POLİTİKA - 09 Aralık 2025 Salı 21:10

Bakan Fidan: "SDG ile başlatılan 10 Mart Mutabakatı sürecinin hayata geçirilmesinin ülkenin istikrarına büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz"

A
A
A
Bakan Fidan: "SDG ile başlatılan 10 Mart Mutabakatı sürecinin hayata geçirilmesinin ülkenin istikrarına büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Arapların, Türkmenlerin, Kürtlerin, Sünni, Dürzi, Hristiyan, Şii bütün kesimlerin eşit ve huzur içinde yaşadığı Suriye’yi görmek istiyoruz. Bu açıdan SDG ile başlatılan 10 Mart Mutabakatı sürecinin bir an evvel hayata geçirilmesinin ülkenin istikrarına büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz" dedi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, milletvekillerine Bakanlığın 2026 yılı bütçesi sunumunu gerçekleştirdi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, küresel güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemde Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde çok boyutlu, ön alıcı, sağduyulu ve gerçekçi bir dış politika yürüttüğünü söyledi. Fidan, Türkiye’nin yalnızca bölgesinde değil, dünyanın çeşitli coğrafyalarında barış ve istikrarı önceleyen diplomatik girişimlere öncülük ettiğini vurguladı.

Gazze’deki saldırıların sadece bölgeyi değil küresel düzeni de etkilediğini belirten Bakan Fidan, İsrail yönetiminin saldırganlığını Lübnan, Suriye, Yemen, İran ve Katar’a yayarak bölgeyi istikrarsızlaştırdığını vurguladı. Bakan Fidan, "Gazze’de işlenen soykırımda şehit edilen Filistinli kardeşlerimizin sayısı 70 bini aşmıştır. Sahadaki bu vahşet, uluslararası toplumda bir uyanışa da vesile olmuştur. Ülkemizin de aktif çabaları neticesinde, 7 Ekim sonrasında İsrail’e koşulsuz destek veren ülkelerin dahi, bu hukuksuzluğun yanında duramadığı bir noktaya gelinmiştir. 11 ülkenin daha Filistin Devleti’ni tanımasıyla, iki devletli çözüm iradesi küresel bir mutabakata dönüşmüştür. Bugün gelinen noktada, BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinden dördünün Filistin’i tanıdığı tarihi bir eşikteyiz" dedi.

Bakan Fidan, Türkiye’nin ateşkesin sağlanması ve insani yardımın kesintisiz ulaştırılması için yoğun çaba harcadığını, New York’ta başlayan liderler diplomasisinin 10 Ekim’de yürürlüğe giren mutabakat ve Şarm el-Şeyh Zirvesi ile somut sonuçlar doğurduğunu ifade etti. "Küresel Sumud Filosu"na katılan Türk vatandaşlarının güvenliği için 17 ülkeyle ortak bir duruş sergilendiğini söyleyen Fidan, Türkiye’nin hem insani yardım hem tahliye süreçlerinde tüm imkanlarını seferber ettiğini belirtti. Türkiye’nin nihai hedefinin, 1967 sınırlarında ve başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin Devleti’nin tesis edilmesi olduğunu vurguladı.

"Savaşın tüm Karadeniz sathına yayılmasının önlenmesi için tüm taraflarla temaslar yürütülmektedir"

Rusya-Ukrayna savaşının dördüncü yılını tamamlamak üzere olduğunu hatırlatan Bakan Fidan, Türkiye’nin en başından beri ihtilafın diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiğini savunduğunu söyledi. 2025 yılında İstanbul’da üç tur doğrudan görüşmeye ev sahipliği yaptıklarını belirten Fidan, "Son dönemde diplomatik çözüm arayışlarında sağlanan ivmeyle tüm taraflarla yakın temas ve eşgüdüm sürdürülmektedir. Diğer yandan, Karadeniz’de Münhasır Ekonomik Bölgemizde son dönemde meydana gelen hadiseler; bölgede seyir, can, mal ve çevre emniyeti bakımından riskler doğurmuştur. En başından itibaren yaptığımız uyarıların ne kadar yerinde olduğunu ispatlamıştır. Savaşın tüm Karadeniz sathına yayılmasının önlenmesi için tüm taraflarla temaslar yürütülmektedir. Bölgede dengenin ve istikrarın teminatı olan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni titizlikle uygulamaya devam edeceğiz" dedi.

