EKONOMİ - 20 Eylül 2019 Cuma 12:28

Coğrafi işaretler dört ayrı oturumda bütün yönleriyle ele alındı

A
A
A
Coğrafi işaretler dört ayrı oturumda bütün yönleriyle ele alındı

Ankara Ticaret Odası (ATO) tarafından düzenlenen “2.

Ankara Ticaret Odası (ATO) tarafından düzenlenen “2. Uluslararası Coğrafi İşaretli Ürünler Zirvesi” ilk gününde dört ayrı oturuma ve çok sayıda renkli etkinliğe ev sahipliği yaptı.


ATO Congresium Kongre ve Sergi Salonu’nda gerçekleştirilen zirvenin ilk oturumu “Coğrafi İşaretlere Uluslararası Yaklaşımlar” başlığıyla yapıldı. Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Türkiye Araştırma Ağı (YÜCİTA) Başkanı Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu’nun başkanlığını yaptığı oturumda coğrafi işaret konusundaki dünya gelişmeleri masaya yatırıldı. Tekelioğlu, konuşmasında coğrafi işaretler konusunun sağlam temellerle ilerleyip gelişebilmesi için denetim konusunun önemine değindi. Coğrafi işaretin doğru ürüne verilmesi gerektiğine dikkat çeken Tekelioğlu, “Çok tescil, coğrafi işaretler kavramını öldürür, tescile olan güvenin kaybedilmesine yol açar” dedi.


Avrupa Komisyonu Tarım ve Kırsal Kalkınma Genel Müdürlüğü Uluslararası İlişkiler Birimi Direktörü John A. Clarke, konuşmasında coğrafi işaretli ürünlerin üretici ve yetiştirici tarafında sağladığı ekonomik ve ticari faydalardan bahsederken, Ulusal Menşe ve Kalite Enstitüsü (INAO) Eski Direktörü Jean-Louis Buer, coğrafi işaretli ürünlerin markalı ürünlerden daha değerli olduğunu dile getirdi. BM Tarım ve Gıda Örgütü (FAO) Politika Memuru Dmitry Zvyagintsev’in, coğrafi işaretli ürünlerde güvenli üretim biçimlerine ilişkin bilgi verdiği oturumda, Avukat Ellio De Tullio, ulusların coğrafi işaret tescil süreçlerini anlattı ve ticari marka ile coğrafi işaret arasındaki farkların ne olduğu konusunda bilgi verdi. İtalya Büyükelçiliği Kültür Birimi Yöneticisi Rocco Palma ise uluslararası alanda coğrafi işaretli ürünlerin daha fazla yer alması gerektiğini dile getirerek, “Yerin adı önemli değil birbirimize değer katabilmemiz önemli. Çok uluslu bir ağ oluşturup bu ürünleri korumayı amaçlıyoruz” diye konuştu. Uluslararası Coğrafi İşaretler Ağı Organizasyonu (OriGIn) Başkanı Claude Vermot-Desroches de konuşmasında coğrafi işaret konusunda kollektif bir yapı oluşturulmasının gerektiğine dikkat çekerek, coğrafi işaretli ürünlerde konusuyla ilgili tüm kurum ve kuruluşlarla ortak çalışma yürüterek OriGIn Türkiye’yi kurmak istediklerini söyledi.


“360Coğrafi İşaretler” başlıklı ikinci oturum Metro Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Boris Minialai’nin açılış konuşması ile başladı. Türkiye’nin coğrafi işaret alabilecek ürün potansiyelinin 2 bin 500 olduğunu kaydeden Minialai, bu rakamın tüm Avrupa’nın ürün potansiyeliyle neredeyse eşit olduğu söyledi.


Türkiye’nin coğrafi işaretli ürün potansiyelini ortaya çıkarması için başta üreticiler, kooperatifler, yerel otoritelerin de dâhil olduğu çok paydaşlı bir ekosisteme ihtiyaç olduğunu anlatan Minialai, “Türkiye sahip olduğu binlerce yıllık tarihi ve yemek kültürüyle çok önemli bir değere sahip. Bunu dünyaya tanıtmanın, ihracat değerini artırmanın yolu; yerel ve coğrafi işaretli ürünlere yatırım yapmak, bu değerlere sahip çıkmaktan geçiyor" dedi.


Metro’nun raflarında 150’ye yakın coğrafi işaretli ürün bulunduğunu bildiren Minialai, “Metro’nun bulunduğu 10 ülkeye yapılan yaklaşık 10 milyon euroluk ihracat rakamının ardında bu ortak çalışma vardır” diye konuştu.


