POLİTİKA - 19 Kasım 2025 Çarşamba 00:58

Bakan Fidan: "AB almak istediği zaman yürümeyecek bir süreç yok"

A
A
A
Bakan Fidan: "AB almak istediği zaman yürümeyecek bir süreç yok"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye’nin AB’ye üyelik süreciyle ilgili, "AB almak istediği zaman yürümeyecek bir süreç yok. Belli hatalarımız yok mu? Hatalarımız var. Düzeltilemez mi? Rahat düzeltilir. Ama bu bizim AB’yle olan üyelik ilişkisinde karşılaştığımız anomaliyi değiştirmiyor. Bunların ilk önce bir irade ortaya koyması lazım" dedi.


Dışişleri Bakanı Fidan, Türkiye Büyü Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonunda, Bakanlığının 2026 yılı bütçesine ilişkin yapılan görüşmelerde milletvekillerinin sorularını ve eleştirilerine cevap verdi. 2026 yılı bütçesi için Özel Kalem giderlerine ayrılan bütçeye ilişkin kendisine yöneltilen soruya Bakan Fidan, "Ben de hakikaten ‘bu para nedir’ dedim. Ben bu kadar hani ihtiyacım yok. O para şimdi önergeyle değiştireceğiz. NATO Zirvesinin parasını nereye koyalım demişler. Özel kalem tertibine koymuşlar. Antalya Diplomasi Forumu’nu da oraya koymuşlar. Bu paralar oraya ait paralar. Şimdi ben arkadaşlarla dedim. Ben onu orada görmek istemiyorum. Ne gerekiyorsa yapın, Protokol Genel Müdürlüğünün bütçesine atın onları ben özel kalemde görmeyeyim. O kadar parayla zaten bir işimiz yok" ifadelerini kullandı.



"Genel müdür olup da sırası gelip büyükelçi olamayan yok"


Dışişleri Bakanlığında diplomatik konularla ilgili genel müdürlerin ve genel müdür yardımcılarının hepsinin kariyerden gelen liyakatli atamalar sonucu yerleştiğini vurgulayan Bakan Fidan, "Buradaki arkadaşlar kariyerlerden gelen arkadaşlar. Yardımcıları da kariyerden. Genel müdür olup da sırası gelip büyükelçi olamayan yok. Dışarıdan büyükelçi atamayla ilgili konu, siyasi tasarruf irade meselesi başka bir tarzda konusu demokrasilerde. Bizim bakanlığımızda genel müdür olmuş, sırasını tamamlamış, atanmamış insan yok. Genel müdür yardımcısı olmuş, sırası gelmiş, atanmamış insan yok. Temsilcilik sayımız zaten gereğinden fazla var. Zamanında çok az insan alındığı için bu seçkin diplomatik kadrolar burada. Siyasi dairelere bakan arkadaşların hepsi kariyerden gelen arkadaşlar. Genel müdür arkadaşlar uzmanlık isteyen. Yani bakanlıkta daimi olması gereken Bakanlığın kendi alanında yetiştiremediği arkadaşları ben dışarıdan getirmek zorunda kaldım. Bu benim bu vatana borcum. Bu bakanlıkta sırf makam vermek için birisine bir şey verilmez. Bir bilgi işlemci atayacaksanız bilgi işlemci getirirsiniz" şeklinde konuştu.



"En fazla kadın yönetici ve kadın personel yüzdesi olan bakanlık Dışişleri Bakanlığı"


Dışişleri Bakanlığında çalışan kadın-erkek eşitliği noktasında Bakan Fidan şu ifadeleri kullandı:


"Sistem içerisinde en fazla kadın yönetici ve kadın personel yüzdesi olan bakanlık Dışişleri Bakanlığı ve ben geçen sefer de söyledim ilk defa Dışişleri Bakanlığı tarihinde ben Bakan olduktan sonra en üst unvanı gururla bir meslektaşımızı, Berris Hanım’ı atadık. Daha önce o unvanına gelmiş bir kadın meslektaşımız olmadı."



