KÜLTÜR SANAT - 17 Nisan 2025 Perşembe 20:37

‘Çelebi’ Operası 40 yıl aradan sonra Ankara Devlet Opera ve Balesi ile hayat buluyor

A
A
A
‘Çelebi’ Operası 40 yıl aradan sonra Ankara Devlet Opera ve Balesi ile hayat buluyor

Cemal Reşit Rey’in 30 yılda tamamladığı ‘Çelebi’ Operası, 40 yılı aşkın süre sonra Ankara Devlet Opera ve Balesi ile sanatseverlerle buluşuyor.


Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından farklı projeler hayata geçirilmeye devam ediyor. Ankara Devlet Opera ve Balesi tarafından, Cumhuriyet’in ilk kuşak sanatçılarından Ekrem Reşit Rey’in kaleme aldığı, bestesini ise kardeşi Cemal Reşit Rey’in yaptığı 30 yılda tamamlanan ‘Çelebi’ Operası sanatseverlerle buluşturuluyor.


Ankara Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Tan Sağtürk, opera hakkında bilgi vererek, "Çok uzun yıllardır çok değerli üstadlarımızın böyle el yazması notalarıyla hani böyle müzelik, tarihi eserlerin tekrar gün yüzüne çıkarılması değerli arkadaşlarım tarafından incelenmesi, araştırılması, değerlendirmesini yapıyor" dedi.


Hedeflerinin Cumhuriyet’in yetiştirdiği hocaların ortaya koyduğu ve daha önce hiç sergilenmeyen eserleri değerlendirip sahneye taşımak olduğunun altını çizen Sağtürk, "Sanat üretimimizde gerçekleştirdiğimiz Cemal Reşit Rey Hocamızın Çelebi Operası, Ahmet Adnan Saygun Hocamızın Gılgamış Destanı ve yine Cemal Reşit Rey hocamızın Deli Dola Operası meslektaşlarımın özverili çalışmalarıyla gün yüzüne çıktı. Bu müze değeri taşıyan eserlerin orijinal el yazması notaları beyaz eldivenlerle en hassas şekilde çalışıldı. Her biri bir pırlanta değerinde olan eserler bu çalışmayla Devlet Opera ve Balesinin repertuarında yer alıyorlar" ifadelerini kullandı.



"30 yıllık bir serüvenle ortaya çıkan Çelebi Operası’nı sahneliyor olmaktan ötürü kıvanç duyuyoruz"


Ankara Devlet Operası Balesi Müdürlüğü’nün Çelebi Operası’nın dünya prömiyerini yaparak adını tarihe yazdırdığını aktaran Sağtürk, "Ekrem Reşit Rey’in librettosu üzerine bestelediği Çelebi Operası hem müzikal dili, hem de dramatik yapısıyla Türk operasının gelişim süresince önemli bir kilometre aşılır. 1942-1945 yılları arasında ilk versiyonunun bestelendiği 30 yıllık bir serüvenle ortaya çıkan Çelebi Operası’nı sahneliyor olmaktan ötürü kıvanç duyuyoruz" diye konuştu.


Eserde Fatma karakterini canlandıran Seda Aracı Ayazlı, birçok klasik operada yer alsa da en büyük heyecanı bu eserde yaşadığını söyledi. Operada Çelebi karakterini canlandıran Aykut Çınar da böyle bir eserin oynayan herkes için tarihi bir an olduğunu söylerken, Sadrazam rolünü canlandıran Erdem Baydar da, Çelebi Operası’nın modern opera tarihinin içinde yer alacağını emin olduğunu dile getirdi.


