POLİTİKA - 06 Ocak 2025 Pazartesi 16:42

Bakan Fidan: "PKK’nın şiddet imparatorluğu artık çökmek üzere"

A
A
A

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ürdünlü mevkidaşı Eymen es-Safedi ile görüştü. Görüşmenin ardından açıklamalarda bulunan Bakan Fidan, terör örgütü PKK ile mücadelenin devam ettiğini ifade ederek, "Kürt kardeşlerimizin asil duygularını sömürerek onlar üzerine kurdukları şiddet imparatorluğu artık çökmek üzere" dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın ile Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi, Ürdün Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Yusuf el-Huneyti ve Ürdün Genel İstihbarat Departmanı Başkanı Tümgeneral Ahmed Husni ile Dışişleri Bakanlığı’nda bir araya geldi. 3+3 formatında gerçekleşen toplantının ardından Bakan Fidan ve Safedi ortak basın toplantısı düzenledi.

"Karşılıklı kararlılığımızı teyit ettik"

Görüşme sonrasında yapılan ortak basın toplantısında konuşan Bakan Fidan, Ürdün’le Türkiye arasında 3+3 olarak nitelendirilen bir mekanizma olduğunu belirterek, "Bu mekanizma özellikle kriz anlarında, bölgedeki olağanüstü gelişmeler anında bir araya gelen bir mekanizma. Bu mekanizmada Dışişleri Bakanlığının koordinatörlüğünde Milli Savunma Genelkurmay Başkanlığımız ve istihbarat başkanlarımız bulunuyor. Gündemimizde hepinizin tahmin edeceği gibi başta Suriye olmak üzere temel bütün bölgesel gelişmeler vardı. Suriye’den başlayacak olursak zaten Esad rejiminin ilk düştüğü günden itibaren değerli kardeşimle ve Ürdün hükümetiyle çok yakın bir koordinasyon içerisinde bu meseleyi beraber yürütüyorduk. Bölgedeki diğer ortaklarımızla ayrıca, Avrupa’daki ve Amerika’daki diğer ortaklarımızla. Suriye’de özellikle kalıcı istikrarın önemini hep beraber vurguladık. Burada yeni idarenin uluslararası çapta, bölgesel çapta desteklenmesi, özellikle kuşatıcı bir hükümetin kurulması bir an önce temel hizmetlerin ve istikrarın sağlanması yolunda atılması gereken adımların ne olacağına ilişkin görüşlerin kendilerine iletilmesi ve Suriye halkıyla ve yeni yönetimle tam bir dayanışma içerisinde bu amaçla olması konusunda hemfikir kaldık. Peki Suriye’yi nasıl yeniden inşa edeceğiz? Nasıl kalkındıracağız? Temel problemlerine nasıl çözüm getireceğiz? Bugün önemli bir konu başlığımız da buydu. Değerli kardeşimle bu konuda yaptığımız istişareler neticesinde iki ülkenin kendi milli makamlarıyla koordinasyon içerisinde bulunarak özellikle ulaştırma, enerji, tarım, gıda güvenliği gibi konuları da bir araya gelerek bir an önce Suriye’deki kardeşlerimize yardım etmeye koordineli bir şekilde başlayalım. Bu konuda da karşılıklı kararlılığımızı teyit ettik. Kendimize bir yol haritası çıkardık" ifadelerini kullandı.

