POLİTİKA - 07 Ocak 2026 Çarşamba 13:03

Bakan Tunç: "Yeni bir infaz kanunu şuanda söz konusu değil. Af söylentileri bunlar kesinlikle söz konusu değil"

A
A
A
Bakan Tunç: "Yeni bir infaz kanunu şuanda söz konusu değil. Af söylentileri bunlar kesinlikle söz konusu değil"

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "12. Yargı Paketi’nde infaz düzenlemesi yok, af söz konusu değil" dedi.


Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, TBMM’de AK Parti Grup Toplantısı öncesinde basın mensuplarının sorularını cevapladı. Bakan Tunç, 11. Yargı Paketi ile ilgili düzenlemelerin yılbaşından önce TBMM’den geçerek yasalaştığını hatırlatarak, "Tabii bu düzenlemeler içerisinde Covid düzenlemesi olarak bilinen husus da vardı. Burada özellikle asıl çok da gündeme gelmiyor. Toplumsal huzur ve güveni daha da tahkim etmeye yönelik önemli düzenlemeler de vardı. Özellikle örgüt üyeliğinin, örgütlü suçların cezalarının arttırılması, yine çocukların örgüt faaliyeti kapsamında suça sürüklenmesinin önlenmesiyle ilgili önemli düzenlemeler vardı. Yine meskun mahalde silah atmanın cezası arttırıldı. Düğünlerde, nişanlarda ve kutlama günlerinde, o günleri mateme dönüştüren olayların önlenmesiyle ilgili olarak düzenlemeler yapıldı, buna kuru sıkı dahil. Bütün bu olaylarla ilgili olarak cezalarda bir artırıma gidildi. Trafikte yol kesme müstakil suç haline getirildi. Yine bilişim suçlarıyla mücadele kapsamında önemli düzenlemeler vardı 11. Yargı Paketi’nde ve araç kiralamalardan kaynaklanan suçların önlenmesine ilişkin düzenlemelerden tutun da birçok Türk Ceza Kanunu’nda önemli düzenlemeler hayata geçti" açıklamasında bulundu.


"Bazı basın organlarında yer alan ‘Covid düzenlemesinden yararlandı, dışarıda suç işledi’ ibaresi doğru değil"


Covid düzenlemesinin içeriğine de değinen Tunç, "31 Temmuz 2023 tarihinden önce suç işleyenler bakımından infaz eşitliğinin sağlanmasıyla ilgili bir düzenleme. Yani burada cezası kesinleşenlerle davası devam edenler, cezası kesinleşmeyenler arasında 31 Temmuz 2023’den önce suç işleyenler bakımından bir eşitsizlik söz konusuydu. Böyle bir eleştiriyi ortadan kaldırdı Mecliste yapılan düzenleme ve bu düzenlemeden şu ana kadar 38 bin 57 kişi yararlandı. 50 binden fazla kişi değil. Burada şunu da açıkça ifade etmek lazım. Bazı basın yayın organlarında şu haberlere rastlıyoruz; ‘Covid düzenlemesinden yararlandı, dışarıda suç işledi’ şeklinde. Burada Covid düzenlemesinden yararlananlar açık cezaevinde bulunanlar ve açık cezaevinden tahliye olan kişiler. Şimdi açık cezaevlerindeki hükümlüler 3 ayda bir zaten izne çıkabiliyorlar. Dolayısıyla cezalarının artık son kısmında olan, topluma uyum sağlaması bakımından bütün dünya ülkelerinde bu şekilde düzenlemeler vardır. Topluma uyum sağlaması bakımından infaz sistemimizde olan bir husus. Burada ’açık cezaevinden tahliye oldu, suç işledi’ şeklindeki ibare doğru değil" dedi.


Bakan Tunç, 11. Yargı Paketi’nde bulunan kapalı cezaevinden açık cezaevine geçişi 3 yıl erkene alan düzenlemede ise kadına şiddet, kadın cinayetleri, çocuk istismarı, cinsel suçlar, örgütlü suçların ve terör suçlarının kapsam dışında bırakıldığını hatırlattı.


