POLİTİKA - 17 Mart 2026 Salı 18:20

AK Parti Sözcüsü Çelik: "Bize karşı yükselen tehditlere karşı vereceğimiz cevap merhum Akif’in İstiklal Marşıdır"

A
A
A
AK Parti Sözcüsü Çelik: "Bize karşı yükselen tehditlere karşı vereceğimiz cevap merhum Akif’in İstiklal Marşıdır"

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor, bu gidişle CHP’yi de tarihten silecek. Bir bakanla, siyasetçi ile ilgili bir iddia ortaya koyduğu zaman varsa bir delili, belgesi yargıya gitsin" dedi.


AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının devam ettiği sırada açıklamalarda bulundu.


"BM’nin temsil ettiği kurala dayalı bir düzendir"


Çelik, dünyanın çok ciddi tehditlerle karşı karşıya olduğunu ve bütün bu yaşananların içerisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk anısına verilen ’Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nü BM Genel Sekreteri Guterres’e takdim etmesini anlamlı olarak değerlendirdiklerini söyledi. Çelik, "Dünya, kuralların ortadan kalktığı bir düzene doğru gidiyor. Bütün bu kuralsızlığın içerisinde BM düzeni doğrudan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi ülkeler tarafından tahrip ediliyor. Halbuki BM’nin temsil ettiği kurala dayalı bir düzendir. Adaletin ve barışın tesisi için Uluslararası düzenin kurallara dayalı olarak işlemesi gerekir" dedi.


"Bu gidişin sonu iyi değil"


Uluslararası hukuk açısından değerlendirildiği takdirde İran’ın tamamen gayrimeşru bir saldırıyla karşı karşıya olduğunu belirten Çelik, "Rejimle ilgili sorunlar olduğundan bahsediliyor, güvenlikle ilgili sorunlar olduğundan bahsediliyor, nükleer konudan ve füze sisteminden bahsediliyor. Bütün bunların çözüleceği yer müzakere masasıydı. Tam müzakere masası kurulmuşken ve müzakereler devam ederken bütün bunların yapılmış olması aslında barış iradesinin doğrudan hedef alındığı, müzakerelerin hedef alındığı bir tablonun ortaya çıkmasına yol açtı. Ondan sonrasında da şu anda kaosu toparlamak için yeniden müzakere masasının kurulması, yeniden diplomasinin hayata geçirilmesi gerekirken maalesef yapılan daha fazla ülkeden savaş gemisi talep etmek, daha fazla ülkeden savaş uçağı istemektir. Bu gidişin sonu iyi değil" ifadelerine yer verdi.


"Bir an evvel savaş durmalıdır, müzakere masası kurulmalıdır"


İsrail’in bir devlet olarak suikast yöntemlerine başvurmasına değinen ve devletleri terör örgütlerinden ayıran en önemli durumun kurallı hareket etmeleri olduğunun altını çizen AK Parti Sözcüsü Çelik, "Devletler, devlet gibi hareket etmelidir. Birtakım saldırılar yapıldığında bunların meşru temelleri olur, gayri meşru temelleri olur. Meşru temeli; BM Güvenlik Konseyi kararı olursa ya da bir ülke saldırıya uğrarsa meşru müdafaa hakkını kullanır. Ama İsrail’in yaptığı bütün saldırılar gayri meşrudur. Haksızdır, hukuksuzdur, hakkaniyetsizdir ve vahşidir. Devlet organizasyonu bir terör örgütü gibi hareket etmeye başlarsa, devletle örgüt arasındaki alan bu suikastler vasıtasıyla muğlaklaşırsa maalesef dünyada çok kötü işlerin kapısı açılmış olur. O sebeple bir an evvel bu savaş durmalıdır, müzakere masası kurulmalıdır" değerlendirmesinde bulundu.


Bir ülkenin rejiminin değişmesi amacıyla bombalanmasının çok kötü sonuçlara yol açabileceğine vurgu yapan Çelik, bu sürecin hiç kimse için iyi olmayacağını da sözlerine ekledi.