"SDG ile başlatılan 10 Mart Mutabakatı sürecinin hayata geçirilmesinin ülkenin istikrarına büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz"

Fidan, Suriye’nin 8 Aralık itibarıyla geri dönülemez bir döneme girdiğini belirterek, Türkiye’nin bölge ülkeleriyle yakın eşgüdüm içinde çalıştığını aktardı. Suriye’nin 13 yıl sonra İslam İşbirliği Teşkilatı üyeliğine dönmesinin Türkiye’nin diplomatik girişimleriyle gerçekleştiğini söyleyen Fidan, "Suriye’nin uluslararası topluma yeniden entegrasyonu yolunda kısa zamanda büyük mesafe katedilmiştir. Farklı dini ve etnik grupların huzur içinde bir arada yaşadığı bir Suriye hedefini desteklemekteyiz. Arapların, Türkmenlerin, Kürtlerin, Sünni, Dürzi, Hristiyan, Şii bütün kesimlerin eşit ve huzur içinde yaşadığı Suriye’yi görmek istiyoruz. Bu açıdan SDG ile başlatılan 10 Mart Mutabakatı sürecinin bir an evvel hayata geçirilmesinin ülkenin istikrarına büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz. Rejimin devrilmesinden bu yana, geçici koruma altındaki yaklaşık 560 bin Suriyeli kardeşimiz gönüllü, güvenli ve onurlu bir şekilde ülkelerine geri dönmüştür. Halihazırda ülkemizde bulunan Suriyelilerin geri dönüşlerinin sürdürülebilir kılınması amacıyla, uluslararası toplumun desteğiyle yürütülen yeniden imar ve kalkınma projelerine hız verilmektedir. Bunun bir kısmı da faaliyete geçti" dedi.

Suriye’deki vizyoner yaklaşımın Irak’la ilişkilere de yansıdığını belirten Fidan, 4. Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey toplantısıyla yeni bir dönemin başladığını söyledi. Fidan, iki ülke arasında 38 anlaşmanın imzalandığını, su konusunda somut ilerlemeler kaydedildiğini ve Su Çerçeve Anlaşması’nın finansman mekanizmasının tesis edildiğini aktardı. Irak’ın "Terörsüz Türkiye" vizyonuna verdiği destekten memnuniyet duyduğunu ifade eden Bakan Fidan, Türkmenlerin haklarının yakın takipçisi olmaya devam edeceklerini vurguladı.

"Kıbrıs milli davamızdır, hakça paylaşım ilkesinden geri adım yok"

Fidan, Türkiye’nin güney sınırlarında yürüttüğü stratejinin ayrılmaz bir parçasının Kıbrıs meselesi olduğunu belirterek, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası toplumda hak ettiği konuma ulaşmasının öncelikli hedef olduğunu söyledi. Kıbrıslı Türklere yönelik "gayriinsani ambargoların kaldırılması" için girişimlerin kararlılıkla sürdürüldüğünü ifade eden Fidan, Yunanistan’la olumlu gündemin geliştirilmesine yönelik irademizi muhafaza etmekteyiz. Batı Trakya Türk Azınlığı’nın haklarının korunması yönündeki girişimlerimizi, gerektiğinde mütekabil adımlar atmak suretiyle sürdürüyoruz. Doğu Akdeniz’de hakça paylaşım ilkesini savunmaya devam ediyor, hak ve çıkarlarımızı korumaya yönelik adımlarımızı kararlılıkla atıyoruz. Tüm Ege ihtilaflarının bir bütün olarak ele alınmasını ve bunlara uluslararası hukuk ve iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde anlamlı ve yapıcı bir diyalogla çözüm bulunmasını savunuyoruz. Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’i bir istikrar ve refah bölgesi olarak görmek istiyoruz" ifadelerini kullandı.