"Yeni bir infaz kanunu şu anda söz konusu değil"


Gerçekleştirilen düzenlemelerle amaçlarının ceza adaletinin sağlanması ve ceza adaletinin etkinliğinin arttırılması olduğunu söyleyen Tunç, sözlerine şöyle devam etti:


"Bu anlamda yeni bir infaz kanunu şu anda söz konusu değil. Yani işte af söylentileri vesaire bunlar kesinlikle söz konusu değil arkadaşlar. Şu anda TBMM Yargı Reform Strateji Belgesi kapsamında yargı paketlerini peyderpey Meclisin gündemine getiriyor milletvekillerimiz. Biz de Adalet Bakanlığı olarak teknik destek vermeye devam ediyoruz. 10. ve 11. Yargı Paketleri yasalaştı. Bunlar ceza adalet sistemiyle ilgiliydi. Şimdi 12. Yargı Paketi’yle ilgili hazırlıklar devam ediyor. Biz teknik çalışmaları tamamladık, milletvekillerimizin takdirlerine arz ettik. Orada da hukuk yargılamalarının etkinliğini artırmaya yönelik uzun süren davaları daha çabuk sonuçlandırmaya yönelik, duruşmaların daha sadeleştirilmesine yönelik, yine ara buluculuk sisteminin daha etkin hale getirilmesi, noter yardımcılığı sistemi, bir kısım yargı işlemlerinin, çekişmesiz yargı işlemlerinin yargı dışında çözülebilmesini sağlamaya yönelik önemli düzenlemeler olacak. Dolayısıyla 12. Yargı Paketi infaz düzenlemesiyle ilgili değil, hukuk yargılamalarının etkinliğini artırmak ve yargıda gecikmeyi önlemeye yönelik önemli düzenlemeler içeriyor."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Uşak Rektör Prof. Dr. Demir üniversite personelleri ile bir araya geldi Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Demir, göreve başlamasının ardından düzenlenen tanışma programı kapsamında akademik ve idari personelle bir araya geldi. Recep Tayyip Erdoğan Kongre ve Kültür Merkezinde gerçekleştirilen toplantı, üniversitenin geleceğine yönelik ortak vizyonun paylaşıldığı önemli bir buluşma oldu. Toplantının açılış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Ahmet Demir, konuşmasına üniversite personeliyle ilk kez bir araya gelmenin mutluluğunu ve sorumluluğunu vurgulayarak başladı. Bu toplantıyı yalnızca bir tanışma programı olarak görmediğini ifade eden Prof. Dr. Demir, buluşmanın ortak bir vizyonun ve geleceğin ilk adımı olduğunu dile getirdi. Üniversite yönetimini bir makamdan ziyade ortak bir sorumluluk alanı olarak gördüğünü belirten Prof. Dr. Demir, üniversitelerin binalardan ya da yönetmeliklerden ibaret olmadığını, asıl değerin insan kaynağıyla ortaya çıktığını vurguladı. Konuşmasında üniversitelerin yalnızca meslek kazandıran ya da diploma veren kurumlar olmaması gerektiğini ifade eden Rektör Demir, üniversitelerin insana bakış açısı kazandıran, düşündüren ve çözüm üreten yapılar olması gerektiğini söyledi. Uşak Üniversitesi’ni kampüs sınırlarıyla sınırlı görmediğini belirten Demir, üniversitenin şehirle birlikte düşünen, üreten ve büyüyen bir yapı olması gerektiğinin altını çizdi. Üniversite ile şehrin aynı nefesi paylaşan iki canlı gibi olduğunu ifade eden Demir, üniversitenin şehrin aklı, vicdanı ve hafızası olduğunu söyledi. Üniversite-şehir iş birliğinin bir tercih değil zorunluluk olduğunu belirten Prof. Dr. Ahmet Demir, bu iş birliğinin protokollerle sınırlı kalmaması gerektiğini ifade etti. Yerel yönetimler, sanayi kuruluşları, tarım paydaşları ve sivil toplum örgütleriyle güçlü ve