"İsrail net bir biçimde Lübnan’ı Gazzeleştirmeye çalışıyor"


Çelik, Batı Şeria’da İsrail’in gayrimeşru yerleşim alanlarını genişletme kararını hiçbir hukuki temeli olmayan işgalci bir politika olarak ifade ettiklerini hatırlatarak, "İşgal altındaki topraklara şimdi silahlı sivilleri sokarak Filistinlilerin malına el koyma gibi bir şeye girmesi Gazze’de yapılanların Batı Şeria’da devam ettirilmesi şeklinde bir tutumu ortaya koyuyor. Dünya İsrail’e karşı net bir tutum almaması ve birtakım ülkelerin de ‘İsrail’in kendini savunma hakkı var’ etiketi altına koyması İsrail’i daha vahşi ve hukuksuz davranmaya teşvik etmiş oluyor. Dolayısıyla bu şekilde davrananların da bunda sorumluluğu vardır. Batı Şeria ile ilgili bu gelişmeler olurken İsrail net bir biçimde Lübnan’ı Gazzeleştirmeye çalışıyor. Gazze’de yaptığı gibi Önce Beyrut’un merkezinde komuta merkezlerini vuruyor, sivil altyapıyı vuruyor. Önce hava gücüyle sistematik olarak zayıflatma sonra karadan işgal etme tutumunu Lübnan’a da uyguluyor ve doğrudan sivillerin yaşadığı yerleşim bölgelerini hedef alıyor. Şimdiye kadar 800 bin kişi göç etti. Büyük bir insani facia söz konusu. Gazze’de Hamas’la mücadele ettiğini söyleyip sivilleri yok ediyordu. Lübnan’da da Hizbullahla mücadele ettiğini söyleyip yine sivilleri yok etmeye devam ediyor" açıklamasında bulundu.


"Mezhep tartışması açmak son derece yanlış bir yaklaşımdır, bunun Türkiye’ye bir faydası yoktur"


Türkiye’nin çevresinde meydana gelen meselelerin iç kamuoyunda değerlendirilirken mezhep tartışmalarından uzak tutulması gerektiğini aktaran Çelik, "Mezheplerle ilgili tartışma yüz yıllardır var. Birtakım siyasi olaylarda da bazı ülkelerin mezhepçi tartışmaları, mezhepçi yaklaşımları görüldü. Bunlarla ilgili fikirlerimizi, eleştirilerimizi, uyarılarımızı defalarca söyledik. Cumhurbaşkanımız her zaman ‘mesele Sünnilik, Şiilik meselesi değil. Mesele Müslüman olma meselesidir, Müslümanların birliğidir ve insanlığın barışıdır’ yaklaşımını ortaya en güçlü şekilde koydu. Komşumuz İran haksız ve hukuksuz bir saldırıya uğrarken bütün bunların içerisinde durulması gereken yerler şöyledir; Türkiye’nin milli güvenliği konusunda kararlı olmak, bölge barışının korunması konusunda kararlı olmak ve küresel barışı da tehdit eden bütün şer şebekelerine karşı durmaktır. Bütün bunların içerisinde mezhep tartışması açmak, mezhepler ya da öne çıkan aktörlerin mezhepleri ve geçmişteki davranışları üzerinden bugün alınması gereken tavrın bağışıklık sistemini zayıflatmaya çalışmak son derece yanlış bir yaklaşımdır. Bunun Türkiye’ye, komşu halklara ve kardeş ülkelere bir faydası yoktur" diye konuştu.


"Türkiye ateşten uzak duracaktır"


İran’ın Türkiye’yi ve bölge ülkelerini hedef almaması gerektiğini ifade ettiklerini hatırlatan AK Parti Sözcüsü Çelik, "İran tarafı kendilerinin Türkiye’yi hedef alacak bir füze atmadığını söylüyor. Bizim de gördüğümüz durumlar var, bunu radar sistemlerinden görebiliyoruz. Eğer bu durum ayrıksı bir unsurun kendi kendine yaptığı bir iş ya da yolunu şaşırmış bir yaklaşımsa şimdilik Türkiye burada duruyor. Aynı zamanda da Türkiye, dünya üzerinde milli güvenliği açısından en hassas ülkelerden bir tanesidir. Milli güvenliğimiz erteleme kabul etmez, pazarlık kabul etmez. Biz bugün ateşi söndürmeye çalışırken birilerinin yanlış politikalarına da göz yummak zorunda değiliz. Bunu da herhangi bir şekilde kabul etmeyiz. Özellikle birtakım Siyonist çevrelerde Türkiye’yi bu ateşin içine sokmaya çalışan bir takım yaklaşımlar görüyoruz. Türkiye bu ateşten tabii ki ana iradesi itibarıyla uzak duracaktır. Bugün Türkiye’nin bir barış ülkesi, hakkın yanında duran ve doğru diploması yapan bir ülke olma iradesi Cumhurbaşkanımız ve bütün kurumlarımızca en güçlü şekilde korunmaktadır" dedi.


"Türkiye ile can Azerbaycan’ı karşı karşıya getirmeye çalışan kampanyaları elimizin tersiyle itiyoruz"


Çeşitli politikalar vesilesiyle Türkiye ile Azerbaycan’ın arasını açmaya çalışanların var olduğunu söyleyen Çelik, "İki ayrı ülkeyiz ve her politikamızın aynı olması gerekmiyor ama Azerbaycan’la ebedi bir kardeşliğimiz var. Bunun adını da ‘iki devlet tek millet’ olarak koymuşuz. Aradaki politika farklarını tartışırız. Kurumlarımız ve Cumhurbaşkanımız ile Cumhurbaşkanı Aliyev arasında düzenli ve kardeşane görüşmeler her zaman devam etmektedir. Türkiye ile can Azerbaycan’ı karşı karşıya getirmeye çalışan kampanyaları elimizin tersiyle bir kenara attığımızı ifade etmek isterim" ifadelerine yer verdi.


Çelik, gündeme dair açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı.


"Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor, bu kadar çok silgi kullandığı için bu gidişle CHP’yi de tarihten silecek"


Bir gazeteci tarafından CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Adalet Bakanı Akın Gürlek’in mal varlığına ilişkin açıklamalarının sorulması üzerine Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu:


"Bunların hepsi Özgür Özel tarafından iddia edilen herhangi bir belge, delil koyulmayan ve havada kalan iddialar. Bakanımız ‘yargıya gideceğim’ dedi. Bu söylediklerinin yalan olduğunu ifade etti. Özel, Cumhuriyet tarihinde şu rekora sahiptir; silgisi kaleminden önce biten tek siyasetçi. O kadar çok yanlış yapıyor ki sürekli silgi kullanmak durumunda kalıyor. Bizim rakibimiz CHP ama CHP’ye gönül veren vatandaşlarımıza duyduğumuz saygı gereği CHP’nin kurumsal varlığına da saygı duyuyoruz. Özgür Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor. Bu kadar çok silgi kullandığı için bu gidişle Cumhuriyet Halk Partisi’ni de tarihten silecek. Bir bakanla, siyasetçi ile ilgili bir iddia ortaya koyduğu zaman varsa bir delili, belgesi yargıya gitsin."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Gökyüzünden turizme: Astronomi herkes için bir keşif alanı Evrenin sonsuz derinliği, insanlığın en eski merak alanlarından biri olmayı sürdürüyor. Gökyüzüne yönelen bu ilgi, bilimsel keşiflerin yanı sıra eğitimden turizme kadar pek çok alanda yeni kapılar aralıyor. Bu kapsamda her yıl 21 Nisan’da kutlanan Dünya Astronomi Günü, uzayı daha geniş kitlelere tanıtmayı ve farkındalık oluşturmayı amaçlıyor. Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Barış Seyhan da bu özel gün kapsamında astronominin toplumsal, akademik ve sektörel yansımalarını kapsamlı bir şekilde değerlendirdi. "Astronomi, uzaya olan ilgiyi topluma yayma amacını taşıyor" Dünya Astronomi Günü’nün ortaya çıkışına değinen Dr. Öğr. Üyesi Seyhan, bugünün temel amacının gökyüzünü ve uzay gözlemciliğini geniş kitlelere sevdirmek olduğunu belirtti. 1970’li yıllardan itibaren kutlanmaya başlanan bu özel günün, özellikle uzay yarışının etkisiyle önem kazandığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Barış Seyhan, "1969’da Ay’a yapılan ilk insanlı iniş, insanlığın uzaya bakışını kökten değiştirdi. Sonrasında bu ilgiyi canlı tutmak ve topluma yaymak adına çeşitli programlar ve farkındalık günleri oluşturuldu." dedi. Bu sürecin yalnızca bilimsel bir gelişme olmadığını, aynı zamanda toplumsal bir dönüşüm oluşturduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Seyhan, astronominin popülerleşmesinin uzay