POLİTİKA - 04 Haziran 2025 Çarşamba 21:22

AK Parti Sözcüsü Çelik: "PKK terör örgütünün bütün uzantılarıyla, illegal yapılarıyla birlikte feshedilmesi ve silah bırakılması gerekmektedir"

A
A
A

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "PKK terör örgütünün bütün uzantılarıyla ve illegal yapılarıyla birlikte feshedilmesi gerekmektedir ve silah bırakılması gerekmektedir. Burada tabii PKK var. Bir de PKK’nın uzantılarından ne kastediliyor? Suriye’deki SDG yapılanması kastediliyor. İran’daki yapılanması ve benzeri yapılanmalar. Dolayısıyla terörün finansmanı dediğimiz ya da bu terörün ideolojisini yaymakla ilgili bir takım oluşumların da kendisini feshetmesi gerekir" dedi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Merkez Yürütme Kurulu(MYK) toplantısı devam ederken basın açıklamalarında bulundu. Çelik, bütün vatandaşların bayramlarını tebrik etti. Dünyanın içinde geçtiği zor bir dönemde bu bayrama girdiklerini belirten Çelik, "Gerek Rusya-Ukrayna Savaşı’yla ilgili gelişmeler doruk noktasında tabii ki hepimizi üzen, hepimizin kalbini parçalayan konu Gazze’deki soykırımın maalesef her geçen gün daha çok çocuk ölümü, daha çok kadın ölümüne yol açacak şekilde devam etmesidir. Tabii bugün gördüğünüz gibi basına yansıyan bir haber vardı. Bu katliam şebekesinin başındaki Netanyahu çapraz sorguya alındı yolsuzluktan. Basın yayın organlarına yansıyan Netanyahu bu sorgusunda yolsuzlukla ilgili yapılan bu sorguda, bu çapraz sorguda yaklaşık olarak bin 788 kere yabancı basına yansıyan, bu rakam. ‘Bilmiyorum diyor’ diyor. Yani kendi ülkesinde ağır bir şekilde her türlü usulsüzlükten yolsuzluktan yargılanan birisi esasında insan öldürerek katliam gerçekleştirerek ve soykırım siyasetine imza atarak kendi kişisel durumunu kurtarmaya çalışıyor. Maalesef dünyada bunu izliyor. Ama eninde sonunda defalarca görüldüğü gibi bu soykırım şebekesi Gazze halkı karşısında mağlup olacak. Bu şebeke eninde sonunda uluslararası mahkemelerde yargılanacak. Bugün batıda bir ülkede bir öğrenci bir sanatçı başka yerlerde bulundukları ortamda Filistin bayrağı açtılar" diye konuştu.

Çelik, kurban bayramına girerken Gazze’deki soykırımın devam etmesinden dolayı son derece üzgün olduklarının altını çizdi. Gazzedeki soykırım altında bayram kutlamanın çok anlamlı olmadığını aktaran Çelik, "Ama yeryüzünde tabii ki bayram kutlanacaksa bayramla ilgili bir tebrik gönderilecekse ülkemizde tabii ki şehit ailelerimizin ve gazilerimizin ve gazi ailelerimizin bayramı yeryüzünde de bunu en çok hakikaten Gazze’nin onurlu, soylu insanlarının özellikle son günlerdeki görüntülerde gördüğümüz gibi Gazze’nin asıl kadınlarının ve bütün halkının bayramı mübarek olsun diyoruz" ifadelerini kullandı.

Bir gazetecinin "CHP ile bayramlaşma olacak mı?" sorusuna Çelik, "Bizim bayramlaşma listemizde Cumhuriyet Halk Partisi vardı arkadaşlar. Fakat Cumhuriyet Halk Partisi kendileri bir açıklama yapmışlar. ‘Hiçbir partiyle bayramlaşmayacağız’ diye. Dolayısıyla bizim de kendileriyle bayramlaşmamız bu çerçevede söz konusu olmayacak. Tabii bayramların bir özelliği var. Bayramlar her şeyin paranteze alındığı ve biraz daha o günlerin daha anlamlı geçirildiği günler. Ama Cumhuriyet Halk Partisi hiç kimseyle bayramlaşmama kararı almış. Biz kendi bayramlaşma trafiğimizi genel başkan yardımcımız Belgin Hanım’ın başkanlığındaki heyetler vasıtasıyla sürdüreceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi bayramlaşmasa da kimseyle biz bütün vatandaşlarımızın ve Cumhuriyet Halk Partisi’ne gönül vermiş vatandaşlarımızın da bayramlarını tebrik ediyoruz tabii ki" diye konuştu.