sürdürülebilir ilişkiler kurulmasının önemine dikkat çekti. Uşak Üniversitesi’nin ihtisas alanları olan deri, tekstil ve seramik sektörlerinin, şehrin geleceğinde kilit rol oynadığını belirten Demir, bu alanlarda disiplinler arası ve katma değer üreten projelerin hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Akademik personelin bilginin üretiminde ve öğrencilerin yetişmesinde temel rol oynadığını vurgulayan Rektör Demir, idari personelin ise üniversitenin düzenini ve sürekliliğini sağlayan vazgeçilmez bir güç olduğunu ifade etti. Akademik ve idari yapının birbirini tamamlayan iki unsur olduğuna dikkat çeken Demir, hiçbir emeğin küçük görülmeyeceğini ve hiçbir katkının değersizleştirilmeyeceğini belirtti. Konuşmasında dijitalleşme, yapay zekâ ve uzaktan eğitim gibi kavramlara da değinen Prof. Dr. Demir, teknolojinin insanın hizmetine girdiğinde anlam kazandığını söyledi. Uşak Üniversitesi’nin değişime uyum sağlayan değil, değişimi yönlendiren bir kurum olması gerektiğini vurguladı. Genç akademisyenlerin önünü açan, tecrübeli akademisyenlerin birikimini kurumsal güce dönüştüren ve idari personelin mesleki gelişimini önemseyen bir yönetim anlayışını benimsediklerini ifade etti. Rektör Demir, yönetim anlayışının temelinde şeffaflık, katılımcılık ve adalet olduğunu belirterek, kapısının tüm personele açık olacağını söyledi. Eleştirinin kurumu güçlendirdiğini vurgulayan Demir, ortak akıl ve güçlü iletişimin kurumsal başarının anahtarı olduğunu ifade etti. Konuşmasının sonunda üniversitenin önümüzdeki döneme dair vizyonunu özetleyen Prof. Dr. Ahmet Demir, ‘‘Gelecek vizyonumuz, şehriyle bütünleşen üniversite, yenilikçi ve kaliteli eğitim anlayışı, güçlü araştırma ve proje kültürü, katılımcı ve adil yönetim modeli, güçlü aidiyet ve kurumsal kültürdür.’’ dedi. Uşaklı bir akademisyen olarak şehrin dinamiklerini yakından tanıdığını ifade eden Rektör Demir, üniversiteyi herkesin gururla "Benim üniversitem" diyebileceği bir kurum haline getirmeyi hedeflediklerini söyledi. Görevi bir makam değil, memlekete ve ülkeye hizmet borcu olarak gördüğünü belirten Demir, konuşmasını birlikte, daha güçlü bir Uşak Üniversitesi inşa etme çağrısıyla tamamladı.
Denizli Kazıkbeli Zaferi’nin 878. yılı Denizli’de coşkuyla anıldı Denizli Büyükşehir Belediyesi, Anadolu’nun Türk yurdu olmasında büyük öneme sahip olan ve 878 yıl önce Denizli’de kazanılan Kazıkbeli Savaşı’nın yıl dönümü dolayısıyla anlamlı bir anma programı düzenledi. 7-8 Ocak 1148’de Alman ve Fransız ordularından oluşan II. Haçlı Seferi’ne karşı kazanılan tarihi zaferin anma etkinliği, Cankurtaran Kamp Tesisi’nde gerçekleştirildi. Programa Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu’nun yanı sıra Pamukkale Belediye Başkanı Ali Rıza Ertemur, Acıpayam Belediye Başkanı Levent Yıldırım, Beyağaç Belediye Başkanı Sezayi Pütün, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Özgür Başkurt, gaziler, davetliler ve çok sayıda vatandaş katıldı. "Bu vatan, şehitlerimizin fedakarlığıyla bize emanet edildi" Programda konuşan Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, Kazıkbeli Zaferi’nin Anadolu’nun Türk yurdu olarak kalmasında hayati bir rol oynadığını vurguladı. Başkan Çavuşoğlu, 878 yıl önce bu topraklarda Haçlı ordularına karşı verilen mücadelenin yalnızca bir askeri başarı değil, aynı zamanda bir varoluş mücadelesi olduğunu ifade etti. Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu konuşmasında, "878 yıl önce bu coğrafyada zalime ve işgalci Haçlı ordularına ‘dur’ diyen atalarımız, Anadolu’nun Türk yurdu olarak kalmasının temelini atmıştır. Onlar, canlarını ortaya koyarak bu toprakları bize emanet ettiler. Eğer o gün Kazıkbeli’de şehadet şerbetini içenler olmasaydı, bugün bu güzel coğrafyada özgürce yaşamak mümkün olmazdı" dedi. Samsun’a atılan ilk adım Tarihin farklı dönemlerinde Anadolu’nun birlik ve bütünlüğünün hedef alındığını hatırlatan Başkan Çavuşoğlu, Kurtuluş Savaşı’na da atıfta bulunarak , "Yıllar boyunca bu toprakların birliği, kültürü ve kimliği elimizden alınmak istendi. Ancak her dönemde bir lider, bir kahraman çıktı ve bu coğrafyanın Türk yurdu olarak kalması için mücadele etti. 1919’da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a attığı o ilk adım, Kazıkbeli’de yakılan bağımsızlık ateşinin devamıdır. Eğer o gün cesaret gösterilmeseydi, ‘ben’ değil ‘biz’ diyenler olmasaydı, bugün bu bayrağın altında birlikte yaşamak mümkün olmazdı" ifadelerini kullandı. Konuşmasının sonunda şehitleri ve gazileri bir kez daha anan Başkan Çavuşoğlu, "878 yıl önce Kazıkbeli’de şehadet şerbetini içenlerden, Kurtuluş Savaşı’nda canını feda eden tüm şehitlerimize, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugün aramızda bulunan gazilerimize bir kez daha şükran ve minnetlerimi sunuyorum" diye konuştu. Tarihi sunum ve resim sergisi ilgi gördü Program kapsamında Türk Ocağı Denizli Şube Başkanı Prof. Dr. Turgut Tok, Kazıkbeli Savaşı’nın tarihi önemine ilişkin bir sunum gerçekleştirdi. Tok, Denizli’nin 1206 yılındaki fethinden sonra uzun yıllar işgal görmemiş olmasının büyük bir gurur kaynağı olduğunu belirtti. Anma programı çerçevesinde Ozan Nihat kahramanlık türküleri ile davetlilere müzik ziyafetinde bulunurken ressam Orhun Kara tarafından hazırlanan, Kazıkbeli Savaşı ve Türk tarihine damga vurmuş önemli olayları konu alan resim sergisi de vatandaşların beğenisine sunuldu.
Konya Beyşehir şiddetli fırtınaya teslim oldu Konya’nın Beyşehir ilçesinde meteorolojinin günler öncesinden uyarısını yaptığı şiddetli rüzgar ve fırtına, öğleden sonra etkisini artırarak günlük yaşamı olumsuz etkiledi. İlçe genelinde kuvvetli rüzgar nedeniyle ilgili kurumlar teyakkuz haline geçerken, olası olumsuzluklara yönelik ihbarlar anında değerlendirilmeye başlandı. Şiddetli fırtına nedeniyle Beyşehir Gölü’nde avcılık yapan balıkçılar, can güvenliği gerekçesiyle mesailerine geçici olarak ara verdi. Göl üzerinde motorlu tekne sesleri kesilirken, balıkçı kayıklarının limanlarda park halinde olması dikkat çekti. Olumsuz hava şartları nedeniyle yiyecek bulmakta zorlanan martılar da vatandaşların ilgisini çekti. Bazı vatandaşlar, fırtınaya rağmen göl kıyısına gelerek yeşil alanlara konan martılara ekmek atarak beslemeye çalıştı. Şiddetli rüzgar ilçe merkezinde zaman zaman tehlikeli anlara da neden oldu. Bir binanın dış cephe yalıtımına ait süs malzemelerinin yerinden koparak düşme riski oluşturduğu ihbarı üzerine olay yerine polis ve belediye ekipleri sevk edildi. Ekipler bölgede incelemede bulundu. Fırtına nedeniyle ilçe