda değil okulda bu süreci tamamlamalarını arzu ediyorduk. Bunu sağlamak için de başka tedbirler almıştık. Devamla ilgili aldığımız kararın önemli bir gerekçesi de buydu. Biz bu anlamda doğru bir iş yaptığımıza inanıyoruz. Devamsızlıkla ilgili herhangi bir af ya da benzeri düzenleme yapmayı düşünmüyoruz." "Çocuklarımızın örgün öğretimde eğitim almasını arzu ediyoruz" Tekin, açık liseye geçişle ilgili soruya Milli Eğitim Temel Kanunu’nun, örgün öğretimi esas kabul ettiğini hatırlatarak, "Yani asli işimiz, çocuklarımızın örgün öğretime devam etmesini sağlamak. Açıköğretim aslında örgün öğretim çağının dışına çıkmış ya da insani sebeplerle örgün öğretim alamayacak olan çocukların yönlendirildiği bir mekanizma. Yani bir zorunluluk durumunda başvuracağımız bir şey. Dolayısıyla bu tür bir durum olmadığında çocukların açık öğretime yönlendirilmesi, Milli Eğitim Bakanlığının da kendisi açısından bir zaafiyeti teşkil eder. Çocuklarımızın örgün öğretime gelip, örgün öğretimde öğretmenlerimizden eğitim almasını arzu ediyoruz. Yaz aylarında yaptığımız düzenlemenin sebebi de buydu” yanıtını verdi. Çocukların üniversiteye hazırlık dahil olmak üzere bütün eğitim-öğretim ihtiyaçlarını giderebilecek kadar büyük bir aile olduklarını ifade eden Tekin, çocukların varsa eksikliklerini, destekleme ve yetiştirme kurslarıyla giderebileceklerini bildirdi. Tekin, "Öbür taraftan baktığımızda, çocuklarımızın devam ettiğini iddia ettiği yapılar yani dershane dediğimiz şeyler, bizim zaten örgün öğretim çağındaki çocuklarımızın devam edeceği bir yapı yok. Yani bunlar demek ki illegal. Onların niteliğiyle ilgili bakanlık olarak kefil olmadığımız, denetlemediğimiz bir süreç var orada. Çocuklarımızın oralara gitmesini o yüzden istemiyoruz. Gitmemeleri için de elimizden gelen tedbirleri alacağız." diye konuştu. “Yasal bir düzenlemeyi ben şahsen doğru bulmuyorum” Özel sektör öğretmenlerine ilişkin soru üzerine Tekin, bu konunun da çok fazla speküle edildiğini söyledi. Özel okulların salgın döneminde öğrenci kaybından dolayı irtifa kaybettiklerini dile getiren Tekin, bu okullara artık salgın döneminin geride kaldığını ve artık normalleşmeleri gerektiğini kendileriyle paylaştıklarını belirtti. Özel okul yöneticilerinin "Pandemi koşullarında yaşadığımız sıkıntılar sebebiyle küçüldük. Bazı tedbirler almak durumunda kaldık. Bunu düzeltmeye biz de varız" dediklerini ve bunun üzerine kendileriyle masaya oturup konuştuklarını anlatan Tekin, şunları kaydetti: "Nihayetinde şu noktaya gelmiştik. Bize dediler ki, doğrusu da bu zaten, ’Öğrenci kayıtlarını her takvim yılının başında yani ocak, şubat aylarında, mayıs, haziran aylarında da öğrenci kayıtlarına ve kontenjan doluluk oranlarımıza göre öğretmen sözleşmelerimizi yapıyoruz.’ Onların bazı taleplerini yerine getirdik. Dolayısıyla ocak, şubat aylarındaki kayıt sürecinde yaşadıkları sıkıntıları aşmış olduk. Bunun karşılığında da onlara, mayıs ve haziran aylarında öğretmen arkadaşlarımızla yaptıkları yıllık sözleşmelerde öğretmenlerinin hukukunu koruyacak mali tabloyu kendilerine sunmaları gerektiğini söylemiştik. Onlar da bize bu yıl için yani 2024-2025 eğitim öğretim yılı için bunu çözeceklerini deklare etmişlerdi. Mayıs ve haziran aylarında yeni sözleşmelerini yapıyorlar. Yasal bir düzenlemeyi ben şahsen doğru bulmuyorum. Bunun ikili görüşmeler üzerinden yürüyeceğine ve özel okul temsilcilerinin, sahiplerinin bu hukuka riayet edeceklerine