EKONOMİ - 12 Haziran 2025 Perşembe 14:32

Bakan Şimşek: "Enflasyon bu sene 20’li rakamlarda bitecek"

A
A
A
Bakan Şimşek: "Enflasyon bu sene 20’li rakamlarda bitecek"

Hazine ve Maliye Bakan Mehmet Şimşek, "Enflasyon bu sene 20’li rakamlarda bitecek. 2026’da refah artışı daha fazla hissedilecek, fiyatlar çok daha yavaş artacak" dedi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şimşek, ekonomi programının genel anlamda öngördükleri çerçevede sonuç verdiğini vurgulayarak, programın temel hedefinin enflasyonu kalıcı şekilde tek hanelere indirmek olduğunu dile getirdi. Enflasyon konusunda önemli ilerleme kaydedildiğini ifade eden Şimşek, enflasyonun düştüğünü ve düşmeye devam edeceğini söyledi. Diğer önemli bir hedefin de sürdürülebilir cari açık olduğunu belirten Şimşek, uzun vadede cari fazlaya geçmeyi öngördüklerini kaydetti. Cari açığın uzun süredir milli gelire oranının yüzde 1’in altında olduğunu vurgulayan Şimşek, "Bütçe açığı nispeten yüksek seyrediyor ama deprem yaralarını başarılı şekilde sarıyoruz. Bütçe açığında da düşüş var" açıklamasında bulundu. Kur Korumalı Mevduattan (KKM) çıkışın önemli bir hedef olduğuna işaret eden Şimşek, "Ağustos 2023’te KKM zirveyi buldu, 144 milyar civarına çıktı; bugün 15 milyar doların altına inmiş durumda. Bunu piyasayı bozmadan başardık. Yakında da muhtemelen bu uygulamaya son vereceğiz" ifadelerine yer verdi.

"Bu program test edildi ve çok net şekilde ortada bir başarı var"

Rezervlerin yeterliliği noktasında kaygılarının olmadığını dile getiren Şimşek, "Rezervlere baktığınız zaman, 2023 Mayıs sonuna göre, nette 90 milyar doların üzerinde rezerv artışı var. Brütte de 55-60 milyar dolarlık bir artış var. Dolayısıyla program öngörüldüğü çerçevede sonuç veriyor. Enflasyon düşüyor, bütçe açığı azalıyor. Cari açık azaldı ve sürdürülebilir noktada. Birtakım riskleri azalttık. Ekonominin direncini artırdık ve dış şoklara, iç şoklara karşı dayanıklı hale getirdik. Bu program mart ve nisan başında yaşanan başlangıçta iç kaynaklı, daha sonra dış kaynaklı çok önemli iki büyük şoku atlattı ve rüştünü ispat etti. Aslında bu program test edildi ve çok net şekilde ortada bir başarı var. Neden? İki büyük şoku üst üste atlatan program demek ki Türkiye’nin hakikaten bünyesini güçlendirmiş, dayanıklılığını artırmıştır" diye konuştu.

"Rezerv önemli ölçüde geri geldi"

Mart ayı ortasından itibaren ortaya çıkan daha sonra nisanda dış kaynaklı devam eden gerilemeyi iyi yönettikleri kanısında olduklarını altını çizen Şimşek, bu süreci piyasa dostu bir perspektifle yönettiklerini dile getirdi. Söz konusu süreçte önemli çıkışlar yaşandığının ama o çıkışların önemli bir kısmının geri geldiğini dile getiren Şimşek, "Demek ki temelde bu programa olan güven devam ediyor. Brüt rezerv 170 milyar doların biraz üzerinden 140 milyar doların altına kadar indi. Bugün 154-155 milyar dolar civarına kadar çıkmış durumda. Rezerv önemli ölçüde geri geldi. Nette de çok ciddi bir artış var" değerlendirmesinde bulundu.Şimşek, kredi risk primlerinde düşüşe ve gösterge referans denilen iki yıl vadeli hazinenin benchmark tahvilinin faizlerinin de gerilediğine dikkati çeken Şimşek, "Faizler ve ülke risk primi düşüyor, rezervler artıyor, KKM’den çıkış devam ediyor. Bu perspektifle baktığınız zaman aslında bu program rüştünü ispat etti. Program rayından çıkmadı. Program güçlü bir şekilde devam ediyor" şeklinde konuştu.

"Program arzulanan sonuçları veriyor"

Şimşek, yapısal reform ayağının kritik olduğunu, onu da güçlendirecek çaba içerisinde olduklarını dile getirerek, enflasyondaki gelişmelere ilişkin, "Son bir yıldır enflasyonda 40 puanlık düşüş var. Mal enflasyonu mayıs itibarıyla yüzde 28,7’ye düştü. Hatta temel mallarda enflasyon yüzde 20’ye düşmüş. Enflasyonu yüksek kılan yani şu anda yani yüzde 35,4’te tutan ana faktörlerden biri hizmetlerdir. Hizmet enflasyonu hala yüzde 51 civarı. Kirayı bir kenara bırakırsanız, hizmet enflasyonu bile yüzde 97’den yüzde 43’e düştü. Neden? Çünkü kiralara yüzde 25 limiti getirilmişti. Biz bu limiti kaldırdık. Kaldırınca kiralarda bir süre yüzde 120’lerin üzerinde artışlar oldu. Bu, manşet enflasyonu yukarı çekti. Benzer durum özel eğitimde de geçerli. Bu iki faktörü dikkate alırsanız çoktan yüzde 30’ların altındayız. Enflasyonda kalıcı bir düşüşün geçen sene bu vakitlerde eşiğindeyiz diyorduk. Şimdi içindeyiz. Peki niye düşmeye devam etsin? Finansal koşullar sıkı kalacak, destekleyici maliye ve gelirler politikası devam edecek, yönetilen ve yönlendirilen yani kamunun belirlediği fiyatlarda biz hedef enflasyonu gözeteceğiz. Çok net" bilgilerini paylaştı.

"Enflasyon bu sene 20’li rakamlarda bitecek"

Yılsonu enflasyon tahminlerine ilişkin de konuşan Bakan Şimşek, "Son bir yıla baktığımızda dezenflasyon programı uygulanıyor. Son bir yılda enflasyonda 40 puanlık bir düşüş var. Mal enflasyonu mayıs itibarıyla yüzde 28,7 düştü. Temel mallar burada yüzde 20’ye düştü. Enflasyonu yüksek kılan ana faktörlerden biri hizmetlerdir. Kirayı bir kenara bırakırsak, hizmet enflasyonu yüzde 97’den 43’e düştü. Yüzde 25 limitini kaldırdıktan sonra kısa bir süre artış oldu; bu da enflasyonu yukarı çekti. Temel dinamiğe baktığımızda enflasyon yüzde 30’un altında. Son 4 yılında en düşük enflasyonundayız. Düşmeye de devam edecek çünkü finansal koşullar sıkı kalacak, destekleyici maliye ve gelirler politikası devam edecek. Kamunun belirlediği fiyatlarda biz hedef enflasyonu gözeteceğiz. Emtia fiyatları düşük seyrediyor. Arz yönlü tedbirler alıyoruz. Enflasyon bu sene 20’li rakamlarda bitecek. 2026’da refah artışı daha fazla hissedilecek, fiyatlar çok daha yavaş artacak" şeklinde konuştu.

"Reel sektörün önündeki belirsizlikler azalacak"

Şimşek, reel sektörün 2026’dan itibaren finansmana erişiminde de büyük rahatlama yaşanacağını belirterek, "Çünkü enflasyon düşüyor, düşünce finansmana erişim kolaylaşacak. Reel sektörün önündeki belirsizlikler azalacak" diye konuştu. Şimşek, reel sektörün finansmana erişim konusunda avantaj istediğini belirterek, "Bizim avantaj sağladığımız kesimler var. Belli alanlarda yatırım yapanlara biz bütçe üzerinden birtakım avantajlar sunuyoruz ama kalıcı şekilde makul maliyetli finansmana erişimin tek yolu var, enflasyonu kalıcı şekilde düşürmek. Dolayısıyla reel sektörün 2026’dan itibaren finansmana erişiminde de büyük rahatlama olacak çünkü enflasyon düşüyor, düşünce finansmana erişim kolaylaşacak, reel sektörün önündeki belirsizlikler azalacak. Piyasalarda öngörülebilirlik ciddi şekilde artacak, 2026’da istihdam ve reel gelir artışı kendini güçlü şekilde hissettirecek" diye konuştu.

