POLİTİKA - 14 Aralık 2025 Pazar 19:55

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş: "3 bin sözleşmeli personel alacağız"

A
A
A
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş: "3 bin sözleşmeli personel alacağız"

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Vatandaşlarımıza sunduğumuz hizmetlerin kalitesini daha da artırmak amacıyla 3 bin sözleşmeli personel alacağız. Yarından itibaren başvuruları alacağız" dedi.


TBMM Genel Kurulu’nda "2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi" görüşmeleri sürüyor. Genel Kurul’da konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, ‘Aile Yılı’nda ‘Aile ve Gençlik Fonu’nu 81 ilde yaygınlaştırdıklarını belirterek, "Bugüne kadar 133 bin 466 gencimiz, bu fondan yararlanmaya hak kazandı. 8 milyar 59 milyon lira ödeme gerçekleştirdik. Ayrıca farklı sektörlerde yaptığımız 2 bin 7 indirim anlaşmasıyla çiftlerimizin evlilik hazırlıklarını kolaylaştırdık. Faizsiz sunduğumuz kredi miktarını yükselterek, 25 yaşına kadar olan gençlerimiz için 250 bin lira, 26 ila 29 yaş arasındaki gençlerimiz için 200 bin lira olarak belirledik. 48 ay içinde çocuk sahibi olan gençlerimize ise her çocuk için 12 ay erteleme imkânı sunduk. Yine Aile Yılı’nda doğum yardımlarında da önemli bir reformu hayata geçirdik. 2025 yılı itibarıyla doğan her çocuk için hiçbir kriter aramaksızın teşvikler getirdik. İlk çocuk için sağladığımız tek seferlik doğum desteğini 5 bin liraya çıkardık. İkinci çocuk için bin 500 lira, 3’üncü ve sonraki çocuklar için 5 bin liralık desteklerimizi her ay çocuklar 5 yaşını doldurana kadar düzenli olarak annelerin hesaplarına yatıracağız. Bu kapsamda Aile Yılı’nda 721 bin çocuk için toplam 8,7 milyar lira ödeme gerçekleştirmiş olacağız. Diğer yandan hem kadın hem erkek memurların çocukları ilkokul çağına gelene kadar yarı zamanlı çalışma hakkından faydalanmalarını sağladık. Ayrıca doğum izni ve babalık izni sürelerinin uzatılması çalışmalarına da öncülük ettik. Bu kapsamda hem kamu hem de özel sektör çalışanları için doğum izninin 16 haftadan 24 haftaya, babalık izninin ise 10 güne çıkarılmasını sağlayacak kanun teklifinin yakın zamanda Meclisimizin onayına sunulmasını bekliyoruz. Bunun yanı sıra, kamu kurum ve kuruluşlarında kreş ve çocuk bakımevlerinin yaygınlaştırılması için çalışmalarımızı da hızlandırdık" ifadelerini kullandı.


Göktaş, aile rehberi sistemiyle de hanelere özelleştirilmiş hizmetleri ulaştıracaklarını belirterek, "Mayıs ayında tanıtımını yaptığımız ve 1,7 milyon kişinin indirdiği ’İlk Öğretmenim Ailem’ mobil uygulamasıyla ebeveynlere çocuk eğitimi ve aile içi iletişim alanlarında rehberlik sağlıyoruz. Ayrıca çevrimiçi danışmanlık uygulamalarını devreye aldık. Aile danışmanlığı, aile eğitim programı ve evlilik öncesi eğitim programı ile 8,3 milyon kişiye eğitim verdik. Yeşilay ile yürüttüğümüz bağımlılıkla mücadele çalışmalarında önleyici rehberlik, eğitim ve farkındalık programlarıyla 2 milyon kişiye ulaştık. Öte yandan, ülkemizde yaşanan afet ve acil durumlarda ilk andan itibaren sahaya inerek vatandaşlarımıza psikososyal destek hizmeti sunmaya devam ediyoruz" dedi.


180 bin 391 çocuğu ailelerinin yanında ’Sosyal ve Ekonomik Destek’, yani ’SED’ hizmetiyle takip ettiklerini kaydeden Göktaş, "Bu çocuklarımızın kültür, sanat ve spor alanlarında kendilerini geliştirmelerini sağlıyoruz. Etkili takip mekanizmalarıyla ebeveyn kaybı yaşayan 108 bin 454 çocuğumuza sağlıklı gelişimlerini destekleyen hizmetler sunuyoruz. Bugüne kadar 20 bin 732 çocuğumuzu evlat edinme hizmetimizden faydalandırdık. Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde yürütülen Gönül Elçileri Projesi’yle 10 bin 752 çocuğumuzun 9 bin koruyucu aile yanında şefkatle büyümelerini sağlıyoruz. UNICEF’in iyi uygulama örnekleri arasında gösterdiği bu proje, sadece ülkemizde değil, pek çok ülke tarafından örnek alınan bir model haline geldi" şeklinde konuştu.