"Harita üzerinde beraber tartıştık"

Suriye’de ve bölgede etkisini devam ettiren DEAŞ tehlikesine karşı neler yapılabileceği konusunda konuştuklarını dile getiren Bakan Fidan, "Suriye’deki yeni ortamdan DEAŞ istifade etmek isterse hem askeri yetkililerimiz hem istihbarat yetkililerimiz neler yapabilir? Masada onları da harita üzerinde beraber tartıştık. Müteakip düzeyde özellikle terörle mücadele başta olmak üzere ve diğer konuları da kapsayacak şekilde bölgede başta Irak olmak üzere diğer ortakların da bu masa etrafında bir araya gelerek bizimle aynı konuları tartışması konusunda mutabık kaldık. Aynı şekilde yine PKK’yla alakalı hassasiyetlerimiz, bölgede PKK’nın, YPG’nin mevcut durumdan istifade etmemesi, silahlarını bırakarak yeni yönetime bir an önce dahil olması, teröristlerin bölgeden çıkması konularında da kardeşimizle konuştuk. Müteakip toplantılarda tekrar hem Irak’ın, hem Suriyeli yetkililerin olduğu bir formatla da bir araya gelip konuları özellikle komşu ülkeler formatında da tekrar nasıl ele alabiliriz onu da gözden geçirdik. Irak’la ikili ilişkilerimizin nasıl ilerlemesi gerektiğini, Irak’a hep beraber nasıl daha fazla yardımcı olabiliriz? Bölgesel istikrar nasıl daha ileri gidebilir? Bu konularda da görüş alışverişinde bulunduk. Lübnan’da istikrarın sağlanması için ne yapabiliriz, neler yapabiliriz? Oradaki hassasiyetler neler? Biz bölge ülkeleri olarak nasıl katkıda bulunuruz o konuda da görüşüp alışverişinde bulunduk. Tabii ki olmazsa olmazımız Gazze ve Filistin meselesi. Biliyorsunuz Ürdün’ün özellikle Mescidi Aksa’yla ilgili önemli rolleri var. Biz baştan Gazze olmak üzere şu anda bölgede devam eden İsrail soykırımını ve neticelerini tekrar gözden geçirdik" diye konuştu.

"PKK’nın şiddet imparatorluğu artık çökmek üzere"

Açıklama sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Fidan, bir gazetecinin ’Suriye’deki terör grupları ile mücadele konusu çözüme kavuşacak mı’ sorusuna, şu yanıtı verdi:

"Maalesef başta DEAŞ olmak üzere birçok terör örgütü aslında sınırlarımızın ötesinde varlığını devam ettiriyor. DEAŞ’tan başlayacak olursak, DEAŞ Müslüman toplumlar için zehirdir. Dinimizi kullanarak, sınırsız şiddet uygulayarak, vahşice insanları öldürmesi, terör yoluna gidilmesi ve istikrarsızlığın oluşturulması, kaosun oluşturulması tabii ki bizim sessiz kalacağımız bir durum değildir. Sadece kendi ülkemizde değil sınırlarımızın ötesinde de İslam toplumlarının ortak problemi olan bu beladan kurtulmak için büyük bir hassasiyetle mücadele ediyoruz. Çok ülkenin iş birliğini gerektiren bu konuda özellikle Ürdün gibi ortak ve dost kardeş ülkelerle bir araya gelip başta istihbarat paylaşımı olmak üzere ortak operasyon yapmak üzere bütün metotları kullanıyoruz. Bölgemizde DEAŞ’ın tekrar yükselmemesi bizim için çok önemli. Dolayısıyla biz kimden emir aldığı belli olmayan, sadece şiddet için şiddet yapan bu örgütle mücadelemize sonuna kadar devam edeceğiz. Diğer taraftan PKK meselesi var. PKK’yla da mücadelemiz biliyorsunuz devam ediyor. Kürt kardeşlerimizin asil duygularını sömürerek onlar üzerine kurdukları şiddet imparatorluğu artık çökmek üzere. PKK/YPG’ye, Türkiye’nin düşmanına, NATO üyesi olan bir ülkenin düşmanını, siz sırf hapishane hizmetleri versin diye, gardiyanlık yapsın diye alıp başka bir boyutta hem kendi siyasetinizi prezante ediyorsunuz. Kendi toplumunuza prezante ediyorsunuz. Onlara yalan söylüyorsunuz başta. Hem de bütün dünyaya. Farklı bir şekilde sunarak bütün dünya yalan söylüyorsunuz. Burada bir hapishane hizmetleri var, bir gardiyanlık hizmeti var. Hapishane şartlarını Suriye’deki yönetim de sağlayabilir. Türkiye de bu konuda katkı verebilir. Bunu biz defaatle söyledik. Ama bölgede emelleriniz farklıysa, DEAŞ’ı bahane ederek PKK’yı güçlendirerek, ayakta tutarak, Kürt kardeşlerimizi de sömürerek tıpkı DEAŞ örneğinde olduğu gibi başka bir politikaya hizmet edilmek isteniyorsa ona da geçit yok. O konuda da gerçekten çok hassasız, çok yakından takip ediyoruz. Her türlü oyunu görecek durumdayız. Sadece görecek durumda değil aynı zamanda bozacak durumdayız."

