GÜNDEM - 26 Şubat 2026 Perşembe 13:00

AYM Başkanı Özkaya: "Anayasa Mahkemesinin ihlal kararlarının icra süresine ilişkin henüz tamamlanmayan 83 karar bulunuyor"

A
A
A
AYM Başkanı Özkaya: "Anayasa Mahkemesinin ihlal kararlarının icra süresine ilişkin henüz tamamlanmayan 83 karar bulunuyor"

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararlarının icra süresine ilişkin, icra süreci henüz tamamlanmayan 83 karar bulunduğunu, büyük bölümünde sürecin devam ettiğini, bir kısmında ise teknik sebeplerle gecikme yaşandığını söyledi.


Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, 2025 Yılı Değerlendirme Toplantısı kapsamında düzenlenen iftar programının ardından medya temsilcilerinin sorularını cevapladı. AYM ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının eksiksiz uygulanmasına ilişkin soruya yanıt veren Özkaya, Anayasa’nın 153. maddesinin açık olduğunu belirterek, kararların bağlayıcılığı konusunda kurallar çerçevesinde bir sorun bulunmadığını söyledi. İcra süreci henüz tamamlanmayan 83 karar bulunduğunu aktaran Özkaya, bunların büyük bölümünde sürecin devam ettiğini, bir kısmında ise teknik sebeplerle gecikme yaşandığını ifade etti. Özkaya, "Kanaatimce ortada sistemsel bir sorun yok. Yorum farklılıkları devreye girebiliyor ancak kurallar bağlamında bir eksiklik görmüyorum" dedi.


Bireysel başvurunun kapsamına da değinen Özkaya, AYM’nin yalnızca anayasal teması bulunan temel haklara ilişkin konuları incelediğini vurgulayarak, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki binlerce başvurunun esasa girilmeden reddedildiğini kaydetti.


Halkların Demokratik Partisi (HDP) hakkında açılan kapatma davasına ilişkin son durumun sorulması üzerine Özkaya, dosyanın kapsamının oldukça geniş olduğunu belirtti. 520 kişi hakkında 4 bin eylemin dava gerekçesi yapıldığını, 451 kişi hakkında siyasi yasak talep edildiğini aktaran Özkaya, 840 sayfalık iddianame, 60 klasör ek ve yaklaşık 200 GB dijital materyal bulunduğunu söyledi. Dosyada 4 raportör görevlendirildiğini ifade eden Özkaya, "Teknik anlamda dosyada sona gelindiğini söyleyebiliriz. Yani tamamlanma sürecine yaklaşılmış durumda. Bir başka ifadeyle Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemesine başlanmasına gelme durumunda. Çok uzun zaman almadan değerlendirme yapılabilecektir" dedi.


Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin AYM üyeleri hakkında yaptığı suç duyurusuna ilişkin soru üzerine Özkaya, "Anayasa Mahkemesi tarafından herhangi bir sözlü ya da fiili eylemde bulunulmadı. Süreç de zaten devam etmedi. Yani sadece o kararın alınmasıyla kaldı, sonrasında başka bir gelişme olmadı. Anayasa Mahkemesi de bu konuda bir tutum içerisine girmedi" dedi.


Can Atalay hakkında verilen üç ayrı AYM kararına değinen Özkaya, "Anayasa Mahkemesinin Can Atalay ile ilgili vermiş olduğu üç kararı bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi üyesi olarak bahse konu kararlarda yargısal görüşümüzü ifade ettik. Can Atalay’ın milletvekili olarak yargılanmasının özel usule tabi olduğunun ve Anayasa Mahkemesinin Anayasa’nın 14 ve 83. maddeleri yorumu çerçevesinde milletvekili sıfatı devam ettiği sürece yargılamanın durması gerektiğinin ifade edildiği iki kararın altında imzam var. Oradaki yargısal görüşüm bu. Üçüncü karar ise karar verilmesine yer olmadığı şeklindeydi. Ben orada teknik sebeplerle Anayasa’nın 84 ve 85. maddelerindeki hükümleri gözeterek, Anayasa Mahkemesinin işin esasını inceleyemeyeceğini, karar verilmesine yer olmadığı şeklindeki kararın da aslında işin esasına ilişkin bir karar olduğunu değerlendirdiğim için karşı oy kullandım. Ama mahkememiz çoğunluğu önceki verilen iki ihlal kararını da gözeterek farklı yorumladı. Esasa girerek karar verilmesine yer olmadığı yönünde bir karar tesis etti" diye konuştu.