genelinde çöp konteynerlerinin yerinden sürüklendiği, hafif yapı malzemelerinin ise havada uçuştuğu gözlendi. Yetkililer, fırtınanın gün boyunca etkisini sürdürebileceğini belirterek vatandaşları dikkatli ve tedbirli olmaları konusunda bir kez daha uyardı. Kamyonun kasası yola savruldu Öte yandan, Beyşehir Seydişehir kara yolunda da seyir halindeki bir kamyonun kasası, kuvvetli rüzgarın etkisiyle yerinden koparak yola savruldu. Olayda facianın eşiğinden dönülürken, ölen ya da yaralanan olmadı. Alınan bilgiye göre olay, Seydişehir-Beyşehir kara yolunun 16’ncı kilometresinde meydana geldi. Şiddetli rüzgara maruz kalan kamyonun kasası, yerinden koparak yol ortasına savruldu. Kazanın yaşandığı sırada kamyonun arkasında başka bir aracın bulunmaması, olası bir zincirleme kazayı önledi.
Sivas Sivas Belediyesi ile Baro arasında adli yardım protokolü imzalandı Sivas Belediyesi ile Sivas Barosu arasında adli yardım hizmetlerinin güçlendirilmesine yönelik protokol imzalandı. Sivas Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun ve Sivas Baro Başkanı Av. Fatih Sevim arasında adli yardım destek protokolü imzalandı. Belediye ile Baro arasında imzalanan sözleşme kapsamında adli yardım hizmetlerinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Sivas Belediyesi, vatandaşların adalete erişimini kolaylaştırmak ve özellikle der gelirli kişilere hukuki destek sağlamak amacıyla Sivas Barosu ile önemli bir iş birliğine imza attı. Yapılan protokolle Belediye, Baro bünyesinde faaliyet gösteren Adli Yardım Bürosu aracılığıyla yürütülecek hizmetler için 3 milyon TL destek sağlayacak. İmza töreninde konuşan Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun, "İmzaladığımız protokol ile maddi durumu yetersiz olan hemşehrilerimize adli yardım desteği konusunda Baromuza katkı sağlayacağız. Hâlihazırda, avukat tutamayacak durumda olan vatandaşlarımıza Baromuz üzerinden destek sağlanıyor. Biz de bu protokolle bu desteğin kapsamını ve oranını artırmış oluyoruz. Böylece çok daha fazla dar gelirli hemşehrimizin adli yardım alabilmesini Sivas Belediyesi olarak desteklemiş oluyoruz. Bu çalışma, Sivas Belediyesi olarak bir ilk olma özelliği taşıyor. Avukatlık Kanunu, Belediye Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği yönetmeliğinde, belediyelerin bu tür destekleri sağlayabileceğine dair hükümler yer almaktadır. Baro Başkanımız da hemşehrilerimizin bu konuda zorluk yaşadığını ifade ederek bizden destek talep etti. Biz de sosyal belediyecilik anlayışıyla bu projeyi hayata geçirdik ve meclis kararıyla protokole dökmüş olduk. Bu çalışmamızın şehrimiz için hayırlı olmasını diliyorum" dedi. Sivas Baro Başkanı Av. Fatih Sevim ise "Sivas Belediyemize teşekkür ediyoruz. Bu proje, dar gelirli vatandaşlarımızın adalete erişimini kolaylaştıracak. Hem Sivas halkı hem de avukatlarımız için büyük önem taşıyor. Yaşanan süreçte birçok vatandaşımız, özellikle yargı harçları ve artan vekâlet ücretleri nedeniyle yargı yoluna başvuramıyor. Bu noktada, Belediyenin görevinin sadece yol yapmak ve diğer altyapı hizmetleriyle sınırlı olmadığını; adalete erişim konusunda da sorumluluk üstlendiğini göstermesi çok kıymetli. Bu anlamda Sivas Belediyesine bir kez daha teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı.