SAĞLIK - 15 Kasım 2025 Cumartesi 12:28

300 kilonun üzerinde olan hasta yardım bekliyor: "Hayatımı normal bir şekilde idame ettirmek istiyorum"

A
A
A

Ankara’da yaşayan 300 kilonun üzerinde obezite hastası Barış Pınarbaşı, hastanede tedavi görmek istediğini belirterek yardım istedi. Pınarbaşı, "Hayatımı normal bir şekilde idame ettirmek istiyorum" dedi.

Ankara’da yaşayan obez hastası Barış Pınarbaşı, son dönemlerde artan ödem şikayetleri sebebiyle yerinden kalkamıyor. Evde sağlık hizmeti gören Pınarbaşı, hastanede tedavi almak için yardım bekliyor. 300 kilonun üzerinde olan 28 yaşındaki hasta, hayatını normal şekilde sürdürmek istiyor.

Hastanın dayısı Ahmet Randa, yeğeninin 7 yıldır ilerleyen bir obezite hastalığı olduğunu belirterek, tedavi için hastaneye başvurduklarını fakat bir sonuca ulaşamadıklarını ifade etti. Randa, yeğeninin midesine bir kez balon atıldığını, ikinci kez istendiğinde ise maddi durumlardan ötürü işlemi gerçekleştiremediklerini söyledi.

300 kilonun üzerinde olan hasta yardım bekliyor:

Şu anda vücudunda ödem problemi olduğunu ve yaralar çıktığını dile getiren Randa, "Pandeminin başlarında yine böyle bir ödem sıkıntısı vardı. Biz önce korktuk, korona falan mı oldu diye. Hastaneye götürdük, o zaman yürüyebiliyordu, sıkıntısı yoktu. Orada acilde sedyede tek başına annesiyle birlikte yaklaşık 20-25 gün tedavi gördü, yürüyerek çıktı. Ama ilerleyen zamanlarda bu hastalık obez hastalığı olduğu için biraz daha ilerledi. Yaklaşık 25 gündür yerinden bile kımıldayamıyor. Yardım, sadece yardım istiyoruz" şeklinde konuştu.

"Bir insan hayatı söz konusu"

Randa, "Belki Türkiye sesimizi duyar, belki de iş adamları sesimizi duyar. Bir insan hayatı söz konusu, el atılabilir diye düşünüyorum" dedi.

"Bir hastane ortamında tedavi görmesini istiyoruz"

Hastanın oksijen makinesine bağlı yaşamını sürdürdüğünü aktaran Randa, "Nefes darlığı var şu anda zaten oksijen makinesine bağlı, yaşamını idame ettiriyor. Yerinden kalkamadığı için artık bası yaraları oluşmaya başladı. Bacaklarında yaralar var. Gümüş bant alıyoruz, gümüş bez alıyoruz. Bir hastane ortamında tedavi görmesini istiyoruz, yaşama döndürülmesini istiyoruz."

28 yaşındaki obezite hastası Barış Pınarbaşı ise kilo probleminin hep olduğunu ama son 25 gündür vücudunda ödem oluştuğunu ve hareket edemediğini belirtti.

"Hayatımı normal bir şekilde idame ettirmek istiyorum"

Pınarbaşı, evde sağlık hizmeti gördüğünü anlatarak şunları kaydetti:

"Eve geliyorlar, normal kanımı alıyorlar, ilaçlarımı yazıyorlar. Ondan sonrasında da, şimdi en son geldiklerinde mesela, beni hastaneye götüremeyecekleri için, hastaneden görüntülü görüşme ayarlıyorlar. Ona göre bir bilgi vereceklerini söylediler. Eğer hastaneye bir şekilde yatışım yapılacaksa, benim daha öncesinde, 2024 Temmuz’unda yattığım bir obez yatağı var. Fakat bunun şu an için ayarlanamadığı bilgisi geliyor. Gideceksem oraya gitmek istiyorum. Yok buradaysa da, dediğim gibi görüntülü görüşmeyle, yani doktorların orada yapacağı şeyi burada görüntülü görüşmeyle de yapabiliyorsak eğer, o şekilde de nasılsa artık ama bir çaresini tabii ki istiyorum. Hayatımı normal bir şekilde idame ettirmek istiyorum. Şu an tam olarak kilomu bilmemekle beraber 300 kilonun üzerindeyim."