"2026’da refah artışı daha iyi hissedilecek"

Reformlarda da sonuç almaya başlayacaklarına işaret eden Şimşek, şu ifadelere yer verdi: "5G’den tutun büyük veri merkezleri yatırımlarına kadar, Türk Telekom’un imtiyaz sözleşmesi kapsamında fiber optik konusundaki yeni seferberlik anlayışına kadar çok önemli başlıklar var. Yapısal dönüşümün de yavaş yavaş meyvelerini alacağız. Bizim amacımız, sürdürülebilir yüksek büyüme, vatandaşımızın refahını artırmak, yaşam standartlarını yükseltmek, elde edilen gelirin adil dağılımını sağlamak. Bu programın özü bu. Programın kısa ve orta vadeli perspektifinde fiyat istikrarını sağlamanız lazım. Bunların kalıcı olması için cari açığı sürdürülebilir düzeyde tutmanız, bütçe disiplinini tekrar sağlamanız lazım. Makro finansal risk unsurlarını ortadan kaldırmanız lazım. Bir bütün olarak bakıldığında 2026, refah artışının daha iyi hissedildiği, fiyatların göreceli olarak çok yavaş arttığı bir yıl olacak. Enflasyonun düşmesi, fiyatların düşmesi demek değildir. Gelecek yıl enflasyon 10’lu rakamlar, bir sonraki yıl tek hane olacak. Bizim hedefimiz sürdürülebilir yüksek büyüme, makro dengesizliklerin giderildiği bir dönem ve kalıcı refah artışı."

"Terörün Türkiye’ye maliyeti 1,8 trilyon dolar olarak ölçüldü"

‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin ekonomiye etkisine ilişkin de konuşan Şimşek, "Terörün Türkiye’ye maliyeti 1,8 trilyon dolar olarak ölçüldü. Terörsüz Türkiye demek, kardeşliğimizin pekiştiği bir Türkiye demek. Doğu ve Güneydoğu’da yatırımın artmamasının nedeni terördür. Bu bölgeler, terörsüz Türkiye ile yeni büyüme motoru haline gelecek. Terörsüz Türkiye demek, komşularımızla bölgesel entegrasyonun açılması demek. Bölgemizde barış huzur artışı olursa en çok biz faydalanırız. Terörsüz Türkiye ile Türkiye’nin risk primi düşecek" değerlendirmesinde bulundu.

"’Terörsüz Türkiye’ demek, kardeşliğimizin pekiştiği bir Türkiye demek"

Son 2-3 yıl da hesaba katıldığında bu rakamın 2 trilyon dolara ulaştığına dikkati çeken Şimşek, "’Terörsüz Türkiye’ demek, kardeşliğimizin pekiştiği bir Türkiye demek. Huzur, refah artışı için çok kritik bir bileşen. Güneydoğu’ya, Doğu Anadolu’ya biz o kadar yüksek teşvikler veriyoruz ama özel sektör hep temkinli durdu. Orada beşeri sermayede eksiklik yok, üniversiteler, genç nüfus var. Altyapı yapmışız, büyük teşvikler veriyoruz. Bu bölgelerde yatırımın çok daha güçlü artmamış olmasının en önemli sebebi terördü. ’Terörsüz Türkiye’ demek, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun Türkiye’nin yeni büyüme motoru haline gelmesi demek. Kaynakların terörle mücadele yerine, refah artışına, istihdama, yatırıma gitmesi, kaynak tahsisinin çok daha verimli alanlara gitmesi demek" şeklinde konuştu.

"Komşularımızın durumu iyiyse durum bize de olumlu yansır"

