GÜNDEM - 05 Ocak 2026 Pazartesi 10:53

Ankara’da alışılmışın dışında karar: Nafakayı bu kez kadın ödüyor

A
A
A

Ankara’da 10 yıl evli kaldığı eşinden boşandıktan sonra nafaka ödemek zorunda kalan Şengül Öz, yetkililerden yardım talebinde bulundu.

Ankara’da yaşayan Şengül Öz, 10 yıl evli kaldığı eşinden şiddetli geçimsizlik nedeniyle 2022 yılında anlaşmalı olarak boşandı. Ekonomik durumunun iyi olmaması nedeniyle çocuklarının velayetini babaya verdiğini belirten Öz, boşandıktan 3 yıl sonra eski eşi tarafından açılan dava sonucunda iki çocuğu için eski eşine nafaka ödemek zorunda kaldığını söyledi. İşsiz olduğunu ve sağlık sorunları yaşadığını dile getiren Öz, yetkililerden destek talebinde bulundu.

Ankara’da alışılmışın dışında karar: Nafakayı bu kez kadın ödüyor

"Nafaka davasında yaşam şartlarımın dikkate alınmadığını düşünüyorum"

Ekonomik durumunun iyi olmadığını ve bu yüzden gelecek kaygısı yaşadığını ifade eden Şengül Öz, "Eşimle 2022 yılında anlaşmalı boşandık ve ekonomik durumum nedeniyle çocuklara bakamayacağımdan dolayı velayetlerini babalarına verdim. Bu süre içerisinde anneannemle birlikte yaşamaya başladım. Anneannem yüzde 82 engelliydi ve onun maaşıyla geçiniyorduk. Anneannem geçtiğimiz yıl mart ayında vefat etti. Bende de doğal olarak gelecek kaygısı, yaşam kaygısı ortaya çıkmaya başladı. Ben bu durumdayken eşim bana nafaka davası açtı. Nafaka davasında yaşam şartlarımın dikkate alınmadığını düşünüyorum. Çünkü ben sobalı evde, sosyal yardımla geçinen bir insanım. Bana aylık 12 bin lira nafaka ücreti çıktı ve geçmiş 9 aylık nafaka ücreti ise 100 bin lira. Bunun içinde avukat parası, dosya parası ile yaklaşık 150-200 bin lira ödemem gereken bir tutar var. Ben yaşam standartları altında olan bir evde oturuyorum. Bu evde oturmama rağmen ben bu 12 bin lira nafakayı nasıl ödeyeceğim? Üzerime icra gelecek ve hiçbir mal varlığım da yok. Eşimin durumu da gerçekten iyi. Kendimi gelecek kaygı içinde hissediyorum. Sağlık problemlerim çıkmaya başladı, bu durum hayat kalitemi düşürüyor. Kimseyi suçlamıyorum sadece gerçek yaşam şartlarımın incelenmesini istiyorum" dedi.

Ankara’da alışılmışın dışında karar: Nafakayı bu kez kadın ödüyor

"Nafakayı versin bana, çocuklarıma kendim bakmak istiyorum"

Sağlık problemlerinden dolayı sürekli çalışamadığını belirten Öz, "Ben devletin yardımlarıyla geçiniyorum. Kiramdan bile çok olan bir nafakayı nasıl ödeyebilirim ki? Nafakanın kalkmasına dair bir şey söylemiyorum ama benim ödeme gücüm buna yetmez. Şu an çalışmıyorum. Ameliyat olmam gereken sağlık problemlerim var. Bazen ev temizliğine gidiyorum. 2 gün işe gidiyorum, 3 gün gidemiyorum. Sağlık problemlerimle uğraşıyorum. 10 Yıl evli kaldım ve 2 çocuğum oldu, birisi Atipik Otizmli. Eski eşimle biz anlaşamıyorduk, aramızda geçimsizlik vardı. Biz dedik ki o zaman boşanalım. Anlaşmalı boşanmamıza göre birbirimizden herhangi bir şey talep etmedik. Hiçbir şey talep etmeden sadece eşyamdan birkaçını alıp çıktım ve anneannemle yaşamaya başladım. Yetkililere sesleniyorum, bu konunun iyice araştırılmasını istiyorum. Çünkü benim bu parayı ödeyecek gücüm yok. Maddi durumum iyi olmadığı için çocuklarımın velayetini babaya verdim. Yaşadığım bu evde çocuklarıma bakamam. O zaman baba çocuklarınım velayetlerini bana versin. Ben de güzel bir eve geçeyim. Ben çocuklarımı çok seviyorum, çocuklarıma annelik de yaparım. Her zaman onların yanındayım. Ben çocuklarıma bakmaya razıyım. Nafakayı versin bana, çocuklarıma kendim bakmak istiyorum" diye konuştu.

Ankara’da alışılmışın dışında karar: Nafakayı bu kez kadın ödüyor

Ahmet Özkurt - Fırat Demir

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Amasya Amasya Gündüz Bakım, Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezi hizmete girdi Amasya’da 19-35 yaş arası zihinsel ve bedensel engelli vatandaşlar ile aileleri için faaliyet gösterecek Amasya Gündüz Bakım, Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezi hizmete girdi. Amasya Valisi Önder Bakan, Fındıklı Mahallesi’nde yeni hizmet binasında faaliyetlerine başlayan merkezde incelemede bulunarak vatandaşlarla bir araya geldi. Düzenlediği toplantıda Amasya Valiliği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın ihtiyaç sahibi vatandaşlara ayni ve nakdi olarak çeşitli yardımlar yaptığını belirten Vali Bakan, "2025 yılında bu kapsamda 202 milyon TL yaşlılık aylığı, 151 milyon TL engelli aylığı, 21 milyon TL gıda yardımı, 13 milyon 623 bin TL Türkiye Aile Destek Yardım Programı ve diğer yardım türleri ile birlikte toplam 463 milyon 655 bin TL tutarında sosyal yardım vatandaşlarımıza ulaştırılmıştır" dedi. Bu yardımların yanı sıra sosyal sorumluluk anlayışıyla çeşitli projeler de yürütüldüğüne değinen Bakan, "Geçtiğimiz yıl başlattığımız proje ile ilimizde tek başına yaşayan 760 büyüğümüz düzenli olarak aranmakta, ziyaret edilmekte, ihtiyaç duydukları konularda yardımcı olunmaktadır. Bu sayede kendilerini yalnız ve sahipsiz hissetmelerinin önüne geçilmesini amaçlamaktayız. Ayrıca cumhurbaşkanlığımızca ulusal düzeyde yürütülen Vefa Programı kapsamında, öz bakımlarını ve ev temizliklerini gerçekleştiremeyen 65 yaş ve üzeri yaşlılarımız ile engellilerimizden 743’ünün bu ihtiyaçları vakıflarımızca düzenli olarak giderilmekte bunların haricinde 447 vatandaşımıza da düzenli olarak sıcak yemek hizmeti sunulmaktadır" diye konuştu.
Konya Bakan Yardımcısı İnan: "Akşehir’in potansiyelini açığa çıkarmak için sanayi alanlarını lojistik potansiyeli de gözeterek planladık" Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan, Konya’nın Akşehir ilçesinin potansiyelini açığa çıkarmak için sanayi alanlarını lojistik potansiyeli de gözeterek planladıklarını belirterek, "Hep beraber çalışıp daha yükseklere taşıyacağımıza inanıyorum" dedi. Bakan Yardımcısı İnan, Akşehir Ticaret ve Sanayi Odası’nda düzenlenen toplantıda Akşehir’in "Yatırım Alanı" ilan edilmesinin ardından ilçenin sanayi, üretim ve lojistik potansiyeline ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan, Türkiye’nin cari açık sorununa dikkat çekerek, bunun ancak üretim ve ihracatla aşılabileceğini söyledi. İnan, "300 yıllık cari açık problemimiz var. Bunun temel sebebi üretimimizden çok tüketim olması. Bunu çözmemizin tek sebebi üretip satmak. Bu anlamda gıda ürünleri ham maddesini kullanarak hem de yeni ürünlerle buralardan dünyaya bir şeyler üretip satmanın yolunu bulmalıyız. Ülkemizin selameti ve bekası için cari açık problemini üreterek çözmemiz, üretmeye giderken de orta-yüksek teknolojili ürünlere, yeni işler üstüne koyarak gitmemiz lazım. Akşehir özellikle insan potansiyeliyle, lojistik avantajlarıyla çok güçlü bir bölge. Tren yolu da