Selahattin Demirtaş hakkında AİHM’in verdiği ihlal kararına ilişkin ise Özkaya, AYM’nin AİHM kararlarının gereğinin yerine getirilip getirilmediğini bireysel başvuru kapsamında incelediğini ancak AİHM kararlarının icrasını temin etme yetkisinin bulunmadığını söyledi. AYM’nin geçmişte kullandığı yürürlüğün durdurulması yetkisine ilişkin soruya da yanıt veren Özkaya, Anayasa ve ilgili kanunlarda bu konuda açık bir hüküm bulunmadığını, mahkemenin geçmişte içtihat yoluyla bu müesseseyi uyguladığını belirtti. 2014’ten bu yana yürürlüğün durdurulması kararı verilmediğini ifade eden Özkaya, bunun müessesenin tamamen terk edildiği anlamına gelmediğini, heyet olarak konunun yeniden değerlendirileceğini söyledi.



"Yapay zekâ eylül ayı itibarıyla devreye girecek"


AYM’de yapay zekâ kullanımına ilişkin de bilgi veren Özkaya, 2026 yılının Eylül ayı itibarıyla sistemin hayata geçirilmesinin hedeflendiğini açıkladı. İlk aşamada bireysel başvuru formlarının okunması, özetlenmesi ve kategorize edilmesinde yapay zekâdan yararlanılacağını belirten Özkaya, üretilen çıktılara hukuki değer atfedilmeyeceğini, tüm çalışmaların raportörler tarafından kontrol edileceğini vurguladı.


Yapay zekânın yalnızca ilk inceleme aşamasında kullanılacağını kaydeden Özkaya, "Bütün bu uygulamalar dosyaların ilk inceleme aşamasında devrede olacak. Dosyanın esasının inceleme aşamasında, yani dosyada ihlal var mı yok mu gibi hukuki değerlendirme gerektiren durumlarda yapay zekânın devrede olması gibi bir husus şu an itibarıyla elbette söz konusu olmayacak" dedi.



