POLİTİKA - 21 Mart 2026 Cumartesi 18:04

Bakan Fidan: "Sorun, savaşı bitirmeye yönelik planlar olmaması değil, İsrail’in barış istememesi"

A
A
A
Bakan Fidan: "Sorun, savaşı bitirmeye yönelik planlar olmaması değil, İsrail’in barış istememesi"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) kapsayan Körfez turunun ardından yaptığı değerlendirmelerde, bölgedeki savaşın seyrine ilişkin önemli mesajlar verdi. Bakan Fidan, "Savaşı İsrail başlattı. Sorun, savaşı bitirmeye yönelik planlar olmaması değil. Sorun İsrail’in barış istememesi. Bu gerçeği her yerde, her fırsatta vurguluyoruz" dedi.

Dışişleri Bakanı Fidan, Suudi Arabistan, BAE ve Katar’a gerçekleştirdiği ziyaretin ardından basın mensuplarına değerlendirmede bulundu. Fidan, Körfez ülkelerinde savaşın iki ila üç hafta daha sürebileceği yönünde değerlendirmeler yapıldığını aktararak, İsrail’in süreci uzatma eğiliminde olabileceğini ve ABD üzerinde etkili olmaya çalışacağını ifade etti.

"Sorun, savaşı bitirmeye yönelik planlar olmaması değil, İsrail’in barış istememesi"

ABD ile İsrail’in başlangıç pozisyonlarının birbirinden uzaklaştığına dair değerlendirmelerin arttığını dile getiren Fidan, "Savaş varken müzakere edilmesi seçeneği pek olası görünmüyor. Ama kısa süreli ateşkes ilan edip bu süre zarfında müzakereye başlayıp ‘müzakereden sonuç alamazsam tekrar savaşa başlarım’ denilmesi ihtimalini de göz önünde bulundurmalıyız. İsrail, savaş mümkün olduğunca uzasın, İran’a daha fazla zarar verelim gibi bir politika da izleyebilir. Bu yaklaşım karşısında ABD’nin alacağı tutum önem kazanacak. İsrail kendileri için önemli olan askeri ve sanayi hedeflerini ortadan kaldırmadan durdurmayacağı izlenimini veriyor. Suikastlar devam ediyor. Bu savaşı İsrail başlattı. Sorun, savaşı bitirmeye yönelik planlar olmaması değil. Sorun İsrail’in barış istememesi. Bu gerçeği her yerde, her fırsatta vurguluyoruz" şeklinde konuştu.

"Savaşın ardından Türkiye’ye olan güvenin arttığını görüyoruz"

Bakan Fidan, savaşın ardından Körfez ülkelerinde önemli değişimlerin yaşanabileceğini belirterek, savunma sanayii alanında yeni arayışların gündeme gelebileceğini söyledi. Körfez ülkelerinin İran’dan beklentilerini ortaya koyabileceğini ve belirli şartlar karşılığında ekonomik iş birliğine yönelebileceğini ifade eden Fidan, "İran da Körfez’deki ABD üsleri konusunda bazı taleplerle ortaya çıkabilir. Şu da önemli bir nokta: Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrol ve LNG Çin’e AB ülkelerine, Güney Kore, Japonya, Hindistan’a gidiyor. Bu ülkelerin beklentileri neler olacak? Bu savaşın ardından Türkiye’ye olan güvenin arttığını görüyoruz. Başından beri ikircikli bir tavır takınmadık. Yapılan yanlışları tüm taraflara açıkça söylediğimizi herkes görüyor. İran’a yapılanın da Körfez ülkelerine yapılanın da yanlış olduğunu en güçlü ve net şekilde gündeme getiriyoruz" dedi.

"Körfez ülkeleri, ‘Biz bu savaşın parçası değiliz’ diyorlar"

İran tarafından Körfez ülkelerinin yoğun saldırı altında bulunduğun dikkati çeken Bakan Fidan, şöyle devam etti:

"Körfez ülkeleri bu savaşta İran’ın kendilerini neden hedef aldığını sorguluyorlar, ‘Bizim bu savaşın çıkışıyla bir ilgimiz yok, o başka bir konu’ diyorlar. Bize yapılan saldırı haksız bir saldırı ve bu saldırıya karşı cevap vermemiz gerekiyor diyorlar. Körfez ülkeleri hava sahalarını ve ülkelerindeki üsleri İran’a karşı kullandırmayacaklarını en başta deklare ettiler. ‘Biz bu savaşın parçası değiliz’ diyorlar. Ayrıca İran’ın askeri üsler dışında sivil altyapıya da ekonomik hedeflere de saldırı yaptığını, bunun kasıtlı olduğunu söylüyorlar."