Bakan Göktaş, şöyle konuştu:


"2 bin 868 çocuğumuzun ise kültür ve sanatın dönüştürücü gücüyle donanımlı bireyler olarak yetişmelerine katkı sunuyoruz. Ayrıca bugüne kadar devlet korumasında yetişen 65 bin 534 gencimizi kamuya yerleştirdik. Bugün 2 bin 408 kreş, gündüz bakımevi ve çocuk kulübünde 87 bin 692 çocuğa hizmet sunuyoruz. Bu yıl mahalle tipi kreş modelini yaygınlaştırma çalışmalarımızı sürdürdük. 569 Aile Destek Merkezimizde hizmete aldığımız çocuk oyun odaları ve kreşlerle çocuklar için güvenli alanlar oluşturduk. Bu vesileyle bir müjdemizi paylaşmak istiyorum. 81 ilimizde açacağımız yeni sosyal kreşlerle çocuk bakımını daha erişilebilir hale getiriyoruz. Bu sosyal kreşlerden, sosyal yardım programlarından yararlanan aileler ücretsiz olmak üzere tüm vatandaşlarımız uygun koşullarla faydalanabilecek."


Kadınlara yönelik çalışmalara işaret eden Göktaş, "Bugün artık kadınlar, hayatın her alanında daha görünür, daha etkin ve daha güçlü. Milletimizin iradesi ve kadınların kararlılığıyla artık bu ülkenin kadınları, eski vesayet günlerine dönmeyecek. Elde ettiğimiz tüm bu kazanımları ’Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi’ ve eylem planları ile kalıcı hale getiriyoruz. 8 Mart’ta yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile oluşturduğumuz Koordinasyon Kurulları ile politikalarımızın yerelde daha etkin uygulanmasını sağlıyoruz. Tüm kurumlarımız tarımda, sanayide, eğitimde, sağlıkta, her alanda kadının güçlenmesi için büyük bir özveriyle çalışıyor. Nitekim, 2022 bütçesinde kadın-erkek eşitliğine duyarlı 39 gösterge bulunuyorken, 2026 bütçesinde bu sayıyı 60’a yükselttik. Böylece OECD’nin eşitlik temelli bütçeleme uygulayan 23 ülkesinden biri olduk. 2026 yılında kadınlar için ayrılan 287 milyar 36 milyon liralık tutarın Bakanlığımız bütçesinin yüzde 53’ünü oluşturduğunu özellikle ifade etmek isterim. Ülkemizin büyümesinde kritik bir rol üstlenen kadın girişimciliğini daha da güçlendiriyoruz. Bu kapsamda yeşil ekonomi, temiz teknoloji, turizm, dijital dönüşüm ve STEM alanlarında kadınların varlığını güçlendirmek için çeşitli çalışmalar hayata geçirdik. Enerji sektöründe kadın istihdamını artırmak ve temsiliyetini güçlendirmek için ’Kadınlar için Enerji Okulu’nu başlattık. Geçen ay ikincisini gerçekleştirdiğimiz Kadınlara Yönelik Yapay Zekâ ve Veri Bilimi Geliştirme Programı’yla kadınların bu alanda daha fazla temsil edilmelerini sağlıyoruz. Diğer yandan yedi bölgede ’Yükselen Kadınlar: Kendi İşim, Benim İzim’ programını başlattık. Bu programla marka yönetimi, dijitalleşme, finans ve girişimcilik alanlarında kadınları güçlendiriyoruz. Kadın kooperatiflerini üretimden pazarlamaya kadar her aşamada destekleyerek daha güçlü ve sürdürülebilir yapılar haline getiriyoruz. Bu süreçte bin 319 kadın kooperatifinin kurulmasına destek olduk. Ticaret Bakanlığımız ile başlattığımız sosyal kooperatifçilik çalışmaları kapsamında ailelerin ihtiyaçlarına cevap veren bir bakım ağı oluşturacağız" diye konuştu.