AYM Başkanı Özkaya: "Anayasa Mahkemesinin ihlal kararlarının icra süresine ilişkin henüz tamamlanmayan 83 karar bulunuyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da 1 aydır kapalı olan hafriyat döküm sahası açıldığı gün mağdur etti Ankara’da hafriyat şirketi görevlisi Atilla Tüter, 1 aydır kapalı olan hafriyat döküm sahasında aracının battığını kaydederek, "Bugün döküm sahalarını açtılar. Döküm sahalarına giren araçlarımız battı. Döküm sahalarına şu an araçlar giremiyor. Esnaf olarak itiraz ettik" dedi. Hafriyat şirketi görevlisi Atilla Tüter, hafriyat döküm sahalarına Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin (ABB) önce fahiş zam yaptığını, daha sonra zammı geri çekerek yüzde 300’den yüzde 100’e düşürdüğünü belirtti. Tüter, hafriyat kamyonu başına döküm sahalarına 5 bin lira ödediklerini ve hiçbir yardım göremediklerini aktardı. Yıllardır Ankara’da temel hafriyatı ve inşaat atığını taşıyan esnaflardan biri olduğunu ifade eden Tüter, 1 aydır yağış sebebiyle kapalı tutulan döküm sahasının bugün açıldığını, ancak araçlarının battığını belirterek, mağduriyetlerinin giderilmesini ve düzenleme getirilmesini talep etti. "Döküm sahalarına giren araçlarımız battı" Sahaya giren kamyonlardan birinin çamura saplanıp kaldığını aktaran Tüter, "Bizim ABB’ye ödediğimiz ücretlere fahiş bir zam yapıldı. Önce yüzde 300 zam yapıldı, sonra yüzde 100’e çekildi. Ülkemizdeki enflasyon belli, yüzde 20-30. Bu arkadaşlar yüzde 100 zam yaptılar. Encümen kararıyla bunu çıkardılar, direttiler bize. Biz şu an Ankara hafriyat döküm sahalarına araç başı 5 bin lira ile giriyoruz. Bugün 5 bin lirayı karşılayacak bir hizmet alamıyoruz burada. Döküm sahaları çamur, rezalet. 1 aydır yağış var diyorlar. 1 aydır döküm sahalarına giremiyoruz. Bugün döküm sahalarını açtılar. Döküm sahalarına giren araçlarımız battı. Döküm sahalarına şu an araçlar giremiyor. Esnaf olarak itiraz ettik, hakkımızı aramaya başlayınca bugün düzeltmeye başladılar. Ama bu şekilde yürümez. Belediyenin hizmet bedeli altında aldığı para çok fazla" diye konuştu. "Evimize ekmek götürmeye çalışıyoruz" Yaklaşık 20-30 kilometre yol yaparak hafriyat toprağını döküm sahasına getirdiklerini kaydeden Tüter, "ABB sadece düzeltme yapıp, 5 bin lira istiyor. Bize her seferden bin 500 lira para kalıyor. Bunlar nasıl bir para kazanıyorlar da bu döküm sahalarının hali içler acısı halde. Şu anda çok kötü durumdayız, esnaf olarak çalışamıyoruz. Mamak döküm sahasında arabamızın biri devrilmiştir. Arabamızın bütün masrafı bize aittir. Döküm sahasından bize yardım gelmedi. Kepçeyle konuşuyoruz, aracımızı çıkartın diyoruz. Aracımız battı, maddi zararı var, tutanak tutacağız, jandarmaya da bildirdik, zabıtaya da bildirdik. Şikayetlerimizin hepsini söyledik. Buna rağmen aracımı tam 4 saattir burada rehin bıraktılar, çekmediler. Aracımızı kendi imkanlarımızla çekmek zorunda kalıyoruz. Bize de yazık, biz de esnafız. Evimize ekmek götürmeye çalışıyoruz. ABB’nin esnaf için bu tavrı nedir? Ankara’da biz ekmek yiyemiyoruz" ifadelerini kullandı.
Aydın Efeler Belediyesi’nden miniklere afet bilinci eğitimi Efeler Belediyesi Afet İşleri Müdürlüğü ekipleri ilçedeki özel gündüz bakım evleri ile Efeler Belediyesi’ne ait gündüz bakımevlerinde kapsamlı eğitim ve tatbikat programları gerçekleştirdi. Alanında uzman personel tarafından verilen eğitimlerde; deprem, yangın ve diğer afet durumlarında yapılması gerekenler hem teorik hem de uygulamalı olarak miniklere anlatıldı. Çocuklar, afet anında "çök-kapan-tutun" hareketini nasıl yapacaklarını öğrenirken, güvenli tahliye süreçlerini de uygulamalı tatbikatlarla deneyimledi. Eğitimin her aşaması, çocukların yaş gruplarına uygun, sade ve anlaşılır bir dille gerçekleştirildi. Gerçekleştirilen tatbikatlar sayesinde minikler, afet anında panik yapmak yerine doğru davranış biçimlerini uygulamayı deneyimleme fırsatı buldu. Eğitim sonunda çocuklara afet bilincini pekiştirmeleri amacıyla eğitici boyama kitapları hediye edildi. Hem öğretici hem de eğlenceli içeriklerden oluşan bu kitaplar, çocukların öğrendiklerini kalıcı hale getirmeyi amaçlıyor. Veliler ve okul yönetimleri, gerçekleştirilen eğitimlerden duydukları memnuniyeti dile getirerek, erken yaşta verilen afet bilinci eğitiminin büyük önem taşıdığını vurguladı. Aileler, çocuklarının güvenliği için atılan bu adımlar dolayısıyla başta Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin olmak üzere emeği geçen tüm ekibe teşekkür etti. Efeler Belediyesi yetkilileri ise afetlere hazırlığın küçük yaşta kazanılan bilinçle başladığını belirterek, ilçede eğitim çalışmalarının artarak devam edeceğini ifade etti. Toplumun her kesimine ulaşmayı hedefleyen müdürlük, daha güvenli bir gelecek için çalışmalarını sürdürüyor.