Ece Nur Öztürk - Fırat Demir

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir 5 kuşaklık Kızıklı mirası yok olmak üzere Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde dünyaca ünlü "Kızıklı işi" bıçak ustalığı, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. 5 kuşaktır dededen toruna aktarılan bu kadim zanaatın son temsilcisi Tanju Pulat, ateş ve örs başında zamana direniyor. Yarım asırlık bileme görmeden hala kullanılan satırları ve el işçiliği işlemeli dualı bıçaklarıyla tanınan Pulat, "Çırak bulamıyoruz, bu ateş sönmek üzere" diyerek sitem etti. Balıkesir’in Burhaniye ilçesine bağlı Kızıklı Mahallesi’nde, beş asırdır yankılanan çekiç sesleriyle yapılan bıçaklar artık son kalan atölyede yapılıyor. Babasından devraldığı mesleği 5. kuşak olarak omuzlayan Tanju Pulat, fabrikasyon üretime inat, çeliği geleneksel yöntemlerle çekiçle şekillendiriyor. 52 yıllık satır, hiç bilenmeden hala kesiyor Usta Tanju Pulat’ın atölyesindeki en dikkat çekici parça, babasının 1974 yılında çeliğini elleriyle dövdüğü kurban satırı. Yarım asrı devirmesine rağmen keskinliğinden hiçbir şey kaybetmeyen satırın özelliğini açıklayan Pulat, "Bu satır yapıldığı günden bu yana birçok kurban kesip parçaladı. Hala ilk gün ki gibi bir kez bile bileme yüzü görmedi. Eski ustaların çeliğe su verme ve dövme tekniği böyle belli oluyor. Biz hala bu satırı bilemedik. İlk günkü gibi kullanıyoruz" dedi. Bıçaklara işleme yapıyor Kızıklı işi bıçaklarını diğerlerinden ayıran en büyük özellik, üzerindeki sanatsal derinlik ve sağlam dayanıklı olması diyen Pulat, Bıçakların işlemeleri hakkında bilgiler veriyor. "Günümüzde bıçak çeliği üzerine el işçiliğiyle yazı ve motif işleyen belki 5 kişi kalmadık" şeklinde konuşan Pulat, bu geleneği şu sözlerle anlatıyor: "Babam kurban bıçaklarının üzerine kurban figürleri yapar, kurban duasını ayrıca kurbanın nasıl kesileceğini anlatan resim, figür ve yazılar işlerdi. Bu konuda daha sanatkârdı. Ben de bu geleneği yaşatan son kişilerden biriyim. Bu bıçaklar sadece birer araç değil, her biri birer sanat eseri" dedi. "Çırak bulamıyoruz, bu sanatın sonu geliyor" Beş kuşaktır aile mirası olarak sürdürülen zanaatın geleceği ise karanlık. Ağır işçilik ve sabır gerektiren mesleğe gençlerin ilgi göstermediğini vurgulayan son usta Pulat, bu konu hakkında dert yandı. "Bu meslek bize babalarımızın dedelerinden kaldı, biz beşinci kuşağız. Birileri zahmet edip 5 kuşaktır bu mesleği birilerine öğretmiş. Ama bende tıkandı. Son ustayım, meslek benle birlikte ölecek. Bu işi öğrenmek isteyen kimse çıkmıyor. Çırak bulamıyoruz. Ben bu kapıyı kilitlediğimde, Kızıklı’nın asırlık bıçak kültürü de tarih olacak. Ya öbür tarafta dedelerim, babam bana hesap sorarsa, niye bu mesleği öğretmedin derse" diyerek sitem etti. Burhaniye’de ki mütevazı atölyesinde, kor ateşin başında ter dökmeye devam eden Tanju Pulat, bir taraftan mesleğini yaparken diğer taraftan da mirasını devredecek bir el arıyor.