Göktaş, şunları kaydetti:


"Bugün sizlerle bir müjdeyi daha paylaşmak istiyorum. Vatandaşlarımıza sunduğumuz hizmetlerin kalitesini daha da artırmak amacıyla 3 bin sözleşmeli personel alacağız. Yarından itibaren başvuruları alacağız."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Dilovası’ndaki yangın davasında annenin sözleriyle salon buz kesti Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 işçinin hayatını kaybettiği parfüm fabrikası yangınına ilişkin davada müşteki beyanları, ihmaller zincirini ve ailelerin yaşadığı derin acıyı bir kez daha gözler önüne serdi. Yangından yaralı kurtulan işçiler, sigortasız ve güvencesiz çalıştırıldıklarını, iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını ve denetimlerin göstermelik yapıldığını öne sürerken, yangında kızı hayatını kaybeden bir anne, "Kızımın kefeni olmadı hakim bey" deyince salon sessizliğe gömüldü. Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’nde bulunan Raviva Kozmetik isimli parfüm dolum tesisinde meydana gelmişti. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Gikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmişti. Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde görülen yangınla ilgili davada müşteki ifadelerinin alınmasına devam edildi. "Dışarı çıkıp çığlık attım" Yangında yaralı olarak kurtulan Keriman Miskin, "4 senedir Raviva Kozmetik’te çalışıyordum. Yangın günü kapı tarafındaydım. Tuncay Yıldız ve Hürol E. ürün karıştırıyordu. Sonra patlama sesi duydum, alev yayıldı, kaçtık. Tuncay Yıldız da yanıyordu, dışarı çıkıp çığlık atmaya başladım. Daha sonra da hiçbir arkadaşımı göremedim. İtfaiye de geç geldi, daha sonra hastaneye gittik. Ben öncesinde masa görevlisiydim. Sonrasında mutfakçıydım ancak mutfakçı adı altında tüm işleri yaptırıyorlardı. Her alanda çalışıyordum. İlk yerde önce kolonya, sonrasında dolum işine girildi. İlk yerde dolum da yapıyorduk. Kurtuluş Oransal bize talimat veriyordu. Yeni yere geçtiğimizde tadilat yapıldığını sanmıyorum, sadece boya yapıldı. İsmail Oransal ve Altay Ali Oransal bize talimat vermedi. İsmail Oransal’ın Sheliq ürününü yapıyorduk. Shuran’da yapılıyor muydu bilmiyorum. Ben dönemsel çalışıyordum. Ataşehir’deki ofiste kremlerin paketlenmesine de gitmişliğim var" dedi. "Zabıtalar geldiklerinde onlara hediye olarak parfüm veriliyordu" Zabıtalar tarafından denetim yapılmadığını, denetim olacağı zaman da sigortasız işçilerin iş yerinden çıkarıldığını aktaran Miskin, "Bize iş güvenliği eğitimi verilmedi. Yangından bir hafta önce zabıtalar geldi ancak denetim yapmadılar. Kurtuluş Oransal’ın yanına girdiler, sonra çıktılar. Benim hiç sigortam olmadı. Bir gün denetim olacağı söylendi, bizi fabrikadan çıkardılar, ardından aynı gün tekrar çağırdılar. Zabıtalar geldiklerinde onlara hediye olarak parfüm veriliyordu. Gökberk Güngör’ü ürün dolumu yaparken gördüm. Çocuk işçi ve göçmen işçi çalışıyordu. Sağlıksız koşullarda paketlerin üstünde yemek yiyorduk. Yangın merdiveni maliyetli olduğu için Kurtuluş Oransal yaptırmak istemedi" dedi. "Alev aldım, koşarak kaçtım" Fabrikadan yaralı olarak çıkan Ayten Aras, "Pandemi zamanında çalışmaya başladım. Rahatsızlanınca bırakmak zorunda kaldım ancak sonrasında Kurtuluş Oransal yeniden çağırdı. Olay günü paketleme yapıyordum. Patlama sesi geldiğinde ateş yayıldı, ben de alev aldım ve koşarak dışarı kaçtım. İlk yerde dolum, ikinci yerde ise hem dolum hem üretim yapılıyordu. Eski yerde de Shauran ve Sheliq üretiliyordu, yeni yerde