"PKK terör örgütünün bütün şubeleri ve uzantılarıyla, illegal yapılarıyla birlikte feshedilmesi ve silah bırakılması gerekmektedir"

Bir soru üzerine Çelik, "SDG’nin başındaki ismin Türkiye’deki yetkililerle resmi bir teması var ifadesini biz de gördük. Tabii burada sürecin adını net koyalım. Sürecin adı PKK’nın kendisini fesih etmesi ve silahlarını teslim etmesidir. Yani bu sadece bir söylem olarak kalmamalıdır. Sayın Cumhurbaşkanımız bunu çok net bir şekilde ifade ettiler. PKK terör örgütünün bütün şubeleri ve uzantılarıyla ve illegal yapılarıyla birlikte feshedilmesi gerekmektedir ve silah bırakılması gerekmektedir. Burada tabii PKK var. Bir de PKK’nın uzantılarından ne kastediliyor? İşte Suriye’deki SDG yapılanması kastediliyor. İran’daki yapılanması ve benzeri yapılanmalar. Dolayısıyla terörün finansmanı dediğimiz ya da bu terörün ideolojisini yaymakla ilgili bir takım oluşumların da kendisini feshetmesi etmesi gerekir. Dolayısıyla konuya odaklanmak gerekir" dedi.

"Silahların teslim edilmesi konusunda somut kapsamlı bir ilerleme görmek istiyoruz"

Terör örgütünün kendini bütün şubeleriyle fesih etmesi gerektiğini net bir şekilde söylediklerini belirten Çelik, "Dedik ki bununla ilgili olarak silah bırakma süreci somut olarak tam ve eksiksiz gerçekleşmelidir. Türkiye’nin kuracağı mekanizmalarla doğrulanacaktır teyit edileceklerdir. Dolayısıyla geçmişte yaşadığımız deneyimler de dikkate alınarak ve istihbarat teşkilatının ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin terör örgütü silah bırakıyor mu? Bırakmıyor mu? Bırakıyorsa ne düzeyde bırakıyor ve bu silahları teslim ediyor mu? Bununla ilgili mekanizmaları hazır. Dolayısıyla biz aylar içerisinde yani çok ayları geçmeyen bir zaman dilimi içerisinde bu silahların teslim edilmesi konusunda somut kapsamlı bir ilerleme görmek istiyoruz" dedi.

Türkiye’nin içerisinde de Dem Parti’nin ziyaretler yaptığını hatırlatan Çelik, "Bu ziyaretlerinden iyi geçtiğini değerlendiriyoruz biz. İkinci ziyareti de yaptık. O da iyi geçti. Dolayısıyla tabii ki her partinin kendi meclisinden farklı değerlendirmeleri olabilir. Ama esas olan bu silah bırakma ve fesih konusundaki odaktan uzaklaşmamak gerekir. Bütün mekanizmaları ona göre düşünmek gerekir" ifadelerini kullandı.