Libya’nın Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki kilit ortaklarından biri olduğunu dile getiren Fidan, 2025 boyunca ilkeli ve kapsayıcı yaklaşımın sürdürüldüğünü, "Tek Libya" politikası doğrultusunda istikrarın desteklenmeye devam edileceğini söyledi. Mısır’la 2025 yılı boyunca artan üst düzey temasların memnuniyet verici olduğunu belirten Fidan, Türkiye-Mısır II. Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısının 2026’da yapılmasının planlandığını aktardı. Bakan Fidan, İran’la yürütülen diyalogun hem ikili ilişkiler hem bölgesel güvenlik için özel önem taşıdığını belirtti. Ticaret, enerji ve ulaştırma dahil birçok alanda işbirliğinin güçlendirildiğini söyleyen Fidan, Tahran’da yapılması öngörülen 9’uncu Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi toplantısına yönelik hazırlıkların sürdüğünü ifade etti.

Haziran ayında yaşanan 12 günlük İran-İsrail savaşının ciddi riskler doğurduğunu hatırlatan Bakan Fidan, Türkiye’nin saldırganlığı kınadığını ve tüm sorunların diplomasiyle çözülmesi gerektiğini vurguladığını söyledi. Azerbaycan’la ilişkilerin "istisnai düzeyde" sürdüğünü belirten Fidan, Ermenistan’la normalleşme sürecinin Bakü ile yakın eşgüdüm içinde ilerlediğini söyledi. Fidan, Güney Kafkasya’da kalıcı barış için "tarihi bir fırsat doğduğunu", Türkiye’nin bu süreçte yapıcı rolünü sürdüreceğini ifade etti.

"Bölgesel meselelerde, ABD ile diyalog ve eşgüdüm mekanizmalarımızı ortak çıkarlar temelinde yürütmekteyiz"

Stratejik ortak ABD ile karşılıklı saygı temelinde ilerleyen temasların 2025 yılında yoğunlaştığını kaydeden Bakan Fidan, "Sayın Cumhurbaşkanımızın 25 Eylül’de Washington’da Başkan Trump ile gerçekleştirdikleri görüşme, önemli bir kilometre taşı olmuştur. Bu üst düzey diyaloğun devamı olarak, Kasım ayında ABD’ye gerçekleştirdiğimiz ziyarette; başta Suriye dosyası olmak üzere, ulusal güvenliğimizi ilgilendiren kritik meseleler kapsamlı şekilde ele alınmıştır. Savunma sanayii alanındaki kısıtlamaların tamamen kaldırılmasına yönelik girişimlerimizi de kesintisiz sürdürmekteyiz. Bölgesel meselelerde, ABD ile diyalog ve eşgüdüm mekanizmalarımızı ortak çıkarlar temelinde yürütmekteyiz" şeklinde konuştu.

Fidan, Türkiye’nin NATO içinde güvenilir ve yüksek kabiliyet sahibi bir müttefik olarak ön plana çıktığını söyledi. Bakan Fidan, savunma sanayii kısıtlamalarının kaldırılması yönündeki yaklaşımın, 2023 Vilnius, 2024 Washington ve 2025 Lahey Zirvelerinde kabul edilen bildirilerle teyit edildiğini hatırlattı. Bakan Fidan, Türkiye’nin ev sahipliğinde 2026’da düzenlenecek NATO Ankara Zirvesi’nin, İttifak’ın hazırlık ve dayanıklılığını güçlendirecek sonuçlar üretmesinin hedeflendiğini belirtti.

AB üyeliği perspektifinin yeniden canlandırılmasının hedeflendiğini belirten Fidan, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve Vize Serbestisi sürecinin hızlandırılmasının temel öncelikler arasında olduğunu söyledi. Fidan, Çin’le ilişkilerin karşılıklı saygı temelinde ilerlediğini belirterek, Kuşak ve Yol Girişimi’nin Orta Koridor’la uyumlaştırılmasına önem atfettiklerini söyledi. Uygur Türkleri’nin barış içinde yaşamasına yönelik beklentilerin muhataplara iletilmeye devam ettiğini ifade etti.

Bakanlığın 2024 Kesin Hesap verilerini de paylaşan Bakan Fidan, "2024 yılı Kesin Hesabına göre, Bakanlığımıza yıl sonu itibarıyla toplam 29,5 milyar TL ödenek tahsis edilmiştir. Harcamamız 26,6 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifiyle Bakanlığımıza 46,8 milyar TL ödenek tahsis edilmesi öngörülmektedir. Buna ilaveten, 9,3 milyar TL’si Ulusal Ajans ve AB programlarına ulusal katkı payı olmak üzere, AB Başkanlığı için 10,2 milyar TL, Türk Akreditasyon Kurumu için 478 milyon TL tutarında bütçe teklifi de onayınıza sunulmuştur" dedi.