yapılmıyordu. Kurtuluş Oransal’ın iki oğlu da geliyordu, zaman zaman yardım ediyorlardı" diye konuştu. "Kızımın kefeni olmadı hakim bey" Yangında hayatını kaybeden Nisanur Taşdemir’in annesi Altun Taşdemir, "Kızım kömür oldu. Kızım ölmek istemiyordu. Kurtuluş Oransal’ın kötü davrandığını, çok çalıştırdığını ve mesai parası vermediğini bana söylüyordu. Ekipman vermiyormuş, ‘Param yok’ diyormuş. Tuğba Taşdemir ve Cansu Esatoğlu kızımın kuzenleriydi. Kızımın kefeni olmadı hakim bey" deyince salonda uzun süre sessizlik hakim oldu. Altun Taşdemir, "Çok acı çekiyoruz. Anneyim ben. Eşim kanserdi, kızım babasına bakmak için çalışmak istedi" dedi. "Kızımı kömür olarak aldım" Nisa Taşdemir’in babası Vedat Taşdemir ise, "Kanser tedavisi nedeniyle hastanede yattım. Kızımı toprak ve kömür olarak aldım fabrikadan. Maaşını da vermiyorlardı. Sanıkları hiçbir zaman affetmeyeceğim" dedi. "Sağ verdim, ölüsünü aldım" Tuğba Taşdemir’in annesi Saliha Taşdemir, "Tuğba’yı sağ verdim, ölüsünü aldım. Çocuklarımın hakkını yediler. Maddi imkansızlıklardan dolayı çalışmak zorunda kaldılar. Sigortalarını yapacaklarını söyleyerek sürekli oyaladılar. 18 yaşındaydı, ölümü hak etmedi. Ölüm Allah’tan gelir ancak buna onlar sebep oldu. Sonuna kadar şikayetçiyim" ifadelerini kullandı. "Çocuğumu torbaya koyup getirdim" Tuğba Taşdemir’in babası Şahin Taşdemir, "İçimiz yanıyor. Çocuklarımız birbirlerine sarılarak öldüler. Çocuklarımız kömür oldular. Çocuğumu torbaya koyup getirdim. Tuğba 4 yıldır çalışıyordu. Biz paketleme işi olarak gönderdik. Kimyasal olduğunu bilmiyorduk. Şikayetçiyiz" şeklinde konuştu. "Kızımın iskeletine sarıldım" Cansu Esatoğlu’nun annesi Filiz Esatoğlu, "Kızımın iskeletine sarıldım, kızım kömür oldu. Kötü çalışma şartlarından bahsediyordu. Mesaiye kalmazsan işten çıkarırım diye tehdit ediyorlardı. Sigortası yoktu, şikayetçiyim" ifadelerini kullandı. "Para hırsı ile çocuklarımızın hayatını aldılar" Cansu Esatoğlu’nun babası İbrahim Esatoğlu, "Para hırsı ile çocuklarımızın hayatını aldılar. İnsanların emeklerini sömürdüler. Kan emici vampirler olarak gözünüz doymadı. Çalıştıkları yer mayın tarlası gibiydi. Oturup yemek yiyecek yerleri bile yoktu. Bu kasıtlı cinayet. Sizler katilsiniz. Yangın merdiveni yok, iş güvenliği uzmanı yok. 7 can kömür oldu. Yoksul oldukları için köle gibi çalıştırdılar Suçu ölmüş babalarının üstüne atıyorlar. Babaları ile ortaktılar" dedi. "Üç çocuğum yetim kaldı" Ölen Esma’nın eşi Aytekin Gikan, "Ne yediğim yemekten ne de uyuduğum uykudan tat alıyorum. Üç çocuğum yetim kaldı. Bu şahısların daha fazla para kazanması için yetim kaldılar. Gözlerini hırs bürümüş. Eşimi işten çıkarmıştım. Sigorta yapacağız diyerek 3 ay oyaladılar. Sonra bu olay yaşandı. Zorla eşimi aldılar evden. Yaptıkları kremden eşimin elleri alerji oluyordu" şeklinde konuştu. "Denetleme Çorlu’dan geçiyor, Dilovası’nda üretim yapılıyordu" Tuncay Yıldız’ın oğlu Ali Yıldız, "Düzce’de Kurtuluş Oransal ile babam birlikte çalışıyordu. Sonra işten ayrıldı. Dilovası’nda babamı ziyaret ettiğimde Kurtuluş Oransal’ın fabrikada sigara içtiğini gördüm. Bu fabrika sadece Kurtuluş Oransal’ın değildi, çocukları ile birlikteydi. Çalışanların hiçbirinin iş tanımı yoktu. Herkesten şikayetçiyim. Denetleme Çorlu’dan geçiyor, Dilovası’nda üretim yapılıyordu. Bunu babamdan öğrendim" diye konuştu. "Zabıtalar parfümle gönderiliyordu" Tuncay Yıldız’ın kızı Nursena Yıldız, "Babamdan zabıtalar geldiğinde parfüm verilerek gönderildiklerini duydum. Tüm