"Türkiye Cumhuriyeti yetkilileriyle SDG’nin bir görüşmesi onların söylediğim anlamda resmi bir görüşmesi olmamıştır"

Burada Suriye hükümetiyle SDG arasında bir anlaşma ortaya koyulduğunu ifade eden Çelik, "Bu anlaşma çerçevesinde o bölgeleri Suriye’ye, Suriye merkezi hükümetine, Suriye devletine bırakacak, SDG ve silahlarını teslim edecek. Ondan sonra teröre karışmamış unsurlar parti mi kurarlar? Orada siyasi faaliyet mi yaparlar? O Suriye otoritesinin bileceği bir iştir. Bütün bu çerçevenin içerisinde Türkiye Cumhuriyeti yetkilileriyle SDG’nin bir görüşmesi onların söylediğim anlamda resmi bir görüşmesi olmamıştır. Ha onlar ne zaman ki silah bırakırlar ve bu dediğimiz çerçeve gerçekleşir. Suriye’nin toprak bütünlüğü çerçevesinde. O zaman tabii ki herkesle görüşülebilir. Ha silah bırakma konusunda bir adım atılmak yönünde bir karar alınır ve bunun nasıl yönetileceğiyle ilgili bir tablo ortaya çıkarsa o zaman tabii ki bizim istihbarat örgütümüz onlarla temas edecektir. Ama bugün ifade ettikleri gibi yani böyle kendilerini tanıdıkları gibi özel bir yapı otonom bir bölgenin sözde siyasi yetkinleri olarak Türkiye Cumhuriyeti yetkinleriyle görüştük gibisinden bir ifade doğru bir ifade değildir. Onun altını net bir şekilde çiziyorum" dedi.

Bugün gelinen noktanın, Terörsüz Türkiye olarak ifade edilen noktanın aynı zamanda terörsüz bir bölge anlayışına da ilham kaynağı olacağına dikkat çeken Çelik, "Hangi terör örgütü olursa olsun sınırımızın dibinde böyle bir devletçik veya yapı oluşmasına müsaade etmeyeceğiz dedik. dolayısıyla Suriye’nin toprak bütünlüğüne helal getiren Türkiye için tehdit oluşturan hiçbir yapıya da burada müsaade etmeyeceğiz. Biz Suriye’deki Kürtlerin, Türkmenlerin, Arapların, Sünnilerin, Alevilerin, Dürzilerin, Nusayirlerin hepsinin kazanımlarından yanayız. Ama Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü içerisinde bundan yanayız. SDG buna aykırı bir tutum teşkil ediyor. Dolayısıyla onların Suriye yönetimiyle yaptıkları anlaşma çerçevesinde bu fesih veya silah bırakma sürecine katılıp geri kalanlarında Suriye’nin bir parçası olması gerekir. Ha ondan sonra o meşru yapıyla tabii ki Türkiye Cumhuriyeti makamları temas kurarlar ama şu andaki bahsedilen gibi bir temas söz konusu değil" şeklinde konuştu.

"Trump, Zelenski, Putin İstanbul’da görüşecek mi?" sorusuna Çelik, "Sayın Cumhurbaşkanımız biliyorsunuz bu savaş başladığından beri başkan Putin’le defalarca temas etti, toplantı yaptı, baş başa görüştü. Telefon görüşmeleri oluyor. Aynı şey Zelenskiy için de geçerli. Aynı şey Trump için de geçerli. Buna da üç liderin de söylediği değişik zamanlarda ‘Eğer bir masa kurulacaksa İstanbul’da kurulsun ve bunu bu masa kurulduğu zaman da ev sahipliğiyle ve bu masaya başkanlığı Başkan Erdoğan yapar.’ Bu net bir ifade. Çünkü en başında Sayın Cumhurbaşkanımız ya bu savaşta hangi bir şekilde böyle tarafgir bir tutum geliştirmenin bir gün barışa ihtiyaç olduğunda barışa hizmet etmeyeceğini ifade etti. O sebeple de şu anda Sayın Cumhurbaşkanımız her iki tarafla da yani hem Rusya hem Ukrayna tarafıyla da görüşen yegane liderdir. Yani Rusya tarafıyla görüşenler Ukrayna tarafıyla görüşemiyorlar. Ukrayna tarafıyla görüşenler Rusya tarafıyla görüşemiyorlar" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ev sahipliğinde ABD Başkanı Trump, Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskiy, Rusya Devlet Başkanı Putin’in İstanbul’da buluşma konusunda iradelerini olduğunu söyleyen Çelik, "Yani ama şimdi tabii her tarafın daha olgunlaşması gereken süreçler var. Şu andaki heyetlerin halledeceği işler var. Belki daha sonra dışları bakanları düzeyinde ya da başka düzeyde halledilecek meseleler var. Yani siyasi konular var, savaşla ilgili konular var. Barışın nasıl tesis edileceğiyle ilgili konular var. O aşamaya geldikten sonra liderler aşamasına geçilecekler" dedi.

