GENEL - 05 Nisan 2012 Perşembe 17:11

HAK-İŞ GENEL BAŞKANI MAHMUT ARSLAN: "İŞ CİNAYETLERİNİN ÖNÜNE GEÇİLMELİ"

A
A
A
HAK-İŞ GENEL BAŞKANI MAHMUT ARSLAN: "İŞ CİNAYETLERİNİN ÖNÜNE GEÇİLMELİ"

HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, sadece son bir haftalık dönemde üç ayrı yerde meydana gelen kazalarda 10`dan fazla işçinin hayatını kaybettiğine dikkat çekerek, "İş sağlığı ve güvenliği konusunda gerekli önlemler alınmadığı, denetim zaafı giderilmediği, cezalar caydırıcı olmadığı sürece bu tür kazaların gündemimizden hiç düşmeyeceği bir kez daha ortaya çıkmıştır. Sendikalaşma ve örgütlenmenin önü açılmalı, denetimler artırılmalı ve iş cinayetlerinin önüne geçilmelidir" dedi.
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Arslan, bugün Tuzla`da 2, önceki günlerde Eskişehir`in Mihalıççık ilçesindeki maden kazasında 4 ve Erzurum`un Aşkale ilçesindeki baraj göletinde yaşanan kazada 5 işçiyi kaybetmenin acısını yaşadıklarını belirterek, "Son bir haftalık dönemde üç ayrı yerde meydana gelen kazalarda kaybettiğimiz işçi sayısı 11`e ulaşmıştır. Bundan önce de İstanbul Esenyurt`ta, Davutpaşa`da, Bursa, Balıkesir ve Zonguldak`taki maden kazalarında, Ankara`da OSTİM ve İvedik`te meydana
gelen kazalarda onlarca işçimizi iş sağlığı ve güvenliği konusunda gerekli önlemler alınmadığı için kaybettik. Gerekli önlemler alınmadığı, denetim zaafı giderilmediği, cezalar caydırıcı olmadığı sürece bu tür kazaların gündemimizden hiç düşmeyeceği bir kez daha ortaya çıkmıştır. Sendikalaşma ve örgütlenmenin önü açılmalı, denetimler artırılmalı ve iş cinayetlerinin önüne geçilmelidir" dedi.
Sosyal tarafların da katkısıyla uzun bir çalışmanın ardından İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Tasarısı`nın TBMM`ye sevk edilmesini olumlu bir gelişme olarak değerlendirdiklerini ifade eden Arslan, "Tasarının, sosyal tarafların görüş ve önerileri de dikkate alınarak biran önce yasalaştırılarak, sorumluluk alacak ve çözüm üretecek bir mekanizmanın kurulmasını, sorumluların tespit edilerek yargı önüne çıkartılmasını beklemekteyiz. İş Sağlığı ve Güvenliği Yasasına karşı direnen kimi çevreler de yaşanan bu
trajedi sonrasında tavırlarını bir kez daha gözden geçirmelidir. İş Sağlığı Güvenliği Yasası ile yeni teknik düzenlemeler yapmak elbette gerekli olmakla beraber yeni bir felsefeye, kamu kurumları arasında koordinasyona ve denetim zaaflarının süratle giderilmesine ihtiyaç vardır. Zira, İş Sağlığı Güvenliği tedbirlerinin alınmasının maliyetinden, tedbirsizliğin ve sorumsuzluğun yol açtığı maliyetler daha yüksek ve daha yakıcıdır. İş kazaları ve meslek hastalıkları gibi sorunların sendikal işletmelerde daha az
görüldüğü gerçeği örgütlülüğün önemi ve gerekliliği konusunda ilgililere öğretici ve yol gösterici bir gerçek olarak görülmelidir" dedi.
Arslan, iş kazalarında hayatını kaybeden işçilere Allah`tan rahmet, yaralılara sağlık, yakınlarına da başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerini sunarak, sorumluların biran önce tespit edilerek yargı önüne çıkarılması ve gerekli cezayı almasını temenni ettiklerini kaydetti.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri ’Tehiri icra’ işçileri mağdur ediyor Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Mahmut Şahin, tehiri icranın işten çıkarılan ve çıkan işçilerin aleyhine olduğunu söyleyerek, düzenleme getirilmesi gerektiğini kaydetti. Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Mahmut Şahin, işverenlerin tehiri icra yolu ile işten çıkan işçilerin alacaklarını ödemediklerini ve bu parayı kullandıklarını kaydetti. Bu yöntemin düzeltilmesi gerektiğini dile getiren Şahin, "İşçilerimiz çok ağır şartlar altında çalışıyorlar. Haklı sebeplerle bazen kendileri çıkıyor ya da haksızca çıkartılıyorlar. Bu çıkartmalarda işçiye tazminatı ve mesai vs. alacakları varsa bunlar ödenmiyor. Ödenmediği zamanda işçi doğal olarak mahkemelere başvuruyor. Şu ana kadar da iş mahkemelerinde, işçilerin işten çıkartılıp haksız zaman çıkarıldıklarında kazanamadıkları mahkeme yok. Mahkeme bir bedel belirliyor ve ödenecek. İşverenle genelde bu bedeli mahkeme bittikten sonra ödemiyor. Hemen tehiri icra dediğimiz bir yönteme başvuruyorlar. Yerel mahkemeyi kazandığı zaman üst mahkemeye gitmek için icra dairesine teminat mektubunu veriyor ya da o bedeli icraya yatırarak işçiye vermiyor. Üst mahkemede 2-3 sene ne kadar devam ederse, işçi bu arada alacağını alamıyor ve mağdur ediliyor. İşverenler bunu sadece işçiyi mağdur etmek için yapmıyorlar" dedi. İşverenlerin bu yöntem ile işçiye verecekleri paradan para kazandıklarını dile giren Şahin, "İşverenler bu paraya para kazandırma yöntemine başvuruyorlar. İşveren işçiye ödeyeceği parayı ve tüm işçileri düşündüğümüzde bu milyonlarca TL’ye tekabül ediyor. İşverenler bu parayı 3-4 sene kullanıyor. Yasal faizler bu kazançla yarışamadığı için işçiye 100 bin TL ödenmiyor ama işveren bu parayla 500 bin TL kazanıyor. Burada mağdur olan işçi. Zaten ağır şartlarda çalışmış, zaten mesaisini alamamış, bir de bunun üzerine geçmiş olunca para işçi mağdur ediliyor. Bu zaman diliminde de iş bulamaması başka bir dert. İşverenin verdiği kod ile çıkartıldığında işte bulamıyor ve işçi mağdur ediliyor. Tehiri icra konusu bir hak olarak gözüküyor ama işçi aleyhine bir düzenleme. Bunun bir an önce gözden geçirilip düzenlenmesi gerekli. İşçinin yapacağı şey mahkemeye vermek. Mahkemeyi de kazanıyor fakat karşı tarafında itiraz etmek gibi bir hakkı var. Bu hakkı da üst mahkemelere gitmek. Orada da işçi maalesef parasını kaybetmiyor, parasını mutlaka geri alıyor ama geç ve düşük alıyor. İşverenler de bu durumu suistimal ediyor" diye konuştu.