Ankara Türk üniversitelerinin uluslararası sıralamalardaki yükselişi sürüyor Türkiye’den toplam 11 üniversite, Quacquarelli Symonds’un (QS) 2026 Alan Bazlı Dünya Üniversite Sıralamasında ilk 500’de yer aldı. Londra merkezli yükseköğretim derecelendirme kuruluşu QS, 2026 Alan Bazlı Dünya Üniversite Sıralaması sonuçlarını açıkladı. 100 ülkeden bin 900’ü aşkın yükseköğretim kurumunun değerlendirildiği sıralamada, Türkiye’den toplam 11 üniversite farklı alanlarda dünyada ilk 500’e girmeyi başardı. Ankara Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), İstanbul Üniversitesi (İÜ), Koç Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), Sabancı Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ), farklı alanlarda ilk 500’de yer alan Türk üniversiteleri oldu. Sıralamada ‘Beşeri Bilimler ve Sanat’, ‘Mühendislik ve Teknoloji’, ‘Fen Bilimleri ve Tıp’, ‘Doğa Bilimleri’ ve ‘Sosyal Bilimler ve İşletme’ olmak üzere 5 ana alan ve 55 alt bölüm değerlendirildi. Değerlendirme, ‘akademik itibar’, ‘işveren itibarı’, ‘makale başına araştırma atıf sayısı’, ‘H indeksi’ ve ‘uluslararası araştırma ağı’ olmak üzere beş gösterge baz alınarak yapıldı. Sanat ve Beşeri Bilimler alanında 9 Türk üniversitesinden derece QS Alan Bazlı Dünya Üniversite Sıralamasında, ‘Sanat ve Beşeri Bilimler’ alanında ilk 500’de 9 Türk üniversitesinin sıralamaya girdiği belirtilirken, ODTÜ 242, İÜ 279, İTÜ 284, Hacettepe Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi 305, Koç Üniversitesi 383, Ankara Üniversitesi 391’inci olarak listeye girdiği açıklandı. Bilkent Üniversitesi 401-450, Gazi Üniversitesi ise 451-500 bandında yer aldı. Mühendislik ve Teknoloji alanında İTÜ 91’inci oldu ‘Mühendislik ve Teknoloji’ alanında İTÜ 91’inci olarak dünyada ilk 100’e girme başarısı gösterirken, ODTÜ 103, Boğaziçi Üniversitesi 236, Koç Üniversitesi 243, Sabancı Üniversitesi 266, YTÜ 273, Bilkent Üniversitesi 290’ıncı olarak ilk 300’de yer aldı. Hacettepe Üniversitesi de 364’üncü sırada yer alarak, bu alanda ilk 500’e giren 8’inci Türk üniversitesi oldu. Sosyal Bilimler ve İşletme alanında ODTÜ 173’üncü oldu ‘Sosyal Bilimler ve İşletme’ alanında ODTÜ 173, Boğaziçi Üniversitesi 217, Koç Üniversitesi 252, Bilkent Üniversitesi 278, İstanbul Üniversitesi 346, İTÜ ve Sabancı Üniversitesi 353’üncü oldu. Hacettepe Üniversitesi 401-450, Ankara Üniversitesi 451-500 bandında yer aldığı açıklanırken, böylece bu alanda toplam 9 Türk üniversitesi ilk 500’e girdi. Fen Bilimleri ve Tıp alanında Hacettepe Üniversitesi 308’inci sırada ‘Fen Bilimleri ve Tıp’ alanında Hacettepe Üniversitesi 308’inci sırada yer alırken, onu 390’ıncı sırada Ankara Üniversitesi takip etti. İÜ de 451-500 bandında yer alarak bu alanda ilk 500’e girmeyi başaran 3 Türk üniversitesinden biri olduğu belirtildi. Ayrıca ‘Doğa Bilimleri’ alanında da İTÜ 251, ODTÜ 300’üncü olarak ilk 300’e girmeyi başarırken, Ankara Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi 451-500 bandında kendilerine yer bularak bu alanda ilk 500’e giren 4 Türk üniversitesi arasında yer aldığı ifade edildi. "Türk yükseköğretimi, küresel rekabette üst sıralara yükselmeye devam edecektir" Türk üniversitelerinin uluslararası alandaki başarılarının artarak sürmesinden memnuniyet duyduğunu belirten Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, "Türk yükseköğretimi küresel rekabette üst sıralara yükselmeye devam edecektir. Hep birlikte daha büyük hedeflere ulaşmak için planlı ve kararlı çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sıralamalarda yer alan tüm üniversitelerimizi kutluyorum" ifadelerine yer verdi.