"Yeni anayasanın yapılması gelecek nesillere bir borçtur"

Anayasa komisyonu çalışmalarına ilişkin soruya Çelik, "Yeni anayasa konusunda ı Cumhurbaşkanımız net bir şekilde ifade etti. ‘Bizim partimizin aslında anayasa, yeni bir anayasa yapılması konusunda iyi bir tecrübesi var.’ Geçmişte biz yıllar boyunca çalıştık. Birçok anayasa taslağımız da var. Gerek uzman arkadaşlarımızla beraber üretilmiş. Gerekse partimizin kurmayları tarafından buradaki komisyon tarafından üretilmiş. Yani geçmişlerde işte siyaset bilimciler, hukukçulardan oluşan parti kurmayları bunları yaptı. Şimdi tabii gelecek nesillere bir borçtur bu yeni anayasanın yapılması. Yeni Türkiye’nin bir bakıma nüfus kimliği olması bakımından nüfus cüzdanı olması bakımından. Tabii bunu söyleyince konuyu bambaşka yerlere çekiyorlar. Yani çeşitli işte müzakereler, pazarlıklardan falan bahsediyorlar. Onlara karşı dert prensibi söyleyeyim, detay vermeden. Yani her ne olursa olsun bizim buradaki ilkemiz ı tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak ilkesidir. Yeni arayışları bu çerçevede yapacağız. Bu çerçevenin dışına çıkan bir arayışımız kesinlikle söz konusu değil. Yani bunu bize yakıştıranlar yanlış işler yapıyorlar" şeklinde cevap verdi.

Çelik, yani bir anayasa meselesi sivil bir anayasanın olması demek şu demek vatandaşın onayıyla gerçekleşmiş bir anayasa olduğunu bildirerek şu ifadeleri kullandı:

"Vatandaşın iradesiyle gerçekleşmiş bir anayasanın ortaya çıkması demektir. Yani her türlü siyasi karar ve onaya arkasından vatandaşın referandumla da onay verdiği bir çerçevedir. Bu çerçevede herkesin görüşü alınacak. Bu konuda büyük bir müktesebata sahibiz. Yani yıllar evvelden beri 3-4 daha da taslağımız var ama tabii onlar güncellenecek. "

Çelik, sivil anayasa derken Türkiye yüzyılının ihtiyaçlarını karşılayacak bir anayasadan da bahsettiklerini vurgulayarak ilk toplantıyı bayramdan sonra yapacaklarını söyledi.

MYK toplantısı ise yaklaşık 1 saat 30 dakika sürdü.