denetimin Ali Osman A.’nın Çorlu’daki fabrikasından geçtiğini söylemişti. Dün Ali Osman A.’nın güldüğünü gördüm. Ailesine selam veriyor. Yanan kendi ailesi olsaydı böyle davranabilir miydi? Şikayetçiyim" ifadelerini kullandı. "Bizimle iletişime geçmeye çalıştılar" Tuncay Yıldız’ın eşi İlknur Yıldız, "Bunlara finansal desteği veren Ali Osman A.’dır. Eşim, Kurtuluş Oransal’ın ‘arabada yattığını’ söylediğini anlattı. Kurtuluş ile eşi barışmıştı. Kurtuluş başta olmak üzere herkesten şikayetçiyim. Çetin A., Düzce’deki eski ev sahibi, olay sonrasında bizimle iletişime geçmeye çalıştı ancak kabul etmedik" dedi. "Kremlerin arkasında Tekirdağ adresi vardı" Şengül Yılmaz’ın kızı Eminenur Aldeniz, "Annem akşam beni aradı ancak konuşamadı. Hastane hastane annemi aradım, kimse öldüğünü söylemedi. Allah kimseye annesini o şekilde göstermesin. Annemin yanan kemikleri sayılıyordu. Kremlerin arkasında Tekirdağ’daki adresler yer alıyordu" ifadelerini kullandı. "Raviva’deki parfüm dolum makinelerinin üstünde İsmail Oransal’ın adı yazıyordu" Ölen Şengül’ün kız kardeşi Emine Bulut ise, "Daha önce 1 ay boyunca Raviva’de çalıştım ancak sağlıksız koşullar yüzünden işi bıraktım. Raviva’deki parfüm dolum makinelerinin üstünde İsmail Oransal’ın adı yazıyordu. Kurtuluş, insanlara hakaret ederek iş yaptırıyordu" dedi.
İstanbul A Milli Futbol Takımı’nda 8 değişiklik A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Vincenzo Montella, son oynadıkları İspanya karşılaşmasının 11’ine göre Romanya karşısında sahaya 8 değişiklikle çıktı. A Milli Futbol Takımı, 2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa elemeleri play-off turu yarı final maçında Beşiktaş Park’ta Romanya ile karşı karşıya geliyor. A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Vincenzo Montella, son oynadıkları İspanya maçının 11’ine göre Romanya karşısında 8 değişiklik yaptı. Montella; Altay Bayındır, Merih Demirel, Çağlar Söyüncü, Zeki Çelik, Salih Özcan, Orkun Kökçü, İrfan Can Kahveci ve Deniz Gül’ün yerine Uğurcan Çakır, Mert Müldür, Abdülkerim Bardakcı, İsmail Yüksek, Hakan Çalhanoğlu, Arda Güler, Kenan Yıldız ve Kerem Aktürkoğlu’na göre verdi. Millilerde Merih Demiral ile Zeki Çelik sakatlıklarından, Muhammed Şengezer, Ahmetcan Kaplan, Mustafa Eskihellaç ve Semih Kılıçsoy da teknik heyet kararıyla 23 kişilik kadroda yer almadı. Millilerin 11’i A Milli Futbol Takımı karşılaşmaya; Uğurcan Çakır, Mert Müldür, Samet Akaydin, Abdülkerim Bardakcı, Ferdi Kadıoğlu, İsmail Yüksek, Hakan Çalhanoğlu, Barış Alper Yılmaz, Arda Güler, Kenan Yıldız ve Kerem Aktürkoğlu 11’i ile başladı. Yedeklerde ise Mert Günok, Altay Bayındır, Atakan Karazor, Eren Elmalı, Salih Özcan, Orkun Kökçü, Deniz Gül, Ozan Kabak, İrfan Can Kahveci, Oğuz Aydın, Yunus Akgün ve Kaan Ayhan bekledi. Kapalı gişe A Milli Futbol Takımı’nın, Dünya Kupası yolunda bu önemli karşılaşmasında taraftarlar yalnız bırakmadı. Yurt dışından ve çevre şehirlerden gelen kırmızı-beyazlı taraftarlar, Beşiktaş Park’ta yapılan müsabakada tribünleri doldurdu. Taraftarlar yaptıkları tezahüratlarla futbolcuları maça hazırladı. Tribünlere Türk bayrakları bırakılırken, müsabaka öncesinde taraftarlar bayrakları sallayarak güzel bir görüntü oluşturdu. Deplasman tribününde de Romanya taraftarları yer aldı. Mehteran Takımı saha kenarında Bu karşılaşmaya özel saha kenarında Mehteran Takımı yer aldı. Müsabaka öncesinde Mehteran Takımı, Mehter Marşı çalarak futbolculara destek verirken, taraftarları da coşturdu.