Osmanlı tarihinin kostüm ve dekorlarıyla hayat bulan Opera, ilk kez 19 Nisan’da seyirciyle buluşacak.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul "Kurtlar Vadisi" ile hafızalara kazınan yalı satışta İstanbul Boğazı’nda yer alan ve bir döneme damga vuran Kurtlar Vadisi dizisiyle hafızalara kazınan Abud Efendi Yalısı satışıyla gündeme geldi. Yalının yüzde 15,23’lük hissesinin 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Boğaz’ın mavi sularıyla çevrili konumuyla dikkat çeken tarihi yapı dron ile görüntülendi. İstanbul Boğazı’nın Üsküdar Kandilli sahilinde yer alan ve bir döneme damga vuran Kurtlar Vadisi dizisiyle hafızalara kazınan Abud Efendi Yalısı satışıyla tekrar gündem geldi. Yalının yüzde 15,23’lük hissesinin 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Tarihi yapı, Boğaz’ın mavi sularıyla çevrili konumuyla dikkat çekti. Boğaz yalıları arasında özgün mimarisiyle öne çıkan yapı, 1835 ile 1855 yılları arasında Osmanlı saray mimarisinin önemli isimlerinden Garabet Balyan tarafından inşa edildi. Boğaz’ın seçkin yalıları arasında gösterilen yapı, iki katlı ahşap mimarisi, beyaz cephe kaplaması ve kırmızı kiremitli çatısıyla dikkat çekiyor. Yalı, 1900 yılında Mehmet Abud Efendi tarafından satın alınarak Abud Ailesi’nin ikameti olarak 1981 yılına kadar kullanıldı. Yaklaşık 1 bin 500 metrekarelik arsa üzerinde bulunan yapı, 270 metrekare taban alanına ve toplam 540 metrekare kullanım alanına sahip. Kâgir olarak inşa edilen alt katta iki ayrı kayıkhane yer alırken, üst kat yarı dikdörtgen formda bir sofa etrafında şekilleniyor. Dronla havadan çekilen görüntülerde yalının denize sıfır konumu ve geniş rıhtımı net şekilde görüldü. Üst açıdan yapılan çekimlerde simetrik pencere düzeni, cumbalı bölümleri ve Boğaz’a açılan geniş terası dikkat çekti. Yalının hemen yanında bulunan müştemilat ve arka bahçedeki ağaçlık alan da görüntülere yansıdı. Sahil hattı boyunca uzanan iskele ve mermer rıhtım bölümü ise yapının tarihi kimliğini gözler önüne serdi. Dizilerle özdeşleşen yalı Yalı, özellikle Kurtlar Vadisi dizisinde geçen sahnelerle geniş kitleler tarafından tanındı. Dizide güç ve otoriteyi simgeleyen konsey sahnelerine ev sahipliği yapan yapı, yıllar içinde televizyon tarihinin simge mekanlarından biri haline geldi. Hisselerinin satışa çıkarılmasıyla yeniden gündeme gelen yalıda yüzde 15,23’lük payın 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Boğaz hattındaki tarihi yapıların yatırım değeri her geçen gün artarken, söz konusu yalının hem tarihi geçmişi hem de televizyon hafızasındaki yeri nedeniyle farklı bir konumda bulunduğu belirtiliyor. Havadan çekilen görüntülerde Boğaz’daki dalga hareketleriyle birlikte yalının suya yansıyan silueti dikkat çekerken, çevresindeki tarihi ağaç dokusu ve sahil şeridi de kadraja yansıdı.
Erzurum Azerbaycan Tıp Üniversitesi ile akademik iş birliği görüşmesi gerçekleştirildi Atatürk Üniversitesi, uluslararasılaşma vizyonu ve küresel akademik iş birliklerini güçlendirme hedefi doğrultusunda önemli bir akademik temasa daha ev sahipliği yaptı. Bu kapsamda, Azerbaycan Tıp Üniversitesi Farmakoloji Anabilim Dalı öğretim üyeleri Doç. Dr. Kamandar Yaqubov, Doç. Dr. Gülbeniz Hüseynova ve Doç. Dr. Aydın Aliyev ile Pato-Fizyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Sevinç Hacıyeva, Atatürk Üniversitesini ziyaret ederek bir dizi görüşmede bulundu. Ziyaret programı çerçevesinde konuk akademisyenler, Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu ile bir araya geldi. Gerçekleştirilen görüşmede; iki üniversite arasında bilimsel iş birliğinin geliştirilmesi, ortak araştırma projelerinin hayata geçirilmesi, akademik personel ve öğrenci değişim programlarının artırılması ile disiplinler arası çalışmaların teşvik edilmesi gibi başlıklar ele alındı. Oldukça verimli bir atmosferde gerçekleşen toplantıda, özellikle farmakoloji ve patofizyoloji alanlarında yürütülebilecek ortak bilimsel çalışmaların stratejik önemi vurgulandı. Taraflar, bilgi ve deneyim paylaşımının artırılması, uluslararası fon kaynaklarına yönelik projelerde birlikte yer alınması ve sürdürülebilir akademik iş birliklerinin tesis edilmesi konusunda karşılıklı mutabakat sağladı. Rektör Hacımüftüoğlu, nazik ziyaretlerinden dolayı Azerbaycan Tıp Üniversitesi heyetine teşekkür ederek, iki köklü kurum arasında tesis edilen bu temasların, önümüzdeki süreçte somut iş birliklerine dönüşeceğine olan inancını ifade etti. Ziyaret, iyi niyet temennilerinin ardından sona erdi.