Mehmet Kalay

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Treva ile havalimanı deneyiminde yeni dönem: Tek platform, sınırsız yolculuk Seyahat deneyimini uçtan uca yeniden kurgulamayı hedefleyen dijital platform Treva, havalimanı öncesinden başlayarak yolculuğun tüm aşamalarını tek bir yapıda bir araya getiriyor. Treva; yalnızca hizmetlere erişim sağlayan bir uygulama olmanın ötesinde, seyahat deneyimini uçtan uca orkestra eden yeni nesil bir yapı olarak konumlanıyor. Lounge erişimi, hızlı geçiş, restoranlar, duty-free alışveriş, özel transfer, araç kiralama ve otopark gibi hizmetlerin yanı sıra; uçuş bilgileri, terminal navigasyonu, Wi-Fi erişimi ve yolculuk boyunca ihtiyaç duyulan bilgilere tek noktadan erişim sağlanıyor. Yolcular, havalimanına gelmeden önce alışveriş ve siparişlerini tamamlayabilirken; havalimanında bekleme sürelerini daha verimli kullanarak daha akıcı ve konforlu bir deneyim yaşayabiliyor. Farklı pazarlarda ölçeklenen yapı İlk etapta İzmir Adnan Menderes, Milas-Bodrum ve Ankara Esenboğa havalimanlarında hayata geçen Treva’nın, kısa sürede Almatı ve Tiflis’i de kapsayacak şekilde genişlemesi planlanıyor. Platform ayrıca global ölçekte 300’den fazla havalimanında lounge erişimi ve 160 ülkede araç kiralama hizmetlerine erişim imkânı sunuyor. Yapay zeka destekli kişiselleştirme Treva’nın vizyonuna ilişkin değerlendirmede bulunan TAV İşletme Hizmetleri Pazarlama ve Dijital Çözümler İcra Kurulu Üyesi Aylin Alpay şunları söyledi: "Bugün havalimanları fiziksel olarak son derece gelişmiş yapılar. Ancak yolcunun dijital deneyimi hâlâ parçalı ilerliyor. Treva’yı bu parçalı yapıyı ortadan kaldırmak için değil, tüm deneyimi yeniden tasarlamak için geliştirdik. Treva, sadece bir marketplace değil; havalimanı deneyimini uçtan uca yöneten, yolcunun ihtiyacını doğru anda karşılayan ve tüm yolculuğu tek bir akış haline getiren bir platform. Bu anlamda Treva uygulamamızı, havalimanı deneyimi için geliştirilen ilk gerçek ‘super app’lerden biri olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde farklı sektörlerle iş birlikleri kurarak Treva’yı seyahatin ötesine taşıyan, yaşam tarzına entegre bir platform haline getirmeyi hedefliyoruz." Treva, havalimanı ekosistemindeki hizmet sağlayıcıları tek bir noktada buluştururken; farklı sektörlerle kurulacak iş birlikleriyle deneyimi daha da zenginleştirmeyi hedefliyor. Mobilite, perakende, finansal hizmetler ve dijital servislerle sağlanacak entegrasyonlar sayesinde platform, yolculuğu yalnızca bir ulaşım deneyimi olmaktan çıkararak bütünsel bir deneyime dönüştürmeyi amaçlıyor. Treva’ya iOS ve Android uygulamaları ile trevaworld.com üzerinden kolayca erişilebiliyor.
Antalya Kepez’e Köy Enstitüleri Kültür Evi geliyor Kepez Belediyesi ile Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği (YKKED) Antalya Şubesi arasında, ‘Köy Enstitüleri Kültür Evi’ protokolü imzalandı. Türkiye’nin eğitim tarihine önemli katkılar sunan Köy Enstitüleri’nin izleri Kepez’de yeniden canlanıyor. 1940 yılında kurularak kısa sürede üretim odaklı eğitim modeliyle örnek bir sistem haline gelen Köy Enstitüleri, 1954 yılında kapatıldı. Etkisi yıllar boyunca süren bu özgün eğitim modeli, aradan geçen 86 yıla rağmen Kepez Belediyesi tarafından yeniden gündeme taşındı. Cumhuriyet’in en büyük kazanımlarından biri olan Köy Enstitüleri’nin mirası, ‘Köy Enstitüleri Kültür Evi’ ile Kepez’de yaşayacak. Bu kapsamda; Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ile Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği (YKKED) Antalya Şube Başkanı Muzaffer Koçak arasında, ‘Köy Enstitüleri Kültür Evi’ protokolü imzalandı. Kültür Evi, mülkiyeti Kepez Belediyesi’ne ait olan Gülveren Mahallesi’ndeki 3760 sokağın güneyinde bulunan park alanına inşa edilecek. Proje tamamlandığında, kamu hizmetlerinde kullanılmak üzere Kepez Belediyesi’ne devredilecek. Kültür Evi’nde, eğitimden kültüre, sosyal sorumluluk projelerinden üniversite öğrencilerine yönelik programlara kadar birçok faaliyet yürütülecek. "Köy enstitüleri çok kıymetli" Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, protokolün ardından yaptığı açıklamada; köy enstitülerinin önemine vurgu yaptı. Kocagöz, "Biz, insanımız, gençlerimiz ve ülkemizin geleceği için Köy Enstitüleri’nin çok değerli olduğuna inanıyoruz. Bu inançla yola çıkarak, Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneğimize her türlü desteği sağlamayı bir görev değil, bir sorumluluk olarak görüyoruz. Umarım ki burası hem insanımız hem de ülkemizin geleceği için çok faydalı çalışmaların gerçekleşeceği bir yer olur. Kendilerine yürekten teşekkür ediyorum. Her zaman birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Kepez’imize ve Antalya’mıza hayırlı olsun" dedi. YKKED Antalya Şube Başkanı Muzaffer Koçak, köy enstitülerinin toplumsal ve kültürel yaşamda derin izler bıraktığını belirterek, Kepez Belediyesi işbirliğiyle hayata geçirilecek ‘Köy Enstitüleri Kültür Evi’nin bu mirası yaşatacak önemli bir yer olacağını söyledi.
İstanbul Güngören’de bıçaklı saldırıda hayatını kaybeden Atlas Çağlayan’ın ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı İstanbul’un Güngören ilçesinde bıçaklanarak öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca çocuk şüpheli E.Ç. hakkında ’çocuğa karşı kasten öldürme’, ’zincirleme şekilde silahla tehdit’ ve ’6136 sayılı ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler kanununa muhalefet’ suçlarından iddianame düzenlendi. İddianame Bakırköy Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Güngören’de çıkan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada, suça sürüklenen çocuk E.Ç.’nin, maktul Atlas Çağlayan’ı kesici-delici alet kullanmak suretiyle göğüs bölgesinden yaraladığı, Adli Tıp Kurumu’nun otopsi raporuna göre Çağlayan’ın ölümünün bu eyleme bağlı, kot kesisi ve iç organ yaralanması sonucu gelişen iç kanama nedeniyle meydana geldiği aktarıldı. 15 yaşındaki çocuk şüphelinin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu belirtildi. Yapılan yazılı açıklamada, Adli Tıp Kurumu (ATK) raporuna ilişkin de hususlar yer aldı. ATK raporuna göre, 15 yaşındaki şüpheli E.Ç.’nin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu belirtildi. Öte yandan şüpheli E.Ç.’nin olay sırasında kullandığı bıçağın, ’6136 sayılı ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler kanunu’ kapsamında kaldığı da yazılı açıklamada vurgulandı. İddianame çocuk ağır ceza mahkemesine gönderildi Olay anına ilişkin güvenlik kamerası görüntülerinin de dosyaya eklendiği belirtildi. Açıklamada Şüpheli E.Ç.’nin olay sırasında Atlas Çağlayan’ın yanında bulunan diğer çocuklar D.Ç., Y.O.O., R.O. ve T.U.A. isimli çocuklara da bıçak doğrultmak suretiyle silahla tehditte bulunduğu belirtildi. Başsavcılık, şüpheli E.Ç. hakkında ’çocuğa karşı kasten öldürme’, ’6136 sayılı ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler kanununa muhalefet’ ile ’zincirleme şekilde silahla tehdit’ suçlarından iddianame düzenlenerek, Bakırköy Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kamu davası açıldığını aktardı. Çocuk şüphelinin yargılanmasına ilerleyen günlerde başlanacak.
Bursa Edebiyatın kalbi Osmangazi’de atıyor Osmangazi Belediyesi’nin kültür ve eğitim çalışmaları kapsamında düzenlediği ‘Edebiyat ve Hayat Buluşmaları’, edebiyat tutkunlarını yeniden bir araya getirdi. Programın son etkinliğinde, Martin Puchner’in ‘Kelimelerle Dünya Tarihi’ adlı eseri üzerine okuma ve söyleşi gerçekleştirildi. Şadırvanlı Han Eğitim Akademisi’nde gerçekleştirilen programda Doç. Dr. M. Emin İlhan, konuşmacı olarak katıldı. Okuma etkinliğinde ele alınan Martin Puchner’in ‘Kelimelerle Dünya Tarihi’ kitabı, kitapseverleri etkileyici bir yolculuğa çıkarttı. Yaklaşık 4 bin yıllık bir zaman dilimini kapsayan eser, yazının ve edebiyatın dünya üzerindeki etkisini gözler önüne sererken, metinlerin imparatorlukları nasıl kurup yıktığını, dinleri ve felsefi akımları nasıl şekillendirdiğini de okuyuculara aktardı. Etkinlik, katılımcılara edebiyatın tarihi gücünü keşfetme fırsatı sundu. "Bu buluşmalar son derece faydalı geçiyor" Martin Puncner ‘Kelimelerle Dünya Tarihi’ kitabını işlediklerini ifade eden Bursa Uludağ Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Üyesi Doç. Dr. M. Emin İlhan, "Yazar, kitabında hikayenin hem sosyal hem de siyasal yaşamımız üzerindeki etkisini ve tarihi süreçleri nasıl dönüştürdüğünü çarpıcı örneklerle ortaya koyuyor. Bu yönüyle eser, şimdiye kadar pek ele alınmamış özgün bir yaklaşım sunuyor. Oldukça keyifli bir okuma deneyimi sunan kitapta, ay keşfinden Uzak Doğu metinlerinin inşa sürecine kadar uzanan geniş bir içerikle karşılaşıyoruz. Okuyucu açısından son derece akıcı ve anlaşılır bir dile sahip olan eser, her bir konuyu kendi içinde ele alarak ilgili kültürün atmosferini doğrudan yansıtmayı başarıyor. Bu yönüyle kurduğu bağlantılar oldukça güçlü ve etkileyici. Daha önce benzerine pek rastlanmayan bu çalışma, özgünlüğünü açıkça ortaya koyuyor. Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği ‘Edebiyat ve Hayat Buluşmaları’ kapsamında belirlenen kitapları okuyarak metinler üzerine kapsamlı tartışmalar gerçekleştiriyoruz. Bu buluşmalar son derece faydalı, öğretici ve bilgi dolu geçiyor" şeklinde konuştu.
Erzincan Erzincan bölgenin fidan ihtiyacını karşılıyor Erzincan Bahçe Kültürleri Enstitüsü’nde toprakla buluşturulan fidanlar bölgenin ihtiyacını karşılıyor. Enstitüsü Müdürlüğünce bölge ekolojisine uygun olarak yetiştirilen meyve fidanları talebe göre üreticilerle buluşturuluyor. Bölgenin fidan ihtiyacını karşılayan enstitüde yıllık 30 bin ila 45 bin arasında fidan üretimi gerçekleştiriliyor. Üretilen fidanlar Bahçe Kültürleri Enstitüsü’nün sorumluluk alanlarındaki illere gönderiliyor. Erzincan Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü Müdürü Samet Karataş, enstitüde ciddi bir meyve ve meyve fidanı üretimi olduğunu kaydederek, "Meyvelerin fidanlarını ürettiğimiz yerlerde çöğür anaçların dikimi yapılıyor. Bu çöğür anaçların da birçoğunu biz kendimiz üretiyoruz elma, kayısı gibi. Yıllık yaklaşık 30 bin ila 45 bin arasında fidan üretimi kapasitemiz var. Sorumluluk alanlarımızdaki illerin ve çiftçilerin talebine göre üretimimizi gerçekleştirip üreticilerimizle fidanlarımızı buluşturuyoruz" şeklinde konuştu. Bahçe Kültürleri Enstitüsü’nün üretim anlamında geniş bir çalışma alanı olduğunu aktaran Enstitüsü Müdürü Karataş, meyve fidanlarının yanı sıra enstitüde araştırma bahçeleri olduğunu belirtti. Karataş, "Burada yine bizim araştırma bahçelerimiz var. Başta bahçe sistemleri, meyvecilik, bağcılık, biyoçeşitlilik ve genetik kaynaklar, süs bitkileri olmak üzere bahçelerimizi kurup çalışmalarımızı yürütüyoruz" dedi.