Suriye’nin güvenliği ve istikrarı konusunda Türkiye ile aynı görüşleri paylaştıklarını belirten Safedi ise, "Suriye güvenliğine ve istikrarına tekrar kavuşmalı ve aynı zamanda yeniden kalkınma hamlesine girmeli. Kardeşlik içerisinde, sadakat içerisinde biz de Suriye ve Suriye halkına karşı yaklaşımlarımızı sürdürmekteyiz. Biz her iki ülke Suriye’nin komşu ülkesiyiz. Suriye’nin istikrarı bizim de aynı şekilde güvenlik ve istikrarımızdır. Suriye’de bir kaosun çıkması bizim işimize gelmez ve güvenliğimizi, ortak güvenliğimizi de etkiler. Dolayısıyla bizim buradaki mesajımız tektir. Suriye halkının kendi iradesiyle hayatta durması ve ülkesini tekrar kalkındırmalı, güvenliğini ve egemenliğini sağlamalı ve daha iyi gelecek olması çok önemlidir" ifadelerine yer verdi.

"Türkiye’nin güvenliğini, istikrarını tehdit eden ne varsa bölgeyi tehdit eder"

Suriye’deki PKK/PYD terör örgütü tehlikesinin bölgesel bir sorun olduğunu belirten Safedi, "Türkiye’nin güvenliğini, istikrarını tehdit eden ne varsa bölgeyi tehdit eder diye söylüyoruz. Dolayısıyla Türkiye’deki kardeşlerimizi PKK ile mücadele konusunda destekliyoruz. Bakan Bey de bunu açıkladı, biz de PKK’ya karşıyız. Türkiye’ye kötülük getirecek her şeye karşıyız. Dolayısıyla tabii ki PKK, Suriye’deki bütün Kürtleri temsil etmemektedir. Kürtler tabii ki Suriye toplulukları içerisinde bir topluluktur, Suriyelidir. Ancak PKK bunları temsil etmemektedir. Biz de Türkiye ile aynı görüşteyiz. Haklı tutum ne ise tabii ki Suriye’de de Kürtlerin de kendi topraklarında eşit bir şekilde diğer kesimlerle birlikte yaşama hakkını tanıyoruz. Herkesin orada bu şekilde yaşamasını istiyoruz. Suriyelilerin artık hep birlikte çalışıp bu tahribatı nasıl onarırız diye düşünmeleri lazım" dedi.

Oğuzhan Halil Özbek

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Bafra’da minik eller 3 bin fidanı toprakla buluşturdu Samsun’un Bafra ilçesinde Orman Haftası kapsamında düzenlenen etkinlikte, minik eller doğaya umut oldu. 21-26 Mart Orman Haftası dolayısıyla gerçekleştirilen ağaç dikme etkinliği, "Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi" çerçevesinde Kuşçular Mahallesi’ndeki Tıbbi Aromatik Bitkiler Üretim Sahası’nda yapıldı. Etkinlikte öğrenciler, doğaya katkı sunmanın heyecanını yaşarken toplam 3 bin fidan toprakla buluşturuldu. Doğa bilincinin küçük yaşta kazandırılmasının hedeflendiği etkinlikte, öğrenciler hem eğlendi hem de çevreye duyarlı bireyler olma yolunda önemli bir adım attı. Dikilen fidanlarla birlikte bölgenin yeşil dokusunun güçlenmesi amaçlanırken, etkinlik katılımcılardan da yoğun ilgi gördü. Programın açılışında konuşan Orman İşletme Müdürü Mustafa Bayraktar, bu yılki etkinliğin diğerlerinden farklı olduğunu belirterek, ÇEDES projesi kapsamında tüm okulların katılımıyla ortak bir organizasyon planladıklarını ve bu etkinliği hep birlikte hayata geçirdiklerini ifade etti. Bafra Kaymakamı Dr. Mustafa Altınpınar ise etkinliğe ilişkin yaptığı konuşmada, katıldığı en güzel Orman Haftası programlarından biri olduğunu vurguladı. Öğrencilere hitaben, dikilen ağaçlarla birlikte büyümelerini temenni eden Altınpınar, "Sizleri çok parlak bir gelecek bekliyor. Hayatınız boyunca başarı ve sağlık diliyorum. Bu güzel programa kattığınız renk için hepinize teşekkür ediyorum" dedi. Konuşmaların ardından Kaymakam Altınpınar, protokol üyeleri ve öğrenciler birlikte fidan dikerek etkinliği tamamladı.
İstanbul Çolakoğlu Metalurji’nin yıldız eskrimcileri Türkiye’yi İspanya’da temsil edecek 80. yılını geride bırakan Çolakoğlu Metalurji, spora ve genç yeteneklere verdiği destek doğrultusunda, İspanya’da düzenlenecek eskrim müsabakalarında Türkiye’yi temsil etmeye hazırlanıyor. Çolakoğlu Metalurji Spor Kulübü bünyesinde yetişen üç başarılı genç sporcu; Fatma Eslem Ergül, Zeynep Özkırım ve Buğlemşah Özdemir, 28-29 Mart 2026 tarihlerinde İspanya’nın Ciudad Real kentinde gerçekleştirilecek Uluslararası U14 Yıldızlar Kılıç Circuit Turnuvası’nda Türkiye adına piste çıkacak. Söz konusu organizasyon, Türkiye Eskrim Federasyonu’nun 2025-2026 faaliyet takviminde önemli bir yere sahip bulunuyor. Turnuvada hem kulüplerini temsil edecek hem de Türk bayrağını taşıyacak sporcular, disiplinli ve yoğun bir hazırlık sürecinin ardından uluslararası arenada Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmeyi hedefliyor. Toplumsal katkı ve sporun yaygınlaştırılması Şirket, sürdürülebilir sosyal sorumluluk anlayışı çerçevesinde genç sporcuların yanında yer almayı ve onların ulusal ile uluslararası başarı yolculuklarına katkı sunmayı sürdürmeye devam ediyor. Çolakoğlu Metalurji Spor Kulübü ise yalnızca kendi sporcularına değil, bölgedeki gençlerin sporla buluşmasına da destek vererek önemli bir misyona katkı sağlıyor. Faaliyet bölgesi olan Dilovası ve Kocaeli’nde sporun yaygınlaştırılması, fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi ve genç yeteneklerin desteklenmesi adına çalışmalarını sürdüren kulüp, geleceğin başarılı sporcularının yetişmesine katkı sunmaya devam ediyor. Kulüp, İspanya’da mücadele edecek genç sporcularına başarılar dilediğini duyurdu.
Van Allı turnalar bu yıl Van’a erken geldi Van Gölü havzasının zarif misafirleri olarak bilinen flamingolar (Allı turnalar), bu yıl erken gelerek bölgeyi renklendirdi. Genellikle bahar aylarının ortasında görülmeye başlanan flamingoların Mart ayında Van Gölü havzasını şenlendirdi. Göçmen kuşların Kuzey Afrika’dan İran’a uzanan yolculuğunda en önemli konaklama merkezlerinden Van Gölü havzası, sulak alanlarıyla çok sayıda türden binlerce kuşu bünyesinde barındırıyor. Van’ın doğusunda yer alan, eşsiz doğal güzelliği ve biyolojik çeşitliliğiyle dikkat çeken Van Gölü havzası, her yıl olduğu gibi bu yıl da flamingoların göç yolculuğunda uğrak noktası oldu. Sürüler halinde göl çevresine inen allı turnalar, özellikle gün doğumu ve gün batımında oluşturdukları manzarayla adeta görsel şölen sundu. Van Gölü kıyılarında yoğunlaşan kuş hareketliliği, baharın erken habercisi olarak yorumlandı. Son yıllarda göç takvimlerinde yaşanan bu kayma, bölgedeki ekolojik dengede de dikkat çekici bir değişim olduğuna işaret ediyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Van’a ayrı bir güzellik katan allı turnalar, göç yolculukları boyunca uğradıkları bu eşsiz coğrafyada bir süre konakladıktan sonra yollarına devam edecek. "Van Gölü havzası sulak alan yönünden çok zengin" Van YYÜ Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan, "Rehabilitasyon merkezimiz Van Gölü havzasındaki bütün yaban hayvanlarının sorunlarıyla ilgileniyor. Ekolojik dengenin bozulmaması için doğal hayatın normal sirkülasyonunda devam etmesi için çalışmalar yapan kurumlarla koordinasyon sağlayarak yaban hayatın devamlılığını gelecek nesillere aktarmak için çalışmalar yürütüyor. Van Gölü havzası sulak alan yönünden çok zengin olması dolayısıyla sucul habitat yönü önünden çok zengin. Göçmen kuşlar olsun, yerleşik kuşlar olsun bu bölgedeki sulak alanlarda yerleşmekte. Ama bayrak tür olarak her sene bahar sezonunun başlangıcında selam getiren Allı turnalar bu sene de selam getirdiler. Allı turnalar aslında Van Gölü havzasında birkaç yıldır göç etmeyen kafilelerle burada temsilcileri kalıyor. Bir grup flamingo, Van Gölü havzasındaki sulak alanlarında yaşayıp tekrar buradan kış sezonunda havalar soğumaya başlayınca göç ediyor. Bahar sezonunda da havalar ısınınca buraya geliyor. Ama geliş tarihlerinde mevsime bağlı olarak çeşitli tarihlerde buralara geliyor" dedi. "Allı turnaları artık iskele sahilinde de görebiliyoruz" Prof. Dr. Aslan, "En son Nisan’da gelen Allı turnalar, bu sene Mart’ın başında Erçek Gölü ile Gevaş ilçesindeki Göründü Sulak alanında konaklıyorlar. Allı turnalar artık park alanlarında, Edremit ve Tuşba ilçesine bağlı İskele Mahallesi sahiline artık selam getiriyor. Geçen senede göçerken bir kısım kafile selam götürürken yine onlarda piknik yapmaya gelen vatandaşlarımız Allı turnaları görebilmekteydi. Allı turnalar baharın gelmesi ile birlikte yine aynı yere İskele sahiline geldiler. Bu bize artık Van Gölü havzasının her tarafında, Van Gölü kıyısında bulunan sulak alanlarda Allı turnaları görmek mümkün olacak. Bu senede son yılların en çok Şubat’ta yağış alan bir sezonunu geçirdik. Sulak alanların bereketiyle bu ekolojik dengede de artık yaban hayatta da canlanmaya başladı. Bundan sonra canlılıkla Allı turnaların şahsında bütün sucul kuşları, ördekleri, kazları görebilmek mümkün olacak" diye konuştu.