İstanbul Trendyol Sanat, 61’inci Venedik Sanat Bienali Türkiye Pavyonu eş sponsoru oldu Trendyol Sanat, Türkiye’nin kültür-sanat birikimini küresel çapta tanıtma vizyonuyla dünyanın en köklü ve en prestijli çağdaş sanat etkinliklerinden Venedik Bienali’nde yer alan Türkiye Pavyonu’nun eş sponsoru oldu. Türkiye’de kültür sanatın dijitalleşmesine ve geniş kitlelere ulaşmasına öncülük edenlerden Trendyol Sanat’ın küresel vizyonu, dünyanın en köklü ve prestijli çağdaş sanat etkinliklerinden Venedik Bienali ile buluşuyor. Platform, Türkiye’nin özgün ve güçlü sanatsal üretiminin uluslararası sanat sahnesine taşınmasına katkısını, Venedik Bienali Türkiye Pavyonu’na eş sponsor olarak güçlendiriyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) koordinasyonundaki Türkiye Pavyonu, bu yıl sanatçı Nilbar Güreş’in "Gözlerinizden Öperim-A Kiss on the Eyes" adlı sergisine ev sahipliği yapacak. Başak Doğa Temür’ün küratörlüğünü üstlendiği sergide, şiirsel, eleştirel ve nükteli bir yaklaşımla farklı kültürel sembollere, toplumsal eşitsizliklere ve kimlik meselelerine odaklanan çalışmalarıyla bilinen Nilbar Güreş’in Türkiye Pavyonu için ürettiği eserler sanatseverlerle buluşacak. 61’inci Venedik Sanat Bienali, 9 Mayıs-22 Kasım tarihleri arasında "Minör Tonlarda" başlığıyla düzenlenecek. Trendyol Sanat, Türkiye Pavyonu’nun eş sponsorluğunu üstlenerek Türkiye’nin kültür-sanat üretiminin küresel ölçekte temsil edilmesine ve kültürler arasında köprü kurulmasına destek vermeyi hedefliyor. Türkiye’nin Venedik Bienali yolculuğu Uluslararası sanat takvimindeki en önemli durak noktalarından biri olan Venedik Sanat Bienali, her iki yılda bir dünyanın dört bir yanındaki sanatçıları, koleksiyoner ve sanatseverleri bir araya getiriyor. Ana serginin yanı sıra sanatçılar kendi ülkelerinin pavyonunda eserlerini sergilerken, açılış töreninin ardından bienal jürisinin beğenisini kazanan sanatçı ve ülkelere ödülleri veriliyor. İKSV, 2007 yılından bu yana Venedik Bienali’ndeki Türkiye Pavyonu’nun koordinasyonunu üstleniyor. Dışişleri Bakanlığı himayesinde ve Kültür ve Turizm Bakanlığı katkılarıyla gerçekleşen Türkiye Pavyonu, yüz yılı aşkın bir süredir faaliyet gösteren Venedik Bienali’nin iki ana sergi alanından biri olan Arsenale’de yer alıyor. Venedik Bienali sanat camiası, koleksiyonerler ve gazetecilerin akınına uğrarken, Mayıs-Kasım ayları arasında gerçekleşen sergileri yarım milyondan fazla kişi ziyaret ediyor.
Hakkari İran sınırında eğitimin yeni üssü: Esendere Halk Kütüphanesi Hakkari’nin Yüksekova ilçesine bağlı İran sınırındaki Esendere beldesinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığının desteğiyle kurulan halk kütüphanesi, bölgedeki öğrenciler için hem modern bir çalışma alanı hem de zengin bir bilgi kaynağı haline geldi. Esendere beldesinde 750 metrekare alan üzerine inşa edilen ve 250 öğrenci kapasitesine sahip olan kütüphane, 2 Temmuz’da Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy tarafından hizmete açılmıştı. Modern mimarisiyle dikkat çeken kütüphane; 15 bin kitaplık koleksiyonu, çalışma salonları, internet erişim merkezi, çocuk bölümü ve ödünç hizmetleri birimiyle kentin en donanımlı eğitim yuvalarından biri olarak öne çıkıyor. "Sınır hattında tüm imkanlar seferber edildi" Kütüphane sorumlusu Remzi Atsız, tesisin bölge için stratejik önemine değinerek, "İran sınırında açılan kütüphanemiz 15 bin kitapla hizmet veriyor. Daha önce kitap ve kaynak bulmakta zorlanan öğrencilerimiz, artık tam donanımlı bir ortamda çalışma imkanı buluyor. Bu önemli hizmetin hayata geçirilmesinde emeği geçenlere teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı. Ev ortamında ders çalışma imkanı kısıtlı olan ve kaynağa erişim sorunu yaşayan öğrenciler, kütüphane sayesinde akademik hedeflerine daha sağlıklı odaklanabiliyor. Öğrencilerden Derya Er, "Daha önce evde çalışma masam yoktu, yer minderinde ders çalışıyordum. Şimdi her kitaba rahatça ulaşabiliyor, ferah bir ortamda derslerime odaklanabiliyorum" ifadelerini kullandı. Öğrencilerden Rubar Kırbaş da, "Eskiden kitap için ilçe merkezine gitmek zorundaydık. Şimdi aradığımız her şey elimizin altında. Burası bize ders çalışma hevesi aşılıyor" diye konuştu. Esendere Halk Kütüphanesi, sunduğu bilgisayar sınıfı ve araştırma imkanlarıyla sınır hattındaki gençlerin dijital dünyaya açılan kapısı olmaya devam ediyor.