"Başından beri yaptığımız bütün analizlerin doğru çıkması bizi üzüyor"

Mevcut durumun devam etmesi halinde Körfez ülkelerinin karşı önlem almak zorunda kalabileceklerini dile getirdiğini aktaran Fidan, "Toplantıda biraz da bu konudaki son uyarılarını yaptılar. Son yoğun saldırılar da bunu tetikledi. Risk arttı. Bu durumun tüm bölgeyi içine çekecek uzun süreli bir savaşa doğru gitmesini biz hiçbir şekilde arzu etmiyoruz. Savaşın bir an önce sona ermesi için dün Riyad’da yapılan toplantı gibi başta bölgesel girişimler olmak üzere tüm diplomatik zeminleri kullanmaya devam edeceğiz. Maalesef başından beri yaptığımız bütün analizlerin doğru çıkması bizi üzüyor. Bir taraftan da geleceğe yönelik daha sağlıklı atmak için Türkiye’nin sesine ve görüşüne ne kadar ihtiyaç duyulduğunu görüyoruz" ifadelerini kullandı.

Bakan Fidan, Riyad’da düzenlenen toplantının İran’ın bölge ülkelerine yönelik saldırılarının ele alınması amacıyla gerçekleştirildiğini kaydetti. Fidan, "Savaştan doğrudan veya dolaylı olarak etkilenen bütün bölge ülkeleri masa etrafındaydı. Ortak bir akıl araması amaçlıydı. Herkes durumun aciliyetini ortaya koydu. Tek gündem maddeli bir toplantıydı. Ortak açıklama da bunu yansıtıyor. Biz ilkesel tutumumuzu sürdürüyoruz. Hem İsrail’in saldırganlığına ve yayılmacılığına hem de İran’ın savaşı bölgeye yaymaya yönelik eylemlerine karşı çıkıyoruz" diye konuştu.

Türkiye’nin hem İsrail’in saldırganlığına hem de İran’ın savaşı yayma çabalarına karşı olduğunu vurgulayan Fidan, toplantıda İsrail’in savaşın ortaya çıkmasındaki rolünü de gündeme getirdiklerini söyledi.

Arabuluculuk ve Türkiye’nin rolü

Bakan Fidan, Türkiye’nin istikrar odaklı bir yaklaşım benimsediğini belirterek, taraflar arasında kazanım ve üstünlük arayışının öne çıkmasının çözümü zorlaştırdığını ifade etti. Türkiye’nin hem doğru teşhisler hem de yapıcı teklifler sunduğunu dile getiren Fidan, güçlü ve dengeli bir politika izlemeye devam edeceklerini kaydetti.

"AB ile ilişkilerde belli bir istikrarı koruyoruz, daha iyiye de gidebilir"

Avrupa Birliği üyeliğinin Türkiye için stratejik hedef olmaya devam ettiğini vurgulayan Bakan Fidan, Avrupa tarafında da bu süreci ilerletecek siyasi iradenin ortaya çıkması gerektiğini söyledi. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbestisi konularında görüşmelerin sürdüğünü belirten Fidan, şu ifadelere yerdi:

"Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbestisi meseleleri önemli. Bunlarla ilgili görüşmeye devam ediyoruz. İlişkilerde belli bir istikrarı koruyoruz, kötüye gitmiyor, daha iyiye de gidebilir. Yasadışı göç, terörle mücadele gibi bize ihtiyaç duydukları çeşitli alanlar var. Gerek vatandaşlarının İran’dan, Orta Doğu’dan vesaire tahliye olması gibi konularda da sürekli kapımızı çalıyorlar. Bu konularda da gerekli desteği veriyoruz. Zaten askeri imkanlarımız da ortada. Vize serbestisi konusunda geriye kalan altı madde üzerinde de ilgili kurumların çalışmaları sürüyor."