çalışmalarına olan ilgiyi de artırdığını dile getirdi. "Geleceği anlamak için uzaya bakmalıyız" Astronomi biliminin toplumda daha fazla yer bulması gerektiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Seyhan, bu alanın yalnızca bilimsel değil, aynı zamanda stratejik bir öneme sahip olduğunu ifade etti. "Nasıl ki arkeoloji geçmişi anlamamıza yardımcı oluyorsa, astronomi de geleceği anlamamızı sağlar." diyen Dr. Öğr. Üyesi Seyhan, bu bilimin eğitim sisteminin her kademesine entegre edilmesi gerektiğini vurguladı. Uzay alanındaki gelişmelerin artık farklı disiplinleri doğrudan etkilediğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Seyhan; uzay turizmi, uzay hukuku ve savunma alanındaki yapılanmalar gibi birçok yeni çalışma alanının ortaya çıktığını ifade etti. Bu durumun tüm meslek gruplarını geleceğe hazırlanmaya zorladığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Barış Seyhan, toplumsal farkındalığın bu dönüşümün temelini oluşturduğunu söyledi. "Astronomi turizmi, deneyim odaklı bir alan" Astronomi ile turizm arasındaki güçlü ilişkiye dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Barış Seyhan, astroturizmin deneyim temelli bir turizm türü olduğunu ifade etti. Gökyüzü gözlemciliği, astrofotoğrafçılık ve kuzey ışıkları gibi doğa ve uzay temelli deneyimlerin insanları seyahate yönlendirdiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Seyhan, bu faaliyetlerin genellikle ışık kirliliğinden uzak alanlarda gerçekleştirildiğini söyledi. "Astronomiyle ilgilenen bireyler aslında aynı zamanda turisttir." diyen Dr. Öğr. Üyesi Barış Seyhan, bu kapsamda doğa içinde konumlanan konaklama tesislerinin, cam tavanlı yapılar ve özel gözlem alanlarıyla bu deneyimi desteklediğini ifade etti. Astronomi turizminin yalnızca gökyüzüyle sınırlı olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Seyhan, meteor kalıntılarına yapılan dalışlardan, yer çekimsiz ortamı simüle eden deneyimlere kadar geniş bir yelpazeye yayıldığını söyledi. Özellikle parabolik uçuşlarla kısa süreli yer çekimsiz ortam deneyimlerinin, uzay turizminin yeryüzündeki yansımaları arasında yer aldığını vurguladı. "Uzay turizmi dersi öğrencilerin bakış açısını değiştiriyor" Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi’nde yürütülen uzay turizmi dersinin öğrenciler üzerindeki etkisine değinen Dr. Öğr. Üyesi Barış Seyhan, bu dersin sosyal bilimler öğrencileri için yeni bir perspektif sunduğunu belirtti. Daha önce uzay ve mühendislik konularına uzak duran öğrencilerin, bu ders sayesinde konuya daha yakın hissettiklerini ifade etti. Dr. Öğr. Üyesi Seyhan, öğrencilerin ders kapsamında içerik üretmeleri, araştırmalar yapmaları ve kendi disiplinleriyle uzay konularını ilişkilendirmelerinin öğrenme sürecini güçlendirdiğini belirterek, bu yaklaşımın öğrencilerin hem motivasyonunu hem de yenilikçiliğini artırdığını söyledi. "Deneyimleyerek öğrenme ilgiyi artırıyor" Ders kapsamında uygulamalı öğrenme yöntemlerine de yer verildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Seyhan, öğrencilerin uzayı deneyimleyerek öğrenmelerinin büyük bir fark oluşturduğunu ifade etti. Bu kapsamda gerçekleştirilen teknik geziler ve gözlem etkinliklerinin, teorik bilgiyi somut deneyimlerle desteklediğini söyledi. Öğrencilerin kendi içeriklerini üretmeye teşvik edildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Seyhan, bu süreçte dijital araçlar ve yeni teknolojilerin etkin bir şekilde kullanıldığını, bunun da öğrencilerin üretkenliğini artırdığını vurguladı. "Farkındalık etkinlikleri daha kapsayıcı olmalı" Öğrencilerin Dünya Astronomi Günü gibi özel günlere yönelik farkındalığının sınırlı olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Seyhan, bu durumun daha geniş katılımlı etkinliklerle aşılabileceğini belirtti. Kampüs genelinde düzenlenecek etkinliklerin yalnızca belirli bölümlerle sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Barış Seyhan, daha kapsayıcı organizasyonların önemine dikkat çekti. "Üniversiteler bu alanda öncü rol üstlenmeli" Türkiye’de astroturizm ve uzay turizminin gelişimi için üniversitelerin lokomotif rol üstlenmesi gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Seyhan, bu sürecin çok paydaşlı bir iş birliği gerektirdiğini ifade etti. Üniversitelerin yanı sıra yerel yönetimler, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının birlikte hareket etmesinin önemine değindi. Özellikle çocuklar ve gençlerin bu alana yönlendirilmesinin gelecekteki uzay çalışmalarının temelini oluşturacağını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Barış Seyhan, "Bir neslin hayali, diğer neslin teknolojisidir." sözleriyle açıklamalarını tamamladı.
İstanbul Yeni nesil bilgisayarlar, hızlı işlem gücüyle zaman kazandırıyor Teknolojik kullanım ömrünü tamamlayan cihazların performans kaybı, kurumsal ve bireysel verimlilikte doğrudan bir düşüşü de beraberinde getiriyor. Yeni nesil bilgisayarlar ise daha hızlı işlem gücü, gelişmiş donanım ve kesintisiz kullanım deneyimiyle günlük işlerden profesyonel süreçlere kadar her alanda verimliliği artırıyor. Bahar ayları, kullanıcı alışkanlıklarında yenilenmenin hız kazandığı dönemler arasında yer alıyor. Teknolojik kullanım ömrünü tamamlayan bilgisayarlar ise performans kaybı nedeniyle hem bireysel hem kurumsal verimliliği doğrudan etkiliyor. Yeni nesil cihazlar, gelişmiş donanım ve hız avantajıyla bu kaybı ortadan kaldırarak kullanıcı deneyimini yeniden şekillendiriyor. Yeni nesil bilgisayarlar hız ve akıcılığı yeniden tanımlıyor Uzun süre kullanılan bilgisayarlar; donanımsal eskime, dolu depolama alanı ve güncel yazılımlarla uyumsuzluk nedeniyle performans kaybı yaşayabiliyor. Açılış sürelerinin uzaması ve uygulama gecikmeleri, zaman kaybına dönüşüyor. Yeni nesil bilgisayarlar ise; güçlü işlemci, yüksek RAM kapasitesi ve hızlı depolama çözümleriyle çoklu görevlerde kesintisiz performans sunuyor. Bu sayede kullanıcılar daha kısa sürede daha fazla iş tamamlayabiliyor. Eski ve yeni cihaz arasındaki fark belirginleşiyor Eski bilgisayarlar temel ihtiyaçları karşılamakta zorlanırken, yeni nesil cihazlar kullanıcı beklentilerini aşan bir performans sunuyor. Uzaktan çalışma, online eğitim ve içerik üretiminin yaygınlaşmasıyla birlikte güçlü donanıma olan ihtiyaç artıyor. Bu noktada cihaz seçimi, yalnızca konfor değil aynı zamanda verimlilik ve zaman yönetimi açısından kritik hale geliyor. Excalibur ile yüksek performanslı deneyim Excalibur, yüksek performansı ince ve taşınabilir formda sunarak kullanıcıların hız ve verimlilik beklentilerine yanıt veriyor. Yeni nesil işlemci ve ekran kartı kombinasyonu, yoğun iş yüklerinde akıcı bir deneyim sağlarken; gelişmiş soğutma sistemi ve hızlı depolama çözümleri kesintisiz kullanım imkânı sunuyor.