"Vize verirken açıkçası bizden vize isteyen ülkelerin perspektifiyle yaklaşıyoruz"


Türkiye’ye her yıl 60 milyondan fazla turistin geldiğini belirten Bakan Fidan, ziyaret eden turistlerin birçoğunun vize uygulaması ile geldiğine işaret ederek, "Turizm Bakanımız (Mehmet Nuri Ersoy) mümkün olduğunca benden vizeyi kaldırmamı istiyor birçok ülkeye. Onunla da zaman zaman istişarelerimiz oluyor. Ama biz de vize verirken açıkçası bizden vize isteyen ülkelerin perspektifiyle yaklaşıyoruz. Diyelim, adam hasta getirmek istiyorum diyor. Gelirken gerçekten hasta, hastaneye mi geliyor yoksa burada başka bir şekilde mi olacak? Çok fazla detaylı konular var. Bu vize meselesi önemli. Bunu daha iyi nasıl yönetiriz diye ilk defa daha önce olmayan bir şey yaptık. Bütün baş konsoloslarımızı topladık. Biliyorsunuz iki sene önce geçirdiğimiz bir kararla teşkilat yapımızı değiştirmiştik. Konsolosluk hizmetlerini yürüten ayrı bir genel müdürlük vize işlemlerini yürüten de ayrı bir genel müdürlük kurduk ki yabancılara ve Türk vatandaşlarına yönelik hizmetleri uzmanlık alanı olarak birbirinden ayırdık. Bu konuda alanda bizim için çalışan en önemli unsurumuz başkonsoloslarımız ve konsoloslarımızı çağırdık. Burada bir çalışta yaptık. Çok detaylı çalıştay yaptık" ifadelerine yer verdi.



"AB ülkelerin vize konusunda kendilerinden bir inisiyatif yok"


Türkiye pasaportunun ‘değersizleştiği’ iddialarına yönelik Bakan Fidan, "Vizeyle ilgili problemimizin olduğu bir tane kapı var, AB kapısı. Gittiğiniz 27 ülkenin hepsi AB’ye müracaat. Bu ülkelerin kendilerinden bir inisiyatif yok. Hepsi ortak veri tabanından, ortak kriterlerle, ortak kontrol mekanizmalarıyla ve kotalarla size vize veriyorlar. Dolayısıyla ‘Biz her ülkeye gittik. Pasaportumuz itibarsızlaştı, Yüzümüze kapılar kapanıyor’ ifadesi biraz buradan abartma oluyor. Burada böyle bir şey yok. 27 ülke aslında bir tane ülke olmuş. Bir ülke size sınırlama getiriyor. İki sebepten dolayı, genç insanınız gittiği zaman orada kalacağını düşünüyor. Neden öyle düşünüyor? Kendi içerisindeki göç meselesi inanılmaz derecede içerideki siyasi denklemi değiştiren bir husus olmuş. Siyasi yapılar, hükümetler sırf bu meseleden dolayı değişiyor. Aşırı sağın yükselmesini göçmen hareketliğine bağlamışlar. Özellikle, Müslüman göçmen hareketliğiyle belli Müslüman ülkelerden göç almasına. Şimdi Avrupalı tırnak içerisinde modern olduğu için ben Müslüman istemiyorum diyemiyor. Onun için adı konmamış örtülü birtakım uygulamalar getirebiliyor. Biz bunları arazide birebir tespit edip üstüne giderek Avrupalı muhataplarla bir yere getirmeye çalışıyoruz. Ama burada tabii ki sürecin bu kadar karşılıklı bağımlılık geliştirdikten sonra olması gereken aşaması vize serbestisi aşaması olmalıymış. Yani Avrupa’nın normal macerasında böyle bir şey var. Şimdi 230 milyar euroluk karşılıklı ticaretiniz var ve bu ticareti beraber yapıyorsunuz. Onun dışında inanılmaz bir sosyal hareketlilik var, öğrenci hareketliliği var, iş adam hareketliliği var. Orada yaşayan Türkler var. Bu hareketliliği mümkün kılacak tek şey vize serbestisi. Avrupa da bunun bilincinde ama kimlik politikasından dolayı Avrupa Türkiye’yle olan ilişkilerinde gündeme getirdiği kimlik politikasından dolayı belli konuları askıya almış durumda" değerlendirmesinde bulundu.



"AB almak istediği zaman yürümeyecek bir süreç yok"


Türkiye’nin AB üyeliğinde 2019 yılından sonra hem Suriye’deki olaylar hem de Doğu Akdeniz’deki Türkiye’nin ortaya koyduğu tavır neticesinde sürecin askıya alındığını anımsatan Fidan, "Avrupa Birliği fasılları açtığı zaman bizi fasıllardaki kriterler üzerinden değerlendirmesi kadar normal bir şey yok. Fasıl açar der ki ‘Senin şuran hatalı şunu düzelt. Buran hatalı bunu düzelt’ veya ‘bunları beraber götürelim.’ Fakat bu irade yok. Yani 2007’de bu irade donduruldu. Avrupalılarla ben konuştuğum zaman ‘Sarkozy öncesi döneme’ gitmemiz gerekir diyorum. Sarkozy geldi, Merkel’le beraber o dönem dedi ki ‘Türkiye tarihi bir noktaya gidiyor. Avrupa Birliği üyeliği kaçınılmaz olacak bu süreçte. Biz Avrupa Birliği’ni tanımlarken böyle bir tanımlamaya hazır değildik’ noktasına geldi. Vizyoner değillerdi. İki sebep yani Müslüman bir ülkeyi kendi içlerine almama konusunda bir irade ortaya koydular. Avrupa’nın iki itici gücü. Fransa daha net irade koydu. Almanya burada sessiz kaldı" dedi. AB almak istediği zaman yürümeyecek bir süreç yok. Buradaki partilerin olduğu bir yerde bu kadar irade varken bu kadar istek varken bu kadar aydınlanma varken bir kere bu olur. Belli hatalarımız yok mu? Hatalarımız var. Düzeltilemez mi? Rahat düzeltilir. Ama bu bizim AB’yle olan üyelik ilişkisinde karşılaştığımız anomaliyi değiştirmiyor. Bunların ilk önce bir irade ortaya koyması lazım" dedi.



"KKTC’nin varlığı bizim için tarihsel bir zorunluluktur"


Kendisine yöneltilen Kıbrıs meselesi sorusuna ilişkin Fidan, DEM Parti tarafından ilk defa dış politika hakkında Suriye dışında bir soru geldiğine dikkati çekerek, "Kıbrıs meselesinde, bizim geldiğimiz noktada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığı bizim için tarihsel bir zorunluluktur. Anlatılırken şöyle anlatılıyor. Aktör eksikliği var. İki tane aktör varmış gibi anlatılıyor. Bu Kıbrıs meselesinde, bir Kıbrıslı Türkler var, bir de Türkiye var. Biz ne istersek o olacak. Şimdi biz bir bakın tekrar yakın tarihi hatırlatmakta fayda görüyorum" diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Bornova Belediye Başkanı Eşki ve 3 şüpheli serbest bırakıldı Nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik iddialarıyla gözaltına alınan Bornova Belediye başkanı Ömer Eşki ve beraberindeki 3 şüpheli, tutuklama talebiyle sevk edildikleri mahkemece serbest bırakıldı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Bornova Belediyesi bünyesinde A.A. isimli şüphelinin fiilen çalışmadan maaş aldığı iddiaları üzerine 1 Nisan’da soruşturma başlatıldı. İddiaya göre, 22 Eylül 2025 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kaydı yapılan A.A.’nın belediyede hiçbir görev yapmadığı belirlendi. ’Bankamatik memuru’ olarak çalıştırıldığı öne sürülen şüpheli hakkında detaylı inceleme yapıldı. Hazırlanan SGK uzmanlık raporu doğrultusunda olayla ilgili sorumlular tek tek tespit edildi. Raporda, Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, şüpheli A.A., İnsan Kaynakları Müdürü P.K. ve Basın Yayın Halkla İlişkiler Müdür Vekili İ.A.’nın sorumluluğu bulunduğu kaydedildi. Raporun tespitlerinin ardından harekete geçen polis ekipleri, şüphelileri gözaltına aldı. Gözaltına alınan Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki ve dün diğer şüphelilerin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Adliyeye sevk edilen şüpheliler, savcılık ifadelerinin ardından tutuklama istemiyle Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesine çıkarıldı. Mahkeme, Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, Bornova Belediyesi Personel A.Ş. İnsan Kaynakları Müdürü P.K. ve Basın Yayın Halkla İlişkiler Müdür Vekili İ.A.’nın serbest bırakılmasına karar verdi. Belediyede Çağrı Merkezi Müşteri Temsilcisi olarak görevli görünen A.A. ise yurt dışı yasağıyla serbest kaldı.
Bursa Gerçeğini aratmayan sahte ihbar ile Polis Teşkilatı’nın 181. Yıl dönümü kutlandı Bursa’nın İnegöl ilçesinde 10 Nisan Türk Polis Teşkilatı’nın 181. kuruluş yıl dönümü kapsamında mahalle sakinleri, polis ekiplerine unutulmaz bir sürpriz hazırladı. Gerçeğini aratmayan "kavga ihbarı" ile olay yerine çağrılan ekipler, karşılarında konfeti, meşale ve pastalı kutlama bulunca şaşkınlık yaşadı. Sürpriz anlar böyle görüntülendi. İnegöl Fatih Mahallesi Muhtarı Eser Yusufoğlu ile İnegöl Ahıskalılar Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Rüstem Musaoğulları öncülüğünde hazırlanan sürprizde, mahalle sakinleri önce 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak kavga ihbarında bulundu. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen polis ekipleri olay yerine yaklaştığında, mahalle sakinleri rol gereği birbirlerine tekme ve yumruklarla saldırıyormuş gibi yaptı. Kavgayı ayırmak için müdahale eden polis ekipleri, bir anda konfeti ve meşalelerle karşılandı. Ardından getirilen pasta ile polislerin 181. kuruluş yıl dönümü kutlandı. Pastayı üfleyen ekipler, duygu dolu anlar yaşarken mahalle sakinlerine teşekkür etti. Fatih Mahallesi Muhtarı Eser Yusufoğlu yaptığı açıklamada, "Bugün polis teşkilatımızın 181. kuruluş yıl dönümü. Biz de amirlerimize küçük bir şaka yapalım dedik. Ne mutlu bizlere ki böyle güzel polislere sahibiz. İnşallah her zaman şaka niyetli polislerimizi çağırırız. Hepsinden Allah razı olsun." dedi. İnegöl Ahıskalılar Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Rüstem Musaoğulları ise, "Polis teşkilatımızın yıldönümünü kutluyorum. Her şartta güvenliğimizi sağlıyorlar. Ahıska Derneği olarak tüm polislerimize teşekkür ediyoruz. Her zaman devletimizin ve milletimizin yanındayız." ifadelerini kullandı. Polis memuru da mahalle sakinlerinin hazırladığı sürpriz için teşekkür ederek, "Mahallemizin yapmış olduğu 10 Nisan kutlaması ile ilgili sayın muhtarımıza ve mahalle halkına teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız. Her zaman bu şekilde güzel kutlamalarla karşılaşmak ümidiyle" dedi. Hazırlanan sürpriz kutlama, hem polis ekiplerinin hem de mahalle sakinlerinin yüzünü güldürdü.