Oğuzhan Halil Özbek

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul "Kurtlar Vadisi" ile hafızalara kazınan yalı satışta İstanbul Boğazı’nda yer alan ve bir döneme damga vuran Kurtlar Vadisi dizisiyle hafızalara kazınan Abud Efendi Yalısı satışıyla gündeme geldi. Yalının yüzde 15,23’lük hissesinin 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Boğaz’ın mavi sularıyla çevrili konumuyla dikkat çeken tarihi yapı dron ile görüntülendi. İstanbul Boğazı’nın Üsküdar Kandilli sahilinde yer alan ve bir döneme damga vuran Kurtlar Vadisi dizisiyle hafızalara kazınan Abud Efendi Yalısı satışıyla tekrar gündem geldi. Yalının yüzde 15,23’lük hissesinin 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Tarihi yapı, Boğaz’ın mavi sularıyla çevrili konumuyla dikkat çekti. Boğaz yalıları arasında özgün mimarisiyle öne çıkan yapı, 1835 ile 1855 yılları arasında Osmanlı saray mimarisinin önemli isimlerinden Garabet Balyan tarafından inşa edildi. Boğaz’ın seçkin yalıları arasında gösterilen yapı, iki katlı ahşap mimarisi, beyaz cephe kaplaması ve kırmızı kiremitli çatısıyla dikkat çekiyor. Yalı, 1900 yılında Mehmet Abud Efendi tarafından satın alınarak Abud Ailesi’nin ikameti olarak 1981 yılına kadar kullanıldı. Yaklaşık 1 bin 500 metrekarelik arsa üzerinde bulunan yapı, 270 metrekare taban alanına ve toplam 540 metrekare kullanım alanına sahip. Kâgir olarak inşa edilen alt katta iki ayrı kayıkhane yer alırken, üst kat yarı dikdörtgen formda bir sofa etrafında şekilleniyor. Dronla havadan çekilen görüntülerde yalının denize sıfır konumu ve geniş rıhtımı net şekilde görüldü. Üst açıdan yapılan çekimlerde simetrik pencere düzeni, cumbalı bölümleri ve Boğaz’a açılan geniş terası dikkat çekti. Yalının hemen yanında bulunan müştemilat ve arka bahçedeki ağaçlık alan da görüntülere yansıdı. Sahil hattı boyunca uzanan iskele ve mermer rıhtım bölümü ise yapının tarihi kimliğini gözler önüne serdi. Dizilerle özdeşleşen yalı Yalı, özellikle Kurtlar Vadisi dizisinde geçen sahnelerle geniş kitleler tarafından tanındı. Dizide güç ve otoriteyi simgeleyen konsey sahnelerine ev sahipliği yapan yapı, yıllar içinde televizyon tarihinin simge mekanlarından biri haline geldi. Hisselerinin satışa çıkarılmasıyla yeniden gündeme gelen yalıda yüzde 15,23’lük payın 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Boğaz hattındaki tarihi yapıların yatırım değeri her geçen gün artarken, söz konusu yalının hem tarihi geçmişi hem de televizyon hafızasındaki yeri nedeniyle farklı bir konumda bulunduğu belirtiliyor. Havadan çekilen görüntülerde Boğaz’daki dalga hareketleriyle birlikte yalının suya yansıyan silueti dikkat çekerken, çevresindeki tarihi ağaç dokusu ve sahil şeridi de kadraja yansıdı.
Erzurum Azerbaycan Tıp Üniversitesi ile akademik iş birliği görüşmesi gerçekleştirildi Atatürk Üniversitesi, uluslararasılaşma vizyonu ve küresel akademik iş birliklerini güçlendirme hedefi doğrultusunda önemli bir akademik temasa daha ev sahipliği yaptı. Bu kapsamda, Azerbaycan Tıp Üniversitesi Farmakoloji Anabilim Dalı öğretim üyeleri Doç. Dr. Kamandar Yaqubov, Doç. Dr. Gülbeniz Hüseynova ve Doç. Dr. Aydın Aliyev ile Pato-Fizyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Sevinç Hacıyeva, Atatürk Üniversitesini ziyaret ederek bir dizi görüşmede bulundu. Ziyaret programı çerçevesinde konuk akademisyenler, Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu ile bir araya geldi. Gerçekleştirilen görüşmede; iki üniversite arasında bilimsel iş birliğinin geliştirilmesi, ortak araştırma projelerinin hayata geçirilmesi, akademik personel ve öğrenci değişim programlarının artırılması ile disiplinler arası çalışmaların teşvik edilmesi gibi başlıklar ele alındı. Oldukça verimli bir atmosferde gerçekleşen toplantıda, özellikle farmakoloji ve patofizyoloji alanlarında yürütülebilecek ortak bilimsel çalışmaların stratejik önemi vurgulandı. Taraflar, bilgi ve deneyim paylaşımının artırılması, uluslararası fon kaynaklarına yönelik projelerde birlikte yer alınması ve sürdürülebilir akademik iş birliklerinin tesis edilmesi konusunda karşılıklı mutabakat sağladı. Rektör Hacımüftüoğlu, nazik ziyaretlerinden dolayı Azerbaycan Tıp Üniversitesi heyetine teşekkür ederek, iki köklü kurum arasında tesis edilen bu temasların, önümüzdeki süreçte somut iş birliklerine dönüşeceğine olan inancını ifade etti. Ziyaret, iyi niyet temennilerinin ardından sona erdi.