POLİTİKA - 05 Ocak 2026 Pazartesi 20:22

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "2025 yılında burs ve öğrenim kredisi kapsamında; lisans öğrencilerimize 3 bin lira, yüksek lisans öğrencilerimize 6 bin lira, doktora öğrencilerimize ise 9 bin lira destek sunuyorduk. 2026 yılı itibarıyla bu rakamları yüzde 33 oran

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "2025 yılında burs ve öğrenim kredisi kapsamında; lisans öğrencilerimize 3 bin lira, yüksek lisans öğrencilerimize 6 bin lira, doktora öğrencilerimize ise 9 bin lira destek sunuyorduk. 2026 yılı itibarıyla bu rakamları yüzde 33 oran

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "2025 yılında burs ve öğrenim kredisi kapsamında; lisans öğrencilerimize 3 bin lira, yüksek lisans öğrencilerimize 6 bin lira, doktora öğrencilerimize ise 9 bin lira destek sunuyorduk. 2026 yılı itibarıyla bu rakamları yüzde 33 oranında artırarak; lisans öğrencilerimiz için 4 bin liraya, yüksek lisans öğrencilerimiz için 8 bin liraya, doktora öğrencilerimiz için 12 bin liraya yükseltiyoruz."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Akli dengesi bozuk şahsın ‘canlı bombayım’ demesi üzerine hastanede panik yaşandı Hatay’da hastaneye gelen bir şahsın ‘Canlı bombayım’ demesi üzerine kırmızı alarm verildi. Alarm üzerine hasta yakınları yoğun bakımdaki yakınlarını bahçeye çıkarırken, polis ekiplerinin çalışmasında ihbarın asılsız olduğu ve şahsin akli dengesinin yerinde olmadığı ortaya çıktı. Olay, Antakya ilçesi Gülderen Mahallesi’nde bulunan Hatay Eğitim ve Araştırması’nda yaşandı. Hastanenin Acil bölümde bir şahsın üzerinde bomba olduğunu söylemesi üzerine hastanede kırmızı alarm verildi. Alarm üzerine hastanede panik yaşandı ve vatandaşlar yoğun bakımdaki hastalarını dışarı çıkardılar. İhbar üzerine bölgeye; Polis, itfaiye, AFAD ve çeşitli kurumlardan ekip sevk edildi. Çevredeyse Polis Özel Hareketleri güvenlik önlemi aldı. Polis ekiplerinin şahısla kurdukları diyaloglarda B.O. isimli şahsın akli dengesinin yerinde olmadığı ortaya çıktı. Panik üzerine hastane çevresinde yoğunluk oluşturan vatandaşlar, meraklı bakışlarla ekiplerin çalışmalarını cep telefonuyla görüntülediler. Polis ekiplerinin ve il sağlık müdürlüğü ekiplerinin vatandaşlara ihbarın asılsız olduğunu söylemesi üzerine vatandaşlar hastaneye döndüler. Tedavi için hastaneye gelen vatandaşlar, kırmızı kodlu alarm üzerine panik yaşadıklarını söylediler. Hatay Valiliğinden yapılan açıklamada; "Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıklarından kaydı bulunan B.O. adlı şahıs üzerinde canlı bomba olduğunu iddia etmiştir. Anlık müdahale edilmiş, Hastanede gerekli tedbirler ivedilikle alınmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda ihbarın ASILSIZ olduğu belirlenmiştir. Asılsız ihbarda bulunan ve kontrol altına alınan B.O. adlı şahıs ile ilgili tahkikata başlanmıştır. Hastanemizde hizmet vermek ile ilgili herhangi bir olumsuzluğun bulunmadığı kamuoyuna saygıyla duyurulur" ifadelerine yer verildi.
Adana Adana’da 4 günde 128 bin balon balığı toplandı Adana’da balıkçılar tarafından 4 günde 128 bin balon balığı Akdeniz’den toplanarak Karataş İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğüne teslim edildi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nca, deniz ekosisteminde istilacı tür olarak yer alan balon balığının populasyonunun azaltılması amacıyla yürütülen destekleme çalışmaları kapsamında, 2026 yılı balon balığı alımları başladı. Adana’nın Akdeniz’e açılan önemli ilçelerinden Karataş’ta balon balığı avcılığı yapan balıkçılar, 2026 yılı alımlarının başlamasıyla birlikte avladıkları balon balıklarını Karataş İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğüne teslim etmeye başladı. Uygulama sayesinde, balon balığı populasyonunun azaltılmasıyla birlikte diğer balık türlerinin korunması ve sürdürülebilir balıkçılığın desteklenmesi hedefleniyor. 2026 yılı alımlarının başlamasıyla birlikte, 4 gün içerisinde balıkçılar tarafından 128 bin balon balığı, desteklemeden faydalanmak üzere Karataş İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğüne teslim edildi. 13 Nisan 2024 tarihli tebliğ ile benekli balon balığında destekleme tutarı 12,5 TL’den 25 TL’ye, diğer balon balığı türlerinde ise 2,5 TL’den 10 TL’ye yükseltildi. 7 Ağustos 2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğ ile birlikte benekli balon balığı destekleme tutarı 35 TL olarak güncellendi. Adana’da 2022 yılında balon balığı avcılığı yapılmazken, 2023 yılında 315 balık karşılığında 787 TL destekleme ödemesi gerçekleştirildi. 2024 yılında 42 bin balon balığına karşılık 23 balıkçıya toplam 424 bin 500 TL, 2025 yılında ise 83 bin 309 balon balığına karşılık 915 bin TL destekleme ödemesi yapıldı.