Şimşek, Türkiye’nin bölge ülkeleriyle de hiçbir sorun yaşamadığını vurgulayarak, "Komşularımızın durumu iyiyse durum bize de olumlu yansır. ’Terörsüz Türkiye’ demek, komşularımızla çok daha yapıcı, güçlü ve bölgesel entegrasyonun önünün açılması demek. Bu, Türkiye’nin faydasınadır çünkü imalat sanayisi ve hizmet üretimi açısından hangi faktöre bakarsanız bakın Türkiye, bölgenin en ileri ülkesidir. Bölgemizde barış, huzur ve istikrar artışı olursa en çok biz faydalanırız, turizm, sağlık turizmi, müteahhitlik, mal ihracatı üzerinden... Dolayısıyla ’Terörsüz Türkiye’, aslında Türkiye için çok yeni bir dönem. Türkiye’nin risk primi düşecek, algısı değişecek. Terörle demokrasi birlikte yaşamıyor. ’Terörsüz Türkiye’ demek, daha kapsayıcı, demokratik standartlar alanında daha ileri bir Türkiye demek. Bu nedenle biz Terörsüz Türkiye’yi çok önemsiyoruz. Ben inanıyorum ki yatırımcılar, yavaş yavaş bu konuyu anlamaya başlayacak. Bölgemizde riskler azalıp istihdam arttıkça ’Terörsüz Türkiye’nin risk primi çok düşük olur" dedi. Yeni yatırımlarda eski yaklaşımların fayda getirmeyeceğini dikkati çeken Şimşek, küresel kapasite fazlası olan alanlara yatırım yapılmaması gerektiğini aktardı.

"Çiftçimizin, esnafımızın, ihracatçımızın yanındayız"

Şu anda kullanıma hazır 114 milyar liralık Kredi Garanti Fonu (KGF) limiti olduğunun bilgisini veren Şimşek, "Bu destekleri, bütçeden, Merkez Bankasından veya Türk Eximbank üzerinden veriyoruz. Geçici yan etkileri tabii ki yaşayacağız. Tarım, yatırım, ihracat gibi birçok alanda kredi sınırlaması yok. Mart ayında ihracatçı KOBİ’lere 50 milyar liralık kredi imkanı sağlayacak KGF imkanını ortaya koyduk. Geçen ay imalatçı KOBİ’lere 30 milyar lira kredi sunacak yeni bir KGF paketi açıkladık. Geçen yıl ihracatçımıza 49 milyar dolarlık düşük faizli kredi kullandırmışız, bunun yüzde 83’ü KOBİ’lere gitmiş. Çiftçimizin, esnafımızın, ihracatçımızın yanındayız" ifadelerini kullandı.

"Doğrudan yatırımlar hızlanacak"

Türkiye’nin yabancı sermaye için de cazibesini koruduğuna dikkati çeken Şimşek, "Türkiye, önemli bir ekonomi, küresel hiçbir firma burayı ihmal edemez. Altyapısı, dünyadaki ülkelerin büyük bir kısmından çok daha iyi. Yıllık üniversite mezunumuz 900 binin üzerinde. Teknik mesleki eğitimden geçen insan sayısı 430 bin. Beşeri sermaye var. Son 100 yılda ortalama yüzde 4,8, son 20 yılda ortalama yüzde 5,5 civarında büyümüşüz, büyük ekonomi, büyüyen ekonomi. Küresel trendleri de ıskalamıyoruz. Bu reformlar, büyük fırsatlar ortaya koyacak. Türkiye’nin toplam borçluluğu çok düşük, yüzde 90 civarı. Terörle mücadelede büyük bir başarı var, terörsüz Türkiye’nin arifesindeyiz. Bu süreçte savunma sanayisinde büyük bir birikim sağladık. Önümüzde büyük fırsatlar var. Türkiye, uzun vadeli yatırımlarda cazip, ben inanıyorum ki doğrudan yatırımlar hızlanacak" diye konuştu.