inanıyorum. Anlaşmamız öyle kendileriyle. Buna riayet etmeyen özel okul varsa bu hem Türkiye’deki özel okulculuk faaliyetini sıkıntıya sokar hem de kamuoyundaki itibarlarını zora sokar. O yüzden öğretmen arkadaşlarımız gerekli başvuruları bize yaparlarsa biz de özel okul gruplarıyla bunları konuşup, herhangi bir mağduriyet yaşamamalarını, hak ettikleri özlük haklarını elde etmelerini sağlamak için ilgili okullarla gerekli görüşmeleri yaparız." Muhalefetin, Atatürk ile ilgili dersin seyreltildiğine dair eleştirileriyle ilgili sorusuna Tekin, "Bunları medyada tartışmak yerine nerede seyreltildiğine dair veya hangi hususların seyreltildiğine dair net raporları bizimle paylaşırlarsa biz de arkadaşlarımızla konuşuruz. Seyreltmekten kastettikleri şey, müfredatın dışına çıkartmaksa katılmıyorum" diye konuştu. Eğitim öğretim sürecinin tepeden tırnağa gözden geçirilerek bazı kazanımların farklı sınıflara kaydırıldığı realitesinden hareket edildiğinde bu eleştirilerin çok doğru olmadığının görüleceğini ifade eden Tekin, "Bu konuda bir eleştirisi olan varsa televizyon ekranlarında konuşmak yerine bize hazırladıkları metinleri getirirler, biz de kendilerine gerekli cevapları veririz, eksiğimiz varsa düzeltiriz” ifadelerini kullandı. "Hem LGS için hem de üniversiteye giriş sınavları için bizim kitaplarımız esas" Bakan Tekin, yeni müfredat kapsamındaki ders kitaplarının basımına ilişkin soruya, okul öncesi, 1, 5 ve 9. sınıflarda yeni müfredata göre hazırlanmış kitapların okutulacağını söyledi. Bunun dışındaki sınıflarla ilgili kitap basım sürecinin devam ettiğini belirten Tekin, "Onun ihalesi yapıldı ve tamamlanmış olacak. Bizim iş yükümüz zaten dörtte bir oranında kalmış durumda yeni kitaplar, yeni müfredatlar için. Onunla ilgili de müfredatları hazırlayan ekipler yani özel sektörden bu konuda kitap almadığımız için sadece bakanlık tarafından hazırlanan ders kitapları, materyaller hazırlanmış durumda. Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığımızın onayına sunulacaklar ve sonra da biz onların basım sürecini yürüteceğiz. O sürecin 9 Eylül’e kadar yetişeceğini öngörüyoruz, bir sıkıntımız yok" dedi. “Velilerden fahiş fiyatlarda ders kitabı için ücret talep eden özel okullarla ilgili biz gerekeni yapacağız” Tekin, "Özel okullar için gelecek sene Bakanlık tarafından ücretsiz dağıtılacak ders kitaplarını okutma zorunluluğu getirildi. Ancak bazı özel okulların velilerden talep ettiğine ilişkin de bilgiler geliyor, bu konuda değerlendirmeniz ne olacak?" sorusuna Tekin, şöyle yanıt verdi: "Özel okullardaki öğretmen arkadaşlarımızın özlük hakları örneğinde olduğu gibi özel okullarla ilgili biz karşılıklı bir paydaşlık ilişkisi yürütüyoruz. İyi bir ilişki yürüttüğümüze inanıyorum. Bu kararımızı alırken de özel okullarla konuşarak aldık. Şunun altını çizerek söyleyeyim, çocuklarını özel okula gönderen velilerimiz için söylüyorum, Bakanlığımızın ders kitaplarını okutmuyor ise eğer özel okullar, çocuklarınızın ciddi bir sıkıntı yaşayabileceğini uzun vadede görmeniz gerekiyor. Çünkü hem LGS için hem de üniversiteye giriş sınavları için bizim kitaplarımız esas kabul ediliyor. Bunun takibini biz ÖSYM üzerinden yapacağız. Velilerden fahiş fiyatlarda ders kitabı için ücret talep eden özel okullarla ilgili biz gerekeni yapacağız. Yani bize bu anlamda şikayetler ulaşırsa bu okullarla ilgili genel müdürlüğümüz ve Teftiş Kurulu Başkanlığımız tedbirlerini alacaktır."