Oğuzhan Halil Özbek



 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara TŞOF tarafından basılmış ve mühürlenmiş plakalara cezai işlem uygulanmayacak Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu (TŞOF) tarafından basılan ve mühürlenen plakalara kanunda belirtilen standartların dışında dahi olsa cezai işlem uygulanmayacak. İçişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgilere göre, plaka değişim işlemleri sırasında yoğunluk ve kuyruk oluşması üzerine İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin talimatları doğrultusunda, denetimler 1 Nisan 2026 tarihine kadar rehberlik ve bilgilendirme çalışması şeklinde gerçekleştirilecek. Ayrıca bu kapsamda 27 Şubat’tan itibaren kesilen cezaların, Bakan Çiftçi’nin talimatlarıyla iptal edilecek. Yetkilendirilmiş kuruluş olan Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu (TŞOF) tarafından basılmış ve mühürlenerek vatandaşlara verilmiş plakaların, kanunda belirtilen standartlar dışında dahi olsa cezai işleme konu edilmeyecek. Sadece vatandaşın, yetkili kuruluş tarafından basılmış ve mühürlenmiş plakayı aldıktan sonra plaka üzerinde ekleme veya değişiklik yapması durumunda 4 bin TL idari para cezası ve diğer müeyyidelerin uygulanacak. Yetkili kuruluş olan TŞOF dışında, yetkisiz şekilde plaka basan yerlerden alınan gayriresmi, sahte plakaları araçlarında kullananlar için ise 140 bin TL idari para cezası ve diğer müeyyidelerin uygulanmasına devam edilecek. Ayrıca edinilen bilgilere göre bunun da kanunun açık amacı olan başta uyuşturucu, göçmen kaçakçılığı ve terör gibi suçlarla mücadele kapsamında kamu düzeninin sağlanması ve vatandaşlarımızın güvenliğinin temini açısından önemli bir gereklilik olduğu ifade edildi.
Ankara İletişim Başkanı Duran Cumhurbaşkanlığı muhabirleri ile iftarda bir araya geldi Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Ankara’da Cumhurbaşkanlığı muhabirleri ile iftarda bir araya geldi. Düzenlenen iftar programı hakkında sosyal medya hesabından paylaşım yapan Duran, medyanın Ankara Temsilcileri ve Cumhurbaşkanlığı muhabirleri ile bir arada olmaktan memnuiyet duyduğunu belirterek, "Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak Türkiye’nin iletişim gündeminde çok sayıda konuya vaziyet etmek durumundayız. Bu bir yönüyle bir devlet sorumluluğu ama diğer yönüyle baktığımızda hepimizi de içine alan çok genel bir kamu sorumluluğudur. Bu sorumluluğu yerine getirirken, bir ilke olarak, bir prensip olarak sürekli basın mensuplarıyla temas halinde olan, kapıları açık ve iletişimi güçlü bir konumda olmaya çalışıyoruz" ifadelerine yer verdi. Paylaşımında doğru bilginin önemine dikkati çeken Duran, "Dünyanın giderek daha kırılgan ve krizlere açık bir dönemden geçtiği bu süreçte, doğru ve teyitli bilginin önemi her zamankinden daha büyüktür. Kriz dönemlerinde yapılan en küçük hatanın dahi büyük yanlış anlamalara ve ciddi sonuçlara yol açabildiğini unutmamak gerekiyor. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye; diplomasiden güvenliğe, ekonomiden bölgesel ve küresel barış girişimlerine kadar pek çok alanda yoğun bir gündem yürütmektedir. Türkiye’nin küresel ölçekte artan etkisi, iletişim alanında da güçlü, koordineli ve etkin bir yaklaşımı gerekli kılmaktadır" ifadelerini kullandı. Duran’ın yaptığı paylaşımda, İletişim Başkanlığı’nın amaçlarına değinilerek, "İletişim Başkanlığı olarak amacımız; devletimizin politikalarını ve faaliyetlerini hem milletimize hem de uluslararası kamuoyuna doğru, hızlı ve güvenilir şekilde aktarmaktır. Dezenformasyonla mücadele artık yalnızca medya alanının değil; aynı zamanda demokrasi, güvenlik ve toplumsal huzurun da önemli bir parçasıdır. Bu nedenle sorumlu, dengeli ve teyit edilmiş bilgiye dayalı habercilik her zamankinden daha kıymetlidir. Bu duygularla, gerçeğin peşinden ayrılmayan, sorumlu habercilik anlayışıyla görev yapan tüm basın mensuplarımıza teşekkür ediyor; her zaman yanlarında olmaya devam edeceğimizi bir kez daha ifade ediyorum" ifadelerine yer verildi.
Çankırı Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Alpaslan: "Türkiye turizmde dünyada 4’üncü ülke" Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Türkiye’nin turizmde önemli bir başarı yakaladığını belirterek 2024 yılında dünyada en fazla turist ağırlayan ülkeler arasında 4’üncü sıraya yükseldiğini ve turizm gelirinin 65 milyar doları aştığını söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çerkeş Belediyesi arasında imzalanan protokol kapsamında yapımı tamamlanan "Kemer Köprü Halk Kütüphanesi" düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılış törenine katılan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, ilçenin tarihi, doğal güzellikleri ve gastronomisiyle önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirtti. İlçeye kazandırılan kütüphanenin kültür hayatına katkı sağlayacağını ifade eden Alpaslan, eserin hayata geçirilmesinde emeği geçenlere teşekkür etti. Konuşmasında Türkiye’nin kültür ve turizm alanındaki gelişimine de değinen Bakan Yardımcısı Alpaslan, son yıllarda turizm, tarih ve kültür alanında önemli ilerlemeler kaydedildiğini söyledi. Alpaslan, "Türkiye son yıllarda turizm, tarih ve kültür alanında çok büyük mesafeler kat etti. Türkiye, 2024 yılında dünyada en fazla turist ağırlayan 4’üncü ülke konumuna geldi ve 65 milyar doların üzerinde turizm geliri elde etmeye başladı. Etrafımızda çok büyük savaşlar ve acılar yaşanmasına rağmen Türkiye’nin bu gelişmişliği sağlaması çok önemlidir" dedi. Dünyada kültür, inanç, gastronomi ve doğal güzelliklere yönelik ilginin her geçen yıl arttığını dile getiren Bakan Yardımcısı Alpaslan, Batı Karadeniz Bölgesi’nin de bu potansiyelle turizmin önemli merkezlerinden biri haline geleceğini kaydetti. Konuşmaların ardından kütüphanenin açılış kurdelesi kesildi, ardından kütüphanede kitap okuyan öğrencilere çeşitli hediyeler verildi.
Bitlis Ahlat’taki Ahıska Türkleri iftar sofrasında bir araya geldi Bitlis’in Ahlat ilçesinde yaşayan Ahıska Türkleri, düzenlenen iftar programında bir araya geldi. Ramazan ayının birlik ve beraberlik ruhunu yansıtan programa çok sayıda davetli katıldı. Ahlat Belediyesi’ne ait bir alışveriş merkezinde düzenlenen program öncesinde Bitlis Valisi Ahmet Karakaya, Ahıska Türkleri ile kısa bir toplantı yaparak sorun ve taleplerini dinledi. Daha sonra iftar programına geçildi. Kadir Koçak tarafından yapılan duanın ardından oruçlar açıldı. İftar sonrası konuşan Bitlis Valisi Ahmet Karakaya, Ahıska Türklerinin tarih boyunca büyük zorluklar yaşadığını belirterek şu ifadeleri kullandı; "Siz kıymetli Ahıskalı Türkler vatan kavramının ne demek olduğunu en iyi bilenlersiniz. 