Kemal Diri

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Türk firma, düşman İHA’larını avlayacak "avcı dron" geliştirdi Türk FPV dron şirketi, düşman İHA ve dronlarını havada imha edecek "avcı dron" geliştirdi. Avcı dronun yalnızca elde değil, farklı platformlardan da kullanılabileceğini belirten Mehmet Öztekin, "Bu sistem kara araçlarından, deniz platformlarından, hatta küçük bir bot üzerinden bile rahatlıkla kullanılabilir. Aynı zamanda hava platformlarından bırakılabilecek şekilde de tasarlıyoruz" dedi. Modern savaşın doğasını kökten değiştiren insansız sistemler, yeni nesil "avcı" (interceptor) dronlarla farklı bir boyuta taşınıyor. Özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı ile birlikte düşük maliyetli, yüksek hızlı ve hedefe kilitlenebilen sistemlerin sahadaki etkisi artarken, Türk savunma sanayisi bu alanda da iddiasını ortaya koyuyor. Türkiye’nin ilk önleme (interceptor) dronu Skydagger tarafından geliştirildi. Hava tehditlerine karşı anlık reaksiyon göstererek imha edebilen avcı dron operasyonel kabiliyeti de artıracak. Avcı dron insansız hava araçlarını, kamikaze dronları veya mini/mikro dron sürülerini tespit edip, havada imha etmek için tasarlandı. Avcı dron, mühimmatlı olarak 10 dakika maksimum uçuş süresi ve saatte 320 km/s ulaşabilen yüksek sürati sayesinde hava tehditlerine karşı anlık reaksiyon gösterebiliyor. Bünyesinde çift kamera bulunduran avcı dron, 500 gramlık harp başlığıyla hedefe doğrudan çarparak yüksek imha gücü sağlıyor. "320 kilometre hıza ulaşan avcı dron geliştirdik" Skydagger Genel Müdürü Mehmet Öztekin, geliştirdikleri yeni nesil interceptor dron sistemine ilişkin detayları paylaştı. Öztekin, sistemin yüksek hız ve etkin hedef imha kabiliyetiyle öne çıktığını belirterek, "Sektörde benzer platformlar var ancak biz daha yüksek hız, daha fazla menzil ve daha büyük harp başlığına odaklandık. Düz uçuşta 320 kilometre hıza ulaşabiliyoruz. Hedefe dalış anında bu hız 350-360 kilometre seviyelerine çıkıyor" dedi. Dünyada benzer ölçekte yaklaşık 30-35 farklı platform bulunduğunu ifade eden Öztekin, geliştirdikleri sistemin özellikle performans değerleriyle ayrıştığını vurguladı. "Tüfek gibi elde ateşlenebilecek" Sistemin en dikkat çeken özelliklerinden birinin kullanım kolaylığı olduğunu belirten Öztekin, platformun elde taşınarak ateşlenebileceğini söyledi. Öztekin, "Bu sistemi adeta bir tüfek gibi düşünün. Personel, hedefi gördüğü anda yönlendirerek ateşleyebilecek. Kalkışı manuel olarak hedef doğrultusunda yapılıyor. Bu da sahada büyük esneklik sağlıyor" diye konuştu. Sistemin iki farklı çalışma prensibine sahip olduğunu belirten Öztekin, bu kabiliyetlerin sahadaki etkinliği artırdığını dile getirdi. "Hedefe kilitlenip otonom imha yapıyor" İlk kullanım senaryosunda operatörün görsel temasla hedefe kilitlenme sağladığını ifade eden Öztekin, şunları söyledi: "Yakın mesafede gördüğünüz hedeflerde hem gündüz hem termal kamerayla görüntü kilitleme yapıyorsunuz. Kilit atıldıktan sonra sistem tamamen otonom şekilde hedefe yöneliyor ve imha görevini gerçekleştiriyor. Kalkıştan itibaren süreci kendisi yönetebiliyor." "Radar destekli yönlendirme ile hedefe ulaşıyor" İkinci senaryoda ise sistemin radar verileriyle yönlendirildiğini belirten Öztekin, şu bilgileri verdi: "Radar, hava tehdidini algılıyor ve enlem, boylam, yükseklik bilgilerini yer istasyonuna aktarıyor. Bu veriler pilotun önüne düşüyor. Sistem, yönlendirici imleçlerle operatörü hedef bölgesine götürüyor. Görsel temas sağlandıktan sonra yine kilitleme yapılarak hedef etkisiz hale getiriliyor." "500 gramlık harp başlığıyla etkili imha gücü" Sistemin harp başlığına ilişkin de bilgi veren Öztekin, toplamda yaklaşık 500 gramlık bir mühimmat yapısına sahip olduğunu belirtti. Öztekin, "Bunun yaklaşık 100 gramı patlayıcı, 