Mersin Prof. Dr. Halil Kumbur: "Su kaynakları iyi yönetilmezse Türkiye su fakiri olacak" Çevre uzmanı Prof. Dr. Halil Kumbur, 2026 yılına girerken Türkiye ve Mersin’de çevre sorunlarının giderek derinleştiğini belirterek, özellikle su kaynakları konusunda ciddi uyarılarda bulundu. Küresel ısınma, iklim değişikliği ve kuraklığın en yıkıcı etkilerinin su kaynakları üzerinde hissedildiğini ifade eden Kumbur, Türkiye’nin iyi bir su yönetimi planlaması yapılmadığı takdirde yakın gelecekte ’su fakiri’ ülkeler arasında yer alacağını söyledi. Prof. Dr. Kumbur, küresel ölçekte sınır tanımayan çevre sorunlarının yanı sıra hava, su, toprak ve atık kirliliği, plansız kentleşme, gürültü ve görüntü kirliliği gibi yerel çevre sorunlarının da günümüzde büyük önem taşıdığını vurguladı. Bu sorunların Mersin’de de belirli ölçülerde yaşandığını ifade eden Kumbur, çevre ve insan haklarının 21. yüzyılın yükselen değerleri olmasına rağmen küresel güçler tarafından çıkar amaçlı kullanılabildiğine dikkat çekti. "Su, geleceğin en stratejik kaynağı" Dünyadaki su varlığının yüzde 71’inin gezegenin yüzeyini kaplamasına rağmen, bunun çok büyük bir bölümünün okyanuslarda bulunan tuzlu sudan oluştuğunu belirten Kumbur, toplam su kaynaklarının yaklaşık yüzde 97,5’i tuzlu su iken, yalnızca yüzde 2,5’inin tatlı su niteliği taşıdığına dikkat çekti. Ancak bu yüzde 2,5’lik tatlı suyun da büyük kısmının buzullarda ve yer altı rezervlerinde bulunduğunu söyleyen Kumbur, akarsu ve göller gibi doğrudan erişilebilir tatlı su miktarının ise son derece sınırlı olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Halil Kumbur, göl ve akarsuların bir bölümünün de acı su özelliği taşıması nedeniyle, dünyadaki toplam su varlığının yalnızca yaklaşık yüzde 0,3 ila 0,5’inin içme ve kullanma suyu olarak fiilen erişilebilir durumda olduğunu vurguladı. Bu durumun, suyun sanılanın aksine sınırsız değil, son derece kıt ve stratejik bir kaynak olduğunu açıkça ortaya koyduğunu ifade etti. Türkiye’nin, Akdeniz ülkeleri arasında iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek ülkelerden biri olduğuna dikkat çeken Kumbur, Doğu Akdeniz su havzasında yer alan Mersin’de son yıllarda su kaynaklarında yüzde 40’a varan azalmalar yaşandığını belirtti. Türkiye’de kişi başına düşen yıllık su miktarının 2025 itibarıyla yaklaşık bin 300 metreküp olduğunu belirten Prof. Dr. Kumbur, bu rakamın 2040 yılında 700 metreküplere düşmesinin beklendiğini ve bunun da Türkiye’yi ’su fakiri’ ülke konumuna getireceğini dile getirdi. "Suyun yüzde 76’sı tarımsal sulamada kullanılıyor" Mevcut suyun yaklaşık yüzde 76’sının tarımsal sulamada, yüzde 14’ünün içme-kullanma ve yüzde 10’unun sanayide kullanıldığını aktaran Kumbur, özellikle sulama tekniklerinin mutlaka gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi. Aksi halde mevcut su kaynaklarının gelecekte ihtiyaçları karşılamaya yetmeyeceğini vurguladı. Mersin’in yıllık 7,4 milyar metreküplük yer üstü ve yer altı su potansiyeline sahip olduğunu belirten Kumbur, suyun bulunduğu alanlar ile ihtiyaç duyulan bölgeler arasında uyumsuzluk yaşandığını, kayıp-kaçaklar ve depolama sorunlarının da önemli bir problem olduğunu ifade etti. Mersin’den Konya Ovası’na ve KKTC’ye su aktarımı Mersin’in önemli su kaynaklarından Göksu Nehri’nden Mavi Tünel Projesi ile Konya Ovası’na yıllık 414 milyon metreküp su aktarıldığını hatırlatan Kumbur, Anamur Dragon Çayı’ndan ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yıllık 75 milyon metreküp su iletildiğini belirtti. Bu nedenle Mersin için su havzalarının korunması, kuraklık risk haritalarının hazırlanması, su bütçesinin oluşturulması, atık suların geri kazanımı ve yağmur sularının değerlendirilmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı. "İklim Kanunu önemli ama maliyetli" Türkiye’nin Paris İklim Anlaşması kapsamında 2035 yılına kadar sera gazı emisyonlarını yüzde 41 azaltma ve 2053 yılında net sıfır emisyon hedefini benimsediğini hatırlatan Kumbur, bu hedefler doğrultusunda 9 Temmuz 2025’te ’İklim Değişikliği ile Mücadele ve Uyum Kanunu’nun yürürlüğe girdiğini ifade etti. Kanunla birlikte enerji, sanayi, tarım, ulaşım ve inşaat gibi sektörlerde ciddi maliyetler oluşacağını belirten Prof. Dr. Kumbur, bu sürecin kamu ve özel sektör iş birliğiyle, planlı ve destekleyici politikalarla yürütülmesi gerektiğini söyledi. "Mersin’in bir dünya kenti olabilmesi, ancak yaşanabilir ve temiz bir çevreyle mümkündür" diyen Kumbur, çevre sorunları çözülmüş bir Mersin’in tüm Mersinlilerin ortak arzusu olduğunu sözlerine ekledi.