1944 sürgününden beri bir sürü sıkıntılar çektiniz, bir sürü zulümler gördünüz, zorluklar yaşadınız. Ama hiçbir zaman ümidinizi kaybetmediniz. Öz yurdunuza, öz vatanınıza bu vesileyle Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle gelerek burayı kendinize vatan edindiniz. Hoş geldiniz, şeref verdiniz diyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın iskan kararnamesi ile yaklaşık 300’e yakın, 280 civarında hanemiz şu an Kubbet-ül İslam, şehitler diyarı Ahlat’tasınız. Siz de artık birer Ahlatlısınız. Siz de artık birer Bitlislisiniz ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşısınız, Türk vatandaşısınız. Elbette daha önceden ayrıldığınız topraklarınızı özlediğiniz konular olacaktır. Bu insani bir şey. Ama şunu bilin ki bu topraklar da sizin öz vatanınız. Ve biz Ahlatlı hemşerilerimizle sizleri hiçbir zaman ayrı görmüyoruz. Onlar da çok güzel bir kaynaşma içerisindesiniz. Bundan dolayı da çok büyük memnuniyet duyuyoruz. Çünkü sizlerin çalışkanlığını, sizlerin vatan sevgisini ben çok iyi biliyorum. Sizler, Ahıskalı Türkler bulundukları coğrafyaya her daim sadakatle bağlanmıştır. Her daim hizmet etmeyi prensip edinmiştir ve her zaman oraya en güzel şekilde uyum sağlamıştır." Programda konuşan Yavuz Gülmez ise bölgedeki gelişmelere dikkat çekerek Ahıska Türklerinin yaşadığı zorluklara değindi. Gülmez, "Etrafımız ateş çemberi. Dün Suriye’de olanları gördük. Ondan önceki günlerde Afganistan’da olanları gördük. Şimdi de İran’da olanları görmekteyiz. Bu acıları en fazla yaşayan halk da aslında sizlersiniz. Ben bazen bazı ortamlarda Ahıskalı kardeşlerimizi eleştiren bazı kesimlere şu cevabı veriyorum: Bunlar sınır boylarında bizim namus bekçiliğimizi yaptılar. Ve bu vatanı hakkıyla müdafaa eden çok kıymetli değerlerimizdir diyorum. Biz de Ahlatlılar ve Türkiye vatandaşları olarak ensar vazifemizi yerine getirip bu muhacir kardeşlerimize gönül soframızı, yüreğimizi, kalbimizi açmak mecburiyetindeyiz" diye konuştu. Son olarak konuşan Dünya Ahıska Türkleri Birliği Genel Sekreteri Fuat Uçar ise Ramazan ayının huzur ortamında geçirilmesinin önemine değindi. Uçar sözlerini şöyle sürdürdü; "Değerli halkımız Allah’a şükürler olsun ki yine böyle mübarek bir ayda dünyanın gözbebeği huzurlu bir ülkede vatanımızda bir Ramazan ayını daha idrak ediyoruz. Bu hakikaten de şükredilmesi, her zaman akıldan çıkarılmaması gereken bir durumdur. Bayrağın altında huzurla yaşamak, dünyadaki en lüks yerlerden daha güzeldir. Çünkü vatansızlığın ne kadar acı bir şey olduğunu en iyi bilen Ahıskalı Türklerdir. Bu sebeple böyle güzel bir yerde, hele hele Ahlat gibi kutlu şehirde yaşamak ayrı bir gurur vesilesidir. Aslında bizim Ahıskalı Türklerin buraya yerleşenleri şanslı. Ahlat gibi Türk’ün, dedelerimizin ilk birinci vatanı olan yerde yaşamak bir ayrıcalık. Hakikaten de bunun farkındalığını anlamak lazım. Bu sebeple her zaman bizimle beraber olan, bize gerçekten gönülden her türlü çalışmamıza destek veren devletimizdir. Allah bu devlete zeval vermesin. Ve bunun da arkasında Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan gibi bir liderin olmasıyla bu işler olmuştur. Allah razı olsun." Yapılan konuşmaların ardından toplu hatıra fotoğrafıyla birlikte program sona erdi. İftar programına; Ahlat Kaymakamı Batuhan Bingöl, Türk Akraba Toplulukları Daire Başkanı Anıl Gündüç, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Barış Soyal, İl Emniyet Müdürü Koray Şensoy, Ahlat Belediye Başkanı Yavuz Gülmez, İl Özel İdare Genel Sekreteri Adem Aydoğdu, Dünya Ahıskalı Türkler Birliği (DATÜB) Genel Sekreteri Fuat Uçar, Göç İdaresi Başkanlığı Basın Müşaviri Ömer Çetin, İl Göç İdaresi Müdürü Cihan Cavli ve ilgili kurum amirleri yer aldı.