Coğrafi işaretli ürünlerin ticari değer kazanması, gelecek kuşaklara aktarılması ve yaşatılmasında eğitimin önemli bir rolü olduğunu da vurgulayan Minialai ”Bunun için geçtiğimiz aylarda Milli Eğitim Bakanlığımız ile bir protokol imzalamıştık. Bunun sonucunda coğrafi işaretli ürünler bu yıl okullarımızda müfredata girdi. Metro Türkiye’nin önerisiyle başlayan bu projeyle her yıl 65 bin öğrenci bu alanda eğitim alacak” dedi.


Minialai’nin konuşmasının ardından Gazeteci, Televizyon Programcısı ve Ekonomist Cem Seymen’in başkanlığını yaptığı oturum gerçekleşti. Türkiye’nin kendine özgü yapısı bulunduğunu ve tarımın sanayiye ham madde olduğunu kaydeden Seymen, "Tarımda güçlü olunmadan sanayide de güçlü olunamaz. Bizim üreticimiz endüstriyel üretimle başa çıkamaz. Bunun için kooperatifler ve devlet destekleri olmazsa olmazımızdır” dedi. Oturumda konuşan Türk Patent ve Marka Kurumu Coğrafi İşaretler Daire Başkanı Hakan Kızıltepe, coğrafi işaretli ürünlerin denetlenme ve onay süreçleri hakkında katılımcılara bilgi verdi.


Şef ve Sosyal Girişimci Ebru Baybara Demir de konuşmasında Ata tohumundan yaptığı tarımdan bahsederek, “Tarımdan suyu çekmek gerekiyor. Ata tohumu ile susuz tarım yaparak daha verimli ve tasarruflu bir döneme geçebiliriz” dedi.


Metro Toptancı Market Gıda Kategori Müdürü Birol Uluşan’ın, coğrafi işaretli ürünlerin ve yerelliğin öneminden bahsederek, restoranlardaki menülerde coğrafi işaretli ürünlerle yapılan yöresel yemeklerin yer alması gerektiğini anlattığı oturumda, Bursa Bölgesi Tarım Kooperatifleri Birliği Başkanı Osman Özkan, coğrafi işaret tescilinin pazara yansıtılması için yapılabilecek faaliyetlerden bahsetti.


Milli Eğitim Bakanlığı Sosyal Ortaklar ve Projeler Daire Başkanı Şennur Çetin ise konuşmasında, hazırladıkları protokol uyarınca 150 okulda tarım üretimi süreçleri öğretileceğini söyledi. Çetin, Dünya Gıda Programı kapsamında 6 ilde coğrafi işaretli ürünlerin müfredatında olacağı Gastronomi Okulları açılacağını duyurdu.



Coğrafi işaretli ürünlerle marka oluşturmak


“Coğrafi İşaretlerde Türkiye Nasıl İlerlemeli” adlı oturum ise Dünya Gazetesi Köşe Yazarı Ali Ekber Yıldırım moderatörlüğünde gerçekleştirildi.


YÜCİTA Başkanı Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu, burada yaptığı konuşmada coğrafi işaret konusunun üç temel ayak üzerinde durduğunu bunlardan ilkinin tescil, ikincisinin denetim ve sonuncusunun da yönetişim olduğunu söyledi. Tekelioğlu, “Tescil alındıktan sonra süreç takip edilmeli” dedi.


İyi Yaşam ve Beslenme Uzmanı Dilara Koçak da konuşmasında sürdürülebilir beslenme, besleyici, düşük çevre etkisi olan, ekonomik, yerel kültüre uygun, ulaşılabilir beslenmeden bahsetti. Antre Gourmet İstanbul Kurucu Ortakları Berrin Bal Onur ve Neşe Biber, “Süt uyur, peynire dönüşür” sözüyle ödüllü kitapları olan ’50 Peynirli Şehir Balıkesir’ üzerinden yerel peynircilik ve Türkiye’nin peynir konusundaki zengin geçmişine değindiler. Denizbank Tarım Bankacılığı Grubu Satış ve Performans Yönetimi Grup Müdürü Serhan Hacısüleyman da konuşmasında banka olarak tarıma ve üreticilere sağladıkları desteklediklerinden ve başarı oranlarından söz etti.Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) Genel Müdürü Ayşin Işıkgece ise konuşmasında Ata Tohumu Projesini anlattı. Proje başlamasından bugüne kadar 1100’ü aşkın Atalık tohumun bağışlandığını söyleyen Işıkgece, bu tohumların Atalık olup olmadığı tespit edildikten sonra çoğaltılarak yerel üreticilere dağıtılacağını anlattı. Işıkgece, böylece, yerel, sağlıklı, Atalık tohumlar ile üretimin ve üreticinin güçlenmesini hedeflediklerini anlattı. Türk Standartları Entitüsü Genel Sekreteri Aykut Kırbaş, coğrafi işaretli ürünlerin denetimleri konusunda titiz davranılması gerektiğinden ve sürecin tescil aldıktan sonra da devam ettiğinden söz etti.


“Kırsal Kalkınmada Coğrafi İşaretlerin Rolü Ve Önemi” isimli oturum YÜCİTA Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Selim Çağatay’ın moderatörlüğünde gerçekleştirildi.


BM Tarım ve Gıda Örgütü (FAO) Türkiye Temsilcisi Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık’ın kırsal bölgelerde tarım yapanların çoğunun küçük aile çiftçiliği yaptığını ve bu çiftçilerin pazara ulaşmasının zorluklarından bahsettiği oturumda, Frankfurt Goethe Üniversitesi Ekonomi Fakültesi Uluslararası İlişkiler Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Pramila Adeline Crivelli ise coğrafi işaretli ürünlerin piyasaya erişiminin kolaylaştığını söyledi.


T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı Stratejik Pazarlama Daire Başkanı Özgür Akif Tel, Cumhurbaşkanlığı ile birlikte coğrafi işaretli ürünlerin araştırılması için kurdukları birim hakkında bilgi verdi.


T.C. Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Gülşen Keskin, Hatay’ın Coğrafi işaretli ürünler konusundaki zenginliği ve Türkiye’nin potansiyel ürünlerinin keşfinin öneminden bahsetti. Fransa Ankara Büyükelçiliği Türkiye, Azerbaycan ve Türkmenistan için Tarım Müşaviri François Viel de Fransa’daki coğrafi işaretli ürün sürecinin nasıl işlediğini ve bu ürünlerin kırsal kalkınmaya katkılarını anlattı.



Eğitim programları ilgi gördü


2. Coğrafi İşaretli Ürünler Zirvesi’nin konferans programı ana salonda devam ederken, diğer salonlardaki eğitim programları da büyük ilgi gördü. Congresium’un merhum ATO Meclis Üyesi Süleyman Cici’nin adı verilen salonunda Özel Oytun Türkoğlu ve Gonca Ilıcalı’nın katılımıyla “Türk Mutfağı Atölyesi” gerçekleştirildi. Bir diğer salon olan Patara’da ise “Coğrafi İşaretlerde Markalaşma ve Marka Yönetimi” başlığıyla eğitim programı yapıldı. “Coğrafi İşaretlerde Stratejik Kavram Yaratma” Kemal Çiftçi, “Coğrafi İşaretlerde Konumlandırma” Necdet Kara, “Coğrafi İşaretlerde Kurumsal Kimlik” Bülent Fidan, “Coğrafi İşaretlerde Dijital Pazarlama ve Pazarlama Sosyal Medya Yöntemi” konusu da Özel Oytun Türkoğlu tarafından katılımcılara anlatıldı. Bergama Salonu’nda ise ATO Meclis Üyesi Belgin Sağdıç ve Özden İlhan, Coğrafi İşaretlerin Ulusal ve AB Tescil Süreci’ni, Prof. Dr. Nevzat Artık ve Prof. Dr. Tansel Şireli de Gıda Güvenliği konularında eğitim verdi.


Aynı saatlerde Coğrafi İşaretli Ürünler Fuarı da çeşitli etkinliklere ve renkli görüntülere sahne oldu. Halk müziğinin sevilen sesi Selçuk Balcı’nın konserinin gerçekleştiği fuar alanında, Kırıkkale İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Ustalar Topluluğu Halk Oyunları Gösterisi, Kum Sanatçısı Veysel Çelikdemir’in gösterisi, Türkiye’nin coğrafi işaretli ürünlerinden Nallıhan İğne oyası ve Nallıhan örtmesinin yurt içi ve yurtdışı tanıtımında başarılara imza atmış Hamiyet Gürelli’nin defilesi yer aldı.


Ankara Ticaret Odasının standında başkente özel yöresel lezzetler ikram edilirken, ekranlarda yayınlanan filmleri de büyük ilgi gördü.


2. Uluslararası Coğrafi İşaretli Ürünler Zirvesi’nin ilk gün akşam programında da Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın Yeşilçam Film Müzikleri konseri gerçekleşti.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul İstanbul’da iletişim fakültesi öğrencileri AK Parti’nin düzenlediği iftarda buluştu İstanbul’da İletişim Fakültesi öğrencileri, AK Parti’nin düzenlediği "Genç İletişimciler İftarı" programında bir araya geldi. İstanbul’da İletişim Platformu tarafından düzenlenen "Genç İletişimciler İftarı" programı gerçekleşti. Bahçelievler Belediyesi Piramit Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Tanıtım ve Medya Başkanı Faruk Acar, Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır, İletişim Platformu Başkanı Yusuf Ziya Çataklı ve davetli iletişim fakültesi öğrencileri katıldı. Kuran’ı Kerim Tilavetinin ardından iftar yapıldı. Programda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamını ileterek konuşmasına başlayan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Tanıtım ve Medya Başkanı Faruk Acar, "Biz bu akşam buraya gelirken bir sıfatla geliyoruz. Cumhurbaşkanımız AK Parti’nin Genel Başkanı. Ben AK Parti’de onun yardımcısıyım ve iletişimden sorumlu bir başkanlık alanına sahibim. Bizim partimizin yaklaşık 18 birim başkanlığı var. Bu birim başkanlıklarının en görünür olanı, burada Hakan Bahadır başkanımızın yaptıklarının sokağa duyurulmasını sağlayan yer, benim başında olduğum yer. Dünyanın içinden geçtiği şartları ve şu anda etrafımızın bir ateş çemberi içerisindeyken, dünyadaki Orta Doğu Bölgesinin etrafında her yerde bir savaş alanı söz konusuyken Türkiye’de Elhamdülillah bugünlerde herhangi bir problemimiz söz konusu değil. Bunu sağlayan, bunu tesis eden bir liderimiz var. Küresel bir lider. Çok büyük bir mücadele, çok büyük bir gayretle, büyük bir vizyonla bugüne gelmeyi kendisine Rabbim nasip etti. Bizlere de onunla birlikte rol arkadaşlığı yaptığı için bir şans olarak bunu nasip etti. Kendisi vesile oldu. Yarın öbür gün tarihe geçmiş olduğunu artık net olarak akredite etmiş olan bir durum söz konusu iken biz de o tarihte kenarından kıyısından onun derdini ve yolunu anlatmaya gayret gösteren, kendisinin siyasetini zemine kavuşturmaya ve dışarıya açılan yüzü olan pozisyonuyla yıllardır, bu sorumluluğu tutarak yanında kendisine eşlik etmeye gayret gösterdik" diye konuştu. Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır ise, "Şu anda ortalık ateş yangını. İran’ı görüyorsunuz. İran’a yapılanları görüyorsunuz. Ramazan Ayı’nda iftar saatinde Lübnan’ı bombalıyorlar. Seversiniz, sevmezsiniz. Sonuçta Müslüman bir ülkenin bombalanmasını kabul etmiyoruz. Müslüman bir ülkenin, başka Müslüman ülkelerin Amerika Birleşik Devletleri’nin askeri var diye sivilleri öldürmesini de kabul etmiyoruz. Bizim dinimizde Allah’ın verdiği canı, Allah alabilir. Cezası vardır o ayrı. O yüzden iletişimin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Şu anda savaşın durduğunu düşünün. Bu füzelerle sağlanmaz. İletişimle sağlanır. Siz o yüzden çok önemlisiniz. Sizlerin bu ortamlarda, fakültelerde, üstatlarınızdan öğrendikleriniz inanın ki dünyada savaşı bitirecek barışı getirecektir. Bence iletişim aslında barış demektir" dedi.
Manisa Demirci’de 5 bin kişilik iftar sofrası kuruldu Manisa’nın Demirci ilçesinde ilçe belediyesi tarafından düzenlenen geleneksel halk iftarı, binlerce vatandaşın katılımıyla adeta bir dayanışma şölenine dönüştü. İlçedeki kapalı pazar yerinde kurulan gönül sofralarında 5 bin kişi birlikte iftar açtı. Demirci Belediyesi tarafından organize edilen büyük iftar programı, ilçede Ramazan ayının manevi atmosferini zirveye taşıdı. İftar programına; AK Parti MKYK Üyesi ve Manisa Milletvekili Mücahit Arınç, Demirci Belediye Başkanı Erkan Kara, AK Parti İlçe Başkanı Nurullah Akgün, MHP İlçe Başkanı Ümit Kanyılmaz ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri eşlik etti. İftar programı öncesinde ilçeye gelen AK Parti Manisa Milletvekili Mücahit Arınç, program öncesi Demirci esnafını ziyaret ederek nabız tuttu. Esnafla tek tek sohbet eden Arınç, hayırlı işler ve bereketli kazançlar diledi. Pazar yeri alanını dolduran vatandaşlar, ezanın okunmasıyla birlikte huzur içerisinde oruçlarını açtı. Belediye Başkanı Erkan Kara, etkinlikte yaptığı konuşmada birlik ve beraberlik mesajı vererek, "Demirci halkıyla aynı sofrada ekmeğimizi paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu gönül sofrasında bizleri yalnız bırakmayan hemşerilerime gönülden teşekkür ediyorum" dedi. AK Parti MKYK Üyesi ve Manisa Milletvekili Mücahit Arınç, "Ramazan huzuru, kardeşliği ve sofrayı paylaşmaktır. Bugünde Demirci kendisine yakışan bir sofra kurdu. Değerli Belediye Başkanımıza bu güzel organizasyondan dolayı teşekkür ediyorum. Dünyanın etrafından heryerde bir ateş çemberi, kaos ve sıkıntı var. Müslümanlar mağduriyet altında. Mazlumlar inliyor. Bu coğrafyada bu ateş hattının ortasında dimdik ayakta duran, binlerce yıl evveliyatından gelipte hale bugün aleme nizam veren güçlü duran bir Türkiye var. Al bayrağın gölgesi altında rabbim bizleri inşallah bizi muhafaza etsin. Devlete zeval vermesin. Milletin sofrasına bereket ve kardeşlik ruhumuz daim olsun" dedi. İftar alanına geçildiğinde ise Arınç, masaları tek tek gezerek vatandaşlarla selamlaştı. Vatandaşların Ramazan-ı Şerif’ini tebrik eden Arınç, çocuklarla da yakından ilgilendi.
Ankara MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Türk milleti muazzam bir uyanışın ivmesiyle yeni yüzyılı kardeşliğin yüzyılı yapacak" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Türk milleti muazzam bir uyanışın ivmesiyle yeni yüzyılı kardeşliğin yüzyılı yapacak, barış ve huzurla bu yüzyılın yapı taşlarını döşeyecektir" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Merkez Yönetim Kurulu, Merkez Disiplin Kurulu ve milletvekilleriyle İftar programında bir araya geldi. Programda konuşan Bahçeli, "Ramazan’ın bolluk ve bereketini, mana ve muhabbetini ruhumuzun derinlerinde yaşıyoruz. Bölgesel sorunların, insani krizlerin, beşeri felaketlerin, tırmanan savaşların, kışkırtılan çatışmaların biteviye takviye edildiği hüsran verici bugünkü zaman diliminde, içinde bulunduğumuz mübarek ayın rahmet dolu atmosferinden ümidimizi hiç kesmedik. İsterdik ki, İslam âlemi huzur ve huşu içinde bir Ramazan geçirseydi. Dilerdik ki, silahların, bombaların, düşmanlıkların yerini barışçıl diyaloglar ile dostane ilişkiler alabilseydi. Olmadı, olamadı, maalesef Ramazan ayımız bölgemizde yaşanan savaş ve şiddet sahneleriyle perdelendi. Karamsar olmanın, kötümserliğe hapsolmanın, umutsuzluğa kapılmanın hem insani, hem de İslami anlamda caiz olmadığını biliyor ve inanıyoruz" ifadelerini kullandı. "Türkiye sırtına binen ağırlıklarından hızla kurtulmaktadır" Türk milletinin barış ve huzurla bu yüzyılın yapı taşlarını döşeyeceğini belirten Bahçeli, "Yeni yüzyılın ikinci çeyreğinde, ‘Terörsüz Türkiye’yi inşa ve ihya edecek milli diriliş ruhu inanıyorum ki nice mucizelere imza atacaktır. Türkiye sırtına binen ağırlıklarından hızla kurtulmaktadır. Uyanan ve ayağa kalkan devin önünü kesecek, tarihi yürüyüşünü kesintiye uğratacak hiçbir muhasım veya mütecaviz odak yoktur ve olması da mümkün değildir. Türk milleti muazzam bir uyanışın ivmesiyle yeni yüzyılı kardeşliğin yüzyılı yapacak, barış ve huzurla bu yüzyılın yapı taşlarını döşeyecektir" şeklinde konuştu. "Anadolu coğrafyasında birliğimizi savunamazsak bu topraklarda asla tutunamayız" Terörsüz Türkiye hedefinin Türkiye Yüzyıl’ının iradesi olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Terörsüz Türkiye’ hedefi taviz değil, Türk ve Türkiye Yüzyılına yönelik kesif bir tahkimattır. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi teslimiyet değil, Türk ve Türkiye Yüzyılının muzaffer ve muteber iradesinin kesin bir teminidir. Şayet Anadolu coğrafyasında birliğimizi, dirliğimizi ve kardeşliğimizi yürekten savunamazsak; sudan sebeplerle, ucuz hesaplarla, basit ve bayağı heveslerle onun bunun tazyik ve telkinleriyle birbirimizden uzaklaşırsak, biliniz ki, yurt yaptığımız bu topraklarda asla tutunamayız. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi ortak tarih ve kültürümüzün şemsiyesi altında, kardeşlikle geçen asırların geleceğin ülkü ve heyecanlarıyla eklemlendiği kaynaşma ve kucaklaşma potasıdır" ifadelerini kullandı. "Ahlak kahramanımız Merhum Mehmet Akif Ersoy’u rahmetle ve minnetle yad ediyorum" Milli varlığa ve müdafaaya yeminli olduklarını ifade eden Bahçeli, "Mücavir toprakların altüst oluşu karşısında, tıpkı Akif’in dediği gibi biz bastığımız mukaddes vatan toprakların geçmeden tanıyacağız, düşüneceğiz altındaki binlerce kefensiz yatanı. Çünkü şehit oğluyuz, incitmeyiz, yazıktır atamızı; Vermeyiz dünyaları alsak da bu cennet vatanı. İstiklalimizin manzum şaheserinin İlk Meclis’te kabul edilişinin 105’inci yıl dönümünde, ezelden beri hür yaşamanın şuuruyla, hiçbir korkuya, hiçbir korkuluğa takılmadan tam bağımsızlığımızı, milli varlığımızın tamamiyetini cesaretle, hamiyetle müdafaaya yeminliyiz. Bir kez daha ahlak kahramanımızı; edebi şanıyla, kalemi ve kelamıyla ufkumuzu meşale gibi aydınlatan Merhum Mehmet Akif Ersoy’u rahmetle, minnetle, hürmetle yad ediyorum" dedi. "Allah’ın izniyle 2053’te Süper Güç Türkiye’ye mutlaka ulaşacağız" Tahrik ve tertiplere boyun eğmeyeceklerini belirten Bahçeli, "Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı olarak ülkemizin hem bugününe hem de geleceğine ışık tutuyor, güvence oluyoruz. Bizim boş laflarla vakit kaybetmeye hakkımız yoktur. Bizim onun bunun tahrik ve tertiplerine boyun eğecek halimiz de yoktur. Yolumuza bakacağız, önümüze bakacağız, işimize bakacağız, mücadelemize bakacağız, Allah’ın izniyle 2053’te Süper Güç Türkiye’ye mutlaka ulaşacağız. Hedefi büyük, ama heyecanı küçük bir hareket değiliz" ifadelerini kullandı. "Milli ahlak, Milli ruhtur" Siyasetin kalbine giden damarların açık olması gerektiğini ifade eden Bahçeli, "Toplum hayatını, ekonominin kurallarını, sosyal ilişkileri ve insan ihtiyaçlarını başkalarına zarar vermeden düzenlemek bir arada yaşamaya ve ahlaki gelişmeye büyük bir destek sağlayacaktır. Bu da aileden başlayarak, sivil toplum kuruluşlarına ve siyasi partilere kadar gözetilmesi gereken başlıca konulardan birisidir. Siyasetin kalbine giden damarların açık olması ve görevini tam yapması evvela birlikte yaşamanın vazgeçilmezliğine duyulan bağlılıkla mümkün olacaktır. Akif’in sözleriyle ifade edecek olursak; ‘Milli ahlak, Milli ruhtur’. En büyük güvencemiz de milli ruhun sağlam oluşudur. Milli ve manevi değeri olmayan, kökünden kopan, öz değerlerine yabancılaşan toplumların tarihten silinmesi kaçınılmazdır" diye konuştu. "Hiçbir tehdide eyvallah demeyiz, diyemeyiz" Türkiye’nin, Siyonist algı ve istihbarat oyunlarının tuzağına kapılacak yeni yetme bir devlet olmadığının altını çizen Bahçeli şöyle konuştu: "ABD ile İsrail’in İran karşısında teklemeye başladığı, iç kamuoylarında ise çözülmelerin hız kazandığı anlaşılmaktadır. Savaşın bölgesel mahiyet kazanması, etnik ve mezhebi bir hüviyete bürünmesi hususunda kahredici bir provokasyon devrededir. Hatta Türkiye ile İran’ı karşı karşıya getirmek, İran’la Körfez ülkelerini çatıştırmak, bu suretle savaşın akışını değiştirmek amacıyla karanlık planların yapıldığı da esasen sır değildir. Stratejik bilgi çift katmanlıdır. Bir yandan dış çevreyi anlamayı, diğer yandan da sahip olunan kapasiteyi doğru tartmayı gerektirmektedir. Türkiye gelişmeleri doğru anlarken, kendi kapasitesini bilmekte, stratejik dengeleme ve doğrulamayı yapmaktadır. Hiçbir tehdite eyvallah demeyiz, diyemeyiz. Bununla birlikte Siyonist-emperyalist menşeli derin çukura düşecek, algı ve istihbarat oyunlarının tuzağına kapılacak yeni yetme bir devlet de hiç değiliz."
Malatya Malatya eğitiminde bir marka: Çamlıca Koleji başarılarıyla dikkat çekiyor Akademik başarıları, son yıllarda sporda elde ettiği dereceler ve köklü eğitim geleneğiyle Malatya’nın eğitim hayatında önemli bir yere sahip olan Çamlıca Koleji, son 5 yılda çıkardığı 8 Türkiye birinciliğiyle dikkat çekiyor. Malatya’da özel eğitim kurumları arasında uzun yıllardır öne çıkan Çamlıca Koleji, ortaya koyduğu akademik ve sportif başarılarla şehirde eğitimin gelişimine yön veren kurumlar arasında gösteriliyor. Eğitim camiasında "Malatya eğitiminin lokomotifi" olarak nitelendirilen kurum, öğrenci başarısını merkeze alan disiplinli eğitim modeliyle öne çıkıyor. Kurulduğu günden bu yana bilimsel eğitim anlayışını esas alan kolej, yalnızca sınav başarısını değil, öğrencilerin sosyal, kültürel ve sportif gelişimini de önemseyen çok yönlü bir eğitim yaklaşımı benimsiyor. Son yıllarda akademik başarılarıyla sık sık gündeme gelen kurumun öğrencileri, özellikle son beş yıl içerisinde elde edilen 8 Türkiye birinciliği ile önemli bir başarı grafiği ortaya koydu. Eğitimciler, bu başarıyı planlı çalışma sistemi, güçlü öğretmen kadrosu ve öğrenci odaklı eğitim anlayışının doğal sonucu olarak değerlendiriyor. Çamlıca Koleji, akademik başarının yanı sıra spor alanında elde ettiği derecelerle de dikkat çekiyor. Farklı spor branşlarında kazanılan başarılar, kurumun öğrencilerin fiziksel ve sosyal gelişimine de önem verdiğini ortaya koyuyor. Kurumun başarısının arkasında 30 yılı aşan eğitim tecrübesi ve güçlü bir eğitim sistemi bulunuyor. Ortaklarının tamamının öğretmen kökenli olması, eğitim süreçlerinin sahadan gelen deneyimle yönetilmesine katkı sağlıyor. Matematik öğretmeni kimliğiyle uzun yıllardır eğitim alanında çalışmalar yürüten Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Sarıtaç’ın kurumun vizyonunun belirlenmesinde önemli rol oynadığı ifade edilirken, kampüsün eğitim faaliyetlerini yürüten Kampüs Müdürü ve Türkçe öğretmeni Ferdi Polat’ın da disiplinli eğitim anlayışı ve öğrenci odaklı yaklaşımıyla akademik başarının sürdürülebilir hale gelmesinde etkili olduğu belirtiliyor. Kolejin elde ettiği başarıların yalnızca kurum öğrencileriyle sınırlı kalmadığı, aynı zamanda Malatya’da eğitim alanındaki rekabeti ve kaliteyi artırarak şehrin eğitim vizyonuna katkı sunduğu ifade ediliyor. Bilimsel düşünceyi, akademik başarıyı ve karakter eğitimini bir arada ele alan eğitim modeliyle Çamlıca Koleji, geleceğe yön verecek nesiller yetiştirmeyi hedefliyor. Kurumun ortaya koyduğu istikrarlı başarı grafiğiyle önümüzdeki yıllarda da Malatya’nın eğitim hayatında önemli rol oynamaya devam etmesi bekleniyor.
Ankara AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Tuncer: "Türkiye, üç boyutlu kentsel tasarım temelli yeni bir döneme hazırlanmaktadır" AK Parti Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanlığı ile AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programında mimar ve mühendis kadınlar bir araya geldi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanı Sevilay Tuncer, "Türkiye, üç boyutlu kentsel tasarım temelli yeni bir döneme hazırlanmaktadır" dedi. AK Parti Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanlığı ve AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı ortaklığında AK Parti Kongre Merkezi’nde iftar programı düzenlendi. Programa, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanı Sevilay Tuncer ile AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Tuğba Işık Ercan’ın yanı sıra mimar ve mühendis kadınlar katıldı. Kur’an tilaveti ile başlayan iftar programı açılış konuşmalarıyla devam etti. "Kadın vicdanının yön vermediği bir kalkınma eksik kalır" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanı Sevilay Tuncer, mimarlık ve mühendisliğin sadece bir meslek olmadığını belirterek, "Mimarlık, mekana ruh vermektir. Mühendislik, hayata düzen vermektir. Şehircilik ise insanın güvenliğini, huzurunu, aidiyetini ve geleceğini kurmaktır. Yani çocuklarımızın güvenle oynayacağı sokağı, ailenin huzurla yaşayacağı mahalleyi, yaşlının zorlanmadan erişeceği kamusal alanı, gençlerin umutla tutunacağı geleceği inşa ederiz. Ve ben şuna bütün kalbimle inanıyorum ki; kadın elinin değmediği bir şehir eksik kalır. Kadın sezgisinin dokunmadığı bir tasarım eksik kalır. Kadın vicdanının yön vermediği bir kalkınma eksik kalır" ifadelerini kullandı. "Türkiye, üç boyutlu kentsel tasarım temelli yeni bir döneme hazırlanmaktadır" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde AK Parti olarak siyaseti hayatın tam merkezinde konumlandırdıklarını aktaran Tuncer, "Şehirciliği yalnızca teknik bir konu değil; insanı, çevreyi, kültürü, sosyal adaleti ve güvenliği birlikte ele alan büyük bir medeniyet meselesi olarak görüyoruz. Bu nedenle Türkiye, geleneksel iki boyutlu imar anlayışını aşarak, şehirciliği daha ileri bir seviyeye taşımakta ve üç boyutlu kentsel tasarım temelli yeni bir döneme hazırlanmaktadır" ifadelerine yer verdi. "Büyük ve güçlü Türkiye’mizin inşasında, daha azimli, daha kararlı bir şekilde yolumuza devam ediyoruz" Tuncer, hedeflerinin kadınların başarılarının alkışlandığı ama hala istisna sayıldığı bir düzen olmadığını belirterek, sözlerine şöyle devam etti: "Bizim hedefimiz, kadınların başarısının olağan olduğu bir Türkiye’dir. İnanıyorum ki önümüzdeki dönemde kadın mimarlarımız ve mühendislerimiz; daha çok görünür, daha çok söz sahibi olacak, daha çok yön verecek, daha çok karar alacak, daha çok iz bırakacaktır. Belki bazen çok yorulduk. Belki bazen çok yalnız kaldık. Belki bazen emeğiniz geç fark edildi. Belki bazen fazlasını ispat etmek zorunda kaldık. Ancak; bu ülkenin bize ihtiyacı var, bu toplumun bizim aklımıza ihtiyacı var. Bu milletin bizim emeğimize ihtiyacı var. Bu geleceğin vicdanımıza, dirayetimize ve cesaretimize ihtiyacı var. Bu anlayışla büyük ve güçlü Türkiye’mizin inşasında, daha azimli, daha kararlı bir şekilde yolumuza devam ediyoruz." AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Tuğba Işık Ercan ise kadınların bugün birçok stratejik alanda yer aldığını ifade ederek, "Bir mimar ya da mühendis olarak kadınlar, kimi zaman bir köprü tasarlıyorsunuz; iki yakayı birleştiriyorsunuz. Kimi zaman bir bina inşa ediyorsunuz; bir aileye yuva kuruyorsunuz. Kimi zaman, bir altyapı projesi geliştiriyorsunuz; bir şehrin nefes almasını sağlıyorsunuz. Yani meslekleriniz, yalnızca teknik bir alandan öte, aynı zamanda toplumun yaşam kalitesini, şehirlerin kimliğini ve geleceğin kalkınma perspektifini şekillendiren stratejik alanlardır. Bu nedenle bu alanlarda kadınların varlığı sadece bir temsil meselesi değil, toplumun bakış açısını yansıtmak için bir zorunluluktur" dedi. "Büyük inşaların tam ortasında kadın mühendislerin ve mimarların olması bir tercih değil zorunluluktur" Türkiye’nin bugün savunma sanayiinde, uzay teknolojisinde, enerji altyapısında ve kentsel dönüşümde dünyayla yarışır hale geldiğini dile getiren Ercan, "Bugün STEM alanında, laboratuvarlarda, şantiyelerde kadınların ayak sesleri her zamankinden daha gür çıkıyor. Eskiden ‘kadın işi değil’ denilen ne varsa, bugün kadınların imzasıyla birer gurur tablosuna dönüşüyor. Gökyüzünde süzülen İHA ve SİHA’larımızın yazılımlarında genç kadın mühendislerimizin zekası var. Karadeniz’in derinliklerinden çıkardığımız doğalgazda, Gabar’da fışkıran petrolde, yerli otomobilimiz Togg’un tasarımında kadınların alın teri var. Bu tablo Türkiye Yüzyılı’nın en büyük teminatıdır. Tüm bu büyük inşanın tam ortasında kadın mühendislerin ve mimarların olması; bir tercih değil, bir zorunluluktur" diye konuştu.