yanımızdan geçiyor. Bu anlamda iyi bir kalkınma lokomotifi olan bir yer. Son dönemde sanayi alanlarının 15 katına çıktığını görüyoruz. Bu aslında yeni başlıyoruz demek. Bu alanları doldurmak için yatırımlarla, dışardan gelecek yatırımlarla hem üretim hem lojistik tarafından buradan çıkacak konteynerleri demir yolundan limana, limandan da Londra’ya, Çin’e gönderebilmek mümkün olacak. Akşehir’in tüm dünyada 15 katına çıkan sanayi alanlarıyla iyi bir ses getireceği kanaatindeyim. Konya’nın sanayide geldiği yer belli. Tren yolu hattının Sarayönü, Kadınhanı, Ilgın, Afyon’a doğru giderken Akşehir tren yolu hattının ilerleyen dönemde Adana ve Mersin limanlarıyla da entegre olduğunda, gerçekten hem sakin ve huzurlu şehirlerde yaşam kalitesi yüksek bir sanayileşme hem de topyekûn yerel kalkınmayı etkileyecek bir döneme geçeceğimizi düşünüyorum. Akşehir’in potansiyelini açığa çıkarmak için sanayi alanlarını lojistik potansiyeli de gözeterek planladık. Hep beraber çalışıp daha yükseklere taşıyacağımıza inanıyorum. Hem Akşehir OSB’nin mevcut genişleme alanı, hem yeni genişleme alanları, gıda ihtisas OSB, arıtma tesisleri ve Yunak OSB’yi Akşehir OSB’nin genişleme alanı ilan ettik. Akşehir, Yunak’a abilik yapacak. Orada da bu sene altyapının temelini atacağız. Hem sanayi alanlarını genişletip yeni yatırımların yolunu açarak, ihtiyaç varsa organize sanayi bölgeleriyle birlikte imar planları yapıp sanayi bölgemizin elini rahatlatacak şekilde ilerlemek istiyoruz. Akşehir’imiz ve dışarıdaki hemşerilerimiz olmak üzere bu yatırımları yerel kalkınma hamlesi kapsamında değerlendireceğiz. Açıklanacak olan bu programda her ilde her sene 4 sektöre, 6. bölge teşviklerinin de ötesinde teşvikler veriliyor. Akşehir olarak en az bir yatırımı şehrimize almayı hedefliyoruz. Bu teşviklerle kalkınmamızı hızlandırmayı amaçlıyoruz. Bu kalkınmada şu çok net: 5 birim sanayi geliri, 1 birim kalkınma demektir. Yani biz bir sanayi üretimi yaparsak, Akşehir’in refahı 4 kat artacaktır. Yeni sürecin hayırlı olmasını diliyorum" dedi. Toplantıda konuşan Akşehir Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ender Kalkan, Akşehir’in özel yatırım alanı ilan edilmesinin büyük bir memnuniyet oluşturduğunu ifade etti. Toplantıya; Akşehir Kaymakamı Mustafa Yiğit ve protokol mensupları katıldı.
Ankara İstanbul Emniyeti, Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu’nda sunum yaptı İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü, TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu’nda sunum yaptı. Sunumda, suç örgütlerinin dijital platformlar aracılığıyla çocukları suça özendirici propaganda faaliyetinde bulunduğu öne çıktı. TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu, AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut başkanlığında toplandı. Toplantıda İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü sunum yaptı. Toplantının açılışında konuşan Komisyon Başkanı Durgut, "Bugün komisyon toplantımıza bizleri derinden sarsan çok acı kaybımız Atlas Çağlayan evladımızı anarak başlamak istiyorum. Atlas henüz 16 yaşında bir gençti, İstanbul’da çevresi tarafından sakin, çalışkan, sevecen birisi olarak biliniyordu. Eğitimini sürdürürken ailesine destek olmaya çalışan, ikiz kardeşiyle büyüyen, geleceğe dair idealleri, hayalleri ve planları olan tertemiz bir çocuktu ancak 14 Ocak akşamı bir yan bakma iddiasıyla başlayan sözlü taciz geri dönülemez bir trajediye dönüştü. Evinin yakınında her zaman gittiği bir kafede maruz kaldığı bu sözlü saldırı kafeden ayrıldıktan sonra bıçaklı saldırı olarak devam etti ve Atlas hayatının en güzel çağında onu çok seven ailesinden, arkadaşlarından ve hayatından koparıldı. Atlas’ın hayatına vahşice son veren failin yaşının 15 olduğunu öğrendik. Bu elim hadise yalnızca bir suç istatistiği değil, bir insanın, bir ailenin ve bir geleceğin kaybıdır. Atlas Çağlayan’ın hayatını kaybetmesi hepimizin vicdanında derin bir yara açmıştır. Bu acının kelimelerle tarif edilemeyeceğinin farkındayız. Atlas çocuğumuzu çok derin bir üzüntü ve rahmetle anıyorum" dedi. "Suça sürüklenen çocuk, kavramına suçun mahiyetini yok sayan tek tip bir yaklaşımı doğru bulmuyorum" Faillerin yaşının küçük olsa dahi hayat hakkı elinden alınan çocuğun hukuki ve vicdani üstünlüğünün geri plana itilmesinin kabul edilebilir bir tarafının olmadığını dile getiren Durgut, "Bizler çocukları korumaktan söz ederken Türkiye’de ve dünyada değişen çocuk suçlu profillerini, dijitalleşmeyle birlikte dönüşen suç türlerini ve bu alandaki güncel eğilimleri dikkate alan bir anlayışla hareket etmek zorundayız çünkü bugün çocuk suçluluğu bireysel, tesadüfi ya da yalnızca sosyoekonomik nedenlerle açıklanamayacak kadar örgütlü, dijital mecralarla iç içe ve giderek daha ağır suç tiplerine evrilen bir yapı göstermektedir. Komisyon olarak elbette ki önleme, rehabilitasyon ve onarıcı adalet politikalarını esas alıyoruz ancak şunun altını özellikle çizmek isterim; ‘Suça sürüklenen çocuk’ kavramına suçun mahiyetini yok sayan tek tip bir yaklaşımı doğru bulmuyorum. Vahşet içeren, organize, dijital mecralar üzerinden planlanan ve süreklilik arz eden suçlarla korumasızlık, ihmal ya da yönlendirilme sonucu ortaya çıkan fiilleri aynı hukuki kategoride değerlendirmek ne çocuğu ne de toplumu korur" ifadelerini kullandı. "Çocuklarımızın silahla tanıştıkları ilk yerler sosyal medya mecraları ve oyunlar olabiliyor" Konuya ilişkin sunum yapan İstanbul Ataşehir Emniyet Müdürü Abdulkadir Bilen, "Mobil telefon kullanım oranı Türkiye Dijitalleşme Raporu’nda yüzde 98’lerin üzerinde. Yine aynı şekilde, akıllı telefonu, dizüstü ve masaüstü bilgisayarı, tableti büyük oranda hem çocuklarımız hem yetişkinlerimiz de kullanıyor. Tabii, yine, teknolojisinin gelişmesiyle birlikte yapay zeka destekli sanal gerçeklik araçları, akıllı ev gereçleriyle birlikte son dönemde yoğun bir şekilde teknik araçları kullanıyoruz. Oyunların çocuklarımıza etkisi genelde silahlı ve savaş oyunları olduğu için aslında silahla tanıştıkları ilk yerler sosyal medya mecraları ve oyunlar olabiliyor. Bu açıdan da ailelerinin çocuklarımızın bu oyunları oynayıp oynamadıklarını kontrol etmesi ve özellikle bilgisayar başında ne kadar vakit geçiriyorlar, bilgisayar başında neler yapıyorlar, bunları kontrol etmesi çok çok önemli. Tabii, 18 yaş üzerinde de çokça oynanan oyunlar var. Her yaştan, belki hepimizin telefonunda mutlaka bir oyun kuruludur ve bir şekilde hayatımızın bir döneminde oyun oynamışızdır" diye konuştu. "Suç örgütleri propagandasını İnstagram ve TikTok üzerinden yapar iletişimi Telegram, Whatsapp ve Discord üzerinden kurar" Çocukları kullanan suç çetelerinin örgütlendikleri dijital platformları değerlendiren İstanbul Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Alperen Süer, "Genelde suç örgütleri propaganda amaçlı İnstagram ve TikTok üzerinden propaganda yaparlar, keza iletişim de az da olsa vardır. Daha sonra iletişim Telegram, Whatsapp ve Discord üzerinden kurar genel akım bu şekildedir. Suç örgütlerinin çocuklara yönelik dijital platformda yaptıkları propagandayı ilk başta ilgi çekmek, daha sonra o ilgi kapsamında kendilerine bağlamak, bağladıktan sonra pozisyonuna ve kabiliyetine göre de suç örgütü faaliyetlerinde kullanmak olarak sıralayabiliriz. Propagandada ilk başta lüks hayatı özendirici paylaşımlar yaparlar. Villalarda ve havuz başlarında fotoğraflar, lüks araçlarla gezintiler gibi. Ardından kendileriyle özdeştirdikleri sembolleri bol bol kullanırlar. Yeni nesil suç örgütlerinin kullandıkları fotoğraflarda kartal, gülen yüz işareti gibi işaretler. Farklı fonksiyona sahip silahları temin ederek fotoğraf çekip paylaşım yaparak bu da kendilerini güçlü olarak gösterirler Mafyatik dizi, film karakterleri ve yeni nesil rap müziklerle suç örgütlerini bağdaştıracak, birleştirecek özendirici paylaşımlarda bulunmak. Keza, bu rap müziklerinde ima hâlinde defaatle adli işlem yaptığımız da oldu. Daha sonra siber şubede tespit edip de gerekli adli birimlere bildirdiklerimiz de oldu" dedi.
İstanbul Abdullah Gençal tutuklandı, Bilal Hancı’ya ev hapsi cezası İstanbul’da yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında nöbetçi hakimliğe sevk edilen Abdullah Gençal’ın tutuklanırken, Bilal Hancı hakkında yurtdışı çıkış yasağı ve ev hapsi cezası verildi. İbrahim Barut ile Mehmet Üstündağ ise, yurt dışı yasağı getirilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından ünlü isimlere yönelik yürütülen uyuşturucu soruşturması sürüyor. Soruşturma kapsamında Abdi İbrahim İlaç şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut’un oğlu İbrahim Barut, magazin yazarı Mehmet Üstündağ, sosyal medya fenomeni Bilal Hancı, ve Huzur Giyim’in sahibi Turgut Gençal’ın oğlu Abdullah Gençal gözaltına alınmıştı. Şüpheliler emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı’na sevk edilmişti. Savcılığa ifade veren şüphelilerden Bilal Hancı, ’konutu terk etmemek’ şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle, Abdullah Gençal tutuklama talebiyle, İbrahim Barut ile Mehmet Üstündağ ise ’yurt dışına çıkış yasağı’ ile ’imza atmak’ şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi hakimliğe sevk edilmişti. Nöbetçi hakimliğe sevk edilen Abdullah Gençal’ın tutuklanırken, Bilal Hancı hakkında yurtdışı çıkış yasağı ve ev hapsi cezası verildi. İbrahim Barut ile Mehmet Üstündağ hakkında da yurtdışı çıkış yasağı getirilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.