280 gramı ise bilya şeklinde tahrip unsurlarından oluşuyor. Bu yapı sayesinde hedef üzerinde yüksek etki oluşturabiliyoruz" dedi. "Her platformdan kullanılabilecek şekilde tasarlandı" Yeni nesil interceptor dronun yalnızca elde değil, farklı platformlardan da kullanılabileceğini belirten Öztekin, sistemin çok yönlü kullanımına dikkat çekti. Öztekin, "Bu sistem kara araçlarından, deniz platformlarından, hatta küçük bir bot üzerinden bile rahatlıkla kullanılabilir. Aynı zamanda hava platformlarından bırakılabilecek şekilde de tasarlıyoruz" ifadelerini kullandı. "Seri üretim hedefi yüz binler" Üretim süreçlerinde yüksek adetli imalata odaklandıklarını belirten Öztekin, enjeksiyon ve 3D üretim tekniklerini birlikte kullandıklarını söyledi. Öztekin, "Dünyada bu tür sistemler genelde 3D printer ile üretiliyor. Ancak biz seri üretim hedeflediğimiz için enjeksiyon yöntemine geçiyoruz. Tasarımlarımızı buna uygun hale getiriyoruz. Amacımız yüz binler seviyesinde üretim yapmak" diye konuştu.
İzmir Düğünlerde çeyrek altının yerini gram altın ve nakit para aldı Altın fiyatlarında yaşanan rekor yükseliş, düğünlerdeki takı geleneklerini önemli ölçüde değiştirdi. Vatandaşlar çeyrek altın yerine daha düşük gramajlı ürünlere ve nakit paraya yöneldi. Düğün sezonunun yaklaşmasıyla birlikte tüketici alışkanlıklarında ciddi bir dönüşüm yaşanıyor. Geçmiş yıllarda yoğun ilgi gören tam ve yarım altın satışları, yerini gram ve yarım gramlık ürünlere bıraktı. Genç çiftler yüksek işçilik maliyeti olan ağır setler yerine günlük kullanıma uygun minimalist tasarımları tercih ederken, yatırımcılar işçiliksiz bileziklere ilgi gösteriyor. Piyasada yaşanan bu değişimi değerlendiren kuyumcu esnafı İlhan Zorer, artan fiyatların sektöre etkilerini ve yeni dönem alışkanlıklarını anlattı. Maliyetler yüzde 80 arttı Geçen yıla oranla düğün takı maliyetlerinde yüzde 60 ile yüzde 80 arasında bir artış yaşandığını belirten İlhan Zorer, "Aileler fiyatların düşmesi beklentisiyle alışverişi son ana bırakıyor. Kredi kartına taksit imkanlarının daralması sebebiyle esnaf ve tanıdık müşteriler arasında elden taksit veya fiyat sabitleme gibi ödeme modelleri yeniden uygulanmaya başlandı. Düğün davetlileri için çeyrek altın ulaşılması güç bir noktaya geldi ve takı sandıklarında nakit para dönemi başladı. Gurbetçi vatandaşların sezon açılışıyla birlikte piyasayı hareketlendirmesini bekliyoruz" diye konuştu. Sahteciliğe karşı teknolojik önlem Fiyatların artmasıyla birlikte merdiven altı üretim ve sahtecilik vakalarında da artış gözlemlendiğine dikkat çeken İlhan Zorer, "Yeni nesil sahtecilikte ağırlık ve renk birebir kopyalanabiliyor. Tüketicinin sesi dinleyerek veya renge bakarak sahte altını ayırt etmesi artık çok zor. Sahteciler patent ve damgayı da kopyalayabiliyor" ifadelerini kullandı. Ürünün sertifikasına ve esnafın güvenilirliğine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Zorer, modern kuyumcuların XRF cihazları ile altının saflık derecesini saniyeler içinde ölçerek güvenli işlem yaptığını kaydetti. Sahte altın şoku Piyasadaki sahtecilik olaylarına karşı vatandaşları uyaran İlhan Zorer, bir müşterinin yaşadığı mağduriyeti şu sözlerle anlattı: "Bir müşterimiz düğün takılarını bozdurmaya geldiğinde, kutudan çıkan bileziklerin sadece dışının altın kaplama, içinin ise bakır olduğunu anladık. Müşterinin yaşadığı o sessiz şok, emeğinin ve hayallerinin çalınmış olmasının verdiği üzüntü tarif edilemez." İnternet indirimlerine dikkat Altının değerinin altında satılamayacağını hatırlatan İlhan Zorer, "Eğer piyasadan çok daha ucuzsa o ürün kesinlikle altın değildir. Sertifikasız ürün almayın. İnternet üzerindeki inanılmaz indirimlere kanmayın. Düğün takılarınızı bozdurmadan önce mutlaka güvenilir bir ekspertizden, odaya kayıtlı kuyumculardan destek alın" dedi.